Arama:

Etiket Bulutu







‘ajda pekkan’

Lale Belkıs

17.11.2010

lale_belkis3

1940 yılında Durmaz ailesinin yedinci çocuğu olarak dünyaya geldi Belkıs. Savaş sonrası yıllarda geçti çocukluğu. Kamuran ve Gönül Akkor kardeşlerle birlikte, babasının evlerinin bahçesine sığınak olarak yaptığı ikinci evi, oyun evine dönüştürüp Âşık Veysel’in ‘Çiçeklerin Dili’ni oynarlardı. Çoğunlukla ‘Lale’ rolü Belkıs’ın olurdu. Yıllar sonra ‘Lale’ adını alacağını bilmeden şarkı söylemek, ayna karşısına geçip Vogue dergisinde gördüğü mankenler gibi poz vermek, çocukluğunda oynadığı oyunlardı.
Akşam Sanat Okulu’na devam ederken diktiği bir elbisenin notunu almak için sınava gittiği gün, öğretmenleri Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsü’ne devam etmesi gerektiğine karar verir. Akademi ya da konservatuar eğitimini düşünürken kendini Enstitü’nün koridorlarında bulur Belkıs. Aykırı görüntüsü ve güzelliği hemen fark edilir. Fransız yazar ve düşünür Georges Duhemer’in okulu ziyareti nedeniyle düzenlenen defilede mankenlik yapması istenir. Geleneksel kıyafetleri tanıtacak, hayatının ilk ipek çoraplarını da o gün giyecektir.
“Hiç tanımadığım, tuhaf duygular uyandıran, kandıran, baştan çıkaran, okşayan. Belkıs Durmaz’ın yeni bir yolun eşiğine getiren bir çift ipek çorap” diye anlatır bu duyguyu, yıllar sonra anılarını yazdığı ‘İpek Çoraplar’ adlı kitabında. Ve bu defile, ertesi gün bütün gazetelerde yer alır, onun fotoğrafları süsler sayfaları. Hayatını değiştirecek teklif de çok geçmeden gelir. Defilede giydiği bu kıyafetler iki aylık bir geziyle dünyanın pek çok ülkesinde sergilenecektir ve Belkıs’ın da bu kıyafetleri tanıtması istenir. Kardeşlerinin de yardımıyla babasından gizli olarak bu gemi yolculuğuna çıkar.
1954’te Sevim Burak, Hakkı Devrim, Orhan Boran, Özdemir Asaf’ın da aralarında bulunduğu dört yüz kişiyle çıktığı bu yolculuk 14 yaşındaki Belkıs’ın dünyasını değiştirecektir. Adını da. Müdire Refia Hanım ve Hakkı Devrim, hayran kaldıkları bu genç kadına, mankenlik kariyerine daha yakışacağını düşündükleri bir isim verirler: Turizm Kurumu’nun da sembolü olan ‘Lale’. Beyoğlu’nda manken Lale Belkıs rüzgârı esiyordur artık. İran Şahı, Kraliçe Elizabeth, Prenses Süreyya, Eisenhower Türkiye’ye geldiklerinde Lale Belkıs defilelere ilk çağrılan isim olur.
Bu dönemde ona aşık adamlar, oğluna onu isteyen anneler de çoğalır. Ama o, evliliği istemez; “Bu kadar çabalamıştım ve bunları evlilik için yapmamıştım” der.

