Arama:

Etiket Bulutu







‘ameliyat’

Miyop Ameliyatlarının Riskleri Nelerdir?

17.10.2011

lasik

Sizlere Alman “Der Spiegel“ dergisinde yayınlanan, Kasım ayında ülkemizde düzenlenen “Dünyada ve Türkiye’de Optisyenlik ve Optometri“ kongresine misafir konuşmacı olarak katılımından tanıdığımız Sayın Doç Dr. Andreas Berke ile lazer ameliyatlarının riskleri konusunda yapılmış bir röportajı sunmak istiyoruz.

Almanya’da yaklaşık 100 bin kişi lazer ile miyopi ve hipermetropilerini düzelttirdi. Ancak bu müdahaleyle bağlantılı riskler genellikle pek dile getirilmiyor. Göz fizyologu Andreas Berke, bu ameliyatlarla bağlantılı tehlikeleri açıklıyor.

Spiegel Online: Göz fizyologu olarak gözün kornea tabakasındaki biyolojik süreçleri çok iyi biliyorsunuz. Lasik ameliyatının göz için anlamı nedir?
Berke: Bir Lasik ameliyatında kornea tabakası halka şeklinde kesilir ve dışa doğru katlanarak açılır. “Flep” adı verilen bu halka formlu parça, büyük ihtimalle asla eskisi gibi yerine kaynamaz. Bu işlemden sonra Flep’in altında kalan kornea tabakasından bazı kısımlar lazerle tıraşlanır. Gözde büyük bir yara oluşur.
Spiegel Online: Peki bunun kötü olan tarafı nedir?
Berke: Kornea, milyonlarca yıl süren bir evrimsel uyum sonucunda oluşmuştur. Korneanın her zaman berrak ve şeffaf kalabilmesi için bağışıklık sistemi bu bölgede sınırlı çalışır çünkü her türlü enfeksiyon, korneanın optik özelliklerinin bozulmasına neden olabilir. Fakat sadece Lasik ile değil aynı zamanda diğer lazer ameliyatlarında da oluşan bu yaradan dolayı korneanın bağışıklık sistemi büyük oranda aktive edilir. Korneada bulanıklık ve yara izlerini de içeren bir enfeksiyon ve iyileşme süreci başlar. Bazı hastalarda bu durum, örneğin kamaşma etkilerine yol açar ki gece görüşünün kalitesini bazen kalıcı olarak kötüleştirmektedir. Bundan başka ameliyat olanların pek çoğu, kontrastların azaldığından şikâyetçi olmaktadırlar ve bu durum, insanların çevrelerini renkleri solmuş bir fotoğraf gibi algılamalarına neden olur. Kontrast kaybı da büyük ihtimalle yaranın iyileşme sürecine bağlı bir
sonuçtur.
Spiegel Online: Lasik ile ilgili internet forumları, ameliyat olan kişilerin bir kısmında gözlerin kurumasıyla ilgili şikâyetlerle dolu ve bazı araştırmalar da kalıcı olabilen bu vakaların oranının yüzde yirmi olduğunu açıklıyor. Bunun sebebi nedir?
Berke: Bunun açıklaması basit. Korneanın içinde yoğun derecede sinirler bulunur. Bu sinirlerin önemli bir görevi de, korneada kuru bölgelerin olup olmadığını tespit etmektir. Beyine kadar ulaşan karmaşık bir refleks iletimi sayesinde gözyaşı üretimi devreye sokulur. Lasik ameliyatı esnasında kornea kesilirken bu refleks iletimi bozulursa, beyin de gözün kuru olduğunun haberini almaz ve dolayısıyla gözyaşı sıvısının üretimini az tutar.
Spiegel Online: Kişilerin orijinal göz kusuruna bağlı olarak da bazen ameliyat olanların yüzde üçü ile ellisi arasında bir kesimin ikinci bir ameliyattan sonra bile gözlük takmaya devam etmesi gerekebiliyor. Pek çok kişinin aylar ya da yıllar sonra görme kusuru yeniden ortaya çıkıyor. Bunun sebebi ne olabilir?
Berke: Bu durum da iyileşme süreci ile bağlantılıdır. Çünkü iyileşme esnasında korneanın bombesi artabilir ve kırma gücü yeniden değişebilir.
