Arama:

Etiket Bulutu







‘belgin doruk’

Baki Tamer

18.11.2010

baki_tamer3

Elâzığ-Harput’dan köklü bir ailenin çocuğu olarak 26 Aralık 1924’de, ailesinin 15. çocuğu olarak dünyaya geldi.
Çocukluğu ve gençliği Gaziantep’te geçen Tamer, Gaziantep ve Erzurum ‘da, lise ve öğretmen okullarında okudu.
Sanata olan tutkusu çocukluk yıllarında başladı. Halk evi temsil kollarında profesyonel olarak sahne yaşamına atıldı. Sporda üstün başarılı hizmetler vermiş, cirit, kros, mukavemet ve yüzmede bölgesel dereceleri ve Türkiye çapında aldığı ödüller bulunmaktadır. Hatta Gaziantep’te birçok spor kulübünün ilk kurucusu olmuş, atletizm milli hakem lisansına sahip olmuştur. Sportif faaliyetleri yanı sıra birçok derneğin kuruculuğunu ve yöneticiliğini üstlenmiş, öğretmenlik, gümrük istihbarat memurluğu, polislik, muhasebecilik gibi branşlarda çalıştıktan sonra kendini Yeşilçam ve sinema sanatının içinde bulunmuştur. Bir ara ses sanatçısı olarak sahneye de çıkmıştır.


İlk tiyatro deneyimini 1937 yılında İstanbul Şehir tiyatrosunun Gaziantep’te sergilediği oyunda rol alarak yaşadı. 1940-1953 yılları arasında Gaziantep Halkevi’nde Temsil Kolu Başkanı, idarecisi, başrol oyuncusu olarak 150’ye yakın telif ve tercüme eseri sahneye koydu ve oynadı. 1955 yılında İstanbul’a yerleşip sinemayla tanıştı. 1960-1961 sezonunda İstanbul Belediye Şehir Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. İlk başrolünü 1957’de Belgin Doruk ile Çileli Bülbül filminde İhsan Tomaç yönetiminde oynadı. 70’e yakın filminde başrolde oynayarak zamanının ünlü yıldızları arasına girmiş, 20 senaryosu filme alınmış, ünlü yönetmenlere asistanlık yapmıştır.

İlk Türk Film Festivali’nde ödül kazanan Baki Tamer, Türk sinemasının iyi yönde gelişmesi için her dernek, sendika ve kuruluşun başında ve içinde yer aldı. Evli ve 4 çocuk babası olan sanatçı 04.08.2004 tarihinde aramızdan ayrıldı. Ölümüne kadar yüzlerce film ve TV dizisinde rol almıştır.
Önemli filmleri arasında Çileli Bülbül, Çölde Bir İstanbul Kızı, Köyde Bir Kız Sevdim, Çoban Kızı, Kara Güneş ,Kanayan Yara, Ah Gardaşım filmleri örnek verilebilir.

baki_tamer7    baki_tamer91    baki_tamer10baki_tamer161    baki_tamer2    baki_tamer51

Belgin Doruk

18.11.2010

belgin_doruk3

28 Haziran 1936 tarihinde Ankara ‘da doğan Türk sinemasının ‘Küçük Hanımefendi’ ismiyle anılan yıldızı Belgin Doruk, 1952’de ortaokul son sınıftayken Yıldız Dergisi ve İstanbul Film’in açtığı yarışmayı Ayhan Işık ve Mahir Özerdem ile birlikte kazanarak sinemaya geçti.
İlk filmi olan Çakırcalı’nın Definesi’ni çevirdi ve ardındanda 1953’te yapılan güzellik yarışmasında “Türkiye İkinci Güzeli” seçildi. Türk sinemasının bir döneminde en çok film çeviren ve en çok sevilen oyuncu oldu.

Sinemada ilk çıkışını, Yeşil Köşkün Lambası filmiyle yaptı. Enver Paşa’nın yeğeni olan Yönetmen Faruk Kenç ile evlenip boşanan Doruk’un bu evlilikten Gül (1955) adında bir kızı oldu, daha sonra yapımcı Özdemir Birsel ile evlendi ve bu evliliğinden de Aydın (1967) adında bir oğlu oldu.

Zeki Müren’le birçok filmde başrol oynadı (1955’te ‘Son Beste’, 1959’da ‘Kırık Plak’, 1961’de ‘Hep O Şarkı’, 1962’de ‘Bahçevan’, 1963’de ‘İstanbul Kaldırımları’, 1964’te ‘Hayat Bazen Tatlıdır’).

1964 yılında Orhan Elmas’ın yönettiği ‘Duvarların Ötesi’ adlı filmde Tanju Gürsu ile başrolü paylaştı. Ayhan Işık ile iyi bir ikili oluşturdu ve birlikte çevirdikleri ‘Küçük Hanımefendi’ serisi çok tutuldu. Melodramların ve duygusal güldürülerin değişmez oyuncusu oldu.

