Arama:

Etiket Bulutu







July, 2009

Can Yücel’den

02.07.2009

hasta

Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora götürülür.
Koca devletin koca doktoruna.
Doktor hastaya fitil verir ve köye döndüklerinde, hastaya fitili anüsten
vermelerini söyler.
Köylüler tabi ‘Tamam Dohtor Bey’ deyip köye giderler.
Köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse bu kelimenin
ne anlama geldiğini bilemez..
Bu nedenle de bir türlü ilacı veremezler hastaya.
Hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir.
Bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir.
Ama kimse buna yanaşmaz.
Ne cüret dimi… Doktoru arayacak bir köylü.
Neyse durumun vahameti üzerine Muhtar aramayı kabul eder.
Bütün köylü toplanır santrale, Muhtar Arar.
“Biz ne yapacaamızı bilemedik Dohtor Bey” falan der.
Karşıdan doktor bişeyler söyler.
Muhtar döner arkasına:
“Makattan verin dedi Dohtor” der.
Yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini yollayıp sordururlar
ama makat ne bilen yoktur
Hasta ise gitti gidecek, Ateşler içinde kıvranıyor.
İhtiyar meclisi toplanır. Son çare, Doktorun birkez daha aranmasına karar verilir. Yine kimse aramak istemez Doktoru.
Nihayetinde yine biri kandırılır. Telefonun başına geçer ama bir
yandan da söylenmektedir:
“Çok kızacak Dohtor Çok!!!” Diye.
Sonunda telefonu açar, durumu anlatır.
Doktor bişeyler söyler yine.
Telefondaki köylü, yüzü allak bullak, arkasına döner:
“Çok Kızacak Demiştim; Dötüne Sokun Dedi”

Saat

02.07.2009

capkin


Çapkın bir adam bir bara girer. Barda çok çekici bir kadın görür ve
hemen kadının yanına gider ve oturur.

Meraklı bir şekilde sürekli olarak kol saatine bakmaya başlar. Yanında oturan kadın bir süre sonra
dayanamaz ve :

– Randevunuza gelecek arkadaşınız geç mi kaldı?.. diye sorar. .. Adam :

– Hayır. ..Sadece günümüzün en modern ürünü olan bu saati yeni satın aldım… Test ediyorum…
– En modern saat mi? Ne farkı var bu saatin?
– Benimle beyin dalgalarını kullanarak iletişim kurabiliyor.
– Peki şimdi ne diyor?
– Sizin iç çamaşırı giymediğinizi söylüyor.
Kadın kıkırdayarak;
– Öyleyse saat arızalı olmalı. Çünkü benim iç çamaşırım var…
Adam mütebessim :
– Bu cihaz yine bir saat ileriyi gösteriyor…

Bilmece

02.07.2009

kucuktemel

Ahlak ve Mantık hocası, yeni ders yılında sınıfa bir bilmece ile girmiş:

“Sarıdır safran gibi,
Okunur kuran gibi,
Ya bunu bileceksin,
Ya bu gece öleceksin.”

En ön sırada oturan Ahmet, el kaldırıp bağırmış..

“Altın!..”

“Aferin oğlum” demiş hoca.. “Altın tabii. Beşi biryerdenin üzerinde Arap harfleri vardır, onu da biliyorsun. Altını bileceksiniz ama kölesi
olmayacaksınız. Para sizi esir alırsa, işte o zaman ölürsünüz.”

Sonra da Ahmet’e “Otur” demiş.. “On!..”

Ertesi gün derse, gene bilmece ile girmiş:

“Carşıdan aldım bir tane, Eve geldim bin tane..”

Ayse el kaldırıp ayağa firlamış bu kez:

“Nar!..”

“Aferin kızım” demiş Hoca.. “Nar tabii. Ama adına bakıp narı narenciye sanmayın sakın. Bilimsel adı Punica Granatum olan nar, nargiller ailesinden gelir. Narenciye ile arasındaki, isim benzerliğinden ibarettir.”

Sonra Ayşe’ye dönmüş..

“Otur kızım.. On!..”

Ertesi ders kapıdan içeri girmis ki hoca, sınıf karışık. Bağıranlar, çagıranlar. Sıraların üzerinde koşuşanlar falan..
Hocalarını görünce toparlanır gibi olmuşlar.

Hoca sert bir ifade ile bakmış çocuklara ve açmış ağzını:

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”

Temel firlamış en arka sıradan, şimşek gibi..

“Ceviz!!!…”