Arama:

Etiket Bulutu







‘buzlar çözülmeden’

Ekrem Dümer

18.11.2010

ekrem_dumer
1928 yılında İstanbul’da doğdu. Ticaret Lisesi’nden mezun olan Ekrem Dümer, sanat yaşamına 1950’de ‘Ceza Kanunu’ isimli tiyatro oyunuyla atıldı. Ses, İstanbul ve Muzaffer Hepgüler tiyatrolarında çalıştı.
Sahne hayatına Şehir Tiyatroları’nda devam eden sanatçı 1993 yılında emekli olana kadar ‘Keşanlı Ali Destanı’, ‘Aile Şerefi’, ‘Telefon Kimin İçin Çalıyor?’ ve ‘Buzlar Çözülmeden’ gibi bir çok oyunda önemli roller üstlendi.
Sinemada genellikle karakter rollerinde oynayan Ekrem Dümer’in başlıca filmleri arasında Bekçiler Kralı, Canikom, Gazeteci, Nokta ile Virgül ve Paldır Küldür bulunuyor.
Türk tiyatrosuna uzun yıllar emek veren istanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sanatçı ve sahne direktörlerinden Ekrem Dümer Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’yla Kültür Bakanlığı’nın verdiği Onur Ödülü’nü aldıktan sonra 2000 yılında hayata gözlerini yumdu.

ekrem_dumer7   ekrem_dumer81   ekrem_dumer10ekrem_dumer9   ekrem_dumer62   ekrem_dumer1

Fikret Hakan

18.11.2010

fikret_hakan5

23 Nisan 1934’te Balıkesir’de dünyaya geldi. Bumin Gaffar Çıtanak olan adını sinemaya başlayınca değiştirdi. Annesi ile son durağın İstanbul olacağı bir Anadolu turundan sonra (Bursa, Eskişehir) edebiyata olan ilgisi sayesinde gazeteciliğe başladı. 1952 yılında Abdi İpekçi’nin yazı işleri müdürlüğünü yaptığı İstanbul Ekspres gazetesinde öyküleri yayımlandı. Ses Tiyatrosu’nda Üç Güvercin Opereti’nde palyaço olarak sahneye çıktığında daha 16 yaşındadır. Fikret Hakan, oyunculuk konusunda kendisini geliştirmeye çalışırken; tiyatro dışında sinemanın da imkânlar sunacağının farkına varmıştır. Yaş olarak daha 20’lerine gelmemiş bir gencin hevesli çabaları yansımalarını bulmakta gecikmeyecektir.

Kendi tanımlamasıyla üç sıçrayış yapar: “Bab-ı âli’ye, Pera’ya, sonra da sinemaya.” Fikret Hakan bu üçlü sıçrayış serüveninde 204 film, 28 televizyon dizisi, 3 şiir, 2 hikâye, bir araştırma kitabı ve 1 roman ile entelektüel yönden en donanımlı Türk oyuncularından biri olarak öne çıkmıştır. Fikret Hakan hem yıldız olarak, hem de karakter oyunculuğu ile her zaman var olmayı başarması açısından, Türk Sinema Tarihi’nde kendine özel bir kariyer oluşturmuştur. Aktör, “Hollywood star sistemi”nde uygulandığı gibi bir yıldız projesi değildir. Ancak dış görünüşü ve karizması ile sinemaya uygun bir aura’ya sahiptir. Köy delikanlısı, kent ezilmişi ya da zengin işadamı gibi geniş bir yelpazede, farklı rollerde seyirci karşısına çıkmıştır. Kendisine yapıştırılan bir “yıldız imgesi” yoktur. Ancak güç rollerin aranan oyuncusu olmuştur. Türk Sinemasının toplumsal gerçekçilik döneminin önemli filmlerinin birçoğunda Fikret Hakan başroldedir. Fikret Hakan’ın oyunculuk kariyeri 1952 tarihli Köprüaltı Çocukları ile başlar. Bu filmin öncesinde 1950’de tiyatro ile tanışır. Ses Tiyatrosu, Çığır Sahne, Cep Tiyatrosu, Küçük Sahne, Oraloğlu Saat 6 Tiyatrosu, kurucusu olduğu Sahne 8 ve Fikret Hakan Tiyatrosu gibi tiyatrolarda 1980’lerin sonuna kadar sahneye çıkar. Fikret Hakan’ın asıl çıkışı, 13’ü uğurlu rakamı olarak belirlemesine yol açan, 1955 tarihli, 13. filmi olan “Beyaz Mendil”dir.

Sinema oyunculuğunun yanı sıra çeşitli edebiyat dergilerinde öykü ve şiirler yazmaya devam eden Fikret Hakan, daha sonra öykülerini Tellâk Ali kitabında bir araya getirdi. Ayrıca; İnce Müzikli Otobüsler, İmbikli Duvar ve Siyah Işık (toplu şiirler) isimli şiir kitapları, Hamalın Uşakları ve Joe Brico Masumdur (toplu öyküler) isimli iki hikâye kitabı, henüz yayımlanmamış Günahkârlar Rıhtımı adlı bir romanı Türk Sinema Tarihi adlı bir araştırma-inceleme kitabı bulunmaktadır.

