Arama:

Etiket Bulutu







October, 2011

Çuvallamak

27.10.2011

worry

Kadın : ben ölursem ne yaparsın? tekrar evlenir misin?
Adam : Hayır. Kesinlikle hayır !!
Kadın: Neden?? Evli olmak hoşuna gitmiyor mu!!??
Adam: Öyle demek istemedim. Tabi ki gidiyor.
Kadın: O zaman neden tekrar evlenmezsin ki??
Adam : Tamam. Tamam. Evlenirim.
Kadın: (yüzünde üzgün kırgın bir ifadeyle) Evlenirsin..
Adam : (ne diyeceğini bilemez ve azıcık kızgın bir iç çeker)
Kadın: Onunla bizim yatağımızda mı yatarsın?
Adam : Başka nerde yatılabilir ki??
Kadın: Benim resimlerimi kaldırıp yerlerine onun resimlerini koyarmısın??
Adam : Sanırım bu yapılacak en uygun şey olur.
Kadın: O zaman onun benim ayakkabı koleksiyonumdan ayakkabılar giymesine de izin verirsin….??
Adam : Hayır onun ayakları 37 numara…
Kadın: ………………….????
Adam : Haass……………….!!!

Barometre

27.10.2011

barometre

“Bir gökdelenin yüksekliğini barometre ile nasıl bulursunuz, anlatınız.”

Bu soru Kopenhagen’ daki bir Üniversitenin fizik sınavından alınmıştır:
Öğrencilerden birinin cevabı : “Barometrenin ucuna bir ip bağlarsınız. sonra gökdelenin tepesinden asıp sallarsınız. Barometre yere değdiğinde ipin boyuyla barometrenin boyunun toplamı gökdelenin yüksekliğini verecektir.”

Bu oldukca orjinal cevap hocayı çileden çıkartmaya yetti ve öğrenci dersten kaldı. Öğrenci cevabının doğruluğu konusunda itirazda bulundu ve Üniversite durumu çözmek icin başka bir hoca gönderdi. Bu noktada öğrenci hakkında ne düşünürdünüz? sizin kararınız ne olurdu ? Çocuk kalmalı mı geçmeli mi ?

Yeni hoca, cevabın aslında doğru olduğuna fakat kayda değer bir fizik bilgisinin varlığını göstermediğine karar verdi. Sorunu çözmek üzere ; Öğrencinin en azından asgari bir temel fizik bilgisi olup olmadığını anlamak icin ona altı dakika vererek sorunun sözlü cevabını vermesi kararını aldı. İlk beş dakika genç sessizliğe gömüldü. Alnı düşünceden kırış kırış olmuştu. Hoca zamanın tükenmekte olduğunu hatırlattığında genç çesitli cevaplarının olduğunu fakat hangisini kullanacağına karar veremediğini söyledi. tekrar acele etmesi tavsiye edilince genç şöyle cevapladı:

“İlk olarak, barometreyi gökdelenin tepesine çıkartıp kenarından aşağı bırakıp yere inene kadar geçen süreyi ölçersiniz. Binanın yüksekliği (H==0.5 x g x t kare) formülü uygulanarak hesaplanabilir. fakat barometre icin kötü bir seçim…”

“Veya güneş parlıyorsa, barometrenin yüksekliğini ölçersiniz. Sonra onu bir yere dikip gölge uzunluğunu ve sonra da gökdele – nin gölge uzunluğunu ölçebilirsiniz. Bundan sonrası basit bir orantıyı çözmek olacaktır”

“Fakat bu konuda çok bilimsel bir cevap istiyorsanız barometrenin ucuna bir sicim bağlayıp onu bir sarkaç gibi sallandırabilirsiniz ; önce yer seviyesinde daha sonra da gökdelenin tepesinde. Yüksekligi T==2pi kare kvk (I /g)formülündeki farktan yararlanarak bulabilirsiniz.”

“Yahut da gökdelenin dışarısında bir yangın çıkış merdiveni varsa barometreyi bir cetvel gibi kullanarak yukarıya çıkarken gökdelenin boyunu barometre yüksekliği biriminden sayıp bunları toplayabilirsiniz.”

“Eğer ille de sıkıcı ve ortodoks olmak istiyorsanız, tabii ki barometre ile gökdelenin tepesindeki ve yer seviyesindeki basıncı ölçer milibar cinsinden çıkan farkı feet’e çevirebilirsiniz ve yüksekliği bulursunuz.”

“Ancak bizler daima zihnin bağımsızlığı ve bilimsel metodlar kullanma konusunda teşvik edildiğimiz icindir ki en iyi yol şüphesiz hademenin kapısını çalmak ve yeni bir barometre isteyip istemediğini sorarak gökdelenin yüksekliğini söylemesi durumunda ona bu barometreyi vereceğimizi söylemek olurdu.”

