Arama:

Etiket Bulutu







‘Bölgeler’ Konusu


Afyonkarahisar

23.11.2011

afyon8

Türkiye Cumhuriyeti’nin 81 ilinden biri olan Afyonkarahisar ili, Anadolu yarımadasının batıya yakın ortasında ve Ege Bölgesi’nin iç kesiminde yer alır. İç Anadolu yaylasının Ege kıyılarına açılan bir eşiği, bir geçidi durumundadır. Çevresinde Eskişehir, Konya, Isparta, Denizli, Uşak ve Kütahya illeri bulunur. Kuzey doğudan güney batıya uzandıkça alçalan ovaları ile hem Orta Anadolu’dan ve hem de Ege Bölgesi’nden sayılır.
afyon6

Afyonkarahisar ili içerisinde bulunan hava bilgisi istasyonlarının uzun yıllık verilerine göre yıllık ortalama sıcaklık 11.1 °C dir. En soğuk ay olan Ocak ayında ortalama sıcaklık 0.2 °C dir. En sıcak ay olan Temmuz ayında ise ortalama sıcaklık değeri 22.1 °C dir.

Afyonkarahisar ili İç Anadolu Karasal İklim bölgesinde yer alması nedeniyle bu yağış düzeninin etkileri altında bulunmaktadır ve ilde yıllık yağış ortalaması 407 mm dir. Yazları sıcak ve kurak kışları ise soğuk ve kar yağışlı geçer.

afyon4

Binlerce yıllık medeniyetlerin kültür ve sanatını yansıtan arkeolojik kalıntılarıyla, asırlık yapılarıyla, milyonlarca yılda oluşmuş mağaralarıyla, termal zenginlik ve doğal güzellikleriyle, ören yerleriyle yüzyıllardır alın teri ve göz nuru ile süre gelen el sanatlarıyla, peri bacalarıyla, açık hava tapınaklarıyla ve mutfağıyla turizm potansiyeli fazla olan bir yöremizdir. Yerli ve yabancı turistler için “deniz dışında” aranan pek çok tarihî ve tabiî güzelliklerin bulunduğu bir turizm cenneti konumundadır.
afyon2

Kaplıcaları, zengin doğal yapısı, tarihi eserleri, alternatif turizm çeşitliliği, kültür ve inanç turizmi, festival ve şenlikler gibi çeşitli turizm değerlerine sahip olan Afyonkarahisar Anadolu’nun batı yakasında bir kavşak noktası olup, kara ve demiryolu ile doğuyu batıya, kuzeyi güneye bağlayan doğal bir kapı konumundadır. Deniz ve güneş turizmine alternatif olarak son yıllarda çok önem kazanan ve sağlık turizminin bir parçası olan termal turizm açısından “TÜRKİYE’NİN TERMAL BAŞKENTİ” haline gelmiştir.
afyon3

Afyonkarahisar, halk kültürünün bütün unsurlarıyla kendine özgü bir çeşitlilik sunar. Zengin yemek kültürü ile anılan birkaç ilimizden bir tanesidir. Bu yüzdendir ki Bolu/ Mengen’den sonra en iyi aşçıların Afyonkarahisar’dan çıktığı söylenmektedir.

Afyonkarahisar’ın zengin mutfağı ağırlıkla hamura ve ete dayalı olmakla birlikte kaymağı ve lokumu gibi kendi üretimine dayanan bir çok çeşitliliği de arz eder. Sadece patlıcandan yapılan 22 çeşit yemeğin tespit edildiği İlimizde, 100’ün üzerinde yemek çeşidi bulunmaktadır.
afyon9

Bu zenginlik özellikle düğün, doğum ve asker yemeklerinde kendini göstermektedir. 10-12 kişilik meydan sofralarında yenen bu yemekler, geleneksel sofra adabı içerisinde ve Afyonkarahisar’a özgü bir sıraya dayalıdır. Bu nedenle belli bir sırayı takip etmesinden dolayı “Sıra Yemeği” adını almaktadır. Sıra yemeğine çorba yemeği ile başlanır, daha sonra et yemeği (bütüm et, afyon kebabı, pilav üstü kavurma vb.) arkasından mevsime göre sebze yemekleri gelir. Börek bu yemeklerin vazgeçilmez yiyeceğidir. Böreğin yanında vişne hoşafı ikram edilir, arkasından tatlı (kaymaklı ekmek kadayıfı, baklava irmik helvası, hurma tatlısı vb.) yendikten sonra üzerine bamya yemeği gelir. Sıra yemeği, meyve yada sütlü tatlının yenilmesi ve yemek duası ile sona erer.

Alışveriş

Merkez : Kaymak, Lokum, Sucuk ürünleri,
Bayat: Kök Boyalı Kilimleri,
Dazkırı: İpek Halısı.
İscehisar: Mermer biblolar, santranç takımları.
Sandıklı: Bakır süs eşyaları, kızılcık reçeli, patatesli ev ekmeği.
Emirdağ: Koyun yoğurdu.(İlkbahar,yaz mevsimlerinde).
Şuhut: Patates.
Sultandağı:Napolyon kirazı ve vişne (Haziran-Temmuz)
afyon7

Afyonkarahisar Kaplıcalarının şifalı sularına girmeden,
Frig Vadisi, Sandıklı Akdağ -Tokalı Kanyonu, İscehisar’daki Peri Bacalarını görmeden,
Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi, Ulu Camii, İmaret Camii, Afyonkarahisar Kalesini,
Sultan Divani Mevlevihane Müzesini ve Mevlevi Türbe Camiini gezmeden
Meşhur Sucuğu, lokumu ve kaymaklı ekmek kadayıfından yemeden,
Bayat’ın kök boyalı kilimleri ve Dazkırı’nın ipek halısından almadan,

Dönmeyin…

kaynak : www.afyonkultur.gov.tr, wikipedia

Amasya

11.01.2010

amasya1

Orta Karadeniz’de, Yeşilırmak vadisi Harşena Dağı eteklerine kurulan Amasya, 7 bin yılın üzerindeki eski tarihi boyunca krallık başkentliği yapmış, bilim adamları, sanatkarlar, şairler yetiştirmiş, şehzadelerin eğitim gördüğü bir belde olmuştur.

amasya10

Şehzadeler Şehri Amasya, Osmanlı zamanında öylesine önemsenmiş ki, yükseliş döneminde tahta geçen bütün padişahlar burada Sancak beyliği (Valilik) yapmışlardır. II.Murat ve Yavuz Sultan Selim Amasya’da doğmuştur. Şehzadelerin ilk eğitim aldıkları ve devletin başına geçtikleri vakit Amasya’da valilik görevinde bulunmalarından dolayı “Şehzadeler Şehri diye anılmıştır. II.Bayezid Abidesi Fatihin oğlu, Yavuzun pederi Bayezid’in gençliği burada geçti.

amasya11

Kurtuluş savaşının başlangıç temelleri de Amasya’da atılmıştır. Amasya, tarihi ve kültürel zenginlikleri yanı sıra, özellikle Yeşilırmak kıyısına yapılmış Yalıboyu evleri ile dikkat çekmektedir.

Milli Mücadelede Amasya 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’da başlayan Kurtuluş Savaşı’nın (Milli Mücadele)’nin ilk adımı, 12 Haziran 1919 tarihinde Mustafa Kemal’in Amasya’ya gelmesiyle devam etmiştir. Kurtuluş mücadelesinin planları hazırlanmış, Erzurum Kongresi ve Sivas kongresi ‘nin toplanmasına burada karar verilmiş, 22 Haziran 1919 tarihinde yayınlanan Amasya Genelgesi ile Milletin İstiklâlini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır denilerek Milli Mücadele burada fiiliyata geçirilmiştir. Bu itibarla, Amasya, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda da ilk önemli adımın atıldığı yer olmuştur.

amasya5

Şehrin savunmaya en uygun mevkii olan Harşena Dağı üzerinde kurulmuştur. Kalenin önemli tepe noktası kesme, sur duvarları moloz taşlardan yapılmış olup, Yeşilırmak’ın kıyısına kadar 8 müdafaa kademesine sahiptir. Kalede Cilanbolu denilen ve kalenin orta yerinde giriş kapısının hizasında yüksekçe bir yerden kayaya oyulmuş 150 basamakla aşağıya inilen 8 metre çapında dehliz (gizli yolpoterne) vardır. Yine kalede sarnıçlar, su depoları, eteklerinde Osmanlı dönemine ait hamam kalıntıları ve kayaya oyulmuş Pontus Kral Mezarları bulunmaktadır. Kalenin sur duvarlarının çoğunluğu ayakta kalmıştır. Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı döneminde genelde askeri amaçlı kullanılmış ve defalarca onarım görmüştür.

amasya15

Kral Kaya Mezarları
Amasya Kalesi eteklerinde düz bir duvar gibi dikine uzanan kalker kayalara oyularak yapılmış olan 5 adet mezar, yapıları ve mevkileri itibariyle ilk bakışta dikkati çeken eşsiz bir güzellik arz etmektedir.

amasya16

Çevreleri oyularak ana blok kayadan tamamen ayrılan mezarlar birbirlerine ve kaya bloğuna merdivenlerle bağlanmışlardır. Vadi içerisinde irili ufaklı toplam 18 adet kaya mezarı bulunmaktadır.Amasya’da doğan ünlü coğrafyacı Strabon’un (M.Ö. 63-M.S. 5) verdiği bilgiye göre kaya mezarları Pontos krallarına aittir.

amasya6

Sultan II. Bayezid Külliyesi
Sultan II. Bayezid adına 1485-86 yılında cami, medrese, imaret türbe, şadırvan ve çeşmeden ibaret külliye olarak yapılmıştır. 15. yüzyılın son çeyreğinde yan mekanlı camii mimarisinin gelişmiş bir geçiş dönemi örneğidir. Camii beş kubbeli bir cemaat yeri ile geniş bir kemerle birbirine bağlanan arka arkaya iki kubbeli mekan ve buraya açılan yan mekanlardan ibarettir. Doğu kısmındaki minaresi renkli taşlarla yivli, batı kısımlarındaki palmetlerle süslü olarak gerçekleştirilmiştir. Batıda (U) plan şemasına sahip medrese mevcuttur. Doğudaki (L) Plan şemalı yapı imaret ve konuk evidir. Her iki minare hizasında bulunan yaşlı çınar ağaçlarının külliye ile yaşıt olduğu tahmin edilmektedir.
amasya7