Gelen film ve oyunculuk tekliflerine de hep ‘hayır’ der Lale Belkıs. Sonunda Lale Oraloğlu’nun ısrarlarına karşı koyamaz ve 1960’da Pangaltı Tiyatrosu’nda sahnelenen ‘Evlilik Dolabı’ oyununda İsveçli kadını oynamayı kabul eder. Eleştiriler olumludur. Cumhuriyet gazetesinden Lütfi Ay, “Böyle bir role pek uygun düşen cazip fiziği, serbest oyunu ve zarafetiyle Lale Belkıs Pangaltı Tiyatrosu’nun güzel bir keşfidir. Çok ümit verici bir istidattır” diye yazar.
Lale Oraloğlu da onun kadar ısrarcıdır. Onda gördüğü ışığa inanmıştır ve ona emek verir. Diksiyon dersleri, oyunculuk.
‘Ağaçlar Ayakta Ölür’, ‘Kötü Tohum’, ‘Kadınlar I-ıh Derse’ gibi pek çok oyunda rol alır.
Çıktıkları bir turnede Pekcan Koşar’la tanışır Lale Belkıs ve evlenirler. Bir oyunla başlayıp biten bir evliliktir ama bu. Grupla yollarını da ayırıp kendi tiyatrosunu kurar sonra. 1963’te Fitaş sinemasının bulunduğu binanın birinci katında bir saz salonunu tiyatroya dönüştürür. Kazandığı bütün parayı buraya yatırır ama Gong Tiyatrosu yalnızca iki oyun oynar, kapanır. Ama Lale Belkıs tiyatrodan kopmaz, daha da büyüyen açlıkla oyunculuğa devam eder ve başrollere uzanır.
Bir süre İpek Film Stüdyosu’nda dublaj yapar. Sophia Loren, Ava Gardner, Cahide Sonku’yu seslendirir. 1966’da ‘Ölüm Tarlası’ filminde oynayacak arkadaşı Kamuran Yüce’nin peşine takılır ve kumaş almak için gittiği Kilis’te ilk filminde oynar Lale Belkıs. Kilis’te geçen bir kaçakçılık hikâyesini anlatan ve yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın yaptığı filmin senaristi Yaşar Kemal ondan çok etkilenir ve Falcı Emine rolünü oynaması için ısrar eder. Sanki Yeşilçam onun gelmesini bekliyormuşçasına film teklifleri yağdırır Belkıs’a. Aynı yıl, ‘Bitmeyen Korku’ ve “Fatih’in Fedaisi” filmlerinde oynar. Bir yıl sonra, yine Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Harun Reşid’in Gözdesi” filminde Ajda Pekkan’ı kırbaçlayan kötü Butri rolündedir.
Yeşilçam ona ‘kötülük’ü vermiştir bir kere, geri almak da istemez. Batılı görüntüsü, sert yüz hatları ve kalın sesiyle Yeşilçam’ın kötülük anlayışına çok uygun düşer Lale Belkıs. Metin Erksan, Memduh Ün, Ertem Eğilmez, Ülkü Erakalın kötülük yapması için onu tercih ederler filmlerinde.
Hülya Koçyiğit-Ediz Hun, Emel Sayın-Engin Çağlar, Zeynep Aksu-Kadir İnanır gibi iyi kız-iyi oğlanları ayırması için oyuna dahil edilen ‘kötü kadın’ artık odur. Suna, Şermin, Firüzan, Reyhan adlı burjuva kötü kadınlarının yeni yüzüdür.
80’lerin ikliminden Yeşilçam’la birlikte Belkıs’ın filmografisi de olumsuz etkilenir. Yine de sinemadaki yolculuğu sürer. 1984 tarihli Atıf Yılmaz klasiği ‘Dağınık Yatak’ o dönemde rol aldığı filmlerin en önemlisidir.
Senaryosunu Murathan Mungan’ın yazdığı filmde sosyeteden Tiraje adlı kadını canlandıran Belkıs, Yeşilçam’ın ona sunduğu kadınların toplamını oynar sanki. İyiliğiyle kötülüğüyle bir kadındır o, olduğu gibi.

17 sene sonra, 2007’de yeniden beyazperdede göründüğünde artık tanıyamadığımız, imgelerimizi yerinden oynatan bir rolle çıkar karşımıza Lale Belkıs. Mahsun Kırmızıgül’ün yönettiği ve huzurevindeki yaşlıların trajik hayatlarını anlatan filmde eski pavyon şarkıcısı Jale’yi oynar.
Yeşilçam’ın kötü kadınlardan öcüdür sanki bu rol, Lale Belkıs elinden kadehini, dudağından alaycı gülümsemesini bırakmış, düzenle uyumunu sağlamış bir kadına dönüşmüştür. İdeal iyi, uslu kadınları değil uyumsuz kadınları oynamayı seçtiği, Yeşilçam sinemasında kötülüğü zarafetle taşıdığı, mankenlikten tiyatro ve sinema oyunculuğuna, müzikten resme pek çok sanat alanında kendine özgü bir duruş yarattığı ve 1961’de başlayan oyunculuk kariyerini bugünlere dek taşıdığı için Uçan süpürge Onur Ödülü Lale Belkıs’ın…

kaynak;
M. Uğur Yüksel

lale_belkis10   lale_belkis9   lale_belkis7lale_belkis13   lale_belkis4   lale_belkis5

