Arama:

Etiket Bulutu







May, 2009

Canlı Yayın…

31.05.2009

gulencocuk3

On yıllık evli olan bir çift, tatil günü evde televizyon seyretmekten sıkılmışlar ve yatak odasına geçmeye karar vermişler. Ancak, yedi yaşındaki çocukları evde olduğu için bu da mümkün değilmiş.

Karısıyla beraber olmak için fırsat kollayan adam, oğlunu çağırmış:
-Oğlum, hadi biraz sokağa çık, gez, oyna.
Sokağa gitmek istemeyen afacan omuzlarını silkerek cevap vermiş:
-Bana ne, bana ne!.. Canım sokağa çıkmak istemiyor.
Babası biraz düşündükten sonra demiş ki:
-Öyleyse, annenle ben odamıza geçelim, sen de balkona çık, etrafta neler olup bitiyor, yüksek sesle bize rapor et!..
Babasının bu sözü, canı oyun oynamak isteyen çocuğun aklına yatmış ve sevinçle el çırpmış:
-Tamam baba!..
Annesiyle, babası yatak odasına giderken, oğlan da balkona çıkmış; Başlamış canlı yayına:
-Şu anda bizim sitenin otoparkına yabancı bir araç park etti… Şimdi de Aygaz arabası sokağa giriş yaptı… Yaşlı bir kadın markete giriyor…
Kısa bir sessizlik ve canlı yayına devam:
-Yan komşumuz Ahmet Bey amcayla, karısı Necla teyze yatak odasında sevişiyorlar…
Yatakta olan annesiyle, babası şok olmuş. Hayretler içinde kalan adam oğluna sormuş:
-Oğlum, nereden çıkardın şimdi bunu?
-Hiç, küçük kızları Ayşe balkonda dikiliyor da!..

Bizim Çocuklar…

30.05.2009

kavga

Mişon’nun karısı ölmüş, iki küçük çocukla kalakalmış. Erkek adam küçük çocuklara nasıl bakacak? Evlenmeye karar veren Mişon, iki çocuklu dul bir bayanla hayatını birleştirmiş. İki çocuk Mişon’un, iki çocuk da hanımın; etti mi dört çocuk?
Aradan seneler geçmiş, iki çocukları daha olmuş. Bir gün Mişon’la hanımı televizyonda akşam haberlerini izliyorlarmış, çocukların odasından bağırışlar ve gürültüler gelmeye başlamış, karısı seslenmiş:
-Mişon git bak, ne oluyor?
Mişon da gidip bakmış ve bir karış suratla geri dönmüş, karısı sormuş:
-Ne oldu Mişon?
Ağlayacak hale gelen Mişon, dert yanmış:
-Senin çocuklarla, benim çocuklar bir olmuşlar!..
-Eee?
-Bizim çocukları dövmüşler!..

Sudan… Açlık

30.05.2009

sudan

Sudanlι aç bir çocugun incecik siyah teni, narin kemikleri ve günesten pismis öne egik basι.

Küçük kιzιn açlιktan bir adιm daha atacak gücü kalmamιs.

Yere kapaklanmιs, emekleyerek bir kaç kilometre ilerideki yardιm kampιna gitmeye çalιsιyor.

Biraz arkasιnda ise bir akbaba sabιrla bekliyor. Ölse de yesem diye.

Ve küçük kιz için inanιlmaz bir fιrsat doguyor:

Küçük kιzι kurtarabilecek bir insan olayι görüyor ve yanιna yaklasιyor.

Ve iste zamanιn durdugu an:

Kιzιn bu halini gören gazeteci Kevin Carter, fotograf makinesi ile bu anι donduruyor ve çektigi bu fotografla hayalindeki Pulitzer ödülünü 1994 yιlιnda alιyor. 1994 yιlιnda Sudan da çekilen bu fotograf Afrikada ki açlιgιn simgesi oldu ve belkide bir çok insan bu fotograf sayesinde açlιktan kurtuldu.

Ancak insanlar olayι sadece bir fotograf karesi olarak görmüyorlardι, Kevin Carter e olayιn devamιnι yani küçük kιza ne oldugunu sordular.