Büyük Ağa Medresesi
Sultan II. Bayezid’ın Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1488 yılında yaptırılmıştır. Ön Asya ve Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması fonksiyon itibariyle ilk defa bu medresede tatbik edilmiştir. Her kenarda üçer adet, tonozlu revakların gerisinde bulunan kubbeli odalarda güney kenarında daha büyük ve yüksek kümbet ve örtülü mekana yarım kubbelerin bağlanması ile meydana gelen (I) planlı dershane, yapının esasını teşkil eder. Duvarlarında üç sıra tuğla arasında moloz taş kullanılmış, giriş daha yüksek tutularak silmelerle yumuşatılmıştır. Avluda köşeli sade başlıklar sütunlar üzerine oturtulmuş, dengeli revak kemerleri ve duvar üzerindeki plastik Bursa Kemeri uygulaması iç mimariye cazibe kazandırmıştır. Dershane önündeki revak kubbesi iç orijinal mukarnas dolgu ile bezenmiştir.

amasya8

Yalıboyu Evleri
Amasya evleri genellikle yan yana, sırt sırta ve bitişik nizam yapılıdır. Evler Osmanlı geleneğine uygun olarak haremlik ve selamlık olarak düzenlenmiştir. Evler genellikle bodrum üzerine tek veya iki katlı olarak inşa edilmiştir. Birinci ve ikinci kat üzeri “sahniş – sahn-ı şirin” lidir. Evler çoğunlukla avlulu ve bahçelidir.

amasya9

Bahçeler haremlik ve selamlık arasında konumlandırılmışlardır. Bahçelerde ocak ve su kuyusu mutlaka vardır. Evlerin ikinci katları genellikle cumbalıdır. Böylelikle hem evler estetik görünüm kazanmış hem de iç mekanda fazladan yer kazanılmıştır.

amasya12

Hazeranlar Konağı (Etnoğrafya Müzesi)
Hatuniye Camii’nin doğusunda yer alan Yalı Evleri dizisindeki en güzel konaktır. 19. yüzyıl geleneksel sivil mimari örneklerinden biridir. Defterdarlık görevinde bulunan Hasan Talat Efendi tarafından kız kardeşi Hazeran Hanım adına 1872 yılında yaptırılmıştır. Konağın iki ayrı girişi vardır. Bunlardan birisi sübyan mektebi ile evler arasında arnavut kaldırımlı dar yolun bulunduğu avlu kapısıdır. Saçak üzerine kiremit örtülü, çift kanatlı bir kapı, bodrum kat ve haremlik mevcuttur.
amasya17


Tarih boyunca Amasya ili gerek yerleşim yerlerinde, gerekse tarım arazisinde Yeşilırmak ve yan kollarının taşkınlarına maruz kalmıştır. Taşkınların etkisini il merkezindeki tarihi kalıntılar dan da gözlemlemek mümkündür. Buna en güzel örnek yöre halkınca Üç Medeniyet Köprüsü olarak adlandırılan Alçak Köprüdür. Yeşilırmağın taşkınları ve getirdiği malzeme ile yatak tabanında yükselme olmuş, köprü ayakları zamanla dolmuş ve köprü ayaklarında yükseltme ihtiyacı doğmuştur. Perspontus, Selçuklu-Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde ilave yapılar eklenerek köprü tabliyesi yükseltilmiştir. Bu üç ayrı yapıyı Alçak Köprü’de izlemek mümkündür.

amasya41

Bir doğa harikası olan Borabay gölü, doğa yürüyüşü, piknik ve kamp için son derece uygun bir seçenektir. Denizden 800 m. yükseklikteki krater gölü olarak bilinen göl aslında küçük bir akarsuyun etraftan gelen yıkıntılarla tıkanması sonucu oluşmuş, doğal bir set gölüdür. Bakanlar Kurulunca Turizm Merkezi olarak ilan edilmiş bulunan Borabay Gölü’nde 9 adet bungalov ev, gazino, kamp ve piknik alanları, doğa yürüyüşü parkuru ve dinlenme imkanları vardır. Bu nedenle yerli ve yabancı ziyaretçilerin çok sık uğradığı bir merkez durumundadır.


Dünyanın en güzel Misket elması, kirazı, şeftalisi ve bamyasının üretildiği, tarih ve doğanın birlikte bulunduğu ilginç antik kenti görmelisiniz sıcak kanlı ve misafirperver Amasya sizi bekliyor.

Amasya Müzesinin Mumyalar bölümünü ve Hitit Tanrı Heykelini (Teşup) görmeden,

Yeşilırmak Yalıboyu’nda Amasya Evlerini gezmeden,

Kral Kaya Mezarlarını ziyaret etmeden,

II. Bayezid Külliyesi, Bimarhaneyi gezmeden,

Borabay gölünü görmeden,

Amasya Misket elması yemeden,

…DÖNMEYİN

kaynak : www.amasyakulturturizm.gov.tr

Burdur

01.01.2010

burdur1


Burdur, Akdeniz Bölgesinin iç kısmında ve Göller Yöresi adı verilen bölgede yer almaktadır. İl arazisinin %60.6’sı dağlık, %2.7’si yayla, %19’u ova %17.6’sı engebelidir. Güneyde Antalya, Batıda Denizli, Güneybatıda Muğla, Doğu ve Kuzeyde Isparta ve Afyon illeri ile çevrilidir.

burdur3


Burdur, Akdeniz Bölgesinde yer almasına rağmen kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak bir iklime sahiptir. İlin rakımı 950’ mt.dir. İç Anadolu Bölgesiyle Akdeniz iklimi arasında bir geçiş noktasıdır. İlde çok sayıda göl ve orta boy akarsu bulunmaktadır.

burdur7


Türkiye’nin önemli göllerinden olan Burdur Gölü her türlü su sporları için elverişlidir. Birçok sulama göletlerinin yanı sıra, Karacaören,Yapraklı,Onaç 1 ve Onaç 2 ve Karamanlı Barajları vardır.

burdur6

Burdur Gölü

Burdur Gölü, Söğüt Dağı ile Sulu dere Yayla dağ kütleleri arasında kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan oluk şeklindeki tektonik çöküntünün sularla dolması ile oluşmuştur.

Kapalı bir havzada yer alan gölün akıntısı yoktur. Göl suyu oldukça tuzlu olup ülkemizin en derin göllerinden birisidir. Derinlik bazı bölgelerde 100 metreyi bulur. Göl su seviyesinin son yıllardaki aşırı düşüşüne gölü besleyen dere ve çaylar üzerinde yapılan barajlar ve son yıllardaki bölgede yaşanan aşırı kuraklığın neden olduğu sanılmaktadır.

Göl üzerinde yapılan araştırmalara göre besin maddeleri yönünden çok zengin olmadığı belirtilmektedir. Buna karşılık gölün yüze yakın kuş türüne ve yaklaşık olarak 300 bine yakın su kuşuna ve özellikle Dünyada nesli tükenmekte olan “dikkuyruk” ördeklerinin % 70’ine ev sahipliği yapmaktadır. Endemik kuş türlerinin barınma alanı olan Burdur Gölü uluslararası öneme sahip bir sulak alandır. 85 kuş türü yaşar.

burdur5

Doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleri açısından Batı Akdeniz Bölgesinin önemli bir kentidir. Burdur İlinde, çevresiyle birlikte(Göller Bölgesi) ilk tarih çağlarından günümüze kadar bütün dönemlerin yaşandığını, günümüze kadar gelen medeniyet eserlerinden anlaşılmaktadır. Çevresinde bu dönemlere ait 50’ye yakın höyük ve Tümülüs ile 25’ten fazla ören yeri ve antik kent yerleşim yeri bulunmaktadır.

insuyu

İnsuyu Mağarası

Burdur-Antalya karayolunun 13 kilometresinde yoldan 900 m. doğuda, Mandıra köyündedir.

Toplam 597 m. uzunluğunda yatay bir mağaradır. Uygun ulaşımı bulunduğu için Türkiye’de turizme açılan ilk mağaralardan biridir. Kalker tortulanmalarından türlü şekil ve yapıda meydana gelen sarkıt ve dikitlerin teşekkül tarzları dikkate alınarak mağaranın binlerce yıl evvel teşekkül ettiği tahmin edilmektedir. Mağara içinde girintili-çıkıntılı muhtelif istikametlere açılan dehlizlerde yer alan irili ufaklı 9 göl mevcuttur.

Mağara içinde serin ve temiz bir hava cereyanı vardır. Bir kısım mağara sularının şeker ve mide hastalıklarına şifalı olduğuna inanılmaktadır.

burdur9

Taşoda Etnoğrafya Müzesi

Burdur İli merkez Pazar Mahallesi, Veyis Sokak’ta yer alan “Taş Oda” 17. yüzyıl Osmanlı sivil mimarlık örneklerindendir. Adını, kesme taştan yapılmış başodadan aldığı sanılmaktadır. Bu yapının 17. yüzyıl ortalarında Burdur eşrafından Mahmut Paşa tarafından yaptırıldığı söylense de bu konuyla ilgili herhangi bir kayıt mevcut değildir.
Pazartesi dışında her gün 08.00-12.00/13.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.

Burdur’a özgü yemekler
Testi Kebabı, Burdur Şiş, Kabak Helvası, Ceviz Ezmesi, Ceviz Helvası, Burdur Muhallebisi olarak sıralanabilir. Özel günlerde ve ziyafetlerde et suyundan pişirilmiş, pirinç çorbası, soğanlı kazan eti veya pirinç pilavı, sac kebabı, sac böreği, et böreği ve katmer yapılması gelenektendir.

burdur8

Burdur’a has “Burdur şiş” tadılmaya değer bir yemektir. Üzerine de Burdur il merkezinde ve ilçelerinde üretilen “ceviz ezmesi” olarak adlandırılan ceviz tatlısı ve Sagalassos Antik Kenti yolu üzerinde bulunan alabalık tesislerinde dinlenerek, yöreye has süzme yoğurt ile alabalık yenebilir.

