Arama:

Etiket Bulutu







‘bodrum hakimi’

Kadir Savun

18.11.2010

kadir_savun11

O tam bir İstanbul kabadayısıydı. Onu hep babacan rollerde görürdük. O hep iyi idi. Kötü rolleri beceremezdi. Çünkü gözlerindeki ışığı seyirci hissederdi. Onu kovboy filmlerinde panço villa, tarihi filmlerde Aybars’ın yardımcısı olarak görebilirsiniz. Kimi zaman mafya filmlerinde, mafya liderinin sağ kolu idi. Türk Sineması’nın mert, babacan, şefkatli ve iyi yürekli karakteri oldu.. Merhamet, sadakat ve vefa gibi duyguları izleyenlere aktarırdı. Bazen mütevazı bir balıkçı, bazen demirci bazen de marangoz rolünde çıktığı filmlerde hiçbir zaman kötü roller oynamadı. Aynı dönemde kötü adam karakterleriyle ünlenen ve “halkın nefret ettiği adam” olan Erol Taş‘ın zıt kutbuydu. Kadri Savun’da tıpkı Hulusi Baba gibi yarım asır bu sektörde yüzlerce filmde rol aldı.
Erzincan‘ın İliç ilçesi Erhami (Leventpınar) köyünde doğan usta oyuncu, Nişantaşı Ortaokulu’nu bitirdi. Kabataş Lisesi’nde sürdürdüğü öğrenimini yarım bıraktı. 1936’da “Bir Millet Uyanıyor” adlı filmle çocuk oyuncu olarak yer aldı. Sinemayı kendine 1950’de meslek olarak seçti.
Bu dönemdeki ilk filmi “Üvey Baba” oldu. “İkimize Bir Dünya” gibi kimi filmlerde başrol oynadı. 1960’larda Suphi Kaner ile Azim Film’i kurdu. Yapımcılık yapmaya başladı.
Önemli filmleri arasında ‘Kızılırmak Karakoyun’, ‘Yumurcak’ serisi, ‘Güler Misin Ağlar Mısın’, ‘Deli Yusuf’, ‘Görünmeyen Düşman’, ‘Bodrum Hakimi’, ‘Kader Bağlayınca’, ‘Zübük’, ‘Vatandaş Rıza’, ‘Arkadaşım’, ‘Güneş Doğarken’, ‘Varyemez’, ‘Fahriye Abla’, ‘Arabesk’, ‘Senede Bir Gün’, ‘Dila Hanım’, ‘İmparator’ sayılabilir.
“Denizin Kanı”, “Güneşin Battığı Yer” gibi TV dizilerinde de rol alan sanatçı oyunculuk çalışmalarını 1990’a kadar sürdürdü.
10 Ekim 1995’de İstanbul’da vefat etti.

kadir_savun5 kadir_savun12 kadir_savun71   kadir_savun8kadir_savun4   kadirsavun2  

Nubar Terziyan

17.11.2010

nubarterziyan

Asıl ismi Nubar Alyanak’tır. 1909 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Bakırköy Bezezyan Lisesi’nde okuduktan sonra, 1940 yılında Gençler Temaşa Heyeti’nde sanat hayatına başladı. Asıl yapmak istediği sivil polisliktir. Ara sıra dostları arasında Darulbedayi’de oynamak istediğini de ifade eder. Bunun hayalden öte bir şey olmadığını anlayınca baba mesleği olan manifaturacılığa geri döner. Çok geçmez, hayalleri tiyatroda değil ama sinemada gerçekleşir. 1948’de ilk film teklifi gelir ve “Efsuncu Baba” filminde rol alır. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Efsuncu Baba” romanı filme alındığında, Nubar Terziyan bu filmle sinema oyunculuğuna başlar. Hayatı boyunca 400’ün üstünde filmde rol almıştır. 1950 ’li yıllar sinemasının iyi polis, iyi dost, babacan iyi adam rollerini başarıyla oynayan bir isimdir.

Yuvasız Kuşlar filmini hatırlayın. Orada Ömercik’in dedesi Hüsnü’dür Nubar Terziyan. İzleyenlere merhamet ve şefkat çeşmesinden nasıl da doya doya içirir. Sezercik Yavrum Benim filminde tamirci Asım Usta’yı ne de çok severiz Terziyan sayesinde. O, her ne kadar Küçük Ağa dizisinde Doktor Minas, Fırtına Gönüller filminde Dilaver Hoca, Bodrum Hakimi filminde mübaşir Tevfik, Babanın Oğlu filminde iyi patron Haydar beyi başarıyla oynasa da, Mıstık filmindeki suyu altına çeviren dede rolüyle ya da Öksüzler filmindeki Sütçü Rasim tipiyle daha çok kendisine benziyordu. Çünkü o, Türk sinemasının dede-torun rabıtasını en güzel sağlayan aktörüydü.
“İnsan yaşadığı yere benzer” diyen şairi doğrularcasına Türk kültürünün renk ve kokusunu, mimiklerine dek hissettiren bu adam giderek yok olan ihtiyarlık saadetini ve yaşlılık coşkusunu unutanlara yeniden hatırlatmıştır.

Ömrünün sonuna doğru, yaşadıklarının yok olup gitmesine razı olmaz. Yüzündeki sempatiyi kağıda dökmeyi dener. Ortaya “Ne İdim Ne Oldum” isimli bir kitap çıkar. Aslına bakarsanız Nubar Terziyan da geldiği noktayı ne tahmin ediyor ne de umuyordu. Manifaturacılığın dışında hiçbir becerisi olmayan biriyken, yüzlerce filme imza atacağı aklına bile gelmezdi. Tek bir hedefi vardı: Sivil polis olmak. Belki sivil polis olamadı ama “iyi polisi” çok iyi oynadı. Set maceralarından askerlik anılarına kadar her şeyi “Ne İdim Ne Oldum” da anlattı. Hamlet oynamak için nasıl mezarlıktan kurukafa çalmaya kalktığını, kavuncu rolünü oynarken film setinde bir kavuncudan nasıl kavun seçme dersleri aldığını kendine özgü tarzıyla anlatır. Yapıp ettikleriyle, film ve oyunlarıyla nelere sahip olduğunu ve ne kadar kazandığını merak edenler için Nubar Terziyan’ın 1984’te yazdığı şu cümle yeterlidir sanırım:
“Doğduğum memlekette kendimi sizlere sevdirdim. Paradan ziyade sempatinizi kazandım.”

Nubar Terziyan, 14 Ocak 1994 tarihinde İstanbul’da gözlerini hayata yumdu.
Sadece dünyamızın sahici iyi insanları değil, neredeyse kurgusal dünyamızda ve sinemamızda gelecek kuşaklara “işte bu iyidir” diyebilmek için örneklik teşkil edecek insanlar da bir bir tükeniyor. Profesyonel kötü, amatör iyiyi her zaman yaşam setinden ve dünya sahnesinden uzaklaştırıyor. Kalanlara selam olsun!

Kaynak: Genç Gelişim Dergisi

nubar_terziyan6   nubar_terziyan13   nubar_terziyan7nubar_terziyan3   nubar_terziyan   nubar_terziyan9