Arama:

Etiket Bulutu







March, 2014

Bu fiyata dayanamam

14.03.2014



Bir gece Salamon’un dükkânına hırsız girmiş kasayı açmak için uğraşıyordu. Dükkânın üstünde yatan Salamon gürültüyü duyunca hemen tabancasını alıp aşağıya indi, kapıya dikilip bağırdı:
– Eller yukarı!… Yoksam yakarım!…
Hırsız, Hiç istifini bozmadan:
– Tabancana yüz bin veririm, var mısın? dedi. Salamon hemen yumuşadı ve silâhını adama uzattı:
– Al, dedi. Hayrini gor!… Verdim gitti…

Aytekin Akkaya

07.03.2014



Aytekin Akkaya Erzurum’un meşhur artistlerindendir. Annesine para yollamış gel erzurumda bir kaç gün kal diye.
Annesi daha önce hiç uçağa binmemiş.
Neyse uçağa binilmiş ve hostes herkese sormuş ne içersiniz diye. Herkes viski, cola derken Aytekin Akkaya’nın annesi demişki;
– kızım bene bir açığ çay getir.
Herkesin isteği yerine gelmiş ama açık çay gelmemiş.
Uçak İstanbul’a gelene kadar hostese defalarca söylemiş;
– kızım bene bir açığ çay.
En sonunda hostesi yanına çağırmış demişki.
– Kızım sen Aytekin’i tanır mısan?
Hostes yoo demiş tanımıyorum niye sordun nine?
Heç kızım, bütün *ospular Aytekin’i tanırda, sen nasıl tanımirsan.

Ted Amca

07.03.2014



Amerika’da bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış. İlk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış anlatmaya: Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı.” Öğretmen
– Güzel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir?
– Bütün yumurtaları aynı sepete koyma.
– Aferin çok güzel. Lily sıra sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
– Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını sanıyordu, ama sadece 8inden civciv çıktı.
– Eveeet. Peki buradan alınacak ders nedir?
– Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma
– Aferim bu da çok güzel. Billy, sıra sende
Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
– Amcam Ted Vietnam Savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makineli tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makineli tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız bitirmiş.
– Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir?
– İçerken Ted Amcama bulaşmayın…

Çocuğumun babası

05.03.2014



Adam Süpermarkette kasa kuyruğundayken harika bir fıstığın kendisine el salladığını fark etmiş, o ‘güzel şey’i nereden tanıdığını anlamak için çaba harcarken
“Beni tanımadınız mı? Siz çocuklarımdan birinin babasısınız” demiş fıstık kız.
Adamın aklı birden uçup gitmiş, hafızası yıllar önce bir iş seyahatinde eşini aldattığı o tek geceye gitmiş,
”Siz.. Siz.. Arkadaşımın ‘Bekarlığa veda gecesinde bilardo masasının üzerinde öff Aman Tanrım..” demiş adam müthiş pişman bir şekilde başını öne eğerek..
“ Saçmalamayın..!” demiş kız sinirlenerek..” Bunları da nerden çıkardınız?.. Ben oğlunuzun sınıf öğretmeniyim..!”

Kaynak : Yıldırım Tuna

Baş Ağrısı

04.03.2014



Joe, aşk kariyeri başarılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk hayatı çekilmez bir hal aldığında tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder. Kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman hekim bulur kendine;
” – Size bir iyi bir de kötü bir haberim var.” der doktor.
” – Doktor önce iyi haberi duymak istiyorum.”
” – Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim.”
” – Peki kötü haber nedir doktor bey?”
” – Çok nadir görülen bir durum..söylemesi zor ama hadım edilmeniz gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu baskı sizde dayanılmaz, bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın tek yolu erkeklik organınızı almak.”
Joe bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine sorar;
” – Ne yapsam acaba. Erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. Kimin için yaşarım. El içine nasıl çıkarım!”
Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak altına yatmaya karar verir. Hastaneden taburcu olduğunda;
” – Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan” diye derin bir nefes alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir başlangıç yapmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verir. Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım elbiseye takılır gözleri.
” – İşte tam aradığım takım elbise!” der ve dükkana girer.
Tezgahtara; ” – Yeni bir takım elbise istiyorum” der.
Tezgahtar Joe’yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve;
” – Bir bakalım. 44 beden!” der.
Joe gülerek;
” – Kesinlikle doğru, nerden anladınız?”
” – Bu benim işim.”
Joe takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. Joe aynada kendisine hayran hayran bakarken tezgahtar sorar;
” – Yeni bir gömlekde ister misiniz?”
Joe bir kaç saniye düşündükten sonra;
” – Elbette” der.
Tezgahtar Joe’ya şöyle bir bakar;
” – Kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka.”
Joe şaşırır;
” – Kesinlikle doğru nerden anladınız?”
” – Bu benim işim!”
Joe gömleği giydi. Evet gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken tezgahtar sorar;
” – Yeni ayakkabıya ne dersiniz?”
” – Evet lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım”
Tezgahtar Joe’nun ayaklarına bakarak;
” – Evet…9-1/2… E.”
Joe iyiden iyiye afallar;
” – İnanamıyorum bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl anladınız?
Vallahi bravo!”
Tezgahtar; ” – Efendim. Bu benim işim.”
Joe ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur ayaklarına. Şöyle dükkan içerisinde bir tur atarken tezgahtar sorar;
” – Beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! Size bir tane de şapka veriyim ben!”
Joe aynaya bakarak;
” – Heyt ulan be façayı o biçim düzdüm.” diye içinden geçirir ve
” – Evet bir de şapka bakayım kendime!” der tezgahtara. Tezgahtar Joe’nun kafasına bakarak; ” – Eveeeeet…7-5/8.”
Joe dumur üstüne dumur yaşamış bir şekilde tezgahtara;
” – Evet..doğru..nerden bildiniz?” diye sorar.
Tezgahtar iyiden iyiye havaya girmiş bir şekilde;
” – Bu benim işim efendim” der.
Şapka da süper oturmuştur kafasına.
” – Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Ulan ben var ya ben…” diye düşünürken tezgahtar yine sorar;
” – Efendim dış görünüşünüz tamam şimdi sıra iç giysilerinizde, Size bir tane de don verelim efendim”
” – Joe bir kaç saniye düşünür ve;
” – Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!” der.
Tezgahtar “Eveeeeet..36 beden!”
Joe gülerek; ” – İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 34 beden giyiyorum!” der.
Tezgahtar kafasını sallayarak;
” – Hayır..size 34 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza basınç yapar bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep olur!…”