İnsuyu mağarasını görüp, şifalı suyundan içmeden,

Sagalassos Antik Kentini görmeden,

Burdur arkeoloji Müzesini ve il merkezindeki Osmanlı Dönemi sivil mimari örneklerinden Taşoda Etnografya Müzesini, Bakibey Konağını ve Çelikbaş Konaklarını ziyaret etmeden,

İl merkezi, Yukarı Pazar Semtinde üretilen “ceviz ezmesi” olarak adlandırılan ceviz tatlısından, Burdur’a has “Burdur şiş” ten ve Sagalassos Antik Kenti yolu üzerinde yöreye has süzme yoğurt ile alabalık yemeden,

Bakırcılar çarşısında, hediyelik bakır eşya ve Burdur Alacası sipariş vermeden,

Dönmeyin…

kaynak : www.burdurkulturturizm.gov.tr

Samsun

18.12.2009

samsun1

MÖ 7. yüzyılda “Amisos’ adıyla kurulmuş bir koloni kenti olarak bilinen Samsun, Orta Karadeniz Bölgesi’nde Kızılırmak ve Yeşilırmak’ın denize döküldüğü bölgede yer alıyor.

Samsun, doğal tarihi ve kültürel zenginlikleri, deniz, kara, hava, demiryolu ulaşım olanakları ile bölgenin turizm potansiyeli en yüksek kentlerinden biridir.

Alaçam, Asarcık, Atakum, Ayvacık, Bafra, Çarşamba, Canik, Havza, Kavak, Ladik, 19Mayıs, Salıpazarı, Tekkeköy, Terme, İlkadım, Vezirköprü, Yakakent olmak üzere 17 İlçesi vardır

samsun3

Tarihin her döneminde önemini sürdüre gelmiş bir kent olan ve Büyük Önder Atatürk ile 18 kader arkadaşının, 19 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile kente gelişlerinin ardından Milli Mücadele’nin ilk kıvılcımının ateşlendiği yer olma özelliği de taşıyan Samsun, bu yönüyle de ilgi çekiyor.

samsun7

Denizi, yemyeşil yaylaları, gölleri, ırmakları ve şifalı kaplıcalarının yanı sıra Türkiye’nin en önemli sulak alanlarının başında gelen Kızılırmak Deltası ile turizme çeşitlilik sunan Samsun, müzeleriyle de kentin binlerce yıllık geçmişini ve uygarlıkları gözleri önüne seriyor.

samsun11

Kunduz Ormanları
Kunduz ormanlarındaki Geyik Üretme İstasyonu; Vezirköprü’yü ziyaret edenlerin en çok uğradığı mekanların başında gelmektedir. 1984 yılında iki geyikle 7 hektar ormanlık alanda başlanılan geyik üretme sahası daha sonra 85 hektara çıkarılarak üretim alanı genişletilmiştir. Üreyen geyikler zaman zaman doğal ortama salınarak kendi doğal ortamlarında üremeleri sağlanmıştır. Avlanması yasak olan geyiklerin doğal ortamdaki sayıları kesin olarak bilinmemektedir. Geyiklerin korunması için bekçi görevlendirilmiştir. Geyik üretme istasyonunu ziyaret eden herkes geyikleri yakından görebilmektedir.

samsun4

Samsun İli kıyı kesiminde tipik Karadeniz iklimi hakimdir. Ancak iç kesimlere gidildikçe karasal iklimin etkileri görülmeye başlanır. Samsun ‘da yağış Doğu Karadeniz’e göre az, sıcaklık ise yüksektir. Kıyı kesiminde kışlar ılık, ilkbahar sisli ve serin, yaz mevsimi ise kuraktır. Yağışlar genelde yağmur şeklindedir.

samsun6

Verimli Çarşamba ve Bafra Ovaları ile bu ovalara hayat veren Yeşilırmak ve Kızılırmak, Samsun’un belirgin coğrafi karakteristik özellikleridir. Bu ovalarda yetiştirilen tarımsal ürünler, bölgenin ticari ve sınai varlığının da asıl etkenleridir.

Tarım alanlarında başta tütün, buğday, pirinç, şekerpancarı, mısır, fındık, ayçiçeği, meyve ve sebze olmak üzere, çok çeşitli ürün yetiştirilmektedir.

samsun5

Her geçen yıl çeşitli bölüm ve fakültelerin eklenmesi ile gelişen Ondokuz Mayıs Üniversitesinin şu anki öğrenci sayısı 30,000’dur. Üniversite Samsun’un kültür odağı ve gurur kaynağıdır.

samsun8

Atatürk Müzesi
Samsun Eski Fuar alanı içinde 19 Mayıs Galerisi olarak inşa edilmiş bulunan Atatürk Müzesi, 1 Temmuz 1968’de ziyarete açılmıştır. Tamamen taş ve renkli mermerlerle inşa edilen müze binası anıtsal ve etkili bir görünüme sahiptir

samsun9

Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Eski fuar alanı içerisinde Atatürk Müzesinin yanındadır. 1981 yılından itibaren faaliyet gösteren müzede, samsun ve çevresinde yapılmış olan arkeolojik kazılardan çıkan eserler sergilenmektedir. Bu eserler kalkolitik eski tunç çağı, Hitit, Helenistik, roma, Bizans, Osmanlı dönemlerine ait eserdir. Ayrıca Samsun yöresine ait etnografik eserlerde mevcuttur. Müzede sergilenen nadir eserler arasında; Amisos mozaiği, Bronz heykel, ameliyatlı kafa tasları, Amisos mezar odası buluntuları (amisos hazinesi) sayılabilir.

samsun10

Bandırma Vapuru
Türkiye Cumhuriyetine giden yolda, büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ve 18 kader arkadaşını Samsun’a getirip, milli mücadelenin başlamasına vasıta olarak önemli bir görev yapan “Bandırma Vapuru” artık hep Samsun’da. Bandırma Vapuru, Samsun’da, Doğu Park sahilinde, artık hep orada kalmak üzere demir atmış durumda.

samsun2

Otobüs terminali, İl merkezindedir.

Demiryolu: Samsun-Sivas ve Samsun-Amasya demiryolu bağlantıları mevcuttur. Gar kent merkezinde bulunmaktadır.

Denizyolları: Samsun’da feribot seferleri Haziran-Ağustos ayları içerisinde yapılmaktadır. Liman kent merkezindedir.

Havayolu: Samsun Havaalanı kent merkezine 19 km mesafede yer almaktadır. Havalimanına kent merkezinde bulunan THY bürosu önünden kalkan servis araçları ile ulaşmak mümkündür.

Ne Alınır?
İlde bez dokumacılığı yakın tarihe kadar yaygın bir el sanatıydı. Kalın dokunan keten bezleri, orak gömleği, dış giyimlik veya örtü bezi yapımında kullanılmaktadır. Dağ köylerinde yünlü dokumalar, Havza ilçesine bağlı köylerde pamuktan gömleklik, yünden kazak, denilen şalvar dokumalar bilinen el sanatları arasında yer alır.

Ne Yenir?
Samsun’un beslenme biçiminde mısır, lahana ve kuru fasulye ağırlık kazanmaktadır. Etli, pirinçli ve hamurlu yiyecekler yaygındır. Kaz, tavuk, ördek gibi kümes hayvanları geleneksel beslenmede önemli bir yer tutar. Lorgon, Kırçan, Kaldırayak, Madımak, Nünük gibi bitkilerden kavurma ya da çorba yapılır.

Yöreye ait yemekler arasında Tir (Kaz Yufkası), Yer Pancarı (Yazı Pancarı), Mısır Çorbası, Yoğurtlu Çorba, Mercimekli Bulgur Pilavı, Keşkek, Karalahana Çorbası, Hamsili Ekmek, Hamsili Pilav (İli Pilav) ve Kocakarı Gerdanı (Burma) sayılabilir.

Yapmadan dönme
Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesini görmeden,
Amisos Hazinelerini görmeden,
Ladik Hamamayağı Kaplıcalarına gitmeden,
Onur Anıtı; 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Kurtuluş Savaşımızı başlatmak üzere Samsun’a çıkışını sembolize eden bronz heykeli görmeden,
Kurupelit mevkiindeki lokantalarda Samsun pidesi ile turşu kavurması yemeden, Kaymaklı Bafra Lokumunu tatmadan,
Ladik Gölü’nde bulunan tahta balığını ve turna balığını yemeden…
Dönmeyin.

kaynak : Samsun İl Kültür ve Turizm Md.Lüğü, karadenizgezi.com, wikipedia

Artvin

12.12.2009

artvin1

Karadeniz Bölgesinin Doğu Karadeniz Bölümünde, Doğu Karadeniz Dağları üzerinde yer alan  Artvin İli’nin doğusunda Ardahan, güneyinde Erzurum, batısında Rize, kuzeybatısında  Karadeniz, kuzeyinde Gürcistan Cumhuriyeti bulunmaktadır.

artvin9

Artvin, arazi bakımından genel olarak dağlıktır. İlin Arhavi ve Hopa İlçeleri, Karadeniz ile  denize paralel uzanan Doğu Karadeniz Dağları arasında kalan dar bir düzlük alan üzerine  kuruludur.

artvin3

İlin Karadeniz’e olan kıyı uzunluğu 34 kilometredir. Kıyıdan iç bölgelere doğru gidildiğinde  arazinin birden yükseldiği görülür. Artvin ‘de, ova olarak nitelendirilebilecek alanlar, Arhavi ve  Hopa kıyı şeridindeki aluvyal düzlükler dışında mevcut değildir.

artvin2

İl sınırları içinde 30’a yakın akarsu vardır. Bunlardan Karadeniz’e dökülenler hariç diğerleri  Çoruh Nehri’nin kollarıdır. İlin muhtelif yerlerinde çok sayıda doğal göl vardır. Bunlardan;  Şavşat ve Borçka İlçelerinde bulunanları doğal güzellik ve turizm açısından en önemlileridir.


artvin6

Artvin, ili ikiye bölen Çoruh nehri, dik yamaçlı uzun vadileri, 3900 metreye kadar yükselen  birbiri ardına sıralanmış yüksek dağları, balta girmemiş doğal ormanları, yüksek dağların  doruklarında Krater gölleri, Karagülleri, yeşil yaylaları, fauna ve flora zenginliği, tarihi kilise,  kale ve kemer köprüleri, geleneksel mimarisi ve festivalleri ile çeşitli turizm değerlerini içinde  barındıran otantik bir turizm beldesidir.

artvin5

Artvin’in iklimi, yeryüzü şekillerinin özellikleri nedeniyle bölgelere göre çeşitlilik  göstermektedir. Kıyı kesimlerinde ılık ve yağışlı bir iklim tipi egemendir. Buna karşın, İl’in iç  bölgelerine doğru, yüksek kesimlerde kışlar sürekli ve bol karlı, yazlar serin geçer. Çoruh  Vadisi’nin derin tabanında, kıyıya oranla daha az yağışlı, kışları fazla sert olmayan bir iklim  tipi vardır.