Şimdi genci dinledikten sonra hala aynı şeyi mi düşünuyorsunuz ? Geçmeli mi kalmalı mı ?

Öğrencinin adı : Niels Bohr, Fizik’te nobel ödülü kazanan tek Danimarkalı.

Miyop Ameliyatlarının Riskleri Nelerdir?

17.10.2011

lasik

Sizlere Alman “Der Spiegel“ dergisinde yayınlanan, Kasım ayında ülkemizde düzenlenen “Dünyada ve Türkiye’de Optisyenlik ve Optometri“ kongresine misafir konuşmacı olarak katılımından tanıdığımız Sayın Doç Dr. Andreas Berke ile lazer ameliyatlarının riskleri konusunda yapılmış bir röportajı sunmak istiyoruz.

Almanya’da yaklaşık 100 bin kişi lazer ile miyopi ve hipermetropilerini düzelttirdi. Ancak bu müdahaleyle bağlantılı riskler genellikle pek dile getirilmiyor. Göz fizyologu Andreas Berke, bu ameliyatlarla bağlantılı tehlikeleri açıklıyor.

Spiegel Online: Göz fizyologu olarak gözün kornea tabakasındaki biyolojik süreçleri çok iyi biliyorsunuz. Lasik ameliyatının göz için anlamı nedir?
Berke: Bir Lasik ameliyatında kornea tabakası halka şeklinde kesilir ve dışa doğru katlanarak açılır. “Flep” adı verilen bu halka formlu parça, büyük ihtimalle asla eskisi gibi yerine kaynamaz. Bu işlemden sonra Flep’in altında kalan kornea tabakasından bazı kısımlar lazerle tıraşlanır. Gözde büyük bir yara oluşur.
Spiegel Online: Peki bunun kötü olan tarafı nedir?
Berke: Kornea, milyonlarca yıl süren bir evrimsel uyum sonucunda oluşmuştur. Korneanın her zaman berrak ve şeffaf kalabilmesi için bağışıklık sistemi bu bölgede sınırlı çalışır çünkü her türlü enfeksiyon, korneanın optik özelliklerinin bozulmasına neden olabilir. Fakat sadece Lasik ile değil aynı zamanda diğer lazer ameliyatlarında da oluşan bu yaradan dolayı korneanın bağışıklık sistemi büyük oranda aktive edilir. Korneada bulanıklık ve yara izlerini de içeren bir enfeksiyon ve iyileşme süreci başlar. Bazı hastalarda bu durum, örneğin kamaşma etkilerine yol açar ki gece görüşünün kalitesini bazen kalıcı olarak kötüleştirmektedir. Bundan başka ameliyat olanların pek çoğu, kontrastların azaldığından şikâyetçi olmaktadırlar ve bu durum, insanların çevrelerini renkleri solmuş bir fotoğraf gibi algılamalarına neden olur. Kontrast kaybı da büyük ihtimalle yaranın iyileşme sürecine bağlı bir
sonuçtur.
Spiegel Online: Lasik ile ilgili internet forumları, ameliyat olan kişilerin bir kısmında gözlerin kurumasıyla ilgili şikâyetlerle dolu ve bazı araştırmalar da kalıcı olabilen bu vakaların oranının yüzde yirmi olduğunu açıklıyor. Bunun sebebi nedir?
Berke: Bunun açıklaması basit. Korneanın içinde yoğun derecede sinirler bulunur. Bu sinirlerin önemli bir görevi de, korneada kuru bölgelerin olup olmadığını tespit etmektir. Beyine kadar ulaşan karmaşık bir refleks iletimi sayesinde gözyaşı üretimi devreye sokulur. Lasik ameliyatı esnasında kornea kesilirken bu refleks iletimi bozulursa, beyin de gözün kuru olduğunun haberini almaz ve dolayısıyla gözyaşı sıvısının üretimini az tutar.
Spiegel Online: Kişilerin orijinal göz kusuruna bağlı olarak da bazen ameliyat olanların yüzde üçü ile ellisi arasında bir kesimin ikinci bir ameliyattan sonra bile gözlük takmaya devam etmesi gerekebiliyor. Pek çok kişinin aylar ya da yıllar sonra görme kusuru yeniden ortaya çıkıyor. Bunun sebebi ne olabilir?
Berke: Bu durum da iyileşme süreci ile bağlantılıdır. Çünkü iyileşme esnasında korneanın bombesi artabilir ve kırma gücü yeniden değişebilir.
