Arama:

Etiket Bulutu







‘damar’

Tuzun fazlası neden yasak?

21.11.2012

tuz

Tuzlu yiyecekleri herkes sever. Tuza bir kez bağımlılık kazandınız mı, ne tuzsuz yiyeceklerden, ne de tuz yerine konulmuş maddelerle yapılmış besinlerden zevk alabilirsiniz. Tuzlu tatlara bağımlılık çocukluk çağlarından itibaren yavaş yavaş kazanılır. Bir süre sonra da vazgeçilmez bir tutku halini alır. Tuz kullanmayı bir süre erteleyebilirseniz, bedeniniz daha az sodyumla beslenmeye uyum göstermede pek fazla güçlük çekmez. Tuz kullanımını azaltan ve besinler ile aldığı sodyum miktarını sınırlayanların tuzlu tat-lezzet isteklerinde gerileme oluşur.

Yapay tuz zararlı mı?
Tuz yerine geçen ürünleri kullanmak, tuzun zararlarından kurtulmanın en kolay yoludur ama tuz yerine geçen maddeler her zaman ve herkes için uygun olmayabilir. Yapay tuzların içerisindeki en önemli madde olan ‘potasyum’ bazı durumlarda ciddi problemler yaratabilir. Böbrek yetmezliği olanların, potasyum birikimine eğilimli sorunu bulunlarının ve potasyum tutucu idrar söktürücüleri kullananların bu tür tuzları kullanmadan önce doktorları ile konuşmaları gerekmektedir.

Fazlası neden yasak ?
Bir masanın üzerine bir damla su koyun yanına da bir kaşık kuru tuzu yaklaştırın siz daha tuzu suya değdirmeden tuz suyu çekecektir ve tuz bununla doymayacaktır. Daha fazla su damlası koyarsanız tuz onları da çekecektir. Sonunda gördüğünüz tablo sizi bile şaşırtacak bir kaşık tuzun bu kadar suyu nasıl çektiğine inanamayacaksınız. Vücutta tuzda aynı bu şekilde etki gösteriyor. Tuz suyu sever ve kendine çeker. Bu yüzden siz tuz tükettikçe, tuz vücutta suyu tutacak buda vücudunuzda aşırı miktarda sıvı birikimine sebep olacaktır. Aşırı miktardaki sıvı vücutta kalp yetersizliğine ve kalp büyümesine sebep olur.

Eğer hem daha az sodyum kullanmak hem de herhangi bir sağlık sorunu ile karşılaşmamak istiyorsanız tuz yerine seçenek olarak bitkileri ve baharatları denemelisiniz. Özellikle limon ve limon suyu, kaliteli sirkeler ve bazı kurutulmuş baharatlı bitkiler ve kırmızı biber lezzet unsurunu arttırmada, tuza olan özleminizi azaltmada size yardımcı olabilirler.

Vücudunuzun sodyum dengesini sağlamakla yükümlü organı böbreklerinizdir. Sağlıklı böbrekler fazladan alınan sodyumun büyük bir kısmını kolayca atmaktadır. Tuzun fazlasını terleme ile de atarsınız. Eğer böbrekleriniz yeterince çalışmazsa fazla tuzu atmakta güçlük çekersiniz. Vücudunuzda sodyum birikir, yüzünüzde, bacaklar ve ayaklarınızda şişmeler meydana gelir. Vücutta aşırı sodyum birikmesi sonucu oluşan bu belirtilere tıp dilinde ‘ödem’ denilmektedir.

Tuzun fazlası sadece ödem yapmaz. Damarlarınızda dolaşan sıvı miktarının artmasına, kan basıncınızın yükselmesine (hipertansiyon), kalp ve böbrek hastalıkları ile felç riskinizin artmasına neden olur. Özellikle toplumun yüzde 30’undan fazlasının sodyuma duyarlı kan basıncına sahip olduğunu düşünürseniz hipertansiyon eğiliminizin kanınızda fazla sodyum birikince tetiklenebileceğinden kuşkunuz olmasın!

Lezzet odaklı beslenmede ısrar ederseniz ‘fazla tuzlu beslenme’ tuzağına yakalanma olasılığınız yükselecektir. Özellikle genetik mirasından hipertansiyon riski olan biriyseniz, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği gibi sorunlarınız varsa besinlerle aldığınız tuz miktarını ölçülü tutmaya bakın.

İnsanlar dondurulup sonra yeniden hayata döndürülebilir mi?

26.04.2011

donmusinsan

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastalan ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının bulunabileceği ileriki yıllara kadar saklamak, bilim insanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.
Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmamalarının sonucu ise şeker hastalığıdır. Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmak, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır. Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zan yırtılabilir.
Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.
Halen bir organ bile dondurulup saklanamadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları, pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.

