Arama:

Etiket Bulutu







‘boş beşik’

Fatma Girik

18.11.2010

fatma_girik8

12 Aralık 1942’de İstanbul’da dünyaya geldi. Çocukluğu Sultanahmet’te geçti. Cağaloğlu Ortaokulu’na devam ederken, ailesine yardımcı olmak zorunda kaldığı için eğitimini ikinci sınıfta sonlandırdı. Girik, annesiye beraber filmlerde figüranlık yapmaya başlamıştı ve küçük rollerle izleyicinin karşısına çıkıyordu. İlk filmi yönetmenliğini ve senaristliğini Seyfi Havaeri’nin yaptığı Leke’ydi. Leke’yi oyuncu olarak adından bahsettirmeyi başaramadığı birkaç iddiasız yapım daha izledi. Fatma Girik’in performansıyla dikkatlerden kaçmayacağı film, Memduh Ün’ün yönetmenliğindeki 1960 yapımı Ölüm Peşimizde’ydi. Memduh Ün’le tanışıklığı Girik’in hayatındaki dönüm noktalarından biri olacaktı. Zira Memduh Ün ile uzun soluklu bir birlikteliğin ilk adımını atmıştı.
Civanmert, Duvaksız Gelin, Kısmetin En Güzeli ve Severek Ölenler gibi filmlerde izleyicinin karşısına başrolde çıkan Girik’in popülaritesi giderek artıyordu. Fatma Girik’in ağlatılan ve ezilen kadın rollerinden Erkek Fatma olarak anıldığı döneme geçişi 1962 yılında yine Memduh Ün’ün yönetmenliğini yaptığı Belalı Torun filmiyle oldu. Filmde bir erkeği canlandıran ve bunun için saçlarını kısacık kestiren aktris, gerçek hayatta da dobra dobralığı, sözünün eri oluşu ve haksızlığa tahammül edemeyen yapısıyla Erkek Fatma imajıyla örtüşüyordu.

Girik, filmografisinde oldukça önemli bir yerde duran Keşanlı Ali Destanı isimli yapımdaki oyunculuğuyla Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandığında tarih 1965’i gösteriyordu. Dönemin başarılı aktrisleri Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray ve Filiz Akın arasında kendisine ayrıcalıklı bir yer edinen Girik, sinemalarda filmleri en çok ilgi gören oyunculardan biri olmuştu.

1968 yılına gelindiğinde Öksüz, Vuruldum Bir Kıza, Köroğlu gibi yapımlarla kamera karşısına geçmeye devam eden aktrisin, aynı yıl başrolde oynadığı Ezo Gelin isimli filmi büyük başarı kazandı. Behçet Kemal Çağlar’ın romanından beyaz perdeye aktarılan filmin yönetmeni Orhan Elmas’tı. Köylü kızı imajını Ezo Gelin’den sonra Boş Beşik ve birçok filmle daha sürdüren Girik, Anadolu’daki kadınların sorunlarının işlendiği filmlerde güçlü bir oyunculuk sergiledi.

1987’de Yeşilçam’da yaşanan kriz sonrası bir TRT projesi olan Gönül Dostları’yla TV izleyicisiyle buluşan Girik, bu dizideki başarılı performansıyla Kültür Bakanlığı tarafından ödüle layık görüldü. Atılgan, sabırsız ve kendine güvenli, dik kafalı ve inatçı olması Fatma Girik’in oyunculuğuna da gerçek hayattaki projelerine de yansıyordu. Bu özellikleriyle çizdiği sağlam imaj, halkla kurduğu samimi ilişki ve haksızlıkların karşısında olması nedeniyle 1988 yılında politikaya atılan Girik, Şişli Belediye Başkanı oldu. 1993 yılında görev süresi tamamlandıktan sonra, Söz Fato’da isimli reality show programıyla izleyicinin karşısına çıkan Girik, toplumsal sorunları irdeleyen ve çözümler arayan bu programa uzun süre devam etti. 1999’da TV dizilerinin gördüğü yoğun ilgi üzerine bu formattaki projelerde görülmeye başlayan oyuncu, Bize Ne Oldu?, Benim İçin Ağlama ve Hasret gibi yapımlarda rol aldı.

Fatma Girik 2001 yılında İstanbul Uluslararası Film Festivali’nde onur ödülüne layık görüldü.

2005’te yönetmenliğini Tunç Başaran ve Memduh Ün’ün birlikte yaptıkları Büyülü Fener ve yine aynı yıl çekilen Sinema Bir Mucizedir filmlerinde rol aldı.