Türkiye’nin Eurovision Tarihi

30.05.2010

euro

Avrupa Yayın Birliği’nin her yıl Avrupa ülkeleri arasında gerçekleştirdiği en uzun soluklu şarkı yarışması olan “Eurovision” 1956 yılından itibaren yapılıyor. Ülke televizyonları arasında ortak canlı yayın yapabilme kabiliyetini gerçekleştirmek amacıyla yapılan yarışmaya Türkiye, 1975 yılından itibaren katılıyor. İrlanda’nın tam 7 kez birinci olduğu yarışmada Türkiye ilk birinciliği 2003 yılında kazandı. Böylece tam 28 yıldır beklenen birincilik Sertap Erener’in ‘Every Way That I Can’ şarkısı ile gelmiş oldu.
Her yıl büyük umutlarla katıldığımız Eurovision şarkı yarışmasında 1975 yılından bugüne kadar ülkemizi temsil eden şarkılar ve aldıkları dereceler. Aslı Arda Yurtseven’in derlemesi…

euro2
1975

Ali Rıza Binboğa ve şarkısı ‘Yarınlar Bizim’, halk oylaması sonucunda birinci oldu. Ama seçici kurul Binboğa’yı üçüncü yapıp ‘Seninle Bir Dakika’ ile yarışan Semiha Yankı ve ‘Delisin’ ile yarışan Cici Kızlar’ın eşit puan alarak ilk sırayı paylaştığını açıkladı. Bunun üzerine kura çekildi ve Türkiye’yi Semiha Yankı temsil etti. Yankı, İsveç’te yapılan yarışmada aldığı üç puanla sonuncu oldu.

euro3

1978

Alınan kötü sonuç nedeniyle iki yıl yarışmaya katılmayan Türkiye, 1978’de yeniden eleme yaptı. 232 eserden 12’si finale kaldı ve aralarında Nilüfer’in de bulunduğu Grup Nazar, ‘Sevince’ şarkısı ile birinci oldu. Ancak yarışmada iki puan alarak sondan ikinci geldi.

euro4
1979

Seçimler sonucunda Maria Rita Epik, ‘Seviyorum’ ile birinci oldu. Ancak Türkiye, yarışmanın İsrail’in Kudüs şehrinde düzenlenmesini gerekçe göstererek katılmaktan vazgeçti. TRT’nin aldığı karara tepki gösteren EBU, Türkiye’ye 36 bin İsviçre Frangı para cezası verdi.

 

euro5
1980

Eurovision’da Türkiye’yi temsil etme görevi Ajda Pekkan’a verildi. Beş ünlü bestecinin eserleri arasından Atilla Özdemiroğlu’nu ‘Pet’r Oil’i birinci seçildi. Pekkan, aldığı 23 puanla yarışmadan 15’inci olarak ayrıldı.

 

euro6
1981

Modern Folk Üçlüsü ve Ayşegül Aldinç, Ali Kocatepe’nin ‘Dönme Dolap’ simli şarkısı ile yarıştı ve dokuz puanla 18’inci oldu.

 

 

 

euro7

1982

Neco, Olcayto Ahmet Tuğsuz’un bestesi ‘Hani’ ile katıldı. 20 puan alarak 15’inci oldu.

 

 

euro8

 

1983

Çetin Alp ve Kısa Dalga’nın seslendirdiği ‘Opera’ adlı şarkı ile ilk kez sıfır puanla İspanya ile sonunculuğu paylaştı.

 

 

 

euro91

1984

Beş Yıl Önce On Yıl Sonra grubu, Selçuk Başar’ın bestesi ‘Halay’ ile katıldı. Yarışmada o güne kadar alınan en yüksek puan olan 37 ile 12’nci olduk.

 

euro10

1985

MFÖ, ‘Aşık Oldum-Diday Diday Day’la yarıştı ve 36 puanla 14’üncü oldu.

 

 

euro11

1986

Candan Erçetin’in de aralarında bulunduğu Klips ve Onlar Grubu, Melih Kibar’ın bestesi ‘Halley’ ile katıldığı yarışmada, 53 puan topladı ve 9 ncu oldu.

 

euro12

1987

Seyyal Taner ve Grup Lokomotif, ‘Şarkım Sevgi Üstüne’ adlı şarkı ile yarıştı. Ancak Türkiye, Eurovision tarihinde ikinci kez sıfır puan alarak sonuncu oldu.