Artvin’in Tarihi

Göçebe yaşam tarzını benimseyen biz Türklerin ataları yazılı edebiyat yerine sözlü edebiyat  geliştirdikleri için, günümüzde Artvin’in tarih öncesi dönemlerine ait bilgileri İran ve Bizans  kaynakları yada Erzurum ya da Kars’a dair günümüz araştırmacılarının eserlerinden  öğrenebilmekteyiz.

Artvin ve çevresi oldukça köklü ve zengin uygarlıkların yaşadığı bir bölgedir. Toprak yapısının  elverişsiz olması ve bilim merkezlerinden uzaklığı nedeni ile planlı ve bilimsel tarzda  arkeolojik çalışmalar yapılamamıştır.

artvin7

İşhan Manastırı (Kanlı Kilise)
İşhanKöyün içinde bulunan İşhan Manastırı,  9.yüzyılın ilk yarısında yapılmış ve kilise ile  şapelden (küçük kilise) oluşmaktadır. Manastırı Bagratlı Gürcüler yaptırmıştır. Manastır  piskoposluk makamı olarak da kullanılmış ve bu görevini 16.yüzyıla kadar (Osmanlıların  Artvin ve çevresini ele geçirene kadar) devam ettirmiştir. Osmanlılar Artvin ve çevresini ele  geçirdikten sonra manastırın batıya bakan tarafı camiye dönüştürülmüş ve bu sayede yapının  harap olması da engellenmiştir. Cami olarak ibadete açık konumda olması ise 1983 yılına  kadar devam etmiştir. Şu anda kilise bölümü de cami bölümü de kullanılmamaktadır.

Manastır her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti kendisine çekmektedir.Turistler köyün  ekonomisine katkıda bulunduğu gibi, aynı zamanda köyün ve yöremizin tanıtımı için de  oldukça iyi bir fırsat sağlamış olmaktadırlar.

Yusufeli ilçe merkezine 34 km uzaklıktadır. Olur-Oltu güzergahı üzerinde ilerlerken sol tarafta  yoldan 10km kadar iç kısımdadır.


artvin8
Barhal Manastırı, Yusufeli ilçesinin 12 km kuzeybatısında, Barhal (Altıparmak) Köyünde  bulunmaktadır. Aslında bir manastırdır; fakat geçen yılların ardından günümüze ancak kilise  bölümü ulaşabilmiştir. El yazması bir kitapta, manastırın 10.yüzyılda 2.Bağrat döneminde,  Vaftizci Yahya adına yaptırıldığı yazmaktadır. Bina oldukça sağlamdır ve anıtsallığı ile dikkat  çekmektedir. Şu anda ise cami olarak kullanılmaktadır.

Artvin’e Karadeniz otoyolu ile ulaşılabilir. Erzurum yolu ile Doğu Anadolu Bölgesine bağlantı  sağlanmaktadır.

Hopa ilçesindeki Liman ile yük taşımacılığı yapılmaktadır.

Artvin’e en yakın havaalanı Erzurum (203 km.) ve Trabzon (234 km.) illerinde bulunmaktadır.

artvin10

Ne Yenir?


Yatık Döner (Çağ Döneri)
Özellikle iç kesimlerde az yağlı koyun veya dana eti dilimler halinde şişe takılarak köz  üzerinde yatık bir şekilde yavaşça pişirilir.Pişen kısımlar çağ adı verilen küçük şişlere  geçirilerek yenir.Tercihen, et parçaları arasına soğan, domates veya taze biber  konur.Karabiber ve tuz etin terbiyesinde vazgeçilmezdir.

Ginkal
Mayalı hamur mantı kıvamında yarım avuç içi büyüklüğünde puf böreğine benzer şekilde açılır  ve içine az yağlı kavurma konur, mantı gibi pişirilir.Yoğurtsuz ve üzerine yağ dökülmeden  yenir.

Karalahana Sarması
Yıl boyunca tüm ilçelerde vazgeçilmez geleneksel bir yemektir. Kara lahana yaprakları suda  iyice pişirilir.Suyu süzüldükten sonra özellikle kıymalı içle sarılır.Taze pişmiş mısır ekmeği ile  afiyetle yenir.

Taze Fasulye Kızartması
Taze fasulye özellikle biber, soğan ve patates ile az zeytinyağında buğulanarak kızartılır.

Hamsili Pilav
Pirinç ve önceden ayıklanmış salamura veya taze hamsi ile birer sıra tepsiye dizilerek fırında  pişirilir.

Mıhlama
Uzayan(civil) peynir eritilmiş tere yağda bir müddet pişirildikten sonra üzerine çırpılmış  yumurta ilave edilerek ekmek banabilecek kıvama geldiğinde özellikler mısır ekmeği ile  afiyetle yenir.

Başlıca tatlılar, hasuta, kaysefe, zurbiyet, ballı lokumdur.

Ne Alınır?
Ağaç oyma ve filiz, dal kabuğundan örülen eşyalar, toprak çanak, çömlek, bakır mamülleri ve  kilim yöreden alınabilecek hediyelik eşyalardır.

artvin11

Yapmadan Dönme
Borçka Karagöller ve Camili Havzasını gezmeden
Kaçkarlarda yürüyüş yapmadan,
Kafkasör Yaylasında Boğa Güreşlerini İzlemeden,
Puçuko yemeden,

… Dönmeyin.

kaynak : Artvin Valiliği internet sitesi, karadenizgezi.com, cennetturkiye.org, wikipedia

Denizli

11.12.2009

denizli1


Denizli, Anadolu Yarımadası’nın güneybatı, Ege Bölgesi’nin doğusunda yer almaktadır. Ege, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçit durumundadır. Denizli İli’nin her uç bölge üzerinde de toprakları vardır. Denizli ili doğuda Burdur, Isparta, Afyon; batıda Aydın, Manisa; güneyde Muğla; kuzeyde Uşak illeri ile komşudur. Denizden yükseltisi ise 428 m’dir.

denizli3

Denizli ili Ege Bölgesinde olmasına rağmen, Ege Bölgesinin iklimi tamamen görülmez. Kıyı kesimlerinden iç bölgelere geçit yerinde olduğundan az da olsa iç bölgelerin iklimi hissedilir. Ege Bölgesi ikliminden sıcaklık olarak biraz düşük farklılıklar görülebilir. Denizli’de dağlar genel olarak denize doğru dik olduğundan, denizden gelen rüzgarlara açık bulunmaktadır. Kışlar ilik ve yağışlı geçmektedir.

denizli17

Honaz Dağı
Yükseltisi 2571m’dir.Denizli’nin 17km güneydoğusundadır.Yamaçları dik meyillidir. Kuzey yamaçları ormanlarla kaplı, güney yamaçları daha eğilimlidir. Denizli – Muğla ve Antalya karayolu, dağın güneybatı eteklerinden geçmektedir. Honaz Dağı koruma altına alınarak Milli Park yapılmıştır. Yaz ve kış aylarında dağın tepelerinde kar bulunur ve Denizli ilinin su deposunu oluşturur.

denizli16

Acıgöl (Çardak Gölü)
Tektonik oluşumlu bir göldür. Yüzölçümü 41.34km2.dir. Çardak ilçesi ile Afyon-Dazkırı ilçesi arasındadır. Gölü Söğüt Dağları’ndan inen sular besler. Acıtuz Gölü de denilen gölün rakımı 836m.dir.

denizli18

Pamukkale kaplıcası
Denizli’ye 20 km. uzaklıkta, eski Hierapolis kentinin bulunduğu alandadır. Kars tik alanlardan çıkan suların bünyesindeki kireç çözeltisi buharlaşma ve sudaki karbondioksitin ayrışması sonucu çökelerek genellikle beyaz renkte ve pamuk balyalarını andıran kalker tüfleri Pamukkale travertenlerini oluşturmuştur. Kaplıca suları kalp, damar sertliği, tansiyon,romatizma, deri, göz, raşitizm, felç, sinir ve damar hastalıkları, ilik içildiğinde spazmlı midesele iyi gelmektedir. İdrar sokturucudur. Böbrek kum ver taslarında, idrar yolu iltihaplarında etkilidir. Damar iltihapları ve reyon hastalığının tedavisinde yararlıdır.


