Arama:

Etiket Bulutu







‘altın’

24 ayar altın ne demektir?

26.04.2011

altin

Bizde altının saflığını gösterme ölçüsü olarak genellikle ‘ayar’ kelimesi kullanılır, ama uluslararası piyasada kullanılan kelime ‘kırat’tır. ‘Kırat’ hem altının, hem de elmas ve diğer kıymetli taşların ölçümünde kullanılan bir birimdir.

Elmas ve değerli taşları ölçmede kullanılan ‘kırat’ın bir birimi 200 miligrama (0,200 gram) eşittir. Yani 20 gramlık bir elmasınız varsa, bu 100 kıratlık bir elmastır. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3.106 kıratlık ‘Cullian’dır. Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve 100 küçük elmas işlenmiştir.

Altında kullanılan ‘kırat’ veya ‘ayar’ ise altının saflığını gösterir. 24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır. Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır. Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24’de biridir. Örneğin bir bileziğin 24’de 18’i altın, 24’de 6’sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır.

Altını Ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır. Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu. Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü.

Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur. Altın, bakır ile karıştırılmışsa ‘kırmızı altın’, gümüş ile karıştırılmışa ‘sarı altın’, nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa ‘beyaz altın’ adı verilir.

Bilmece

02.07.2009

kucuktemel

Ahlak ve Mantık hocası, yeni ders yılında sınıfa bir bilmece ile girmiş:

“Sarıdır safran gibi,
Okunur kuran gibi,
Ya bunu bileceksin,
Ya bu gece öleceksin.”

En ön sırada oturan Ahmet, el kaldırıp bağırmış..

“Altın!..”

“Aferin oğlum” demiş hoca.. “Altın tabii. Beşi biryerdenin üzerinde Arap harfleri vardır, onu da biliyorsun. Altını bileceksiniz ama kölesi
olmayacaksınız. Para sizi esir alırsa, işte o zaman ölürsünüz.”

Sonra da Ahmet’e “Otur” demiş.. “On!..”

Ertesi gün derse, gene bilmece ile girmiş:

“Carşıdan aldım bir tane, Eve geldim bin tane..”

Ayse el kaldırıp ayağa firlamış bu kez:

“Nar!..”

“Aferin kızım” demiş Hoca.. “Nar tabii. Ama adına bakıp narı narenciye sanmayın sakın. Bilimsel adı Punica Granatum olan nar, nargiller ailesinden gelir. Narenciye ile arasındaki, isim benzerliğinden ibarettir.”

Sonra Ayşe’ye dönmüş..

“Otur kızım.. On!..”

Ertesi ders kapıdan içeri girmis ki hoca, sınıf karışık. Bağıranlar, çagıranlar. Sıraların üzerinde koşuşanlar falan..
Hocalarını görünce toparlanır gibi olmuşlar.

Hoca sert bir ifade ile bakmış çocuklara ve açmış ağzını:

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”

Temel firlamış en arka sıradan, şimşek gibi..

“Ceviz!!!…”