Arama:

Etiket Bulutu







‘anne’

Aytekin Akkaya

07.03.2014



Aytekin Akkaya Erzurum’un meşhur artistlerindendir. Annesine para yollamış gel erzurumda bir kaç gün kal diye.
Annesi daha önce hiç uçağa binmemiş.
Neyse uçağa binilmiş ve hostes herkese sormuş ne içersiniz diye. Herkes viski, cola derken Aytekin Akkaya’nın annesi demişki;
– kızım bene bir açığ çay getir.
Herkesin isteği yerine gelmiş ama açık çay gelmemiş.
Uçak İstanbul’a gelene kadar hostese defalarca söylemiş;
– kızım bene bir açığ çay.
En sonunda hostesi yanına çağırmış demişki.
– Kızım sen Aytekin’i tanır mısan?
Hostes yoo demiş tanımıyorum niye sordun nine?
Heç kızım, bütün *ospular Aytekin’i tanırda, sen nasıl tanımirsan.

Anneler ve çocukları

13.05.2012

okul

Her günü son gün bilmek…

11.11.2011

aile3

Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı. Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu:

-Söyledim değil mi, söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açık mavi gömleği ütülemeni söyledim. “Kahverengi gömlekle gidiversen nolur! muş. Bugün sunum yapacağım, karamsar bir görüntü mü vereyim, dinleyenlerin içi kararsın, bu da projeye verecekleri oyu etkilesin! Bunu mu istiyorsun?

-Tamam bey, bitti işte.

Adam açık mavi gömleği hışımla aldı;

-Bitti, tabi bitti ama ben geç kaldıktan sonra bitmiş neye yarar.

Hanımı çocukların korkmuş yüzlerine baktıktan sonra, yine eşini sakinleştirmeye çabaladı;

-Dün bundan da geç çıkmıştın, vakit var, yetişirsin.

-Anlamıyor ki, anlamıyor ki. Bu gün sunumu ben yapacağım. Herkesten önce gitmeliyim ki, gelecek önemli konuklara ‘Hoş geldin’ demeliyim.

Adam bir sürü söz daha söylenerek, bağırarak çıktı, arabasını çalıştırıp uzaklaştı. Hanımı, direksiyon başında da öfke saçan eşinin halinden endişelendi, “Bir kaza yapmasa bari”.. Eşi uzaklaşınca, çocuklarının yanına gidip sarıldı, rahatlatmaya çalıştı.

-Madem erkenden kalktınız, hemen size sultanlara layık bir kahvaltı hazırlayıp getireceğim.

Mutfağa geçti, zihnindeki huzursuzluğu dağıtmak için hemen neşeli müzikler çalan bir radyoyu açtı. Ocağa haşlamak için yumurta koydu, cezvede süt ısıtmaya başladı. Masaya zeytin, peynir, reçel koymayı da ihmal etmedi. Biraz sonra çocuklarına seslendi

-Kahvaltınız hazııır!

Çocuklar kahvaltıya otururken, radyoda müziğin birden kesilmesi dikkatini çekti.Son dakika haberi anonsuyla, radyonun sesini biraz daha açtı. Radyo’da zincirleme bir kaza haberi vardı. Ayrıntılarla biraz sonra birlikte olacağız demişti spiker ama kazanın yerini söylediği andan itibaren o sandalyesine yığılıp kalmıştı. Spikerin bahsettiği kaza yeri, kocasının her gün işe giderken geçtiği dörtlü kavşaktı. Eşinin bu kavşaktaki trafikten şikayetçi olduğunu, her sabah yoğun bir trafik olduğunu söyleyişi aklına geldi. “Geç kaldım diye acele edip acaba o da” Aklına gelen düşünce içini daha da yaktı, hemen ayağa kalktı.

-Çocuklar, unutmayın ocağa yaklaşmak yasak. Kahvaltınızı yapıp salona geçin, oynayın. Benim acil bir yere uğramam gerek, kapıyı da kimseye açmayın tamam mı?