Cevap en az fotograftaki manzara kadar içler acιsιydι:

Carter, küçük kιza yardιm etmedigini ama fotograf çekerken akbabanιn korkup kaçtιgιnι, kιzιn yasayιp yasamadιgιnι bilmedigini ama yasιyor olmasι gerektigini, çünkü gιda yardιmι yapιlan Amerikan üssünün pek de uzakta olmadιgιnι söyledi.

insanlarιn Carter a o anda ne cevap verdi bilemiyoruz, ancak Carter 3 ay sonra kendince bir cevap buldu. Fotograf makinesini elinden bιrakιp, bahçe hortumunu arabasιnιn egsozuna takιyor ve intihar ediyor. Kevin Carter in bιraktιgι intihar notunda bu fotografla ilgili veya içinde bir takιm ιzdιraplar oldugunu gösterecek her hangi bir ifade bulunmadιgι belirtiliyor…

Ben Türküm

30.05.2009

yayagecidi

Bir gün Viyana’da bir Avusturyalı, bir Türkün arabasına binmiş.
Yolda giderken trafik lambalarını olduğu yere gelmişler.
Kırmızı ışık yanmasına rağmen, bizim Türk gaza basıp geçmiş. Avusturyalı şaşkın şaşkın sormuş:
-Kırmızı ışıkta niye geçtin?
Bizimki kendinden emin bir ifadeyle yanıtlamış:
-Ben Türküm!..
Yola devam etmişler ve karşılarına yine kırmızı ışık gelmiş, bizim Türk gaza basıp geçmiş. Avusturyalı biraz da alaylı bir ifadeyle sormuş:
-Niye kırmızıda geçtin?
Bizimki de aynı emin ifadelerle cevap vermiş:
-Ben Türküm!..
Epeyce bir yol aldıktan sonra yine lambalara yaklaşmışlar.
Trafik ışıkları yeşil yanıyormuş, bizim şöför durmuş.
İyice şaşıran Avusturyalı:
-Yahu niye durdun? Devam etsene!..
Bizim Türk çekingen bir sesle yanıt vermiş:
-Olmaz, her an bir Türk geçebilir!..

Papaz ve Reis…

28.05.2009

 kizildereli

Afrika’da, çok geri kalmış olan bir köye gelen bir papaz, yerlileri eğitmeye çalışıyormuş.
Her sabah insanların iyilik yapmalarını, birbirlerine karşı iyi davranmalarını vaaz ederken, öğleden sonraları da kabilenin reisine, ingilizce öğretmeye çalışırmış.
Bir gün papaz yanına kabile reisini alıp dolaşmaya başlamış.. Bu arada gördükleri şeylerin Ingilizcelerini de söyleyerek reisin bilgisini arttırmaya çalışıyormuş..
Bir kayanın önünde papaz ‘Kaya’ demiş, reis de ‘Kaya’ diye tekrar etmiş.
Bir göle gelmişler, papaz ‘Göl’ demiş, reis de ‘Göl’ deyince papaz sevinip, ‘Aferin’ demiş.
Biraz sonra çalılıkların arasında sevişen bir çifte rastlamışlar. Papaz biraz kızarmış ve yutkunarak ‘Bisiklete binmek’ demiş.
Reis sevişenlere şöyle bir bakmış ve tüfeği ile ateş ederek her ikisini de öldürmüş.
Papaz şaşkınlık içinde bağırmış
‘Ne yapıyorsun. Bunca zamandır sizi medenileştirmek için uğraşıyorum, insanlara karşı iyi davranmanızın lâzım olduğunu, bunu tanrının istediğini anlatıyorum.. Şu yaptığın işe bak!’ 
Reis parmağı ile ölü kadını göstermiş ve;
‘Benim bisikletim’ demiş.

Paylaşmak…

28.05.2009

yaslilar

Soğuk bir kış akşamı, MacDonalds’ın kapısından içeri yaşlı bir amcayla teyze girmişler, bir masaya oturmuşlar.
Derken amca, kasaya gidip 1 hamburger, 1 büyük boy patates ve bir büyük Cola almış.
Elinde tepsiyle masaya dönmüş, hamburgeri ikiye bölerek yarısını teyzenin önüne koymuş, sonra bütün patatesleri tek tek soyarak onlarında yarısını teyzeye vermiş, sonra Cola kutusunu da ortaya koymuş, önce bir yudum kendisi içiyor sonra da teyze bir yudum alıyormuş.

Herkes ne tatlılar, iki tonton buraya gelmişler, bir kişilik yemeği ikisi yiyorlar zavallıcıklar diye onları izliyormuş.

Derken bir de bakmışlar ki teyzenin önünde hamburgerle patatesler olduğu gibi duruyor, kocasının afiyetle yemek yiyişini seyrediyor arada bir de Cola’dan bir yudum alıyormuş. Sonunda orda çalışanlardan biri dayanamamış, yanlarına gitmiş:

-Afedersiniz, ben sizi izlemekten kendimi alamadım lütfen izin verin size bir mönü kendim ısmarlayayım.