Spiegel Online: Alman Lufthansa firması, lazer ameliyatı olmuş olan pilot öğrencilerini kabul etmiyor çünkü her şeyden evvel Lasik ameliyatının uzun vadeli sonuçlarının henüz bilinmediğini öne sürüyor. Bu ameliyatın en önemli uzun vadeli riskleri hangileridir?
Berke: Öncelikle keratektazi adı verilen ve korneanın yumuşaması durumudur. Bu durumdaki hastalar için çok eziyetlidir çünkü görme netliği dakikalar içinde değişimler gösterir. Genellikle sadece kornea nakli ile çözülebilir. Son dönemlerde korneanın biyomekaniği konusuna çok eğildim ve şu sonuca vardım: Kornea, biyomekanik açıdan bakıldığında Lasik gibi bir ameliyat için uygun değildir.
Spiegel Online: Neden?
Berke: İnsan gözünün içinde de tıpkı bir balonda olduğu gibi bir basınç mevcuttur, buna göz içi basıncı denir. Balonun basıncını frenleyen plastik haznedir, gözde ise tüm yaşam boyunca korneadır. Kornea bir Lasik ameliyatından dolayı zayıfladığı zaman, gözün bu basınca ne müddetle dayanabileceğini ya da belki de genetik faktörlerle birlikte bir gün yumuşayıp yumuşamayacağını hesaplamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Korneanın gerginliği Lasik ameliyatından sonra değişmeden kalır, ancak kendisinden doku alındığı için kornea, daha az doku ile dayanmak durumundadır. 20 yaşında birisi ameliyat olduğu zaman, korneasının 60-70 sene daha dayanması gerekecektir. Oysa Lasik teknolojisi daha ancak 15 yıldır mevcuttur. Lasik’in icat edilmesinden önce korneasına kesi yaptırarak miyopilerini düzelttiren kimseler, bugün uzmanların bekleme salonlarını dolduruyorlar çünkü ameliyattan dolayı zarar gören
korneaları, bu basınca dayanamamaktadır.
Spiegel Online: Üstüne üstlük ileri yaşlarda zaten artık pek iyi görememeye başlarız.
Berke: Evet, özellikle de kontrastlar zayıflar. Bir de kontrastları azaltmakta olan Lasik’ten sonra halen insanın kendi iradesiyle yaşamasına yetip yetmeyeceğini şu anda kimse bilememekte. Bundan başka katarakt oluşması durumunda göz merceğinin değiştirilmesi de güç hale gelir çünkü korneanın doğru şekilde ölçülmesine olanak kalmamaktadır. Üstelik yakın gözlüğü kullanmak zorunluluğu, Lasik yapılsa da ortaya çıkacaktır, hatta miyop kimselerde, Lazer ameliyatı olunsun ya da olunmasın, daha erken yaşta ortaya çıkacaktır.
Spiegel Online: Fakat göz cerrahları şimdi artık giderek daha fazla bir şekilde presbiyopiye de müdahale ediyorlar. Ya yakını görmekle görevli olacak gözü hafifçe miyop hale getiriyorlar ya da multifokal lens adı verilen çok odaklı bir lensi göz içine yerleştiriyorlar. Bu şekilde hem uzakta hem yakında birden fazla görüntüyü aynı anda net görüyorsunuz ve dediklerine göre beyin de istenmeyen görüntüleri siliyor.
Berke: Şu anda bunların hepsi birer ödünden ibarettir. Eğer bir insan gerçekten iyi görmek istiyorsa ki araba kullanmak için böyle bir iyi görüş gereklidir, bu tip müdahalelerden uzak durmalıdır. Göze kalıcı zararlar vermeyen ve istenildiği zaman çıkarılabilen multifokal kontakt lensler gibi daha iyi alternatifler de mevcuttur.
Spiegel Online: Şu ana kadar karşınıza çıkan en kötü Lasik komplikasyonu hangisidir?
Berke: 20’li yaşlarının başlarında bir kadın vardı, gözleri ameliyattan önce -2,5 diyoptri miyoptu. Ameliyattan sonraki dokuz hafta sonunda korneası o derece yumuşamış ve bombeleşmişti ki kornea nakli için bekleme listesindeydi. Bu durumdan dolayı ağır bir depresyon geçirmekteydi ve psikiyatrik tedavi görüyordu.