Sokağa çıkmak için üzerine bir şeyler aldı, cebine de bir taksi parası aldı. Kapıya yöneldiğinde kocasının bu kazada ölmüş olabileceği endişesiyle kabaran yüreğine daha fazla dayanamayıp, ağlamaya başlamıştı. Göz yaşlarını çocukları görmesin diye, açık olan mutfak kapısına sırtını dönmeye özen gösteriyordu. İçindeki acının kocasının ölmüş olma ihtimali kadar, giderken kendisini kırması ve çocuklarının önünde bağırıp çağırmasından da kaynaklandığını anladı. Oysa her zaman böyle öfkeli değildi.

-Eğer ölürse, çocuklarım babalarını, son gördükleri haliyle mi hatırlayacak? Kalp kıran, öfkeli bir baba olarak mı kalacak akıllarında?

Kapıdan çıkarken, çocuklarına bir kez daha seslenecekti ama artık akan gözyaşları saklanamayacak haldeydi. Hemen kapıyı açıp dışarı çıkmak için hamle yaptı ama karşısında kapıya doğru adım atmakta olan kocası vardı. Adam, bir an karısının ıslak yanaklarına baktı; “Haberleri mi dinledin?” diye sordu. Hanımı, konuşamadan sadece başıyla onayladı. Adam, önce sarıldı, sonra eşinin yanaklarını sildi. Hanımı zorlukla sordu;

-Hani önemli bir toplantına geç kalmıştın, niye döndün?

-Kaza benim hemen yakınımda oldu. O anda toplantıdan daha önemli bir şeyi unuttuğumu hatırladım. Eğer o kazada ölseydim”

O anda çocuklar da yanlarına gelmiş, babalarının yine öfkeli olabileceğini düşünerek, annelerinin yanında durmuştu. Adam, bütün içten, samimi gülümsemesiyle çocuklarını yanına çağırdı, boyunlarına sarıldı, yanaklarından öptü.

-Ben bu gün büyük bir hata yaptım ve evden çıkarken, sizleri ne kadar sevdiğimi söylemeyi unuttum. Böyle önemli bir şey unutulur mu hiç. Ne yapalım, ben de geri döndüm.

Mehmet ile Handan

01.03.2010

gumuskase

Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar.
Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet’in annesini yemeğe davet ederler. Mehmet’in annesi akşam yemeği süresince Handan’ı uzun uzun süzer ve aslında Handan’ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder. Aklını okumuşcasına Mehmet annesine der ki:
Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok.
Akşam yemeğinden sonra Mehmetin annesi evine döner.
Aradan bir iki gün sonra Handan der ki:
Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum.
Mehmet yanıtlar:
Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım.
Oturur ve yazar:
Anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da demiyorum.
Fakat konu şu ki: Sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp.
Sevgiler oğlun Mehmet.

Bir hafta sonra Mehmet’in annesinden mektup gelir:
Sevgili oğlum:
Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da demiyorum.
Fakat konu şu ki:
Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.
Sevgilerle annen…

Rıfkı Amca…

22.05.2009

yoksulanne

Vakit gece yarιsι… Ortada ses sada yok… Uzaktan bir iki köpek havlaması duyuluyor o kadar… Rıfkı amcanın yüreği kıpır kıpır… Akşam üzeri hac işlemini birlikte yaptιrdιğι müstakbel hacι arkadaşlarιyla vedalaşmιş, evine gidiyor. Birkaç gün sonra Allah nasip ederse mukaddes topraklara doğru yola çιkacaklar… Bu duyguyu ailesi ve çocuklarιyla paylaşmak için aceleci…

Tenha sokakta ilerlerken, loş ιşığι henüz sönmemis bir evin önüne geldiğinde pis bir koku burnunun direğini kιrιyor.. Öyle pis koku ki, midesi bulanιyor. “Üüffff!” diyor gayri ihtiyari, “Bu ne pis bir koku Allahιm. Leş kokusu bu be…” Koku sebebiyle sağιna soluna bakιnιrken loş ιşιklι pencereden bir ses duyuyor ağlamaklι:

-Anne pişmedi mi daha?