1965’de 2. Antalya Film Festivali’nde Keşanlı Ali Destanı ile, l. İzmir Film Şenliği’nde yine aynı filmiyle, 1968’deki 5. Antalya Film Festivali’nde Ölüm Tarlası’yla, 1971’deki 8. Antalya Film Festivali’nde Hasret’le En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandı. Ayrıca 1993’teki 30. Antalya Film Festivali’nde Yalancı’yla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü ve aynı yıl Adana Film Festivali’nde aynı film ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu armağanını aldı. 1994’te Çasod En İyi Oyuncu Armağanını Gerilla filmi ile kazandı. 1995’te 7. İzmir Uluslararası Film Festivali’nde sinemaya katkılarından dolayı Altın Artemis Ödülüne layık görüldü. Ayrıca 2002’de Ankara Sinematek Derneği Siyad (Sinema Yazarları Derneği), 2005’te Sadri Alışık Vakfı ve İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından onur ödülleri verildi. 1984’te Tercüman Gazetesi’nin En İyi Erkek Tiyatro Oyuncusu ödülünü Zorba ile aldı. Ayrıca oyuncuya 1998 yılında Devlet Sanatçısı ünvanı verildi. 2009 yılında Türk Sinemasına film oyuncusu ve yönetmen olarak hizmet vermesinin yanında, tiyatro ve edebiyat alanına yazar, şair, senarist, eleştirmen; basın dünyasına gazeteci, eğitim dünyasına öğretim elemanı olarak önemli katkıları ve sanatçılığı ile de Türk insanının kalbinde taht kurması nedeniyle Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Karşılaştırmalı Edebiyat Ana Bilim Dalı’nda fahri doktora derecesi aldı. Fikret Hakan sinemada; saf, temiz, çoğunlukla kıstırılmış Anadolu insanını başarıyla canlandırdı.

Çevirdiği 204 filmi arasında başlıcaları şunlardır: Beyaz Mendil, Ak Altın, Gelinin Muradı, Kamelyalı Kadın, Dokuz Dağın Efesi, Üç Arkadaş, Yılanların Öcü, Karanlıkta Uyananlar, Keşanlı Ali Destanı, Bitmeyen Yol, Buzlar Çözülmeden, Ölüm Tarlası, Murad’ın Türküsü, Toprağın Kanı, Paralı Askerler, Köprü, Sürgün, Demiryolu, Toprağın Teri, Yalancı, Gerilla, Eğreti Gelin ve Umut. Fikret Hakan en fazla çizgi üstü, düzeyli filmde oynayan oyuncu olarak tarihe geçti. Dönemin işçisinin, göçerinin, mülkiyet konusunda ezilen köylüsünün yüzü oldu. 1950’lerde yeni olgunlaşmaya başlayan ve adını alan Türk Sinemasının, Yeşilçam’ın, daima yeni kalan oyuncularından olmayı başardı. Bir oyuncunun sansür, ekonomik zorluklar, piyasada var olabilme gibi konularla mücadelesini Fikret Hakan’ın oyunculuk serüveninde okumak mümkündür. Eskimeyen Yeşilçamlı Fikret Hakan, Türk Sinemasının çeşitli hallerine tanıklık ederken; sinema, tiyatro, şiir, öykü, roman gibi farklı alanlarda kendini ifade etmeye çalışan bir sinemacının da mücadele öyküsünün öznesi olarak anılmayı hak eden, önemli bir isim olarak adını tarihe yazdırdı.

Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Fikret Hakan 11 Temmuz 2017’de, akciğer kanseri tedavisi gördüğü İstanbul Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.


kaynak : Doç.Dr. Nigâr Pösteki (Eskimeyen Yeşilçam’lı kitabından)

fikret_hakan9   fikret_hakan7   fikret_hakan2fikret_hakan6   fikret_hakan8   fikret_hakan1

Selda Alkor

17.11.2010

selda_alkor10

1943 Konya doğumlu olan Selda Alkor, İzmir ve Manisa Kız Lisesi’nde, daha sonra Kız Sanat Enstitüsü’nden mezun oldu.
1965’te Ses dergisinin açtığı Sinema Yıldızı Yarışması’nda birinci olduktan sonra sinemaya geçip ve art arda Çiçekçi Kız, Buzlar Çözülmeden, Senede Bir Gün, İlk ve Son, Yara, Yosma ve Yakut Gözlü Kadın gibi filmler çekti.
1968 yılında, yani çok kişinin kendini sahneye atmasına neden olan erotik filmler başlamadan çok önce, o çıkıp halk türküleri söyledi. Birkaç kez yılın en başarılı sanatçısı seçilen oyuncu, milli basketbolcu Cihat İlkbaşaran ile evlendi. Ondan sonra Selda Alkor sinemayı hemen hemen tümüyle bıraktı.
1984’te ünlü Kartallar Yüksek Uçar dizisi ile Hanımağa kompozisyonu dillere destan oldu, adeta sinema ve televizyonda yeni bir kadın karakteri yarattı. Ve sonraları hemen herkes biraz o karakterden esinlendi, beslendi.
Ardından başka diziler geldi; Şeytanın Kurbanları, Hayat Bazen Tatlıdır, Böyle mi Olacaktı? Ve sonra yine bir büyük TV olayı; Asmalı Konak. Yine Çağan Irmak ile çektikleri Çemberimde Gül Oya dizisi. Bu iki diziyle çeşitli kuruluşlardan toplam 60’a yakın ödül aldı.
Selda Alkor, eski basketbolculardan Cihat İlkbaşaran’la yaptığı evliliğini 37 yıldır sürdürerek, başarılı çalışmalara adını yazdırmaya devam ediyor.

selda_alkor11   selda_alkor5   selda_alkor111selda_alkor8   selda_alkor4   selda_alkor2