 

euro13

1988

Türkiye’yi yine MFÖ temsil etti. ‘Sufi’, 37 puanla 15’inci oldu.

 

 

euro14

1989

Grup Pan, Timur Selçuk’un bestesi ‘Bana Bana’ ile yarıştı ve beş puanla 21’inci sırada kaldı.

 

 

euro15

1990

Kayahan, kendi bestesi ‘Gözlerinin Hapsindeyim’le katıldı. 21 puan aldı ve 17’nci sırada kaldı.

 

 

euro16

1991

‘İki Dakika’ şarkısıyla İzel&Reyhan Karaca&Can Uğurluer, 44 puanla 12’nci sırada yer aldı.

 

 

euro17

1992

Aylin Vatankos, ‘Yaz Bitti’ ile katıldığı yarışmada 17 puan topladı ve 19’uncu oldu.

 

 

euro18

1993

Burak Aydos’un yorumladığı ‘Esmer Yarim’in elde ettiği sonuçla ilk kez küme düştü. 10 puanla 21’inci sırada yer alınca Türkiye 1994 yılında düzenlenen yarışmaya katılma hakkını kaybetti.

 

euro19

1995

Arzu Ece, ‘Sev’ isimli şarkı ile katıldı ve 16 puanla 21’inci sırada yarışmayı tamamladı.

 

 

euro20

1996

Şebnem Paker, Levent Çoker’in bestesi ‘Beşinci Mevsim’ ile katıldığı yarışmada, 57 puanla 12’nci oldu.

 

 

euro21

1997

Şebnem Paker bu kez Grup Etnik’le birlikte ikinci kez katıldığı yarışmada, yine Levent Çoker’in bestesi olan ‘Dinle’ ile yarıştı. Bu kez Türkiye’ye Eurovision’da en iyi dereceyi getirerek 121 puanla 3 ncü oldu.

 

euro22

1998

Tüzmen, ‘Unutamazsın’ ile 25 puan topladı 14’üncü sırada kaldı.

 

 

euro23

1999

Tuğba Önal&Grup Etnik’le birlikte katıldı ve ‘Dön Artık’ ile 21 puan toplayıp 16’ncı oldu.

 

euro24

2000

‘Yorgunum Anla’yla katılan Pınar Ayhan&Grup SOS, 59 puan toplayarak 10’uncu sırada yarışmayı bitirdi.

 

 

euro25

2001

Sedat Yüce, ‘Sevgiliye Son’ ile katıldı, 41 puan toplayarak 11’inci oldu.

 

 

euro26

2002

Grup Safir&Buket Bengisu ‘Leylaklar Soldu Kalbinde’ ile katıldı ve 29 puan toplayarak 16’ncı oldu.

 

euro27

2003

TRT yarışma görevini Sertab Erener’e teklif etti. Erener şarkıyı İngilizce seslendirmesi şartıyla teklifi kabul etti. Kendi kurduğu ekiple çalışan Erener, ‘Every Way That I Can’ 28 yıldır beklenen birinciliği 167 puanla Türkiye’ye getirdi.

euro28

2004

İstanbul’da yapılan yarışmada Türkiye’yi ‘For Real’ isimli şarkı ile Athena temsil etti ve 195 puan toplayarak 4 ncü oldu.

 

euro29

2005

Gülseren, ‘Rimi Rimi Ley’ 92 puan toplayıp 13’üncü oldu ve Türkiye bir kez daha Eurovision’da küme düştü.

 

euro30

2006

Sibel Tüzün, ‘Super Star’ ile katıldığı yarışmada 91 puanla 11’inci oldu.

 

euro31

2007

Kenan Doğulu ‘Shake It Up Shekerim’ yarıştı. 163 puan toplayarak 4. olarak ipi göğüsledi.

 

 

euro33

2008

Mor ve Ötesi, ‘Deli’ isimli şarkısıyla katıldı ve 138 puanla 7 nci oldu.

 

hadise

2009

Rusya’nın başkenti Moskova’da yapılan 2009 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi Hadise ‘Düm Tek Tek’ isimli şarkı ile temsil etti ve 4.oldu.

 

manga


2010

29.Mayıs Cumartesi akşamı Oslo’da yapılan yarışmada Manga 170 puanla “We could be the same’ adlı şarkısı ile 2.oldu.