Spiegel Online: Alman Lufthansa firması, lazer ameliyatı olmuş olan pilot öğrencilerini kabul etmiyor çünkü her şeyden evvel Lasik ameliyatının uzun vadeli sonuçlarının henüz bilinmediğini öne sürüyor. Bu ameliyatın en önemli uzun vadeli riskleri hangileridir?
Berke: Öncelikle keratektazi adı verilen ve korneanın yumuşaması durumudur. Bu durumdaki hastalar için çok eziyetlidir çünkü görme netliği dakikalar içinde değişimler gösterir. Genellikle sadece kornea nakli ile çözülebilir. Son dönemlerde korneanın biyomekaniği konusuna çok eğildim ve şu sonuca vardım: Kornea, biyomekanik açıdan bakıldığında Lasik gibi bir ameliyat için uygun değildir.
Spiegel Online: Neden?
Berke: İnsan gözünün içinde de tıpkı bir balonda olduğu gibi bir basınç mevcuttur, buna göz içi basıncı denir. Balonun basıncını frenleyen plastik haznedir, gözde ise tüm yaşam boyunca korneadır. Kornea bir Lasik ameliyatından dolayı zayıfladığı zaman, gözün bu basınca ne müddetle dayanabileceğini ya da belki de genetik faktörlerle birlikte bir gün yumuşayıp yumuşamayacağını hesaplamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Korneanın gerginliği Lasik ameliyatından sonra değişmeden kalır, ancak kendisinden doku alındığı için kornea, daha az doku ile dayanmak durumundadır. 20 yaşında birisi ameliyat olduğu zaman, korneasının 60-70 sene daha dayanması gerekecektir. Oysa Lasik teknolojisi daha ancak 15 yıldır mevcuttur. Lasik’in icat edilmesinden önce korneasına kesi yaptırarak miyopilerini düzelttiren kimseler, bugün uzmanların bekleme salonlarını dolduruyorlar çünkü ameliyattan dolayı zarar gören
korneaları, bu basınca dayanamamaktadır.
Spiegel Online: Üstüne üstlük ileri yaşlarda zaten artık pek iyi görememeye başlarız.
Berke: Evet, özellikle de kontrastlar zayıflar. Bir de kontrastları azaltmakta olan Lasik’ten sonra halen insanın kendi iradesiyle yaşamasına yetip yetmeyeceğini şu anda kimse bilememekte. Bundan başka katarakt oluşması durumunda göz merceğinin değiştirilmesi de güç hale gelir çünkü korneanın doğru şekilde ölçülmesine olanak kalmamaktadır. Üstelik yakın gözlüğü kullanmak zorunluluğu, Lasik yapılsa da ortaya çıkacaktır, hatta miyop kimselerde, Lazer ameliyatı olunsun ya da olunmasın, daha erken yaşta ortaya çıkacaktır.
Spiegel Online: Fakat göz cerrahları şimdi artık giderek daha fazla bir şekilde presbiyopiye de müdahale ediyorlar. Ya yakını görmekle görevli olacak gözü hafifçe miyop hale getiriyorlar ya da multifokal lens adı verilen çok odaklı bir lensi göz içine yerleştiriyorlar. Bu şekilde hem uzakta hem yakında birden fazla görüntüyü aynı anda net görüyorsunuz ve dediklerine göre beyin de istenmeyen görüntüleri siliyor.
Berke: Şu anda bunların hepsi birer ödünden ibarettir. Eğer bir insan gerçekten iyi görmek istiyorsa ki araba kullanmak için böyle bir iyi görüş gereklidir, bu tip müdahalelerden uzak durmalıdır. Göze kalıcı zararlar vermeyen ve istenildiği zaman çıkarılabilen multifokal kontakt lensler gibi daha iyi alternatifler de mevcuttur.
Spiegel Online: Şu ana kadar karşınıza çıkan en kötü Lasik komplikasyonu hangisidir?
Berke: 20’li yaşlarının başlarında bir kadın vardı, gözleri ameliyattan önce -2,5 diyoptri miyoptu. Ameliyattan sonraki dokuz hafta sonunda korneası o derece yumuşamış ve bombeleşmişti ki kornea nakli için bekleme listesindeydi. Bu durumdan dolayı ağır bir depresyon geçirmekteydi ve psikiyatrik tedavi görüyordu.