Cango ve Ringo isimlerinde iki kurt köpeği olan Girik’in en sevdiği yemek kuru fasülye-pilav. Sanatçının yaklaşık 50 yıldır Memduh Ün ile beraberliği devam ediyor.

kaynak : biyografi.info

fatma_girik1   fatma_girik9   fatma_girik12fatma_girik10   fatma_girik2   fatma_girik4

Muhterem Nur

17.11.2010

muhterem_nur1

1932’de Yugoslavya’nın Manastır şehrinde doğdu. Anne ve babasını hiç tanımadı. Yugoslav hükümetinin aşırı baskıları altında kalan Manastır Türkleri arasında başlayan göçle birlikte, çok küçük yaşlarında ailesinin geri kalanıyla Türkiye’ye göç etti. Asıl adı Aysel Muhterem Kısa olan sanatçı, ilköğrenimini Eyüp 36. İlkokulunda yapar. Uzun yıllar fabrika işçisi olarak çalıştı. Sinemaya o günlerde tesadüfen tanıştığı ünlü ses sanatçısı ve aynı zamanda dönemin en büyük film yapımcısı Halk Film’inde ortağı olan Suzan Yakar Rutkay’ın desteğiyle, 1950’de “Yıldızlar Revüsü” adlı filmde figüran oyuncu olarak başladı. Figüran oyunculuğu daha sonraları “Kanun Namına”, “Aşk Besteleri” vs… gibi filmlerde devam etti. Aynı yıl Halk Film Şirketi desteğinde “Kore’de Türk Kahramanları” ve “Boş Beşik” adlı filmleriyle başrole yükseldi. Muhterem Nur, “Günahkar Baba”, “Kahpe Dünya”, “Yetimlerin Ahı”, “Yetim Yavrular”, “Köy Canavarı”, “Ceylan Emine”, “Gelin Ayşem”, “Yavrularımın Katili”, “Yetim Ömer”, “Zeynebin Aşkı” gibi pek çok filmle, Türk sinemasını Anadolu seyircisine sevdiren isim oldu. Münir Hayri Egeli, Memduh Ün, Dr.Arşavir Alyanak, Muharrem Gürses ve Sırrı Gültekin gibi yönetmenlerle çalıştı.
Türk sinemasının ünü ülke sathına yayılmış ilk ve gerçek starı olan Muhterem Nur, filmlerinde kent soylu kadın tipinin dışına çıkarak daha çok ezilen ve yok sayılan kadın tiplemesiyle tanındı. Yeşilçam’ın en çok ağlayan, en çok ağlatan, mendil parçalatan kadını olarak tanınan Muhterem Nur, 1950’li ve 1960’lı yıllarda her ne kadar kayıt altına alınmamış olsalar dahi hâsılat rekorları kıran filmleriyle Türk sinemasının seyirci profiline en çok katkıda bulunan en önemli kadın oyuncularından biridir.
Muhterem Nur’un özel yaşamı da sanki filmlerdeki gibi kırıklıklarla, kırgınlıklarla ve yalnızlıklarla doluydu. Sanatçı o günlerin bonoyla çalışan film şirketlerinin çalışma ve ödeme şartlarından bıkmıştır. 1965 yılından itibaren sinema çalışmalarını azalttı. 1967’de şarkıcı olarak sahneye çıktı. Muhterem Nur, 1972 4. Adana Altın Koza Film Şenliğinde “Kara Gün” filmindeki rolüyle “en iyi yardımcı kadın oyuncu” ödülü kazandı. 1970 yıllarda daha çok küçük gazinolarda ve turne ekiplerinde şarkıcı olarak çalışan Muhterem Nur, 1981 yılında, ileriki yıllarda arabesk müziğin “baba” lakaplı sesi olacak olan Müslüm Gürses ile tanışarak, hayatına yeni bir yön çizdi. İki sanatçı 1985 yılında evlendi.

Sanatçı halen anılarla dolu bir yaşam sürmektedir.

kaynak : tersninja.com

muhterem_nur6   muhterem_nur5   muhterem_nur8muhterem_nur21   muhterem_nur1   muhterem_nur9

Tugay Toksöz

16.11.2010

tugay_toksoz1

1937’de İstanbul’da doğan oyuncu, Sultan Ahmet Ticari İlimler Akademisi’nin üçüncü sınıfından ayrıldı. Bir süre tercümanlık yapan Toksöz, 1964’te Ses dergisi Kapak Yıldızı Yarışması’nda ikinci seçilerek sinemaya adım attı. 1965’te Ertem Eğilmez’in yönettiği, Kartal Tibet ile Selda Alkor’un baş rollerini paylaştığı “Senede Bir Gün” filminde 2. derece rolle sinema oyunculuğuna başladı. Daha sonra başrol oyunculuğuna yükselerek, köy ağası yada isyan eden ve zalime direnen karakterleri başarıyla oynadı. Ezo Gelin ve Boş Beşik gibi köy filmlerinin değişmez oyuncusu oldu.
Sinemada parlamaya başladığı dönemde askere gitmesi kariyerinin kırılma noktası oldu. Dönüşünde, geçen zamanla birlikte Yeşilçam’da jön sayısının artması Tugay Toksöz’ün şansını azalttı. Allah vergisi üstün rol yeteneği sayesinde, önüne gelen tekliflerde ayırım yapmadan oynayarak sinemada yer edindi. Alkole yönelmesi, onu 2 ve 3. sınıf şirketlerin derme çatma filmlerinde oynamaya götürdü. Erotik filmleri furyası döneminde, sarhoş durumdayken filmler çevirdi. 1979’da ard arda 32 filmde rol alarak, en çok film çeviren oyucu oldu.
En son Gaziantep’te “Karanlığın İçinde” filmini çekerken ufak bir kaza geçirmiş, bu kazanın ardından 26.06.1988 yılında İstanbul’ da ilik kanseri hastalığından, sahipsiz ve yanlız bir şekilde vefat etmiştir.

tugay_toksoz3   tugay_toksoz12   tugay_toksoz2tugay_toksoz11   tugay_toksoz4   tugay_toksoz7