Andreas Berke hakkında: 52 yaşındaki göz fizyoloğu Doç. Dr. Andreas Berke, Köln Optisyenlik Meslek Yüksekokulu’nda ders vermektedir. Kendisi asla lazer ameliyatı olmayı düşünmemektedir.

kaynak : makalemarketi.com

Katarakt Nedir?

14.09.2010

katarakt

Katarakt, gözdeki doğal merceğin saydamlığını kaybetmesidir. Saydamlığı bozulan lens isli, buzlu veya lekeli cam gibi olur ve görme ile ilgili şikayetler başlar. Gözlerden birinde veya ikisinde birden meydana gelebilir. Bir göz genellikle diğerine göre daha fazla etkilenir. Katarakt olgunlaştığında cisimler şekilsiz bulanık veya zayıf görülür. Göz yorgunluğu ve baş ağrısı oluşur.

Göz merceğinin bir kısmı saydamlığını kaybederek bulanıklaşırsa, ışık bu bulanık kısımlardan geçemez. Mercekten daha az ışık geçtiği için görüş bulanıklaşır.
Kataraktlı gözlerde görme bulanıklığı, kataraktın derecesine göre, az bulanık görmeden başlayarak sadece ışık görecek dereceye kadar çok değişik seviyelerde olacaktır. Katarakt genellikle yaş ilerlemesine bağlı olarak görülür ancak nadir olmakla birlikte, bebeklerde de doğduklarında katarakt görülebilir.


KATARAKT NEDEN OLUŞUR?

-Katarakt genellikle yaşa bağlı oluşur.
-Katarakt yeni doğan bebeklerde, çeşitli metabolizma hastalıklarıyla beraber görülebilir.
-Göze gelen darbeler sonucu oluşabilir.
-Diyabet hastalarında oluşabilir.
-Göz içi iltihapları sonrasında oluşabilir.
-Uzun süreli kortizon kullanımı sonrasında oluşabilir.

Genellikle yaşlanmanın etkisiyle katarakt oluşumuna rastlanır. Yaşlanan insanlarda kırışıklıklar ve saçtaki beyazlamalar gibi kataraktla da karşılaşılır. Bunun dışındaki nedenleri ise travmalardan sonra, aşırı X ışını ya da güneş ışığına maruz kalınması, sigara kullanımı, genetik faktörler, gözdeki yaralar, doğuştan gelen hastalıklardır.


KATARAKT OLUŞTUĞUNA DAİR BAZI İŞARETLER:

* Sisli,puslu,bulanık görme.Bazen çift görme de olur;ancak katarakt ilerledikçe bu durumda genellikle kaybolur.
* Gözlük camlarını sık sık değiştirme ihtiyacı doğar.Ancak Katarakt belli bir noktayı aşınca,cam değiştirme de görüşü iyileştiremez olur.
* Gözler üzerinde bir film varmış gibi hissetme,bir tülün veya bir çağlayanın ardından bakıyormuş gibi görme.Kataraktlı kimse,daha iyi görmek için sık sık gözlerini kırpıştırır.
* Genelde kara olan göz bebeği renginin değişmesi.Göz incelenirken göz bebeği gri,sarı veya beyaz görülebilir,ancak bu değişiklikler her zaman farkedilmeyebilir.
* Işık problemleri örneğin gece araba kullanılması giderek güçleşir, çünkü merceğin puslu kısmı, karşıdan genel far ışınlarını dağıtır ve bunların çift görünmesine veya gözün kamaşmasına neden olur. Keza kataraktı olan kimse, okurken ya da yakın işler yaparken yeterli ışık bulamamaktan yakınır.


KATARAKT NE ZAMAN ALINMALIDIR?

Görme bozukluğu kişinin günlük yaşamını aksatacak kadar ilerlediğinde kataraktı ameliyatla alınmalıdır.Birincisi kadar genel olmayan ama daha acil olan ikinci durum ise tamamen buzlu cam gibi (opak) duruma gelip olgunlaştığında alınması durumudur.Olgunlaşmış bir kataraktın şişmesi ve hatta göz içinde dağılması bile mümkündür.Bu gibi değişimler,kalıcı görüş kaybı tehlikesi taşırlar.