Kalp krizi nasıl olur? Göğüs ağrısı nasıl yorumlanmalıdır?

30.08.2010

heart_attack

Kalbin kan ihtiyacını karşılayan ve “koroner arter” adı verilen damarlardan birinin tıkanması sonucunda kalp hasarı oluşması tablosuna Kalp Krizi (Miyokard İnfarktüsü) denir. Kan akımı bozulunca, ciddi bir ritm bozukluğu ile ani ölüm gelişebilir veya kriz, ani ölüme yol açmadan ama kalp dokularının dakikalar-saatler içinde giderek kaybedildiği bir süreç halinde ilerleyebilir.

Genellikle göğsün ortasında geniş bir alanda baskı-yanma-sızlama ile karışık bir ağrı ile kendini belli eder. Göğsün ortasındaki bu ağrı hissi yaygın vasıfta olup, boynun ön kısmına, sırta, sol kola veya her iki kola-omza doğru yayılabilir. Bu esnada soğuk terleme ve bulantı hissi, genel durum bozulması, korku ve endişe hali de eşlik edebilir.

Ancak bu anlatılanlar, sadece sık görülen belirtileri ifade eder. Her hastada tablo aynen böyle olmayabilir. İstisna olarak; gerek ağrı şekli, gerek ağrı bölgesi ve gerekse de eşlik eden diğer belirtiler açısından farklılıklar olabilir. Bu belirtilerin hepsi birden olmayabilir, bazen hiçbiri, hatta ağrı bile olmayabilir. Özellikle kadınlarda, diyabetli (şeker hastalığı) kişilerde ve çeşitli sinir sistemi hastalıklarında, kalp krizi tablosu bu klasik anlatımın biraz dışına çıkan belirtilerle de seyredebilir, teşhis koymak güçleşebilir.

Diğer yandan, bu anlatılanları hisseden her kişi mutlaka kalp krizi geçiriyor demek de değildir. Mide-yemek borusu hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, şiddetli stres ve gerginlik gibi pek çok durumda da buna benzer belirtiler hissedilebilir.

Ağrı şiddetinin hiçbir anlamı yoktur. Ağrının hafif olması olayın önemsiz olduğu anlamına gelmediği gibi, çok şiddetli ve büyük ızdırap veren bir ağrının altından da önemli bir şey çıkmayabilir.
Yazının devamı için »

En önemli kasınız : Kalp

03.08.2010

fitnesspng

Günde 11 bin litre sıvıyı 240 bin kilometre uzunluğundaki borulara pompalayan bir pompa ne kadar dayanır.
Bakımı yapıldığı taktirde 120 yıl.
Kalbinizden bahsediyoruz. Avuç büyüklüğündeki 300 gr. ağırlığındaki bu organ 80 yıllık bir ömür boyunca 3 milyar kere atar ve kanı büyük damarlardan en küçük damarlara, saç köklerinden ayak tırnaklarınıza kadar pompalar.
Kalbin işini kolaylaştırmak elinizdedir.
Spor yapın.
O zaman, normal yaşam işlevlerinizi sürdürebilmeniz için kalbiniz dakikada 80 defa atmak zorunda kalmaz.
Dinlenme anlarında dakikada 60 defa ya da daha az atar.
Bu %25 lik bir azalma demektir. Kan damarlarınıza da dikkat etmeniz durumunda, bu kalbin ömürünü 20 yıl uzatmak anlamına gelir.
Bir kalbin durumu ancak kendisini besleyen kan damarları kadar iyidir.
Damarlar yağlanır, kireçlenir ve tıkanırsa kalp krizi yaşanır.
Bunu önlemek mümkündür: Sigara içilmemeli, hareket ederek kan basıncı düşürülmeli ve vücuda yeterli miktarda kalbi koruyan
C, E, B6, B12 vitaminleri ve Folik Asit alınmalıdır.

Dr. Ulrich Strunz / Genç yaşayın başarı programı

Tansiyon Nedir?

21.05.2010

tansiyon

Sözlüğe bakıldığında basınç ve gerginlik gibi anlamlara geldiği görülen tansiyon sözcüğü, sağlık alanında önüne veya arkasına başka sözcük eklemeden kullanıldığında, atardamarların içindeki kan basıncını ifade eder.
Damarın içinde kanın akabilmesi için belirli bir basıncının olması gerekir. Bu basıncı, kalbin kasılmasıyla kanı damarların içine pompalaması ve atardamarların elastikliğiyle bu basıncı dengelemesi sistemleri oluşturur.

Kalp kasıldığı zaman atardamarların içine kanı belirli bir basınçla pompalar. Bu sırada damar içindeki basınç en yüksek düzeye ulaşır. Bu basınca tıpta sistolik basınç, halk arasında büyük tansiyon adı verilir.

