Arama:

Etiket Bulutu







February, 2010

300 Spartalı

28.02.2010

sparta1
sparta2
sparta3
sparta4
sparta5
sparta6
sparta7
sparta8
sparta9
sparta10
sparta31
sparta32

sparta13
sparta14
sparta15
sparta16
sparta17
sparta18
sparta19
sparta20
sparta22
sparta23
sparta25

Kaç yaşındayım?

26.02.2010

old-women


52 yaşında bir adam, son derece başarılı bir yüz gerdirme operasyonu geçirdikten sonra, yepyeni görüntüsünün
tadını çıkarmak ve insanları şaşırtmak icin şöyle bir dolaşmaya çıkmış.
Önce bayiden gazetesini almış ve gazete satıcısına sormuş,
“Sence ben kaç yasındayım ahbap?”
Satıcı,
“Şeyy! 38 mesela?”
Adam zafer kazanmış gibi kahkaha atmış,
“Hahaha… bilemedin ben tam 52 yaşındayım!!!”
diyerek köşedeki Mac Donalds’ in yolunu tutmuş. Bir kahve söyledikten sonra kasiyer kıza sormuş,
“Küçük hanım, söyler misiniz, ben kaç yaşında gösteriyorum?”
Kız biraz düşünmüş ve
“35???”
Adam zevkten havalara uçacak..
“Hayırrr! Ben tam 52 yaşındayım!” diye bağırmış.
Tekrar sokağa çıkmış, bu kez de kaldırımda giden yaşlı bir kadının önüne fırlamış,
“Bayan size bir soru sorabilir miyim? Sizce ben kaç yaşındayım??”
Yaşlı kadın gülümsemiş,
“Bakın ben yaşlı bir kadınım ve artık gözlerim neredeyse hiçbirşeyi seçemiyor ama ben gençken bir erkeğin
yaşını bulmak icin çok basit bir yöntemim vardı. Elimi pantolonunuzun içine
sokup 20 saniye boyunca orada tutmama izin verirseniz size kaç yaşında olduğunuzu söyleyebilirim!”
Adam çok şaşırmış ama duydukları ilgisini çektiği için kadına izin vermiş.
Yaşlı kadın söylediğini yapmış ve …
“Evet… siz 52 yaşındasınız.”
Adam şokta,
“Şeyy! Ama nasıl bildiniz?”
Yaşlı kadın basmış kahkahayı,
“McDonalds’ da kasa kuyruğunda arkanızda ben vardım!”

Müteahhit

26.02.2010

apartman Bir yazarla açıkgöz bir müteahhit dost toplantısında tartışmaya başlamışlar.

Yazar:

– Para kazanmanın pek çok yolu vardır. Ama namuslu para kazanmanın tek yolu vardır…

Müteahhit meraklanmış:

– Nedir o?

Yazar taşı gediğine koymuş:

– Bilmediğinizi biliyordum.


Politika nedir?

18.02.2010

politika

Politikacı bir bürokrat yoksul bir adamı ziyarete gitmiş demiş ki:
“Senin oğlana bir eş bulalım, zamanı geldi artık.”
Adam: “Ben hayatımda oğlumun işine karışmadım.” demiş.
Bürokrat: “Ama demiş bu kız Rahmi Koç’un kızı”
Adam: “a aaa ..tamam o zaman” demiş ve durumu kabul etmiş.

Sonra bizim bürokrat Rahmi Koç’un evine gitmiş:
“Kızınız için harika bir koca adayı buldum” demiş.
Rahmi Koç şaşırarak: “Ama benim kızım daha çok küçük” diye itiraz etmiş.
Bürokrat: “Ama bu genç adam DÜNYA BANKASI’nda başkan yardımcısı” deyince.
Kızın babası: ” a aaa… tamam o zaman” diyerek duruma hemen razı oluvermiş.