Kalıtımsal kataraktlarda ise,eskiden standart uygulama,bebek altı aylık olana kadar beklemekti.Son zamanlarda yeni doğmuş bebeklerin katarakt ibe başarı alınmaya başlanmıştır.Çocuklardaki ileri kalıtımsal kataraktların erken alınması,tek veya iki gözün kullanılmaması yüzünden görüş kaybı riskini azalttığından önemli bir gelişmedir.


KATARAKTIN TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Katarakt’ın bugün için tek tedavi şekli cerrahidir (ameliyattır). Çocuk veya yaşlı kataraktlarının ameliyatlarında teknik olarak bazı faklılıklar olmakla birlikte katarakt ameliyatında yapılan işlem, kataraktın alınıp yerine bir göziçi merceği yerleştirilmesinden ibarettir.


KATARAKT AMELİYATI

Katarakt ameliyatı çocuklarda genel anestezi ile erişkinlerde ise lokal anestezi ile yapılmaktadır. Lokal aneztezi enjeksiyonla (iğneyle) veya enjeksiyonsuz (iğnesiz); damla ile yapılabilir. Günümüzde katarakt ameliyatı, halk arasında ”laserle katarakt ameliyatı” olarak bilinen tıbbi adı ”FAKOEMÜLSİFİKASYON” veya kısaca ”FAKO” olarak isimlendirilen bir teknikle yapılmaktadır. Bu teknik, halk arasında ”dikişsiz katarakt ameliyatı” olarak isimlendirilmektedir. Gerçektende bu teknikte dikiş gerekmemektedir. FAKO ameliyatı, laserle katarakt ameliyatı olarak bilinmektedir. Fakat burada kullanılan enerji, gerçekten laser enerjisi olmayıp ultrason (ses titreşimleri) enerjisidir. Fako tekniğinde katarakt, ultrason enerjisiyle küçük parçalara ayrılıp emilerek tümüyle temizlenmekte, ancak kataraktın kapsülü yerinde bırakılmaktadır. Yerinde bırakılan kapsülün içine de, göziçi merceği yerleştirilmektedir. Göziçi mercekleri sert, katlanabilir olmak üzere iki çeşittir. Katlanabilir göziçi mercekleri, daha küçük bir kesi yerinden göziçine takılabildiği için birtakım üstünlükleri vardır. Göziçi mercekleri polimetilmetakrilat, akrilik, silikon gibi değişik materyallerden üretilmektedir. Bu materyallerin çeşitli avantaj ve dezavantajları mevcuttur. Cerrah, bunları ameliyat olacak gözün özelliklerini gözönünde tutarak hangi tür göziçi merceği kullanacağını önceden planlar veya ameliyat esnasında da duruma göre plan değişikliği yapabilir.

Skolyoz nedir?

04.09.2010

skolyoz

Skolyoz, tıpda omurga eğriliği ile giden hastalığı tanımlamak için kullanılır. Arkadan bakıldığında omurganın düz olması gerekir. Skolyozda arkadan bakıldığında hastanın sırt ya da belinde normalde olmaması gereken eğrilik farkedilir.
Skolyozun az bir kısmının sebebi bellidir. Doğuştan gelen vücut anormallikleri skolyoza sebep olabilir. Ancak bunlar sıklıkla daha küçük yaşlarda (7 yaş ve öncesi) şikayet yaratırlar ve bulgu verirler. Olguların %80 ine yakın bir kısmında ise skolyozun nedeni bilinmez. Yani cocuklarda doğuştan gelen vücut anormallikleri yoktur , aksine son derece sağlıklıdırlar. İlginç olarak da çocuklarda ağrı da dahil hemen hemen hiç şikayet yoktur. Bu olgular nedeni bilinmeyen skolyoz (idiopatik skolyoz) olarak anılırlar ve hastaların büyük çoğunluğunu oluştururlar.