1970’te yapılan 2. Adana Film Festivali’nde ‘Yuvanın Bekçileri’ filmiyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. 1970’lerde değişen sinemayla birlikte önce starlığını, sonra sağlığını yitirdi. Aşırı kiloları, içine düştüğü yalnızlık ve ekonomik kriz onu etkiledi. 1975’ten sonra sinemadan ayrılan sinemamızın efsane yıldızı, 26 Mart 1995 yılında İstanbul’da hayata veda etti.

belgin_doruk1   belgin_doruk7   belgin_doruk2belgin_doruk11   belgin_doruk8   belgin_doruk18

Göksel Arsoy

18.11.2010

goksel_arsoy6

Yeşilçam’ın ‘altın çocuğu’ ya da Türkiye’nin ‘James Bond’u Göksel Arsoy, 15 Mart 1936’da Kayseri’de doğmuş. Aslını ararsanız Arsoy’lar tam bir sanatçı ailesi. İlk kuşakta Türk Sanat Müziği’nin unutulmaz bestecilerinden Yesari Asım Arsoy yer alır. İkinci kuşak Göksel Arsoy, üçüncü kuşak oğul Gökhan Arsoy.

Babası Kayseri hava üssünde görevli olduğu için sürekli oğlunu da yanında getirip götürürdü. O günler pilot olma hayalleri ile yanıp tutuşmaya başlar. Çocukluk yılları neşe içinde geçmektedir. Hava üssündeki Amerikalılarla iyi dostluklar kuruyor, her türlü sanatsal ve spor faaliyetlerine katılıyordu. Son çıkan Amerikan filmlerini, henüz Türkiye’de vizyona girmeden yıllarca evvel öncesinden izleme şansını yakalıyordu. Liseyi Haydarpaşa’da okuduktan sonra pilotluk hayalini gerçekleştirmek için Hava harp okuluna girmek ister ama ailesinin izin vermemesi nedeni ile bu isteğini gerçekleştiremez. İktisat fakültesine birazda zoraki kaydolur. Hiç değilse uçaklara yakın olurum diye de hava alanına yakın bir ingiliz şirketinde çalışmaya başlar.

Ünlü oyuncu ile yapılan söyleşilerde o günleri şöyle anlatmış..
‘Uçaklar en büyük tutkumdu. Sık sık babamın yanına gidip uçakları inceliyordum. Daha o yıllarda pilot olmaya karar vermiştim bile. Gelecekte pilot olamadım ama Türk sinemasının ilk havacılık filmi olan ‘Şafak Bekçileri’ filmini Eskişehir’de çekerken, hep çocukluğumu yaşadım.’

Düzgün fiziği nedeni ile bir tesadüf eseri olarak Halk Film’in sahibi Fuat Rutkay ve yönetmen Sırrı Gültekin’in dikkatini çeker. Böylece sinemaya adımını 1959 yılında Kara Günlerim filmiyle attıktan sonra filmler peş peşe gelir. Yaprak Dökümü, Kelepçe, Ham Meyva, Taş Bebek. Ve nihayet kendisini star yapan, Nevzat Pesen yönetiminde ünlü “Samanyolu” filmini çevirir. Bu film büyük patlama yapar ve Türk sinemasında romatik filmler dönemi başlar. Arsoy’da artık starlığını ilan eder. O dönemler Ayhan Işık Amerika’da olduğu için kral artık odur. Özellikle Belgin Doruk ile oluşturduğu ikili halkın büyük sempatisini toplar. Bu sırada gönlünü okuldan tanıdığı bir kıza kaptırır. Henüz 25 yaşında iken İstanbul üniversitesinde bir bankta, bugünkü eşi Soley hanıma evlenme teklif eder. 1961’de evlenirler. 4 sene içinde bir kız, bir de oğlan çocuğuna sahip olurlar.

1960’larda genç kızlarının rüyalarını Göksel Arsoy süslemeye başlamıştır artık. Ayhan Işık şansını Hollywood’da denerken “Altın Çocuk” Türkiye’yi kasıp kavurur. Sonra “Kral” Türkiye’ye dönecek, amansız rakibi Göksel Arsoy’la içtikleri su ayrı gitmeyecekti…

Oyunculuğunun yanı sıra yapımcılığa da soyunan Arsoy, Göksel film şirketini kurar ve başta Şehirdeki Yabancı, Şafak Bekçileri olmak üzere 12’ye yakın filmin çekilmesine katkıda bulunur. “Şafak bekçileri” filminde canlandırdığı pilot-yüzbaşı rolü ile hep hayalini kurduğu uçaklara binme fırsatını yakalar. Bu yıllarda Sean Connery’in oynadığı james Bond filmleri bütün Dünya’da olduğu gibi Türkiyede’de büyük iş yapıyordu. Bu filmlerden esinlenen Arsoy benzer formatta olan “Altın Çocuk Londra’da” filmini çevirir. Film büyük ilgi görür. Öyleki, arap ülkelerinden Co-protuction teklifleri bile Alır. Daha sonra peş peşe Altın Çocuk Beyrut’ta, Orta Şark Yanıyor, Altın Avcıları gibi seri filmleri çeker. En büyük projem dediği bir film, Lübnan savaşının çıkması ile ertelenince morali bozulur. O yıllarda Türk sinemasın içine girdiği bunalımıda dikkate alan Arsoy, sinemadaki ününü, 14 yıl boyunca şarkı söyleyeceği sahnelere taşır.

Sinema, sahne derken 1981’de ticarete atılan Arsoy, reklam ve sigorta alanında faaliyet gösteren bir şirket kurar. Arada sırada da olsa Tv dizilerinde rol alır. 1999’da Antalya film festivalinde yaşam boyu onu ödülünü kazanan sanatçı ayrıca So-Der (Sinema oyuncuları derneği) inde ilk kurucularındandır.

goksel_arsoy1   goksel_arsoy5   goksel_arsoy7goksel_arsoy10   goksel_arsoy12   goksel_arsoy11