Andreas Berke hakkında: 52 yaşındaki göz fizyoloğu Doç. Dr. Andreas Berke, Köln Optisyenlik Meslek Yüksekokulu’nda ders vermektedir. Kendisi asla lazer ameliyatı olmayı düşünmemektedir.

kaynak : makalemarketi.com

Yanlış anlaşılma

06.10.2011

ormanci

Birgün ormancının biri, dalları nehrin üzerine sarkan ağacın dallarını keserken baltasını suya düşürür.
“Aman tanrım” diye bağırdığında bir peri belirir ve “Ne diye bağrıyorsun?” der.
Ormancı baltasını suya düşürdüğünü ve yaşamını sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı olduğunu söyler.
Peri suya dalar ve elinde bir altın balta ile tekrar belirir.
“Baltan bu muydu?” diye sorar. Ormancı “hayır” diye cevaplar.
Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar: “Baltan bu muydu?”
Ormancı yine “hayır” diye cevaplar.
Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar:
“Baltan bu muydu?” Ormancı “evet” der.
Ormancının dürüstlüğü perinin çok hoşuna gider ve baltaların üçünü de kendisine verir. Ormancı mutlu bir şekilde evine döner.
Bir zaman sonra ormancı eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken karısı suya düser. Ormancı “aman tanrım” diye bağırır. Peri yine belirir ve sorar. “Ne diye bağırıyorsun?”
Ormancı “Karım suya düştü der”
Peri suya dalar ve Jennifer Lopez le birlikte geri döner. “Senin karın bu mu?” diye sorar. Ormancı “evet” der.
Peri sinirlenmiştir. “Yalan söylüyorsun. Gerçek bu değil” der.
Ormancı “Özür dilerim peri, ortada bir yanlış anlama söz konusu. Eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim bu sefer Catherine Zeta-Jones ile geri dönecektin, ona da hayır deseydim karımla dönecek ve her üçünü de bana verecektin. Ben fakir bir adamım ve üç karımın sorumluluğünu taşıyabilecek durumda değilim. Jennifer Lopez’e evet dememin sebebi budur.

Yeni Evli Çift

06.10.2011

evlicift

Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasada evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi ama şimdilerde küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyordu.

Bir akşam oturup ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de boşanmayı istemekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar.


Erkek, ‘Aklima bir fikir geldi’ dedi.
‘Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer bu ağaç 3 ay içinde kurursa boşanalım. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalim.’
Bu ilginç fikir hanımının da hoşuna gitti.
Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler.

Aradan bir ay geçti.

Bir gece bahçede karşılaştılar

ve Her İkisinin de elinde içi su dolu birer Bidon Vardı… :)))

Eşeğin Direnci

06.10.2011

donkey

Köylü Ahmet Ağa, eşeğini satmaya karar vermiş.
Kıymeti taş çatlasa 50 lira etmeyen eşek icin pazarlık payı da ekleyerek 100 lira fiyat koymuş.
Komşu köyden acilen eşşeğe ihtiyacı olan Mehmet ağa 100 lira ödeyip eşeği pazarlıksız satın almış.
Köylü Ahmet eşeğini satmış ama akşam da gözüne bir türlü uyku girmemiş…
Gece boyunca düşünüp, durmuş.
“Mehmet ağa 50 liralık eşeğe niye 100 lira verdi?”!!… diye.
İçi rahat etmeyince ertesi gün eşeğini geri almaya karar vermiş.
Pazara gitmiş Mehmet ağayı bulmaya ama, bir de ne görsün eşşek 200 liradan satışa çıkarılmış…
İyice sıkıntı basmış ve kesin karar vermiş, geri alacak eşeğini…
200 lira pazarlıksız ödeyip geri almış…
Aynı olay bu defa Mehmet ağa’nın başına gelmiş, o da uyuyamamış.
“Allah Allah… Ahmet niye 100 liraya sattığı eşşeği 200 liraya geri aldı??? Var bu işin icinde bir iş…” diye gece boyunca düşünüp, durmuş.
O da ertesi gün eşşeği geri almaya karar vermiş Ahmet Ağa ile anlaşıp 400 lira vererek geri almış eşeği…
Bu alışveriş her gün fiyat arta arta devam etmiş…
Bir kaç gün sonra pazara bir başka köyden Hüseyin gelmiş.
Hüseyin pazardaki kalabalığın arasına dalınca bir de ne görsün ;
“al, al, al, sat, sat, sat” bağrışmaları arasında bir yaşlı eşek ve bu eşeğin tam 1.000 TL satış fıyatı!!!…
Yanındakine sormuş, “Hemşehrim, nedir bu iş? Bu yaşlı eşek 1.000 lira eder mi yahu!!”
Adam hemen yanıtlamış;
“Valla grafikler ortada, bu eşeğin fiyatı bir haftada 50 liradan başladı, 950 liraya geldi.
Şöyle bir teknik analizine bakarsan görürsün.
Eşeğin fiyatı 1.000 liradaki direncini bi kırarsa, 1.500 liraya kadar yolu var..”