İdiopatik skolyozu tanımak hekim için kolaydır. Belirgin bir şikayet olmadığı için sıklıkla hekime başvuracak bir neden olmaz. Çocuk kendisindeki deformiteyi genellikle fark etmez ve sıklıkla bir aile bireyi ya da bir arkadaşı “Sırtındaki hafif kamburluğu” “omuzlarından birinin biraz düşük olduğunu” “kürek kemiklerinden birinin hafif çıkık olduğunu” fark eder ve genellikle bundan sonra hekime başvurulur. Ya da başka bir nedenle çekilmiş omurga grafilerinde tesadüfen bulunur. Tanımak için grafi ile değerlendirmek kuraldır. Ancak öne eğilme testi dediğimiz test sırtın asimetrisini değerlendirmede kullandığımız çok basit bir uygulamadır ve bu konuda fazlasıyla bilgi verir.

Ebebeynlerin genelde en çok rahatsızlık hissettikleri konu bu durumdan kendilerini sorumlu hissetmeleri ve bir şeyi yanlış yaptıklarını düşünmeleridir. Bu hastalığın sebebiyle ilgili bir çok çalışma yapılmış bir çok teori ortaya atılmış ancak hiç birisi ispatlanamamıştır. Hastalığın sebebi bilinmemektedir. Omurga gelişimi esnasında bu hastalığı başlatan herhangi bir faktör gösterilememiştir. Bu nedenle ebebeynlerin bu süreci etkileyebilmeleri mümkün değildir.

Bu hastalık genellikle ileri evreye gelmeden hekime başvurulur. İleri evreden kasıt eğriliğin 40 derece ve üzeri olduğu, vücut dengesinin bozulduğu ve omurganın sertleşmeye başladığı 17 yaş ve üzeri olgulardır. Ancak hemen hatırlatmak gerekir ki olguların çok büyük bir kısmı ilerlemez.

Hastalığın tanısı konduktan sonra takip edilmesi gerekir çünkü eğriliğin artma riski vardır. Eğriliğin artması açısından en büyük risk faktörü çocuğun omurga büyümesinin tamamlamasına kalan süredir. Başka bir deyişle 17 yaşına yaklaşıldıkça eğriliğin ilerleme riski azalır. Diğer bir risk faktörü ise hastanın kız olmasıdır. Erkeklerde eğrilik daha az oranda ilerler.

Eğrilin değerlendirmesi özel olarak çekilen omurga grafileri ile yapılır. Bu grafilerde eğriliğin açısal değeri hesaplanır. Bu değerlere göre 18 yaş altı çocuklar/genç erişkinlerde tedavi prensipleri şöyledir. 20º ve altı eğrilikler tedaviye gerek göstermezler ancak takip edilirler. 20-40º arası eğrilikler sıklıkla korse tedavisi gerektirirler. 40º üzeri eğriliklerde ameliyatla tedavi gündeme gelir. Tüm bu anılan tedavi prensipleri yaş faktörüne göre değişiklik gösterebilir.

kaynak : skolyoznedir.com

Kalp krizi nasıl olur? Göğüs ağrısı nasıl yorumlanmalıdır?

30.08.2010

heart_attack

Kalbin kan ihtiyacını karşılayan ve “koroner arter” adı verilen damarlardan birinin tıkanması sonucunda kalp hasarı oluşması tablosuna Kalp Krizi (Miyokard İnfarktüsü) denir. Kan akımı bozulunca, ciddi bir ritm bozukluğu ile ani ölüm gelişebilir veya kriz, ani ölüme yol açmadan ama kalp dokularının dakikalar-saatler içinde giderek kaybedildiği bir süreç halinde ilerleyebilir.

Genellikle göğsün ortasında geniş bir alanda baskı-yanma-sızlama ile karışık bir ağrı ile kendini belli eder. Göğsün ortasındaki bu ağrı hissi yaygın vasıfta olup, boynun ön kısmına, sırta, sol kola veya her iki kola-omza doğru yayılabilir. Bu esnada soğuk terleme ve bulantı hissi, genel durum bozulması, korku ve endişe hali de eşlik edebilir.

Ancak bu anlatılanlar, sadece sık görülen belirtileri ifade eder. Her hastada tablo aynen böyle olmayabilir. İstisna olarak; gerek ağrı şekli, gerek ağrı bölgesi ve gerekse de eşlik eden diğer belirtiler açısından farklılıklar olabilir. Bu belirtilerin hepsi birden olmayabilir, bazen hiçbiri, hatta ağrı bile olmayabilir. Özellikle kadınlarda, diyabetli (şeker hastalığı) kişilerde ve çeşitli sinir sistemi hastalıklarında, kalp krizi tablosu bu klasik anlatımın biraz dışına çıkan belirtilerle de seyredebilir, teşhis koymak güçleşebilir.