Buldan Maden Suyu
Buldan’a 2 km. uzakta 2 ayrı çeşmeden akmaktadır. Soğuk ve sıcak olarak dakikada 25 litre su çıkar. Suyun sıcaklık derecesi 19o C dir. Denizden yüksekliği 600 m. olan maden suyu, sindirim sistemi ve karaciğer işlevleri üzerinde olumlu etkiye sahiptir.

denizli4

Eski Evler ve Mimari
Selçuklu ve Beylikler dönemine ait birkaç yapı ayakta kalabilmiştir. Bunlardan; 13.yy. Selçuklu döneminde inşa edilen, Çardak Han ve Akhan Kervansarayları, mimari özellikleri bakımından diğer Selçuklu Hanlarına benzerler.


denizli-19

Hamam olarak; 14.yy. Beylikler döneminde inşa edildiği anlaşılan ve il merkezi Uçancıbaşı mahallesinde bulunan, Uçancıbaşı hamamı, Türk hamam mimarisi plan şemasıdır.

denizli7


Pamukkale
Beyazlığıyla ünlü eşsiz güzellikteki travertenleri ve Antik Hierapolis Kentinin sahip olduğu tarihi değerleri ile UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştır. Dünyanın 8 harikası olarak nitelendirilen Pamukkale; pamuksu görünümü ile eşsiz bir seyir zevki sunar. Türkiye’nin Batısındaki Denizli’de bulunan, eşi ve benzeri olmayan travertenleri, antik tiyatrosu, antik havuzu, termal su kaynakları, Hz. İsa’nın 12 havarisinden olan St.Philippe’in mezarının bulunduğu haç merkezi olan anıtsal yapısı, Anadolu’nun en görkemli nekropolü, antik şehrin yıkılmasına sebep olan deprem izleri, Apollon tapınağı, görkemli çeşmeleri ile ziyaretçileri bekleyen gizemli ve muhteşem Pamukkale ve Hierapolis Antik Kenti

denizli8

Traverten çok yönlü, çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıkları 35 – 100 °C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. Pamukkale termal kaynağı, bölgesel potansiyel içindeki bir ünitedir. Kaynak, antik devirlerden beri kullanılmaktadır. Termal su kaynaktan çıktıktan sonra, 320 m uzunluğunda bir kanal ile traverten başına gelmekte ve buradan 60-70 metrelik kısmı çökelmenin olduğu traverten katlarına dökülür. Burada su, ortalama 240-300 m yol kat eder. Kat kat havuzcuklarında ve kat kat seddelerinde, çökelmekte olan kalsiyum karbonat, başlangıçta bir jel halindedir. Zaman içerisinde sertleşmekte ve ‘Traverten’ olmaktadır.

denizli9

Termal kaynak suyunun, normal şartlara dönüşmeye çabalaması çökelmeye ve traverten oluşumuna sebep olmaktadır. Termal sudaki kalsiyum bikarbonatın aşırı miktarda bulunması ve suyun yüzeye çıkışı sonucu karbondioksit açığa çıkar ve kalsiyum karbonat çökelir. Çökelme termal sudaki karbondioksitin havadaki karbondioksit dengeye gelinceye kadar devam etmektedir.

Beyazlığın oluşumunda, hava şartları, ısı kaybı, akışın yayılımı ve süresi etkilidir.

denizli10

Müzeler
Roma Hamamı, 1984 yılından bu yana Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir.
Roma Döneminde inşa edilen ve 1984 yılına kadar Roma Hamamı olarak korunan Hierapolis Arkeoloji Müzesi, asırlar öncesinden günümüze ulaşmayı başaran pek çok tarihi eseri barındırmaktadır. Müze eserlerin yapısına ve çıkarıldığı bölgelere göre ayrıştırılarak 3 bölüme ayrılmıştır.

denizli11

Antik Tiyatro
Yamaca yaslanmış tüm cephesiyle birlikte korunabilen büyük bir yapıdır. Tiyatronun yapımı tam 146 yıl sürmüştür. 50 oturma sırası bulunur ve 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Yapı tam 15.000 kişiliktir. Sütunların arası heykellerle süslenmiş olup, sahne arkasındaki duvarlarda ise mermer kabartmalar yer alır.

denizli131

2007 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine (ADNK) göre İlin toplam nüfusu 907.325 kişidir. Merkez İlçe şehir nüfusu 323.151, Köy nüfusu 171.810’dur. Merkez hariç 18 ilçe, 100 Belediye ve 372 köyü vardır.

denizli-20

Tekstil sanayii
Yüksek istihdam hacmi ve zamanda yarattığı katma değer büyüklüğü bakımından Denizli’nin önde gelen sanayii sektörü durumundadır. 1950’li yıllarda, Denizli yöresinde ev ve atölye tipi küçük sanayii şeklinde hambez üretimi yapılmakta idi. Ancak özel girişimcilik ve modern sanayi tesislerin kurulması bağlamında, Denizli’de ortaya çıkan ilk tekstil tesisleri çırçır fabrikalarıdır. Daha sonra Denizli’de büyük tesisler olarak iplik fabrikalarının kurulması Denizli ve çevresinde çok yaygın olan, ev ve atölye tipindeki ham bez dokuyan küçük sanayiinin iplik ihtiyacını karşılaması yönünden oluşmuştur

denizli5

Denizli Yöresinin Yemek Kültürü
Denizli’de geleneksel yemek türleri ve beslenme alışkanlıkları sürmektedir. Kedi börülcesi çorbası,Mercimek çorbası,Domates çorbası, kuru börülce çorbası, Tarhana çorbası, ovmaç çorbası gibi yöreye özgü çorba türleridir. Et yemeklerinin başlıcaları tas kapaması, kumbar dolması, sirkeli et, nohutlu et, Tandır,kol dolması, ciğer sarma, saçta işkembedir.

Denizli mutfağının temelini sebzeli yemekler oluşturur.Özellikle patlıcan yemek çeşitleri çoktur. Kuru patlıcan dolması, patlıcan gözlemesi gibi vb. Taratorlu börülce salatası, ebe gümeci salatası, filiz salatası Yöreye özgün salata türleridir.
Börek ve tatlı türlerinde Ege Bölgesi özellikleri görülür. Yufka, şipit, bazdırma evlerde yapılan ekmekledir.

denizli6

Denizli Horozu
Gecelerin Karanlığına Karşı Doğacak Güneşin Müjdesini Haykıran Horoz
Denizli Horozu
“Her Horoz Kendi Kümesinde Öter, Denizli Horozu İse Her Yerde Öter”

Tanrıya şükür, burada her şeyim var. Hayatımda yalnız bir şey eksik: Horoz sesi!..” diyordu New York’ta yaşayan Denizli’li zengin bir işadamı. Bahsettiği horoz Denizli horozuydu. Horoz özlemini kelimelere dökerken modern dünyanın bir gerçeğini de dile getiriyordu.

denizli


Tüm Denizli ili dokumaları, özellikler Buldan’a özgü desenli, renkli, simli, pamuklu, ipekli giysi ve mefruşatlar büyük bir üne sahiptir ve mağazalarda teşhir ve satışı yapılmaktadır.

Yapmadan dönme
Doğa harikası eşsiz travertenleri, birçok hastalıkların tedavisinde rolü olduğu belirlenen Pamukkale’nin şifalı suyunu, ayrıca Karahayıt ve Yenice gibi kaplıcalarını ziyaret etmeden,
Bir çok uygarlıkların yerleştiği antik çağın büyük ve kutsal kentlerinden; Hierapolis, Laodikeia, Colossae, Tripolis ve Heraclaia görmeden,
Önemli bir alış veriş merkezi olan Kaleiçini, şehir merkezindeki havlu, bornoz ve diğer tekstil ürünlerinin satıldığı Babadağlılar Çarşısı’na uğramadan,
Karcı Dağı eteğindeki havası, suyu ve manzarası eşsiz Çamlık mesireliğinde piknik yapmadan …
Dönmeyin.

kaynak : Denizli Valiliği internet sitesi, cennetturkiye.org, wikipedia

Mardin

09.12.2009

mardin1



Mardin İl topraklarında dağlar doğu-batı istikametinde uzanır ve ovadan ortalama 600 metre yükseklikte çok geniş bir kütle oluşturur. Yükselti bazı kesimlerde 1000 metre üzerine çıkar. Dağlar genellikle çıplaktır. Gümüş Çayı. Çağçağ suyu ve Savur Çayı yanı sıra Seyhan Deresi ve Yeşilli Gülzar Deresi bulunmaktadır. Dicle ve Fırat nehirlerinin kolları il topraklarında koridor oluşturmuştur. Dicle Vadisi ile Kızıltepe, Mardin ve Nusaybin Ovaları mevcuttur.

mardin12

İklim Yapısı
Akdeniz iklimine benzer özellikler taşır.Yazlar çok kurak ve sıcak kışları ise bol yağışlı ve ılımandır. Bir yandan güneydeki Çöl İkliminin etkisi altında bulunması , diğer yandan kuzeydeki yüksek dağların serin hava kütlelerinin bölgeye girmesine mani olması sebebiyle ilin ovalık kesiminde yazlar çok sıcak geçer. Mardin’in iklimini ova ve dağ kesimi olarak iki şekilde değerlendirmek mümkündür. Ova kesiminde yazlar çok sıcak geçer, kışlar ise ılıman ve yağmurludur. Dağ kesiminde yazları ovaya nispeten daha serin , kışlar ise şiddetli rüzgar, bol yağmur ve kar yağışlı geçer.

mardin5

Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin’de, farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergahında olup, 5 han ve kervansaray mevcuttur.
mardin8

Mardin’de kültür, çağlar boyu yerleşik olan uygarlığın izlerini taşır. Mardin ili önemli tarihsel ve kültürel mimari zenginliklere sahiptir. Bu zenginliğin turizm alanında en iyi şekilde değerlendirilmesi halinde ilin kalkınmasına ve ülke turizmine büyük katkı sağlayacağı kuşkusuzdur.

mardin15

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski Hıristiyan topluluğu Süryanilerin köklü kültürü ve çeşitli uygarlıkların izleriyle bezenen Mardin’de engin hoşgörü şehrin ötesine ulaşmaktadır. Ezanların Çanlarla kardeşçe ve birlikte yankılandığı medeniyetler şehridir.

mardin11

Son yıllarda sadece ülkemizin değil tüm dünyanın ilgisini çekmeye başlayan Mardin, tarihi ve kültür yapısı ile Unesco’nun “Dünya Mirası Kenti Listesine” girmeye adaydır. Kültür Varlıklarının belgelenmesi korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması önem arz etmektedir.

mardin2

Çarşılar
Mardin’de, Sipahiler, Un, Ayakabıcılar, Hasan Ayyar, Meşkin, Nalburiyeciler, Marangozlar, Kasaplar Çarşısı vardır.

mardin3

Hanlar
Kervansaray Sürur Hanı, Kayseriye, Çeço Hanı, Cumhuriyet Hanı bulunmaktadır.

Hamamlar
Emir, Savurkapı Hamamı, Yıldız Hamamı, Ulu camii Hamamı, Meristen Hamamı, Sıtrazaviye Hamamı vardır.

Kaplıcalar : Dargeçit İlçesinde Germ-i Ab Kaplıcası vardır.

mardin16

İldeki Özel Kutlama Günleri: Mardin İlinde mayısın ilk haftasında baharın uyanışı, Hassıt Merene ve Hıdır Ellez, Nusaybin Girnavaz Anma günleri kutlanır. Ayrıca her yıl 13 Mart Atatürk’ün Mardin’e Gelişi ve 21 Kasım günü Mardin’in Kurtuluşu olarak kutlanmaktadır.

