Arama:

Etiket Bulutu







‘çirkin kral’

Hüseyin Zan

18.11.2010

huseyin_zan2

1931 yılında İzmir’de doğan Hüseyin Zan, çok az sayıda “iyi adam” rolü dışında sinemamızın emektar “kötü adam” larındandır. Yeşilçam’da “Oski” lakabıyla anılan aksiyon ustası Hüseyin Zan, 1960 yılında İçimizden Biri/Ölüm Çemberi adlı filmle beyaz perdeye merhaba demiş daha sonra Kalp Yarası, Adanalı Tayfur Kardeşler, Silahların Kanunu, Çirkin Kral, Hacı Murat, Altın Çocuk Beyrut’ta, Bir Avuç Cennet gibi 300 civarı filmde oynamıştır.

1971 yılında Hülya Darcan ile “Örümcek” filminde başrol oynayan Hüseyin Zan, kimi filmlerin yapım amirliğini ve yapım koordinatörlüğünü üstlenmiştir. Bir dönem figüranlara dövüş dersi vermiş ve bu konuda okul açmıştır.

Son olarak 2007 yılında “Koçero” adlı televizyon filminde rol alan ve 1990 yılından bu yana Çınarcık’ta yaşayan sanatçı 3 Mayıs 2011 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.

huseyin_zan1   huseyin_zan41   huseyin_zan6

Nilüfer Aydan

17.11.2010

nilufer_aydan1

29 Ocak 1940 İstanbul doğumlu oyuncu, Taksim İlkokulu’nun ardından öğrenimine Kadıköy Kız Ortaokulu’nda devam etmiş, maddi zorluklar nedeniyle okulu bitirememişti. 15 yaşındayken Yılmaz Duru’yla tanıştı. Duru, Eşref Kolçak’la birlikte “Ses” operetinde dansörlük yapıyordu. Birlikte Taksim Bahçesi’nde sahneye çıktılar. Seyirci onları çok sevdi, çok tutuldular. Bir dans çifti olarak Amerika’ya gidip döndükten sonra, sahneler yerini setlere bırakacak ve sinemanın kapıları Nilüfer Aydan’a açılacaktı.

1957’de Zeki Müren’in Altın Kafes filmiyle sinemaya başladıktan sonra Bir Dilim Ekmek, Yörük Efe, Şehvet Uçurumu gibi filmler ardı ardına geldi. Bunları 1961 yılında İki Aşk Arasında ve hemen ardından onu şöhrete bir adım daha yaklaştıracak olan, Halit Refiğ’in Seviştiğimiz Günler’i geldi. Aynı yıl Yasak Aşk’ta başroldeydi.

1962’de Halit Refiğ’in çektiği, Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri kabul edilen, Karaelmas kenti Zonguldak’taki bir maden ocağındaki, İngiltere’de eğitimini tamamlayıp memleketine dönen maden mühendisi Aydın’ın sömürü düzeniyle verdiği mücadele öyküsünü anlatan Şehirdeki Yabancı’sında Gönül rolündeydi.

Atıf Yılmaz’ın Yarın Bizimdir, 1963 tarihli Şafak Bekçileri, Öztürk Serengil’li bir güldürü olan Cüppeli Gelin, Güzeller Kumsalı ve Cüneyt Arkın’lı Yalnız Değiliz, Aydan’ın 60’ların ortalarına kadar rol aldığı filmlerden bazılarıydı. Bu filmleri, 1964’te İstanbul’un Kızları ve bir yıl sonra da, en iyi dönem filmlerinden biri kabul edilen Haremde Dört Kadın izledi. Silahların Kanunu, Silahlara Veda ve Çirkin Kral filmlerinde ise rol arkadaşı Yılmaz Güney’di.

70’lerin başında Yeşilçam’daki erotik filmleri furyasıyla, pek çok kadın oyuncu gibi Nilüfer Aydan da sinemadan gönülsüzce uzaklaştı. Nilüfer Aydan’ın sinemaya dönüş filmi, 1983 yapımı ve Recep ve Zehra ve Ayşe oldu. Sinan Çetin’in 14 Numara’sı ardından Mağrur Kadın geldi. 1986’da Erdoğan Tokatlı’nın Suçumuz İnsan Olmak filminde Kadir İnanır’la birlikte rol aldı. 1993 yılında SİYAD’ın ‘en iyi beş film’ listesine giren Sinan Çetin imzalı Berlin in Berlin ve Kolera Sokağı sakinlerinin ‘kaderini’ anlatan Ağır Roman’da da unutulmaz oyunculuğuyla Nilüfer Aydan vardı.

Küçük yaşlarından beri dans eden Nilüfer Aydan’ı belki de ilk kez dansıyla izlediğimiz 2004 tarihli Eğreti Gelin (A. Yılmaz), oyuncunun en göz doldurduğu filmlerinden biridir.

Başrolden karakter oyunculuğuna pek çok filmde rol alan, sinema tutkusunu hiç yitirmeyen oyuncumuz halen aktif olarak oyunculuk yapmaktadır.

nilufer_aydan8   nilufer_aydan9   nilufer_aydan5nilufer_aydan3   nilufer_aydan12   nilufer_aydan11

Yılmaz Güney

16.11.2010

yilmaz_guney10

1 Nisan 1937 tarihinde Adana’nın Yenice köyünde doğan ve 9 Eylül 1984 tarihinde Paris’te ölen Kürt asıllı yönetmen, sinema oyuncusu, senarist ve öykü yazarı. Özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır.

1937 yılında, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Adana’da bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul’a gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikâyeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz’ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı. 1959 yılında Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik isimli filmlerin hem senaryosunu yazdı hem de filmlerde rol aldı. Karacaoğlan’ın Karasevdası’nda da yönetmen yardımcılığı yaptı. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılandı ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm oldu.

İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çekti. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir “Anadolu çocuğunun” otoriteye başkaldırısı vardır. Çirkin Kral lakabını da o dönemde alır. Yine bu dönemdeki en önemli filmi Lütfü Akad’ın yönettiği ve kendisinin yazdığı Hudutların Kanunu’dur. Ardından, Aç kurtlar (1969), Umut (1970), Umutsuzlar (1971), Acı (1971), Ağıt (1971) gibi ülke gerçeklerine değinen ve ezilen insanı odak olarak alan filmler izledi.

Yılmaz Güney, 1972 yılında yardım ve yataklık suçundan 2 yıl hapse mahkûm edildi. İçeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974’te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl Arkadaş filmini çekti. Yine aynı yıl Endişe adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu’yu öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim’de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976’da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta yarı açık cezaevinden yurtdışına firar etti. Fransa’ya kaçtı ve yaşamının geri kalanını orada geçirdi.

Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde yazdığı Zeki Ökten tarafından çekilen Sürü ve yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından Yol çekildi.Cezaevindeyken Güney adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. Yol’un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali’nde ödül aldı. Yurt dışına kaçtıktan sonra Duvar filmini Fransa’da çekti. Duvar onun son filmi olmuştur.

1984’te Mide kanserinden ölen Yılmaz Güney, son yıllarını Paris’te geçirdi ve ölümünden sonra Paris’te bulunan “Père Lachaise Mezarlığı” na gömüldü.

yilmaz_guney5   yilmaz_guney1   yilmaz_guney4yilmaz_guney6   yilmez_guney9   yilmaz_guney2