Arama:

Etiket Bulutu







‘babanın oğlu’

Bilal İnci

18.11.2010

bilal_inci

Adana’da 1936 yılında doğdu. İzmit Lisesi’nde okudu. Çeşitli işlerde çalıştıktan sonra sinema alanına yöneldi.
İlk filmi 1966 yılında “Karanlıkta Vuruşanlar” olan sanatçı çoğunlukla ‘kötü adam’ rollerinde oynadı.
Filmlerinde sergilediği başarılı oyunculuğu ile karakter oyuncusu olarak öne çıktı ve bu alanda Türk Sineması’nın vazgeçilmezlerinden biri oldu.
“Ezo Gelin”, “Dönüş”, “Bir Türke Gönül Verdim”, “Alageyik”, “Büyük Yemin”, “Beyaz Mendil”, “Babanın Oğlu” rol aldığı bazı filmlerdir.
Sinemamızın ‘kötü adam’larından olan İnci, özellikle kırsal kesimin ‘kötü ağa’sı ve ‘kötü Bizanslı’ tiplemeleri ile kült bir figür oldu ama bunların yanında ‘iyi adam’ları da başarı ile canlandırdı.
Yüzün üstünde filmde oynayan, Sıra Sende Fıstık adlı filmin yapımcılığını üstlenen oyuncu yüksek tansiyon ve şeker hastasıydı.
Sinemaya bir süre ara veren ve son dönemlerinde İzmir’de yaşayan Bilal İnci, bir dizi çekimi için gittiği İstanbul’da geçirdiği kalp krizi sonucunda 14 Ekm 2005 tarihinde vefat etti.

bilal_inci10 bilal_inci7 bilal_inci3bilal_inci11 bilal_inci6 bilalinci21

Nubar Terziyan

17.11.2010

nubarterziyan

Asıl ismi Nubar Alyanak’tır. 1909 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Bakırköy Bezezyan Lisesi’nde okuduktan sonra, 1940 yılında Gençler Temaşa Heyeti’nde sanat hayatına başladı. Asıl yapmak istediği sivil polisliktir. Ara sıra dostları arasında Darulbedayi’de oynamak istediğini de ifade eder. Bunun hayalden öte bir şey olmadığını anlayınca baba mesleği olan manifaturacılığa geri döner. Çok geçmez, hayalleri tiyatroda değil ama sinemada gerçekleşir. 1948’de ilk film teklifi gelir ve “Efsuncu Baba” filminde rol alır. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Efsuncu Baba” romanı filme alındığında, Nubar Terziyan bu filmle sinema oyunculuğuna başlar. Hayatı boyunca 400’ün üstünde filmde rol almıştır. 1950 ’li yıllar sinemasının iyi polis, iyi dost, babacan iyi adam rollerini başarıyla oynayan bir isimdir.

Yuvasız Kuşlar filmini hatırlayın. Orada Ömercik’in dedesi Hüsnü’dür Nubar Terziyan. İzleyenlere merhamet ve şefkat çeşmesinden nasıl da doya doya içirir. Sezercik Yavrum Benim filminde tamirci Asım Usta’yı ne de çok severiz Terziyan sayesinde. O, her ne kadar Küçük Ağa dizisinde Doktor Minas, Fırtına Gönüller filminde Dilaver Hoca, Bodrum Hakimi filminde mübaşir Tevfik, Babanın Oğlu filminde iyi patron Haydar beyi başarıyla oynasa da, Mıstık filmindeki suyu altına çeviren dede rolüyle ya da Öksüzler filmindeki Sütçü Rasim tipiyle daha çok kendisine benziyordu. Çünkü o, Türk sinemasının dede-torun rabıtasını en güzel sağlayan aktörüydü.
“İnsan yaşadığı yere benzer” diyen şairi doğrularcasına Türk kültürünün renk ve kokusunu, mimiklerine dek hissettiren bu adam giderek yok olan ihtiyarlık saadetini ve yaşlılık coşkusunu unutanlara yeniden hatırlatmıştır.

Ömrünün sonuna doğru, yaşadıklarının yok olup gitmesine razı olmaz. Yüzündeki sempatiyi kağıda dökmeyi dener. Ortaya “Ne İdim Ne Oldum” isimli bir kitap çıkar. Aslına bakarsanız Nubar Terziyan da geldiği noktayı ne tahmin ediyor ne de umuyordu. Manifaturacılığın dışında hiçbir becerisi olmayan biriyken, yüzlerce filme imza atacağı aklına bile gelmezdi. Tek bir hedefi vardı: Sivil polis olmak. Belki sivil polis olamadı ama “iyi polisi” çok iyi oynadı. Set maceralarından askerlik anılarına kadar her şeyi “Ne İdim Ne Oldum” da anlattı. Hamlet oynamak için nasıl mezarlıktan kurukafa çalmaya kalktığını, kavuncu rolünü oynarken film setinde bir kavuncudan nasıl kavun seçme dersleri aldığını kendine özgü tarzıyla anlatır. Yapıp ettikleriyle, film ve oyunlarıyla nelere sahip olduğunu ve ne kadar kazandığını merak edenler için Nubar Terziyan’ın 1984’te yazdığı şu cümle yeterlidir sanırım:
“Doğduğum memlekette kendimi sizlere sevdirdim. Paradan ziyade sempatinizi kazandım.”

Nubar Terziyan, 14 Ocak 1994 tarihinde İstanbul’da gözlerini hayata yumdu.
Sadece dünyamızın sahici iyi insanları değil, neredeyse kurgusal dünyamızda ve sinemamızda gelecek kuşaklara “işte bu iyidir” diyebilmek için örneklik teşkil edecek insanlar da bir bir tükeniyor. Profesyonel kötü, amatör iyiyi her zaman yaşam setinden ve dünya sahnesinden uzaklaştırıyor. Kalanlara selam olsun!

Kaynak: Genç Gelişim Dergisi

nubar_terziyan6   nubar_terziyan13   nubar_terziyan7nubar_terziyan3   nubar_terziyan   nubar_terziyan9

Tarık Şimşek

16.11.2010

tarik_simsek2

1945 Ağrı doğumlu olan Tarık Şimşek, sinemamızın yakışıklı kötü adamı ve mafya fedailiği rollerinin aranılan isimlerinden biridir. Bir dönem filmlerde, Tarık Şimşek siz kurulan bir çeteye çete denilmezmiş. Her zaman patronun en güvenilen adamı olmuştur. Oynadığı filmlerde kendi tarzını yaratmış nadide kötülerdendir.
1970’li yıllarda özellikle Cüneyt Arkın’lı avantür filmlerde ve ardından erotik filmlerde benzer rollerin sürdürücüsü olmuştur.
En tanıdık rolleri Cüneyt Arkın’la beraber İnsan Avcısı filmindeki CIA ajanı Bill ve Babanın Oğlu filmindeki hapishane ağasıdır.
Sanatçı, 1991 yılında aramızdan ayrılmıştır.

 

 

tarik_simsek5   tarik_simsek3   tarik_simsek4