Sonunda bizim bürokrat DÜNYA BANKASI başkanını ziyarete gitmiş ve demiş ki:
“Başkanım, size harika bir başkan yardımcısı adayı buldum”
Başkan: ” İyi ama benim zaten ihtiyacımdan fazla yardımcım var” deyince
Bürokrat: “Ama bu Rahmi Koç’un damadı” demiş.
Başkan da ” a aaaa…tamam o zaman” demiş.

İşte politika budur…

Kremlin

18.02.2010

kremlin

Rus devlet başkanı Brejnev Amerika’yı ziyaret ettiğinde Ford’un davetlisi olarak Beyaz Saray’daydı. Ziyaretin ertesi sabahı Ford Brejnev’e geceyi nasıl geçirdiğini sordu:

– Çok iyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm.
– Yaa ne gördünüz?
– Beyaz sarayda komünist bayrağının dalgalandığını gördüm.

Brejnev’in bu cevabına Ford karşılık vermedi. Bir yıl sonra Ford’da Rusya’ya ziyarete gitti. Sabah olunca Brejnev ona nasıl uyuduğunu sordu. Ford:

– İyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm.
– Ne gördünüz?
– Kremlin’de komünist bayrağı dalgalanıyordu.

Brejnev pek memnun olmuştu. Ford devam etti:

– Ama bayrakta acaip yazılar vardı.
– Ne yazıyordu ne yazıyordu?
– Vallahi okuyamadım zira yazılar Çince idi

Üç kafadar

16.02.2010

uckafadar

Üç arkadaş yolda gidiyormuş. Birisi kiliseyi görmüş ve diğer iki arkadaşına:
– “Bekleyin de şurada bir günah çıkarayım” demiş.
Sonra da kiliseye girerek papazın yanına gelmiş ve papaza:
– “Papaz efendi, ben bekarım ve nikahsız cinsel ilişkiye girdim. Günahımı çıkarır mısınız?” demiş.
Papaz da:
– “Oğlum sen şu filan filan yerdeki çalışan kızla mı ilişkiye girdin?” diye sormuş. Genç adam da:
– “Yok” deyince papaz bu sefer:
– “O zaman şu filan apartmanda oturan kızla mı ilişkiye girdin?” diye sormuş. Genç adam yine:
– “Hayır” demiş.
Papaz ise meraklıymış ve son bir tahminde bulunmuş:
– “Buldum! Şu karşıdaki lokantada çalışan kız… O mu?” diye sorunca
genç adam bu soruya da:
– “Hayır” diye cevap vermiş.
Papaz bu kızın kim olduğunu söylemesini isteyince genç adam papazın bu isteğini reddetmiş ve:
– “Söylemem” demiş.
Bunun üzerine papaz sinirlenir ve genç adamı kiliseden kovarak:
– “O zaman ben de senin günahını çıkarmıyorum” demiş.
Genç adam arkadaşlarının yanına döner. Diğer iki arkadaşı:
– “Ne oldu? günah çıkardın mı?” diye sorunca genç adam cevap verir.
– “Yok. Günah çıkarmadım ama, tam üç tane sağlam adres aldım.

Temel ve Dedesi

16.02.2010

temelvededesi

Temel torununa savaş hikayelerini anlatıyormuş:
– Savaşta düşmanlar etrafımızı sardı.. bizi esir aldılar.. Komutanları bize dedi ki:
– Şimdi iki seçeneğiniz var. Ya burada ölürsünüz, ya da burada hepinize tecavüz ederiz….
Torun hemen merakla sormuş,
– Peki sonra ne oldu dede?
Temel bir an duraksamış!!
– hepimizi öldürdüler…

Kolomb’ un Aklı…

16.02.2010

yumurta

Kardinal Mendoza bir kutlama sırasında yeni kıtanın keşfini çok önemli bir olay olarak nitelemiş ve bunu gerçekleştiren Kristof Kolomb’a övgüler yağdırmıştı. Bu, ona göre bir insanın dayanma gücü ve kararlılığının göstergesi, mücadeleden vazgeçmemesi sonucu elde edilen üstün bir başarıydı..