– Yaşlı amca teşekkür ederiz ama biz halimizden memnunuz.60 yıldır evliyiz ve her şeyimizi işte böyle paylaşırız demiş.

Bunun üzerine genç adam teyzeye dönmüş:

-Peki ama teyzeciğim, siz neden hamburgerinizi patateslerinizi yemiyorsunuz, neyi bekliyorsunuz?

Yaşlı teyze cevap vermiş :

-Dişleri…!!

İlk İnsan…

27.05.2009

ilkinsan


Küçük kız annesine “İlk insan nasıl dünyaya geldi” diye sormuş,
“Tanrı Adem ve Havva’yı yarattı,
çocukları oldu ve insanoğlu yeryüzüne yayılmaya başladı yavrum” diye izah etmiş annesi..
Birkaç gün sonra küçük kız aynı soruyu babasına sormuş..
“Binlerce yıl önce maymunlar vardı” demiş babası,
“Bizler de evrim geçirerek onlardan türedik..”
Farklı iki cevaptan aklı karışan kız annesine gidip
“Nasıl olur anne” demiş
“Sen bana insanın Tanrı tarafından yaratıldığını, babam da maymunlardan geldiğini söylüyor.. Karıştırıyorum..”
“Karıştırıcak bir şey yok” demiş annesi gülerek,
“Ben sana kendi ailemin geçmişini anlattım.
Baban da kendi ailesininkini anlatmış, bir tanem..!”

Maskeli Balo…

23.05.2009

elmasekeri

Bir bacagı tahta olan ve kafası kel olan bir adam, Maskeli Baloya gitmek ister ve bir organizasyon sirketine telefon eder.

Bana özurlerimi kapatacak bir kostüm yollayιn der..

Ertesi gün gelen kutunun icinde bir adet korsan elbisesi, şapkasι ve göz kapatma bandι ile, ekinde bir de not vardιr.

Bu elbise ile korsan olursunuz, şapka ile keliniz gözükmez, korsanlarda tahta bacak olur zaten kimse özürlü olduğunuzu anlamaz.

Adam telefon açar sirkete…Benimle dalga mι geçiyorsunuz başka elbise gonderin…

Gelen ikinci kutuda bir adet rahip elbisesi ve şapkasι vardιr.

Ekindeki not ta; -Bu uzun rahip elbisesi tahta bacağιnιzι kapatιr, şapkasι da kelinizi der.

Adam telefona sarιlιr.. Siz benimle maytap mι geçiyorsunuz manyakmιsιnιz..Başka bir şey gonderin..

Ve bir kutu daha gelir ertesi gün…

Adam kutuyu açar ve sadece bir kavanoz ELMA REÇELİ görür.

Ekteki notu okur…

Bu elma reçelini kel kafanιza sürün, Tahta bacağιnιzι kιçιnιza sokun. Böylece maskeli baloya ELMA ŞEKERİ olarak gidersiniz…


Medyayla papaz olma…

22.05.2009

alt

Bir ülkede bir bakan, kendisini gezetecilere hiç sevdirememis.Ne yapsa yaranamιyor.

Basιn her gün kendisiyle ugrasιyordu.

Nihayet, “öyle birsey yapayιm ki, gazeteciler mat olsun” diye düsündü ve ilan etti:

“Pazar günü saat 10’da denizin üzerinden yürüyerek geçecegim”

Pazar sabahι saat 10’da tüm basιn mensuplarι orada toplandιlar.

Bakan geldi, elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye basladι.

Sonunda karsι kιyιya ulastι.

Herkesin gözleri dehsetle açιlmιstι, herkes saskιndι.

Fakat ertesi gün tüm gazetelerde su baslιk vardι:

“Bakan yüzme bilmiyor.”

Memurlara dikkat!…

22.05.2009

alt

Asιrι sinirli biri, havalimanιnda check-in bankosu’ndaki ilgili memura hak etmediği halde, etmediği hakareti bιrakmamιş..

Müsterinin abartιlι kabalιğι karşιsιnda, banko memuru sakin ve güleryüzlü bir şekilde davranιyor, hiç cevap vermeden işine devam ediyormuş..

Adam işi bitip gidince, bir arka sιradaki müşteri

– “Sizi tebrik ederim..!” demiş memura,
– “Hiç tahrike kapιlmayιp nezaketinizi sürdürdünüz.. Ama bu kadarι da yanlιş.. Yapabileceğiniz bir şeyler olmalι..”
– “Olmaz olur mu, var efendim..” demiş, memur gülümseyerek,
– “Şerefsiz New York’ a gidiyor, Bavullarι Bangkok’a…” 🙂