Durup içeriye kulak kabartιyor… Duyduğu ses yüregini dağlιyor:

-Az daha sabret yavrum.. Az kaldι..

Bir başka çocuk sesi. Diğer kardeşi olmalι.

-Anne çok acιktιm.

-Tamam oğlum pişiyor işte.. Pis koku insanın midesini bulandιrιyor.. Öğürmemek için çaba gerek. Peki yavrularını teselli etmek isteyen annenin sesindeki mahzunluğa ne demeli… Rιfkι amca duramιyor:

“Ben altmιş yaşıma gelmiş bir ihtiyarιm. Merak ettim yahu. Bir gidip soracağιm.” diyor kendi kendine.. O zamanlar terör nerde, öyle anarşist nerde? Kimin aklına gelir art niyet… Üstelik biraz araştιrsan herkes birbirini tanιr. Hele Rιfkι amca ki, Erzurum’da bilmeyen çιkmaz.

Biraz da bu cesaretle burnunun direği kιrιlsa da çalιyor kapιyι. . Bir iki tιklatιyor tabii.. Sonunda kapι çekingen bir sekilde gιcιrtιyla açιlιyor..Tamam işte, o leş kokusu içerden geliyor. Ama artιk merak, kokuyu bastιrmιştιr. Kapι aralιndι iste.. Gencecik bir gelin.. Otuz, otuzbeş yaşlarιnda. Yüzüne yaşmak denilen cilbabını çekmis kapι aralιğιndan soruyor:

-Kim o?

-Benim kιzιm, ismim Rιfkι.

-Ne istersiniz?

-Yoldan geçiyordum. Sesler duydum. Halinizi merak ettim çocuğum.

O esnada, zaten çocuklar da annelerinin eteğinden tutarak kapι aralιğιndan bu meçhul adama bakιyorlar, niçin geldiğini anlamak istercesine… Rιfkι amca üstleri başları loş ιşιkta bile perperişan olan bu çocuklarιn halini görünce koyveriyor kendini. Dünyasi allak bullak oluyor.. Ne haccιn sevinci kalιyor yüreğinde, ne az önceki manevi heyecan. O yürek simdi bir sorumlulukla sarsιlιyor. Bu gece vakti iki küçük çocukla bu tenha sokakta loş ιşιğιn altιnda hayat mücadelesi veren bu sahipsiz genç kadιnιn halιnden sorumlu hissediyor kendini.

-Kimin kimsen yok mu kιzιm?

-Yok amca. Kocam öleli iyice naçar kaldιm.

-Evine misafir olabilir miyim?

-Buyur gel ama…

Cümlenin sonundaki “ama” nιn ne anlama geldiğini çok iyi biliyor Rιfkι amca. “Ne oturtacak misafir odam var, ne ikram edecek bir kahvem” denilmek isteniyor. Ne fark ederdi ki, Rιfkι amca ne misafir kösesine kurulmak, ne de kahve içmek istiyor. Onun tek derdi bu kimsesiz ailenin halini öğrenmek..Kapιdan içeri girer girmez dayanamayιp soruyor:

-Kιzιm bu pis koku ne Allasen.. Susuyor genç kadιn. Dudaklarι titriyor. Gözlerinden asağι inen yaşlarι fazla saklayamιyor. Başιnι kaldιrιp şöyle bir bakιyor, gece yarιsι belki de Allah tarafindan gönderilen nur yüzlü ihtiyara.

-Söyle yavrum çekinme söyle.

-Ölmüş köpek eti amca… Ardιndan hιçkιrιklarιnι koyveriyor anne. Çaresizligini anlatιyor:

-Çocuklarιm aç amca. Kimsem yok. Ne yapaydιm? Kime gideydim…

Rιfkι amca taş mι sanki? Kim dayanιr o hale? Koskoca adam, çocuklugundan beri ilk kez hιçkιrarak ağlιyor, hem de çocuklar gibi:

-Allahιm affet… Allahιm affet!..Çocuklar melül melül annesiyle birlikte ağlayan ak saçlι adamιn yüzünden aşağι süzülen yaşlara bakadursunlar,

Rιfkι amca ani bir kararla anneyi omuzundan tutuyor:

-Tamam kιzιm, artιk ben yanιndayιm. Sen benim kιzιmsιn, bunlar da torunlarιm. Hemen indir o leşi ocaktan. Bekleyin ben yarιm saate kalmaz gelirim.