Kültür Festivalleri: Haziran ayının ikinci haftasında Kabala Kültür ve Kiraz Festivali ile Yeşilli Kültür ve Kiraz Festivali düzenlenmektedir.

mardin17

Mardin Kalesi
M.S.975-976 tarihlerinde Hamdaniler tarafından inşa ettirilmiştir.
Kalede, cami, hamam, mahzen ve birçok ambar bulunmaktadır.

mardin13

Önemli bir İnanç Turizmi merkezi olan Mardin’de merkezde Ulu Cami, Meryemana Kilisesi ve Patrikhanesi, Mor Yusuf Kilisesi (Surp Hovsep), Deyruülzzafaran Manastırı (Mor Hananya), Deyrulumur Manastırı (Mor Gabriyel), Mor Yakup Manastırı (Nusaybin), Midyat Meryemana Manastırı ve Mor Dimet Manastırı görülmeye değerdir.
mardin9

Kara Yolları
Mardin’i Şanlıurfa ve Gaziantep üzerinde Adana’ya bağlayan büyük E-90 Karayolu aynı zamanda Avrupa ile Ortadoğu ülkeleri arasında ‘da TIR taşımacılığını n ana eksenidir. İl Merkezine bağlı tüm ilçelerle Karayolu irtibatı mevcuttur yollar asfalttır.

mardin14

Hava Yolları
Haftanın her günü İstanbul ve Ankara seferleri bulunmaktadır.

Ne yenir?
Mardin’in çok özel yöresel yemekleri mevcuttur. Özellikle kaburga dolması, bumbar dolması, perde pilavı, hindi dolması, içli köfte, kıbbe, çiğ köfte, keşkek, zerde, cevizli sucuk, helva çeşitleri, cevizli tatlılar…

mardin19


Ne alınır?
Mardin’in meşhur telkari gümüş işlemesi alınabilir.

Yapmadan dönme
Mardin Müzesi, Deyrulzaferan Manastırı ile Kasımpaşa Medresesi görmeden,
Badem şekeri, leblebi, ceviz sucuğu tatmadan,
Telkariden gümüş işleme almadan,
Kiraz Festivaline gitmeden

…Dönmeyin.

kaynak : Mardin Valiliği internet sitesi, cennetturkiye.org, wikipedia

Manisa

07.12.2009

manisa1



Batı Anadolu’da Spil Dağı ile Gediz Nehri arasında yer alan Manisa, Ege Bölgesinin ulaşım bakımından önemli bir noktasında bulunan zirai, ticari ve sanayi açıdan gelişmiş bir kentimizdir.

manisa9

Tarih boyunca kültür ve sanatın yoğunlaştığı, ticaret yollarının geçtiği Manisa, kültürel ve doğal zenginlikleri ile ilgi çekici tatil olanakları sunmaktadır. Tarihte ilk altın parayı basan Lidya Krallığının başkenti bugün Salihli ilçesi sınırlarında yer alan Sarp kentidir.

Gediz Ovasının bereketli topraklarının da etkisiyle tarımsal üretim sıralamasında ilk üç ilden biridir. Yüzyıllardan beri dokumacılık, gıda, dericilik ve tarım konusunda faaliyet gösteren Manisa’da bugün sanayi önemli bir gelir kaynağıdır.

Manisa’nın bir diğer önemli özelliği ise semer yapımı, bakırcılık ve demircilik gibi geleneksel el sanatlarının devam ettiği bir kent olmasıdır. Kulaya 18 km mesafede bulunan Peri bacaları ise Gediz vadisi üzerine yapılmış pastel tonlarda görkemli bir resme benzemektedir. Saruhan Beyliğinden günümüze ulaşan yapılar arasında Ulu Camii külliyesini sayabiliriz
manisa2

Manisa geçmişinden taşıdığı izler ve doğal güzellikleriyle turizm kulvarında da adından söz ettirmektedir. Şifalı sular bakımından zengin bir bölgede bulunan Manisa’daki jeotermal su kaynakları asırlardır bilinmektedir ve yerli yabancı turistlerin ilgi odağıdır. Salihli’de bulunan Kurşunlu ve Sard kaplıcaları Manisa’nın sağlık turizmine önemli bir katkı sağlamaktadır.

Sart
Salihli yakınlarında, bugünkü İzmir-Ankara yolu üzerinde, Manisa’ya yaklaşık 62 km uzaklıkta bulunan Sart, antik çağda Lidya Krallığının başkenti olması ve tarihte ilk altın paranın basıldığı yer olmasıyla ün yapmıştır. Arkeolojik kazılar sonucunda, başta Artemis Tapınağı, Sinagog, Cimnazyum başta olmak üzere altın arıtımevi ve mermerli cadde kenarındaki dükkanlar ile Artemis Mabedi yakınındaki küçük kilise gibi birçok eser ortaya çıkarılmıştır.
Sart Ören Yeri, Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait Ege Bölgesinde bulunan yedi kiliseden Sart Kilisesinin bulunduğu yer olarak da yoğun bir biçimde ziyaret edilmektedir. Yine Sart ören yerinde İzmir-Ankara yolunun kuzey kenarında bulunan Sinagog, türünün Anadolu’daki en eski örneklerinden biri olması ve M.S. III. yüzyılda, Sart’ta bir Musevi cemaatinin varlığına işaret etmesi bakımından önemlidir.

Kula evleri

Tarihte “Yanık ülke” olarak adlandırılan Kula; geleneksel mimari yapısını, günümüze dek koruyabilen özgün yerleşimlerden biridir. İzmir-Ankara karayolunun kuzeyinde Kara-Divlit Dağı eteklerinden doğuya doğru yayılan bu kentteki evler, büyük aile yapısına ve zamanın büyük bir bölümünü evde geçiren kadına göre düzenlenmiştir.
manisa7

Kula’nın doğusunda bulunan Kapadokya’daki peri bacalarına benzer oluşumlar.

Manisa Kalesi

Manisa’nın güneyinde bulunan Spil Dağı’nın kuzey yamaçlarındaki kalenin hangi dönemde yapıldığı konusunda kesin bir bilgi yoksa da, etrafını çevreleyen suların M.S.l7 yılındaki depremde yıkıldığı ve Roma İmparatoru Tiberius zamanında tekrar yapıldığı sanılmaktadır.

Gravürlerden, seyehatnamelerden ve mevcut kalıntılardan, vaktiyle hayli görkemli bir yapı olduğu anlaşılan kale, beşgen planıyla sandığa benzemesinden dolayı halk arasında Sandıkkale olarak adlandınlmaktadır. İçkale sur duvarı kalıntılarının uzunluğu 1700 metre olup, doğu ve kuzey yönlerinde kesme taş, tuğla ve horasan harcından yapılmış 4500 mt. kadar uzunluğunda, yüksekliği 10-12 metreyi bulan dış surlarla çevrilidir. Sur duvarlarının ve burçların bir kısmı hayli yıpranmış da olsa hala belirgindir.

Yoğurtçu Kalesi

Manisa Merkez Uzunburun köyü sınırları içinde Manisa’ya 20 kilometre kadar uzaklıktadır. Henüz arkeolojik kazı yapılmamış olmasına rağmen, hayli sağlam durumda olan yapının tarihinin Bizans, hatta Roma dönemine kadar inmesi muhtemeldir.

manisa3

İlin önemli camileri merkezde 14.yy’a tarihlenen Ulu Cami, Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hafsa Sultan adına yapılan Sultan Camii ve projesi Mimar Sinan’a ait Muradiye Camii ve Akhisar ilçesindeki Ulu Cami sayılabilir. 1490 tarihinde II. Bayazıt’ın eşi Hüsnü Şah Sultan tarafından yaptırılan Hatuniye Külliyesi görülmeye değerdir.
Manisa’ da yer alan türbeler; Saruhan Bey Türbesi, Yedi Kızlar Türbesi, Yirmi İki Sultanlar Türbesi, Süleyman Şah Türbesi ve Emre Sultan Türbesidir

Kurşunlu Kaplıcaları
Salihli’nin 5 km. kadar güneybatısında, Manisa’ya 71 km. uzaklıkta olan kaplıca romatizma, solunum yolları hastalıkları, cilt ve kadın hastalıkları ile nevralji tedavisinde kullanılmaktadır.
manisa8

Manisa Tarzanı ( Ahmet Bedevi )
AHMET Bedevi’nin nüfus kayıtlarındaki ismi Ahmeddin Carlak. 1888’de Bağdat’da doğup Türk ordusunda askerlik yapan Carlak, daha sonra milli mücadeleye katıldı, kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Manisa’ya gelip yerleşen Bedevi, sessiz garip bir insandı. Belediyede süpürgeci olarak göreve başladı, bahçıvan yardımcısı, itfaiye eri olarak çalıştı. Manisa’yı yeşillerdirmek için tüm gayretiyle çalışan Bedevi, dayanılmaz sıcaklarda önce atlet ve kısa pantolon, sonraları yaz kış demeden siyah şortla dolaşmaya başladı. Manisa Tarzanı denilen çevre lideri, Spil’de kulübede yaşamaya başladı, 31 Mayıs 1963’te yaşamını yitirdi.

Ne yenir?
Et ve süt ürünleri de ana besinler olmakla beraber, Manisa mutfağının temelini sebze ve meyveler oluşturmaktadır. Bazı yemeklerle pide ve börek gibi hamur işlerinde sebzeler ve değişik bitkilerin et ile birlikte kullanıldığı görülür. Yine de yöre mutfağında zeytinyağlıların yeri başkadır. Manisa kebabı, şevketi bostan, enginar dolması, semizotu, yalancı sarma, börülce tarator, sinkonta, simit ekmeği, mantar tatlısı, zerde yörenin sevilen yemek ve tatlılarıdır.