Kalbin gevşemesiyle, damar içine pompalanan kan durur. İşte bu sırada devreye damarın elastikliği girer. Önce genişlemiş olan damar, kana bir basınç uygulayarak kalbin gevşemesi anında da kan akımını sağlar. İşte bu sırada oluşan en düşük basınca da tıpta diastolik tansiyon, halk arasında da küçük tansiyon denilir.

Bu basınç, 1 cm2 alanındaki cıva sütununun tabanına yaptığı basınçla karşılaştırılarak belirtilir. Örneğin bir kişinin tansiyonu 12 dediğimiz zaman, bu basınç 12 cm yüksekliğindeki cıva sütununun tabanına yaptığı basınca eşdeğerdir. Tıpta bu ölçüler, mm olarak belirtilir. Yani halk arasında 12-14 gibi cm cinsinden söylenen ölçüler tıpta 120-140 gibi, mm cinsinden ifade edilir.

Yağ:Vücudun ve zihnin düşmanı

10.04.2010

damar

Yağ bir numaralı şişmanlatıcıdır. Bir gram yağda dokuz kalori vardır. Yağ insanı tok tutmaz, tersine tadı güzel olduğu için daha yemeye teşvik eder. Vucudumuzun yakamadığı her gram yağ vücudun iki bölgesinde toplanır: Gözle görünür şekilde kalçalarda göbek çevresince, gözle görünmez şekilde damarların iç duvarlarında ve bu birikme kalp krizi ve felce yol açar.
İnsan vücudundaki damar ağı birkaç bin kilometre uzunluğundadır. Bu damarlarda bol bol yağ toplanabilir.

Bunun dışında yağ yıllar geçtikçe entellektüel performansımızı, derin bir uyku çekmemizi ve zihinsel faaliyetimizi engeller.
Beyin hücrelerinin kendi aralarında “konuştukları” artık biliniyor. Hücrelerin içindeki hassas kanalcıklardan elektrik geçer. Bir amperin milyarda biri kadar elektrik akımının kanaldan kanala dolaşmasına “düşünme” adı verilir. İşte yakılmamış yağlar tam da bu kanalların önünde birikir ve düşüncelerimizin yoğunlaşmasını engellerler. Demek ki zihnimizdeki ışığın yanması uzun sürüyor ya da hiç gerçekleşmiyorsa, bunun nedeni büyük olasılıkla düşünme gözeneklerinizin yağ bağlamış olmasıdır. Akım hücreden hücreye seyahat edememekte ve düşünme süresi sekteye uğramaktadır.

Durum böyle olunca, daha 30 yaşındayken bile alışveriş listesine ve ajandaya ihtiyaç duyulur. Akımın tamamen bloke edilmesi için sadece “kızartma” dolu bir kaç yılın geçmesi yeter. O duruma Alzheimer deniyor.

Koşu eklemleri aşındırır mı?

09.04.2010

artrit

Hiç artritli karınca gördünüz mü?
Eklemler ve omurlar arası ağırşaklar kıkırdaktan oluşurlar. Ancak kıkırdakların içinde kan damarı yoktur. Peki, bu durumda nasıl beslenirler? Emme basma tulumba gibi etki yapan difüzyon adlı hareket aracılığıyla. İnsan vücudu hareket etmek amacıyla tasarlanmıştır. Ayaklarının yerine gaz pedalı ve fren alıncaya kadar da hareket etmiştir. Doğal olan, altı yaşından itibaren alıştırıldığımız hareketsizlik değil, koşmaktır!
Yanlız yeterince koşmadığımız için 50 yaşına giren her iki kişiden biri sırt ağrısı çekmektedir.
Eklem ağrılarına karşı E vitamini
Eklemlerini kullanmayan insanlar sıklıkla artrit hastalığına yakalanır ve ağrı çekerler. Günde bir gram E vitaminiyle iltihabı durdurmanız mümkündür. Bugün bütün romatizmalılara E vitamini verilmekte ve bu sayede ağrı kesici almaları engellenmektedir.