Bu konuşmayı dinleyen asil Ispanyol beyleri, duyduklarından pek rahatsız olmuşlardı. Özellikle bir yabancının (Kolomb, Ceneviz’ liydi.), böyle bir övgüye layık görülmesi onları mutlu etmemişti.

“Yeni dünya denilen yere giden yol hiç de sanıldığı kadar zor değildi” dediler. “Dünyanın denizi apaçık karşımızda duruyor, hiçbir Ispanyol denizcisi hedefi şaşırmazdı” diye devam ettiler.

Bu sözlere kızan ve yanıt vermek için söz alan Kolomb; “Ben kendi adıma bir şeyler kazanma tutkusundan çok uzaktayım” diye başladı konuşmasına ve şöyle devam etti; “Dünyada birçok zor iş vardır, ama birisi size onun nasıl yapıldiğını gösterdikten sonra, ‘ aaa.. Ne kadar kolaymış, bunu herkes yapar’ denir. Kolomb, bu arada hizmetçiden bir yumurta istemişti. “Şimdi siz soylu beylerden bir ricam olacak; Siz ekselansları şu elimde gördüğünüz yumurtanın, dik olarak masanın üstünde durmasını sağlayabilir misiniz acaba ?”

Ekselans yumurtayı bir tarafından tuttu, öteki tarafını çevirdi, başka türlü denedi ama başaramadı ve elindeki yumurtayı bir başka beye verdi. O da başaramadı ve bir başkasına verdi. Kimse başaramayınca da; “Bu mümkün değil yapılamaz!” diye hep bir ağızdan bağırdı, beyler.

Kolomb; “Tabii mümkündür, ben yapacağım ve siz ‘bunu herkes yapar’ diyeceksiniz” diye yanıtladı, beyleri. Mırıltılar içerisinde Kolomb yumurtayı eline aldı ve hafif bir vuruşla yumurtanın sivri ucunu kırmadan, içeri doğru giden kabugun üstünde durmasını sağladı.

Bu arada beyler; “Bunu herkes yapar!” diye bağırdılar.

Kolomb, onları şöyle yanıtladı; “Dogru bunu herkes yapabilir beyler, ama fark, sizin bunu yapabileceğiniz, fakat benim yapmış olmamdır.”

Savaş ilanı

16.02.2010

savas

Israil parlamentosunda bir savaş ilanı oylamaya konulacakmış.
Bu duruma göre ABD’ye savas açılacak, savaş kaybedilecek ve Japonya
örneğinde oldugu gibi askeri masraf yapılmayarak kısa sürede zengin
olunması planlanıyormuş. Tam oylamaya geçilecegi sırada bir parlamenterin
sesi duyulmuş :
— Peki, ya savaşı kazanırsak ?

Bankamatik …

15.02.2010

bankamatik

Şimdi bu benim hatun eşine az rastlanır cinsinden bir hatun olur.
Eskilerin “nevi şahsına münhasır” dediklerinden.
Macerası da boldur. 1993 yılındaydık. Uzunca bir dönem kullandığım FordTaunus arabamı bir beyaz Saab ile değiştirmiştim. Daha birkaç gün olmuştu herhalde, bir gece dışarı çıktık bir yerlere gezmeye gitmeye karar verdik. Ben hernekadar kredi kartı filan gibi zımbırtıları bol kullanırsam da yanımda nakit para az oldumu pimpiriklenirim.