Diğer yandan, bu anlatılanları hisseden her kişi mutlaka kalp krizi geçiriyor demek de değildir. Mide-yemek borusu hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, şiddetli stres ve gerginlik gibi pek çok durumda da buna benzer belirtiler hissedilebilir.

Ağrı şiddetinin hiçbir anlamı yoktur. Ağrının hafif olması olayın önemsiz olduğu anlamına gelmediği gibi, çok şiddetli ve büyük ızdırap veren bir ağrının altından da önemli bir şey çıkmayabilir.
Yazının devamı için »

Komik bir ameliyat

24.03.2010

ameliyat


    Doktor Kaan, kankası Necmi’yi bayıltmadan açık
    kalp ameliyatı yaparken;

    -heyecan var mı heyecan
    -olmaz olur mu abi, yusuf yusuf yani
    -bi şey olmaz, sana en cix ameliyatımı yapcam
    -ameliyatın cixi mi olur?
    -sana özel bu. ayaklarım tavana bağlı şekilde ameliyat etcem seni,tarihe geçcez olm
    -manyak mısın yaa? olmuyom abi ben ameliyat falan
    -şaka olm şaka
    -kızacam ama .. ameliyat öncesi adamın yaptığına bak
    -euehue, yat bakm şuraya
    -sırtüstü mü?
    -yoq, yüzüstü, hafifte şöle doğuya doğru
    -niye ?
    -ya olm saçmalama, uzan şuraya sırtüstü, sırtın ameliyat olacak sanki
    -şşş, hemşire hanımların önünde, ayıp oluyoo
    -onlar yabancı değil
    -bana yabancılar ama
    -neyse, nurten hanım, hastayı ameliyata hazırlayın
    —–
    -tamam, hazır hasta doktor bey
    -olm necmi, mayışmışın sen
    -ya bi git olm, çakır keyfi olmuş gibiyim
    -euhue, ne güzel işte, içmeden sarhoş oldun
    -ne zaman bayılacam ben?
    -bayıltmadan ameliyat olcan sen
    -nasıl yani
    -bilincin hafiften yerinde olcak.. olm sıkılıyorum ameliyat esnasında,az muhabbet ederiz diye böyle yaptım
    -abi sen harbiden manyaksın haa
    -daha önce denedim, bi şey olmadı
    -bismillahirrahmanirahimm
    -bak ne güzel imana da geldin
    -tövbe tövbe
    -evet, başlıyoruz, neşter lütfen
    -napcan neşteri
    -dişimde et kalmış, onu temizliyecem. Necmicim, ameliyathanedeyiz,kebab salonunda değil. sence ne yapabilirim neşteri?
    -olm kesecen mi beni diri diri?
    -yoq, önce tırnaklarını sökcem, sonra tırnağın altındaki ete tuz sürcez. önce eziyet, sonra vahşet yani. fantazi yapalım demi az
    -ya niye ben ALLAHım niye?
    -olm saçmalama, acımıyacak diyorum sana
    -bak, eğer bir sakatlık yaparsan, yengeye tüm yaptığın pislikleri anlatırım
    -hıng ! olm sus, hemşire hanımların yanında
    -Hani yabancı değildi ulan onlar
    -tamam olm söz, acımıyacak . haftaya halı saha maçı var hasanlarla, o maça yetiştirmemiz lazım seni
    -abi bana su kaynatan araba muamelesi yapma
    -euheuhe, tamam olm kıpraşma, başlıyorum
    -carkkkkrkkkrkk ( derinin yarılma efekti )
    -abi bi hoş oldum, böyle sanki içim açıldı, bi huzur doldu
    -tabi olm, açtık kalpten mideye kadar.
    -harbi mi?
    -hı hı .. falla kanka senin için kararmış, canını sıkan bir şey var
    -hadi ya
    -evet bak şurda, midenin sol tarafı kap kara olmuş. du bakm ..hımm. 3 vakte kadar bi haber alacaksın
    -olm dalga geçme, kahve falımı bu ya
    -euheuhe, yoq olm, gayet normal herşey.. şimdi damarları kontrol edelim ..
    -evettt, uyuzluk yapan damarı buldum
    -napcan ona?
    -söküp atcam, yerine başka yerinden alacağımız bir damarı koycaz
    -yoq ben aldırmam başka yerden damar falan
    -ya olm bi sus, damarı açcaz şimdi. bi şeyci kalmıyacak
    -hangi damar bu
    -kalpten aorta giderken ilk köşeden sola dön, ilerde ufak bir kılcal damar var, orda kime sorsan gösterirler
    -kaan !
    -olm sanki sölesem bilcen. damar işte . hepsi aynı
    -(hööönngghghgrtrt )
    -zuhuahuaa
    -ne yaptın olm
    -bi şey yapmadım. hafiften mideni sıktım bıraktım
    -deli misin olm niye kurcalıyon midemi
    -ehuehue, bayılıyom bu harekete, kusacak gibi oluyon dimi lan
    -hay seni emi
    -bak kanka, hazır açmışken başka istediğin bi şey var mı?
    -he, mideyle karaciğerin yerini değiştir sana zahmet.
    -niyeki?
    -moda abicim moda, hiç modayı takip etmiyo musun?
    -falla değişirim ama biraz zaman alır
    -ya abi bi git işine, hadi kapat da gidelim, akşam bizdesiniz, ona göre
    -tamam tamam, dur tel açayım hanıma
    … dıııttt dıııtttt
    (Alo, Nalan, napıyon güzelim .. hiç, bende aldım necmiyi altıma,
    midesiyle falan oynuyom .. bak ne diycem, akşam necmilerdeyiz, ben
    çıkışta seni alırım .. hadi öptüm …)
    -tamam necmi, sizdeyiz akşama
    -iyi iyi .. hadi abi, kapat şurayı, hava doldu içim yaaa
    -aslında mideyle karaciğerin yerini değiştirme fikri fena değildi ama
    -kaan !!
    -euheue, tamam lan tamam, kapatıyom