Komik bir ameliyat

24.03.2010

ameliyat


    Doktor Kaan, kankası Necmi’yi bayıltmadan açık
    kalp ameliyatı yaparken;

    -heyecan var mı heyecan
    -olmaz olur mu abi, yusuf yusuf yani
    -bi şey olmaz, sana en cix ameliyatımı yapcam
    -ameliyatın cixi mi olur?
    -sana özel bu. ayaklarım tavana bağlı şekilde ameliyat etcem seni,tarihe geçcez olm
    -manyak mısın yaa? olmuyom abi ben ameliyat falan
    -şaka olm şaka
    -kızacam ama .. ameliyat öncesi adamın yaptığına bak
    -euehue, yat bakm şuraya
    -sırtüstü mü?
    -yoq, yüzüstü, hafifte şöle doğuya doğru
    -niye ?
    -ya olm saçmalama, uzan şuraya sırtüstü, sırtın ameliyat olacak sanki
    -şşş, hemşire hanımların önünde, ayıp oluyoo
    -onlar yabancı değil
    -bana yabancılar ama
    -neyse, nurten hanım, hastayı ameliyata hazırlayın
    —–
    -tamam, hazır hasta doktor bey
    -olm necmi, mayışmışın sen
    -ya bi git olm, çakır keyfi olmuş gibiyim
    -euhue, ne güzel işte, içmeden sarhoş oldun
    -ne zaman bayılacam ben?
    -bayıltmadan ameliyat olcan sen
    -nasıl yani
    -bilincin hafiften yerinde olcak.. olm sıkılıyorum ameliyat esnasında,az muhabbet ederiz diye böyle yaptım
    -abi sen harbiden manyaksın haa
    -daha önce denedim, bi şey olmadı
    -bismillahirrahmanirahimm
    -bak ne güzel imana da geldin
    -tövbe tövbe
    -evet, başlıyoruz, neşter lütfen
    -napcan neşteri
    -dişimde et kalmış, onu temizliyecem. Necmicim, ameliyathanedeyiz,kebab salonunda değil. sence ne yapabilirim neşteri?
    -olm kesecen mi beni diri diri?
    -yoq, önce tırnaklarını sökcem, sonra tırnağın altındaki ete tuz sürcez. önce eziyet, sonra vahşet yani. fantazi yapalım demi az
    -ya niye ben ALLAHım niye?
    -olm saçmalama, acımıyacak diyorum sana
    -bak, eğer bir sakatlık yaparsan, yengeye tüm yaptığın pislikleri anlatırım
    -hıng ! olm sus, hemşire hanımların yanında
    -Hani yabancı değildi ulan onlar
    -tamam olm söz, acımıyacak . haftaya halı saha maçı var hasanlarla, o maça yetiştirmemiz lazım seni
    -abi bana su kaynatan araba muamelesi yapma
    -euheuhe, tamam olm kıpraşma, başlıyorum
    -carkkkkrkkkrkk ( derinin yarılma efekti )
    -abi bi hoş oldum, böyle sanki içim açıldı, bi huzur doldu
    -tabi olm, açtık kalpten mideye kadar.
    -harbi mi?
    -hı hı .. falla kanka senin için kararmış, canını sıkan bir şey var
    -hadi ya
    -evet bak şurda, midenin sol tarafı kap kara olmuş. du bakm ..hımm. 3 vakte kadar bi haber alacaksın
    -olm dalga geçme, kahve falımı bu ya
    -euheuhe, yoq olm, gayet normal herşey.. şimdi damarları kontrol edelim ..
    -evettt, uyuzluk yapan damarı buldum
    -napcan ona?
    -söküp atcam, yerine başka yerinden alacağımız bir damarı koycaz
    -yoq ben aldırmam başka yerden damar falan
    -ya olm bi sus, damarı açcaz şimdi. bi şeyci kalmıyacak
    -hangi damar bu
    -kalpten aorta giderken ilk köşeden sola dön, ilerde ufak bir kılcal damar var, orda kime sorsan gösterirler
    -kaan !
    -olm sanki sölesem bilcen. damar işte . hepsi aynı
    -(hööönngghghgrtrt )
    -zuhuahuaa
    -ne yaptın olm
    -bi şey yapmadım. hafiften mideni sıktım bıraktım
    -deli misin olm niye kurcalıyon midemi
    -ehuehue, bayılıyom bu harekete, kusacak gibi oluyon dimi lan
    -hay seni emi
    -bak kanka, hazır açmışken başka istediğin bi şey var mı?
    -he, mideyle karaciğerin yerini değiştir sana zahmet.
    -niyeki?
    -moda abicim moda, hiç modayı takip etmiyo musun?
    -falla değişirim ama biraz zaman alır
    -ya abi bi git işine, hadi kapat da gidelim, akşam bizdesiniz, ona göre
    -tamam tamam, dur tel açayım hanıma
    … dıııttt dıııtttt
    (Alo, Nalan, napıyon güzelim .. hiç, bende aldım necmiyi altıma,
    midesiyle falan oynuyom .. bak ne diycem, akşam necmilerdeyiz, ben
    çıkışta seni alırım .. hadi öptüm …)
    -tamam necmi, sizdeyiz akşama
    -iyi iyi .. hadi abi, kapat şurayı, hava doldu içim yaaa
    -aslında mideyle karaciğerin yerini değiştirme fikri fena değildi ama
    -kaan !!
    -euheue, tamam lan tamam, kapatıyom