Tam Sahray-ı Cedit meydanındaki İş Bankasının önünde durdum gecenin bir yarısında. Herhalde yemeğe çıkıyorduk ve de biraz da geç kalmıştık. Hanıma şurdan biraz para çeksene dedim bankamatiği gösterip. Homurdana homurdana indi. Benim bankamatik kartım olsa sen in diyecek de nakit para hazinemiz onun tekelinde. Genel kıyafet yönergesi abiye üzerine düzenlenmiştir benim hatunun.
Tabi bu düzenlemeyi yapan da bizzat kendisi. O gece de hatırladığım hafiften bir süslü kokoş mertebesine ulaşmış olduğu. O yüzden gece vakti yanlış anlaşılıp da uygunsuz teklifler almasın diye gözucu ile takipteyim. Allahtan bir dakika sonra önümüze yanaşan beyaz bir Tempradan hanım hanımcık bir bayan inip o da Bankamatiğe gitti de telaşım azaldı. O da
geçti bizimkinin arkasına sıra beklemeye başladı.Bizimkinin bir huyu vardır. Şu kollu kumar makinalarında bile diyelim bir çekişte 20 jeton kazandı ise neme lazım diye biraz bekleyip birkaç da tokat atar
makinaya.Belki bi 5 tane daha avantadan verir diye. Bankamatikten de parayı çekip makinaya hor davranmaya başladı.Nerde bu paranın faizi diyerekten. Alamayınca da sinirlenip söylene söylene arabaya doğru yürümeye başladı.


Ben tabii ilk hücumu karşılamak üzere teyakkuz durumuna geçip hafif siper aldım. Gözucu ile düşmanın atış menziline girmesini izliyorum. Yanaştı yanaştı ama birdenbire rota değiştirdi. Söylene söylene önümdeki Tempraya yürümeye başladı. İlk önce adama niye bu kadar yakın durdun filan gibi kızıp benimde ilk hücumu savuşturmamı sağlayacak diye bir sevinç dalgası kapladı içimi ancak yürüyüş stili bana arabaları karıştırdığını anlatıyordu. Uyarayım diye korka korka kornaya bir dokundum. Kafasını kaldırıp kötü kötü baktı ve hedefine kararlı adımlarla yürümeye devam etti. Kornaya bir kez daha bastım.


Bu sefer ne söylediğini anlamak için dudak okuma uzmanı olmak yetmez aynı zamanda küfür kapasitesinin de yüksek olması gerekirdi. Gene aldırmadı ve öndeki arabanın sağ kapısını hızla açıp kendini içeri attı.Benim şaşkın bakışlarım arasında sokak lambasının ışığında kocaman ve kel kafası parıl parıl parlayan adama dönüp söylendiğini gördüm. Bundan sonrasını onun ağzından aktarmam lazım.

-Tamam aldım parayı. Hadi yürü. Yürüsene be!! Baksana arkadaki p.şt…yiyecek sanki.
Korna çalıp durdu ben arabaya binene kadar. Bak hala çalıyor ….
Dur ben ne yapacam bak ona. Yürüsene be ne duruyorsun!! Bak selektör de yapıyor.Kavga mı çıkartacan elin hırbosuyla. Yürü hadi.
Adam korka korka arabayı çalıştırıp vitese geçirip hareket edince ben ne oluyor yahu diye arabamla önlerine geçtim. Ben geçerken dudak hareketlerinden durumun hiç de iç açıcı olmadığını ayan beyan belli ediyordu hanım.


Bak şuna geçerken bile bakıyor bana.
– Nasıl açılıyordu bu arabanın camı…..
– Şuradan hanımefendi.
– Aaaaaaa sen kimsin be?
Nihayet gördü herifi.
– Ne işin var senin bizim arabada?
– Ama hanımefendi bu araba benim vallahi.
– Neee. Kocam nerde peki?
Bilmemki hanımefendi şu korna çalan hırbo kocanız olmasın.
– Dur. Dur şurda be. İnecem ben.
– Hanımefendi zaten duruyorum.

İndi arabadan. Ben artık başıma ne geleceğini filan umursamadan yerlere
yatıyorum kahkahadan.

Tam o sırada adamın karısı geldi ve arabalarından
süslü püslü bir kadının inip fiyatta anlaşamamış bir tarzda kapıyı hızla
çarptığını gördü.

Adamın yerinde olmak istemezdim doğrusu.
Yanarım yanarım güzelim Saabımı bir Tempra ile ve de lepiska saçlı kocasını da bir kelle karıştırdığına yanarım.

Alıntı