Kaç yaşındayım?

26.02.2010

old-women


52 yaşında bir adam, son derece başarılı bir yüz gerdirme operasyonu geçirdikten sonra, yepyeni görüntüsünün
tadını çıkarmak ve insanları şaşırtmak icin şöyle bir dolaşmaya çıkmış.
Önce bayiden gazetesini almış ve gazete satıcısına sormuş,
“Sence ben kaç yasındayım ahbap?”
Satıcı,
“Şeyy! 38 mesela?”
Adam zafer kazanmış gibi kahkaha atmış,
“Hahaha… bilemedin ben tam 52 yaşındayım!!!”
diyerek köşedeki Mac Donalds’ in yolunu tutmuş. Bir kahve söyledikten sonra kasiyer kıza sormuş,
“Küçük hanım, söyler misiniz, ben kaç yaşında gösteriyorum?”
Kız biraz düşünmüş ve
“35???”
Adam zevkten havalara uçacak..
“Hayırrr! Ben tam 52 yaşındayım!” diye bağırmış.
Tekrar sokağa çıkmış, bu kez de kaldırımda giden yaşlı bir kadının önüne fırlamış,
“Bayan size bir soru sorabilir miyim? Sizce ben kaç yaşındayım??”
Yaşlı kadın gülümsemiş,
“Bakın ben yaşlı bir kadınım ve artık gözlerim neredeyse hiçbirşeyi seçemiyor ama ben gençken bir erkeğin
yaşını bulmak icin çok basit bir yöntemim vardı. Elimi pantolonunuzun içine
sokup 20 saniye boyunca orada tutmama izin verirseniz size kaç yaşında olduğunuzu söyleyebilirim!”
Adam çok şaşırmış ama duydukları ilgisini çektiği için kadına izin vermiş.
Yaşlı kadın söylediğini yapmış ve …
“Evet… siz 52 yaşındasınız.”
Adam şokta,
“Şeyy! Ama nasıl bildiniz?”
Yaşlı kadın basmış kahkahayı,
“McDonalds’ da kasa kuyruğunda arkanızda ben vardım!”