Ne alınır?
Manisa’nın ünlü Mesir Macununu yıl boyu bulmak mümkündür.Bunun yanı sıra Yunt Dağı, Kula, Gördes ve Demirci halıları ile ün yapmış Manisa’da, geleneksel el dokuması halılar, altın ve gümüş takılar, pamuklu iç ve dış giyim eşyaları ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gören eşyalardır. Ayrıca bakır, gümüş, pirinç, tahta oyma gibi hediyelik eşyalar ve şile bezi, bürümcük giysiler ile çeşitli oyalar satın alınabilir.

manisa4

Manisa Müzesini, Muradiye Cami, Ulu Cami ve Mesir Macununun saçıldığı Sultan Cami ve külliyesini gezmeden,
Ağlayan Kaya Niobeyi görmeden,
Spil Dağı’ndan Manisa ve İzmir’i grup vakti seyretmeden,
Spil Milli Parkını ziyaret edip, yaban atlarını görmeden,
Aigai Antik Kentini gezmeden,
Sardes Antik Kenti ve Artemis Tapınağını görmeden,
Salihli-Gölmarmara yolu üzerindeki 90 kadar tümülüsün (kral mezarları)yer aldığı Bintepeler Bölgesini gezmeden,
Salihli İlçesi civarındaki 15000-25000 yıl öncesine ait fosil ayak izlerini görmeden,
Alaşehir’de bulunan St Jean Kilisesini görmeden,
Kula İlçesini ziyaret edip, Kula evlerini, geleneksel el sanatlarının hala sürdürüldüğü tarihi çarşısını, peri bacalarını, Divlit Yanardağı ve lav akıntılarını görmeden ve Kula güveç kapamasını, şekerli ve ya otlu pidelerini ve höşmerimini yemeden, leblebisinden tatmadan,
Soma – Darkale Köyü’nü görmeden,
Salihli’de odun köfte, Manisa’da Manisa kebabı yemeden,

…Dönmeyin.

kaynak : Manisa Valiliği internet sitesi, wikipedia, cennetturkiye.org

Isparta

04.12.2009

isparta11


Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgelerinin kesiştiği Göller Bölgesi denilen noktada yer alan Isparta ili, Eğirdir, Kovada ve Gölcük gölleri, Kovada ve Kızıldağı Milli Parkları ile zengin bir fauna ve floraya sahiptir.

isparta3

İnanç Turizminin merkezi Yalvaç ilçesi Anadolunun kültür zenginliğini tüm ihtişamı ile yansıtmaktadır.

Kayak Merkezinin yeraldığı Davraz Dağı, doğa yürüyüşü ve nehir sporlarına elverişli kanyonlar, mağaralar ve dağları ile pek çok doğa sporlarının yapıldığı merkezdir.

Isparta’nın turizm kapısı Eğirdir, alternatif turizm cennetidir. Dağcılık, trekking, rüzgarsörfü, yamaç paraşütü, kampçılık turizm çeşitlerinden birkaçıdır.

isparta2

Isparta yöresi, kış aylarında İzlanda alçak basıncının Balkanlar üzerinden ve Orta Akdeniz’e inerek, ılımanlaşmış şeklinden etkilenir. Kış aylarında kuru soğukların sebebi olan Sibirya yüksek basıncı zaman zaman bölgeye kadar sokulmaktadır. Ayrıca kış aylarına geçiş dönemlerinde Kuzey Afrika üzerinden gelen tropikal hava kütlelerinin etkisi gözlenir.

Isparta ili arazisinin yarısına yakın bir kısmı ormanlardan oluşmaktadır. Bu alanlar içinde verimli orman ağaçlarının yanı sıra fundalık ve çalılık alanlara da karşılaşılmaktadır. Bu araziler dışındaki alanlarda ise bitki örtüsü otlardır.

isparta5

Kızıldağ Milli Parkı: Ş.Karaağaç ilçesinin 5 km güneyinde, 1840 m yüksekliği olan büyük sivri tepesinin eteklerindeki saf sedir ormanları Milli Parkın odak noktasıdır. İç Anadolu step iklimine en fazla giren saf sedir ormanları 164 ha kadardır. Toplam 550 ha olan park, 1969 yılında milli park olarak tescil olmuştur.

isparta6

Kovada Gölü Milli Parkı: Eğirdir ilçesi mülki hudutları içinde olup, Kovada Gölü ve ormanlık çevresini kapsayacak şekilde 6534 ha.lık bir alana yayılmıştır. 1970 yılında milli park olarak tescil edilmiştir.

isparta7

Farklı kültür ve uygarlıkların doğduğu yer olarak birçok tarihi kalıntı ile dolu olan Anadolu, dünyanın tarih ve doğa müzesidir. Isparta Akdeniz, Ege ve İç Anadolu Bölgeleri arasında yeralan önemli bir coğrafi noktada yer alır. Tarih boyunca sürekli yerleşim görmüş Göller Bölgesi “Pisidia” olarak adlandırılmıştır. Çeşitli zamanlarda sınırları değişen bu bölgede kendi dillerini konuşan “Pisidialılar” yaşamış ve yerel bir dil olarak da “Pisidçe” dilini konuşmuşlardır. Bu dilin varlığı Aksu İlçesindeki Timbriada, Sofular Köyü ve Senitli Yaylasında ele geçen mezar taşlarından anlaşılmaktadır.

isparta8

Eğirdir Kalesi: Eğirdir Kalesi, Eğirdir Gölüne uzanan yarımada üzerinde bulunur. Kuzey-güney doğrultusunda yarımada boyunca uzanan sur duvarları üzerinde konutlar vardır. İç ve dış kaleden oluşan Eğirdir Kalesinin inşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bugünkü kalıntılar Bizans döneminden kalmadır. Çeşitli zamanlarda onarılan kale surları bir sıra tuğla ve taş olarak inşa edilmiştir. Dış kaplama, iç moloz dolgudur. Timur’un Eğirdir’i istilası sırasında hasar görmüş, Hamidoğulları ve Osmanlı dönemlerinde tamir görmüştür.

isparta9

Kutlubey (Ulu) Camii: Ulu Cami adını I. Murad döneminde yaşamış yararlıklar göstermiş Osmanlı komutanı olan Kutlubey’den almıştır. İl Merkezindeki camilerin en eskileri arasında adı geçen Kutlubey Caminin (Ulu Cami) bulunduğu yerde, bir vakfiyeye göre 1429 yılında cami bulunmakta iken, 1899 yılında bu caminin çürüyen kısımlarının yenilenmesi için damı açıldığında tavanı taşıyan direklerin çoğunun çürümüş olduğunun görülmesi üzerine bütünüyle yıktırılarak, Padişah II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılı hatırasına Ayasofya’ya benzer kargir ve çok kubbeli bir cami yapılmasına karar verilerek inşaata başlanmıştır. 1904 yılında tamamlanan yeni caminin duvarları kövkeden yapılmıştır. 1914 yılındaki büyük depremde caminin yıkılması üzerine, 1922 yılında bugünkü cami yapılmıştır. Kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı caminin kuzeybatı köşesinde bir minaresi vardır. Doğu ve batı cephesinde alt ve üstte beşer, güney cephesinde altta ve üstte dörder, kuzey cephesinde ise altta dört, üstte beşer kemerli pencere açıklığı vardır.

isparta10

Bedesten (Firdevs Bey Bedesteni): Mimar Sinan Camiine gelir sağlamak için Isparta Valisi Firdevs Bey tarafından 1561 yılında yaptırılmıştır. Mimar Sinan üslûbunu taşıyan bu yapı düzgün kesilmiş kövke taşlarıyla yapılmıştır. Kuzey güney doğrultusunda uzanır ve her iki yönden birer girişi vardır. Kurşun kaplı beşik-tonoz çatısı 1967 yılında gördüğü onarımla değiştirilerek ahşap çatı ile kaplanmış ve içindeki dükkanlarla birlikte hizmete girmiştir.

isparta111

Erkek Hamamı (Yeni Hamam): Isparta’daki hamamların en büyüğü ve en önemlisidir. Kadın ve Erkek hamamı olmak üzere iki hamam bitişiktir. Bunun külhan ve kazanları bir olduğu halde, biri daima kadınlara mahsusdur. İkisinin de kapıları ayrıdır. Bu hamamı Sav Köylü Dalboyunoğlu Hacı Ahmet Ağa yaptırmıştır.

Bey Hamamı: Hamam, Hükümet konağı civarında Ulu Caminin doğusunda yer alır. Yaptıranın adı ve yapım tarihi bilinmemektedir. Hamamda kullanılan suyun ilk yapılışında çay suyundan ayrılarak bir dolma çeşmede toplandığı ve bu çeşmeden alındığı, daha sonra Amine Hatun adında bir kadının Andık deresinden getirttiği sudan bir kısmının, hamamdan önceki su kanallarına hamam sahiplerinin bakması ve onarması şartıyla verildiği ve H. 1140 / M. 1728 tarihinde şer’i senede bağlandığı bilinmektedir. Hamamda soğukluk, ılıklık, sıcaklık kısımları vardır. Sıcaklıkta soğuk ve sıcak su akıtan ikişer musluklu sekiz kurna ve göbek taşı yeralır. Üzerinde çok pencereli olan kubbe basık ve alçaktır.

isparta12

Isparta doğal, kültürel, tarihi güzellik ve zenginlikler diyarıdır. İlin geçmişi, tarih öncesi devirlere kadar gitmektedir. Antik çağda “BARİS” ismini taşıyan ve başta Lidyalılar, Frigler, Persler, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılara ait olmak üzere pek çok büyük uygarlığın izlerini taşır. Bu yoğun tarihi geçmiş, şehre zenginlik katmıştır. Cumhuriyet öncesinde Konya vilayetine bağlı “Hamidabad” adında bir livalık iken, 1923 yılında müstakil il olmuş ve “Isparta” adını almıştır. Göller ve güller diyarı Isparta Batı Akdeniz bölgesinde yer alır. Zengin bir flora ve faunaya sahiptir. Güller diyarı Isparta’da gül yetiştiriciliği gül endüstrisini geliştirmiştir. Gül yağı ve her türlü gül ürünleri iç pazarda tüketilmekte, ayrıca dünyanın her tarafına ihraç edilmektedir. Isparta yıllık 550 bin ton elma üretimi ile ülkenin en çok elma üreten ilidir. Geleneksel kültür ve el emeğiyle dokunan Isparta halıları haklı bir üne sahiptir. 35.000 üniversite öğrencisi Isparta’yı bir eğitim merkezine dönüştürmüştür. Sahip olduğu sağlık kuruluşları ve hastaneler Isparta’yı sağlık turizm merkezi haline getirmektedir. Sınırları içerisinde çok sayıda göl, milli park ve tabiat koruma alanı vardır. Eğirdir, Kovada ve Gölcük gölleri “altın üçgen” olarak adlandırılır. Isparta ili dünyada, sınırlarında en fazla göl ve gölet bulunan ildir.

isparta13

Eğirdir Gölü tahribata uğramamış ve henüz kirlenmemiş Türkiye’nin dördüncü büyük tatlı su gölüdür. Bu değer yapısı ile Eğirdir Gölü, göl-dağ turizmi açısından olduğu kadar balık avcılığı, su sporları ve rekreasyon imkanları ile bulunmaz bir yurt köşesidir.

isparta14

Bir çöküntü gölü olan Eğridir’e bilhassa etrafında bulunan çeşitli yükseklikteki dağlar da ilginç bir görünüm kazandırmaktadır. Göl ve çevresinde yamaç paraşütçülüğü, rüzgar sörfü, kamp-karavan turizmi, kuş gözlemciliği, trekking, canyoning, orienting yapılmaktadır. Eğirdir Gölü’nün suyu, tatlı su balıklarının yaşamasına elverişli olması amatör ve profesyonel balık avcılığı imkanını sağlamaktadır.

isparta15

Dağ Turizmi: Yörenin dağlık bir yapıya sahip olması diğer turizm çeşitleri kadar dağ turizminin de tercih edilmesine neden olmaktadır. Yörede dağcılık sporuna gönül verenlerin değişik rota ve parkurlar kullanarak zirve yapabilecekleri Davras, Barla, Dedegül, Akdağ, Sarpdağı, Bozburun ve Eğirdir Sivrisi dağları bulunmaktadır. Bu yerler hakkında geniş bilgiler Spor Bölümünde ele alınmıştır.

