Arama:

Etiket Bulutu







December, 2010

Taksi

26.12.2010

taxi

Delikanlı bir süredir çıktığı kız arkadaşını şehirden ve gözlerden uzak bir yere götürmüş, ormanda bir yere park edip ona heyecanla sarılmak isteyince kız “Bunu sana daha önce söylemek istedim ama olmadı” demiş, ‘Ben hayatımı fahişelik yaparak kazanıyorum, devam etmek istersen 20 dolarını alırım.’ Bu sözler üzerine yıkılan delikanlı arkasına yaslanıp bir süre kımıldamadan durunca ‘Eee?’ demiş kız, ‘Teklifim hoşuna gitmedi galiba.. O zaman şehre dönelim.
 Delikanlı ‘Benim de sana söylemediğim bir şey var’ diye başlamış “Ben de hayatımı taksi şoförlüğü yaparak kazanıyorum, buradan şehre 25 dolarnı alırım.. Nakit..!”

Yeşilçam

10.12.2010

yesilcam

Beyoğlu semtinin ortasında herkesin bildiği meşhur İstiklal Caddesi vardır. Bir ucu Taksim’e, diğer ucu Galata Kulesi’ne kadar uzanan bu caddenin tam ortasında bir de kendi haline terkedilmiş küçük bir sokak bulunmaktadır. Bu sokak, Türk sinemasının yıllarca kalbi sayılmış, binlerce insana ekmek kapısını açmış, birçok ünlünün keşfedilmesine ön ayak olmuş Yeşilçam Sokağı’dır.

CHP iktidarı döneminde, 1948 yılında Belediye Gelirler Kanunu’nda, yerli filmler için %75 olan vergi, %25’e düşürülünce, para kazanma olasılığını gören yapımcılar, şirket yazıhanelerini yeşilçam sokağına kurmaya başlarlar. Bu dönemde yerli filmlerde hızlı bir artış olduğunu görmekteyiz. 10 yılda 50 film üreten Türk sineması aynı sayıya 1 yılda ulaşmaya başlar. 1950’ler Yeşilçam sinemasının ilk büyük yıllarıdır. “Yeşilçam” kavramı, ilk olarak belirli bir mekan ortaklığını, bu ülkenin ticari sinemasını anlatmaktadır. Bu mekan yaklaşık 30 yıl boyunca Türk sinemasının kalbi olmuş, sinema sanatının ülkemizde yerleşmesini sağlamıştır.


emek_sinemasiYeşilçam sokağının tam ortasında, 1924’de kurulmuş ve ilk adı “Melek” olan “Emek” sineması bulunmaktadır. Sinema adını, sahnenin iki tarafında yer alan sarı-turuncu renkli 2 melek tablosundan alır. Daha sonraları yok olan tabloların yerinde bugün boş nişler bulunmaktadır. Sinemadan önce burada “Skating Palace” adıyla bilinen Pera’nın yegane buz pateni sahası bulunmakta idi. Ara sıra paten sahasının kimi bölümlerinde film gösterileri yapılmakta idi. Sinemanın ilk sahibi 1945’de iflas eden A. Saltiel ve H. Arditi idi. Sinema, İstanbul belediyesi’ne, oradan da emekli Sandığı’na geçer. 1958’e kadar İpekçi kardeşler tarafindan işletilir. Sonra Emekli Sandığı Emek Film’i kurarak işletmeyi üstlenir ve bugünkü adını verir. 1968’de Turgut Demirağ’a geçen sinema, 1975’ten beri ise İsmet Kurtuluş tarafindan işletilmektedir.

Yeşilçam sokağında bir zamanlar, bugün açık olmayan Opera sineması vardı(1924). Bu sinemada yerler halılarla kaplıydı ve fraklı, beyaz eldivenli teşrifatçılar hizmet verirdi. 21 Ocak 1932’de, ingiliz yapımı olan Çanakkale filmini izlemek üzere Atatürk bu sinemaya gelir ve salondan çok etkilenir. Sinemanın sahibi Mehmet Rauf Sirman’dan sinema sektörünün Türkiye’deki durumu hakkında bilgi alan Atatürk, yüzde 33 olan sinema vergilerini yüzde 10’a indirir. Atatürk, sonraki yıllarda defalarca Opera Sineması’na gelir. Sonradan Şehir Tiyatroları’na geçen Opera Sineması, bir giyim mağazasına kiralanır ve 1970’lerin sonunda yanarak kapanır.

Kimler geldi kimler geçti bu sokaktan..
Onlar Yeşilçam’ın en parlak yıldızları. Kimi hala bizimle, kimi anılarda kaldı.
Tüm bu üstatların yeri doldurulamaz olduğu da kesin.
Ama onlardan miras kalan bir şey var ki, o da oynadıkları karakterlerle ve oluşturdukları imajlarla belli bir döneme vurdukları damgaları..

Bu sayfadaki tüm yazılar yüzlerce kaynaktan derlenerek oluşturulmuştur.

Abdurrahman Palay

10.12.2010

abdurrahman_palay1

1 Mayıs 1923 yılında İstanbul’da doğan sanatçı orta öğrenimini Pertevniyal Lisesini bitirdi. Memurluk ve futbolculuktan sonra amatör olarak ilgilendiği sanat hayatına, 1951 yılında Saat 6 Tiyatrosu`nda profesyonel olarak başladı. 1952’de Mahmut Moralı’nın desteği ve davetiyle Şehir Tiyatrolarında çalışmaya başladı. Ekrem Reşit Rey’in davetiyle İstanbul Radyosu Temsil (tiyatro) Kolu`nda görev yaptı.
Bir dönem Oraloğlu Tiyatrosu’nda çalışan sanatçı, 1952 yılında “Kahpenin Kızı” isimli filmde oyuncu olarak sinemaya girdi. Daha sonra “Deli”, “Bu Kadın Benimdir”, “Affet Beni Allahım” ve “Beklenen Şarkı” gibi filmlerde oyuncu olarak devam etti. “Babaların Günahı” 1955 yılında yönettiği ilk filmidir.
1964’te kendi adına bir tiyatro topluluğu kuran Abdurrahman Palay, daha sonra Arena Tiyatrosu’nda rol aldı. Senaryo yazarlığı, film yönetmenliği, sinema oyunculuğu, seslendirme yapan sanatçınin önemli filmleri arasında Acı Türkü, Adalardan Bir Yaz Gelir Bizlere, Bir Aşk Türküsü, Erkek Fatma, Çalıkuşu, Garipler Sokağı, Keşanlı ve Zehirli Kuşak yer alıyor.
Sanatçının rol aldığı tiyatro oyunlarından bazıları ise Fırtına, Othello, Baba Parası, Yarış Bitti.
Abdurrahman Palay, Yılmaz Güney, Cüneyt Arkın, Ediz Hun, Orhan Gencebay, Göksel Arsoy, Ümit Besen gibi birçok sanatçıyı seslendirmiş, seslendirme yönetmenliği yapmıştır.
Sanatçı; kendine has telaffuzuyla Türk sineması’na n’ayır, n’olamaz, n’Alev gibi sözcükleri kazandırmış olmasıyla ünlüdür.
Değerli sinema, tiyatrocu ve seslendirme sanatçısı Abdurrahman Palay geçirdiği ani rahatsızlık sonucu 14 Nisan 2002 tarihinde vefat etmiştir.

abdurrahman_palay11 abdurrahman_palay3 abdurrahman_palay13abdurrahman_palay41 abdurrahman_palay5 abdurrahman_palay8