Kimsede konusacak hal yok. Rιfkι amca kapιdan çιkar çιkmaz, ardιndan atlι kovalarcasιna koşuyor. Hem koşuyor hem söyleniyor:

-Hacca gitmiyorum bu sene… Hacca gitmiyorum… Allahιm affet…Hacca gitmiyorum…Kendi evine vardιğιnda evdekilerin yüreği ağzιna geliyor. Eyvah, babalarιna ne oldu? Öyle ya Rifkι amcanin göğsü körük gibi inip kalkιyor.

-Baba, bu ne hal.

-Hemen dediğimi yapιn!

-Tamam da baba?

Ardιndan talimatlar yağdιrιyor herkese:

-Hanιm, kullanmadιğιn ne kadar tabak çanak varsa hepsini çιkart. Yastιk yorgan, halι kilim ne varsa çιkartιn.

Bu telaş üzerine Rιfkι amcanιn diğer çocuklarι da başιna üşüşüyor. Ama baba bu….

Kimse bir isteğini ikileyemez. Öyle bir saygι var o zaman. Rιfkι amca ogluna, kιzιna, torunlarιna emirler yağdιrιyor tatlι tatlι:

-Sen badana boya için kireç vs tedarik et; sen keser çekiç çivi falan ayarla.

-Sizler yastιk yorgan çarsaf çιkartιn. Sen un yağ seker gibi erzak hazιrla… Haydi hemen yola çιkacağιz!”

Eyvaah” diyor aile, “Rιfkι amca hac sevdasιyla aklιnι oynattι. Gece gündüz hac için hazιrlιk yapan bu adam birden ne oldu da bu hale geldi? Tamam bu iş burda bitti” diyor aile. Ama bakalιm ne olacak?

Yarιm saat sonra baba önde, yastιk yorgan, mala çekiç, tencere tabak, ailesi ardιnda. Rιfkι amca yine aynι heyecanla kapιyι tιklatιyor.

“Geldik yavrum, geldik!” diyor… Rιfkι amcanιn ailesi gördüğü manzara karşιsιnda şaşkιn. Herkes nerdeyse küçük dilini yutacak… Ama az sonra isin sιrrι anlaşιlιyor… Bu kez görev taksimatι hemen oracιkta yapιlιyor. Mağdur anne ve çocuklarι hemen Rιfkι amcanιn evine misafir olarak götürülüyor… Çocuklarιn yemekleri hazιrlanacak. Güzelce yιkanιp temizlenecek ve karιnlarι doyurulacak…Orda kalanlar da kadιncağιzιn evini oturacak hale getirecekler… Sabaha kadar evin altι üstüne getiriliyor… Biri kapιyι pencereyi tamir ediyor. Biri boyayι badanayι başlatιyor… Yastιklar yorganlar yerleştiriliyor… Kilimler seriliyor. Ev sabaha bayram evi gibi hazιrlanιyor. Sabah ezanlanιyla birlikte hersey tamam…

Rιfkι amca ertesi gün huzura kavusmuş, belli… Sakinleşmis halde, anne ve çocuklarιnι tekrar evinde ziyaret ediyor. Erzak getirilmiş çuval çuval… Ayrιca hacca gitmek için ayιrdιgι parayι da genç anneye teslim ediyor.

-Amca Allah senden razı olsun. Allah gönlüne göre versin…

Birkaç gün sonra… Haci adaylarι yola revan oluyorlar… Rιfkι amca arkadaşlarιnι yolcu ederken, O mübarek topraklara gidemediği için yüreği buruk biraz ama, çaresiz bir annenin imdadιna yetiştiği için de çok huzurlu.