Karayolları

İl, Türkiye’nin kuzeyini güneyine bağlayan bir geçiş noktasında olması sebebiyle yoğun bir trafik akışına sahne olmaktadır. Özellikle Antalya’yı Isparta’ya bağlayan Dereboğazı yolunun açılmasıyla ilin kara ulaşımındaki önemi bir kat daha artmıştır. Isparta-Ankara-İstanbul-İzmir yolu ile kuzeye ve batıya, Isparta-Konya yolu ile Doğu ve İç Anadolu Bölgesine, Isparta-Antalya yolu ile de güneye rahat bir ulaşım imkanı bulunmaktadır. İl merkezinin tüm ilçe ve köylerle bağlantısı asfalt yollarladır. Isparta ili karayolları, Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü sorumluluğundadır. Isparta-Ankara istikameti Süleyman Demirel Hava Alanı güzergahına kadar olan yol çift yol olup; Isparta-Eğirdir arası çift yol çalışmaları tamamlanmak üzeredir.

isparta16

Demiryollarının toplu taşımacılıktaki önemi gün geçtikçe artmaktadır. Uzun yıllar İzmir-Aydın demiryolunun Isparta’nın içinden geçirilmesi konusunda çalışmalar yapılmış, fakat netice alınamamıştır. 1912 yılında açılan İzmir-Eğirdir yolunun Bozanönü-Isparta arasındaki bölümü 1936 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır. Bugün ilde 890 km uzunluğunda demiryolu ağı bulunmaktadır. Halen İstanbul ve İzmir’e ekspres seferler ile Burdur’a günde karşılıklı 3 sefer olmak üzere mototren (yolcu treni) seferleri yapılmaktadır.

Ne Yenir?
Isparta’nın ünlü, geleneksel tandır kebabının tadına merkezde çeşitli restoranlarda da bakılabilir. Eğirdir her türlü su ürününü lezzetli bir şekilde hizmete sunan bir ilçemizdir. Burada yapılan Sazan Dolmasının tadına doyum olmaz.

Ne Alınır?
Isparta modern alışveriş merkezlerinin yanında geleneksel ürünlerin bulunabileceği satış merkezlerine de sahiptir. Özellikle gül ürünleri ve el dokuma halıları her mevsim satın alınabilir. Ayrıca Yalvaç ilçesinde geleneksel el sanat ürünleri, deri eşya ve keçe, geleneksel işlevlerin yanısıra turistlik hediyelik eşya olarak da satılmaktadır.

Yapmadan Dönme
Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Ören yerini gezmeden,
Kovada Milli Parkı ve göllerin kıyısında piknik yapıp fotoğraf çekmeden,
Eğirdir ilçesinde göle nazır bir Sazan (çapak) dolması yenmeden,
Isparta’dan gülyağı ve halı almadan,
1-3 Haziran tarihleri arasında yapılan Uluslararası Gül, Halı, Kültür ve Turizm Festivali’ni görmeden

Dönmeyin…


kaynak : Isparta Valiliği internet sitesi, cennetturkiye.org, wikipedia

Konya

02.12.2009

konya1


Konya ili Anadolu Yarımadası’nın ortasında bulunan İç Anadolu Bölgesi’nin güneyinde, şehrin kendi adıyla anılan Konya bölümünde yer almaktadır.


Topraklarının büyük bir bölümü, İç Anadolu’nun yüksek düzlükleri üzerine rastlar. Güney ve güneybatı kesimleri Akdeniz bölgesine dahildir. Türkiye’nin en büyük yüzölçümüne sahip olan ilidir. Ortalama yükseltisi 1016 m’dir. İdari yönden, kuzeyden Ankara, batıdan Isparta, Afyonkarahisar, Eskişehir, güneyden, İçel, Karaman, Antalya, doğudan, Niğde, Aksaray illeri ile çevrilidir.

konya7

Tuz Gölü : Tuz Gölü kapalı havzasının merkezinde Tuz Gölü oluşmuştur. Ankara, Konya, Aksaray sınırlarının kesiştiği yerde olup bir kısmı Konya ilisımırları içerinde yer almaktadır. Tuz Gölü Türkiye’nin ikinci büyük gölüdür. Derinliği 12 m. civarındadır. Yaz mevsiminde buharlaşmanın etkisiyle alanı oldukça küçülür. Kuruyan kesimlerde tuz tortulları meydana gelir. Türkiye’nin tuz ihtiyacının bir kısmı buradan temin edilir. Sulama ve su ürünleri için kullanılmaz.

konya9

Beyşehir Gölü: Konya ilinin batısında Konya-Isparta sınırı üzerinde yer almaktadır. Beyşehir Gölü yurdumuzun üçüncü büyük gölüdür. Aynı zamanda en büyük tatlı su göllüfür. Tektonik-Karstik olaylarla meydana gelmiştir. Aynı zamanda Türkiye’nin en önemli milli parklarından biridir. Milli park alanı içerisinde aynı anda su depoları,dağ sporları ve av sporları yapmak imkânı vardır. Su ürünleri açısından ekonomik değeri yüksektir. Gölün iki plajı,22 adası ve pek çok kayalığı bulunmaktadır. Göl Ornitolojik bakımdan önemli bir kuş üreme, barınma,beslenme ve konaklama merkezidir. Bu yönü ile turizm açısından önem taşımaktadır.

Akşehir Gölü: Konya ilinin kuzey batısında Konya-Afyonkarahisar il sınırında yer alır. Suyu tatlıdır. Tektonik olaylarla meydana gelmiştir. Su ürünleri açsından ekonomik değer gösterir. Sulama suyu olarak kullanılmakta olup kamış üretimide yapılmaktadır.
konya8

İnsanlık tarihinin ilk yerleşim yerlerinden biri olan ve tarih akışı içerisinde birçok medeniyetin izlerini bağrında taşıyan Konya, adeta bir müze şehir hüviyetindedir.
Sayısız tarih, kültür ve doğal zenginliklerine sahip olan Konya yetiştirdiği İslam büyükleri ile de tanınmaktadır. Konya tarih boyunca belli başlı yollar üzerinde yer almıştır. Tarihi İpek Yolu’nun en önemli ticaret ve konaklama merkezlerinden birisi olmuştur.

konya5

Konya Turizm Platformu tarafından yapılan anket çalışması sonucu belirlene ‘Konya’nın 7 Harikası’

1. Mevlana %12.25
2. Meke Gölü % 8.28
3. Çatalhöyük % 7.09
4. Nasrettin Hoca % 6,2
5. Tınaztepe Mağarası % 6.05
6. Alaaddin Camii % 5.66
7. Yerköprü Şelalesi % 5.48

konya3

Ankette Yer alan 22 önemli tarihi miras:
Mevlana Müzesi, İvriz Kaya Anıtı, Meke Gölü, Klistra, Çatalhüyük, Eşrefoğlu Camisi, Nasreddin Hoca, Eflatun Pınarı, Fasıllar Anıtı, Aya Elena Kilisesi, Tınaz Tepe Mağarası, Kubad-Abad Sarayı, Köşk Kaplıcaları, Karapınar Obrukları, Tuz Gölü, İnce Minere, Karatay Medresesi, Ilgın Kaplıcaları, Alaeddin Camisi, Yer Köprü Şelalesi, Oymalı Yeraltı Şehri, Aziziye Camisi

Ne Yenir?
Çorbalardan Tayga, Mercimekli Oğmaç, Arapaşı,Tandır, Bamya, Süt, Tutmaç ve Erişte Çorbası
Et Yemeklerinden, Fırın Kebabı, Etliekmek, Çullama, iki bıçak arası ciğer, Topalak Köfte, Cella Ekşili Kabak, Yumurtalı Kabak, Zülbiye (Papaz Yahisi), Patlıcan Bayıltan, Lahana Kapaması, Patlıcan Böğürmesi, Çöpleme
Böreklerden Peynirli Kıymalı Börek, Kıkırdaklı Börek, Tandır Saç, Su, Sedirler ve Tatar Böreğini geleneksel yemekler arasında sayabiliriz.

Ne Alınır?
Konya ilçe ve köylerinde dokunmuş halı ve kilim alınabilecek önemli eşyalardır. Bununla beraber Mevlana ve Konya’ya yönelik hediyelik eşya çeşidi bol miktarda bulunabilir.

konya4

Yapmadan Dönme;
Mevlana Müzesini ve diğer müzeleri görmeden,
Çatalhöyük, Kilistrayı gezmeden,
Cami ,Saray ve hanları görmeden,
Düğün Yemeği yemeden,
Konya’nın köylerinde dokunan keçe, halı ve kilimlerden almadan,
10-17 Aralık Mevlana Anma Törenlerine katılmadan,
…Dönmeyin.

Kaynak : Konya Valiliği internet sitesi, wikipedia, cennetturkiye.org