Arama:

Etiket Bulutu







‘darülbedayi’

Darülbedayi kızları

29.04.2012


Darülbedayi’nin oyuncu kızları, 1930’larda İstanbul şehir Tiyatro’sunun, o zamanlardaki adıyla Darülbedayi’nin bahçesinde görüntülenmiş. Yüzlerinde gençliğin neşesi, provalara ara verilmiş. Kızlar kolkola girip şöyle bir yürüyelim demişler.

turkiye10

Atıf Kaptan

18.11.2010

atif_kaptan1

Asıl adı Atıf Terzioğlu. Sinema ve tiyatro oyuncusu. 1908’de İzmit’de doğdu. Çocukluğu, Sultan Mehmet Reşat’ın gelini olan teyzesinin yanında, sarayda geçmiştir. Mehmet Reşat öldüğünde tekrar İzmit’e dönerler. Savaştan sonra istanbul’da memurluğa başlar ancak tiyatrocu olmayı istemektedir. Muhsin Ertuğrul onu yanına alır. Sanat hayatına 1928 yılında, Darülbedayi’de “Hamlet” oyunuyla atılır. Aynı yıl “Kaçakçılar” filmi ile sinema oyunculuğuna da başlayan Kaptan, “Bir Millet Uyanıyor” filminde “Yahya Kaptan” rolünü oynayarak popüler olur.
Daha sonra “Kaptan Tiyatrosu” adlı bir topluluk kurup, tüm Anadolu’yu dolaştı. Sonrasında tiyatroyu bırakarak sinema oyunculuğuna ağırlık verdi. Özellikle “Kötü Adam” tiplemesinin değişilmez oyuncusu oldu. 300’e yakın filmde karakter rolleri aldı. Drakula İstanbul’da , Ankara Ekspresi, Cilalı İbo Casuslar Arasında, Çöl Kanunu, Battal Gazi Destanı, Gülizar, Kara Murat Fatih’in Fermanı, Nöri Gantar Ailesi, Ağrı Dağı Efsanesi gibi filmlerde oynadı.
Mavi Anlamli Gözleri, Sert İfadeli Yüzü, Babacan bile olabilen tavırları ile her role konabilecek, her rolün altından kalkabilecek ender oyunculardandı. Emekli Nazi Subayi olarak da, kötü Yunan generali olarak da, iyi kalpli deniz subayı olarak da gördük kendisini. Beyazperde çalışanlarının sosyal güvenceye kavuşmaları için yasa tasarısı hazırlanmasında ön ayak olmuş, Film Sanayi ve Tüm sanatçıları Güçlendirme Vakfı (Film-San) Yönetim kuruluna seçilmişti.
Anılarını “48 Yıldan Çizgiler” adlı kitapta topladı. 22 Nisan 1977’de Ahu Tuğba ve Serdar Gökhan’ın da yer aldığı “Akdeniz Kartalı” adlı filmin çekimi sırasında Umman’da rahatsızlanıp, vefat etmiştir.

atif_kaptan3   atif_kaptan62   atif_kaptan52atif_kaptan11   atif_kaptan61   atif_kaptan51

Bedia Muvahhit

18.11.2010

bedia_muvahhit1

Cumhuriyetin ilanına birkaç ay var. Sıcak bir İzmir yazı. Yıl 1923… Yakılıp yıkılan bir kent yeniden onarılıyor, yaralar sarılıyor. Korku ve acı dolu yıllarda örselenmiş yüreklere umut aşılamak için tiyatro iyi gelir diye düşünülmüş: Darülbedayi sanatçıları İzmir’de. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal de…
Uşakizade Muharrem Bey’in evinde kalan Mustafa Kemal’i ziyarete giden Darülbedayi sanatçıları, onun “Türk kadını sahneye çıkmalı. Bu sahnemiz için elzemdir” sözleri üzerine, toplulukla turneyi düzenleyen oyuncu Ahmet Refet Muvahhit’in eşi Bedia Hanım’ı sahneye çıkarırlar. Oyunun adı “Ceza Kanunu”. Tarih, 11 Ağustos 1923… İbnürrefik Ahmet Nuri’nin Georges Courteline’den çevirerek uyarladığı bu oyun, sürekli sahnede kalan ilk Türk kadınını tanıttı bizlere. Vasfi Rıza Zobu, bu olayı anılarında şöyle değerlendiriyordu: “Davayı kazanmış Müslüman Türk kadını, imtihanını muvaffakiyetle vermiş ve böylece Türk sahnesine ‘irade-i Milliye’ ile yerleşip sahip olmuştu.”

Sahneye ilk adım atılan bu tarihten, 1975 yılında emekli oluncaya kadar, sahneden hiç inmeyen Bedia Muvahhit, yalnız oyuncu olarak değil, oyun yazarlığı, çevirmenliğiyle de tiyatromuza hizmet verdi. Sinemayı da unutmamalı. 1923’te “Ateşten Gömlek” filmiyle beyaz perdede farklı bir izleyici kitlesinin önüne çıkan sanatçı, “İstanbul Sokakları”nda, “Karım Beni Aldatırsa”, “Söz Bir Allah Bir”, “Beklenen Şarkı”, “Paydos”, “Bir Gecelik Gelin”, “Bozuk Düzen”, “Şoförün Kızı”, “Sokak Kızı”, “Ateşli Çingene”, “Son Mektup”, “Lekeli Melek”, “Sevinç Gözyaşları”, “Manyaklar Köşkü”, “İstanbul Kaldırımları”, “Barut Fıçısı”, “Çapkınlar”, “Gülmeyen Yüzler”, “Hep O Şarkı”, “Yaşlı Gözler”, “Üvey Ana”, “Zehirli Hayat”, “Bizim Kız” gibi filmlerde beğeni kazanan roller oynadı.

Bedia Muvahhit, 1897 yılında İstanbul’da doğdu. Babası, İstinaf Mahkemesi Müddeiumumisi Şekip Bey, annesi Refika Hanım’dı. Çocuk yaşta, Rumca ve Fransızca öğrenen sanatçı, Büyükada’daki Saint Antoine’da başlayan öğrenimini, Terakki Mektebi ve Notre Dame de Sion’da tamamladı. Türkiye’de yeni kurulan Telefon Şirketi’ne alınan ilk Türk kadınları arasında yer alan Muvahhit, Erenköy Kız Lisesi’nde Fransızca öğretmenliği de yaptı. O günlerde, Darülbedayi sahnesinde izlediği bir oyun sonrası imzalı resmini istediği Ahmet Refet Muvahhit’le 1921 yılında evlendi. Eşinin ölümünden sonra, ikinci evliliğini 1933 yılında Şehir Tiyatroları’nda besteci ve piyanist olarak çalışan Avusturyalı Friedrich Von Statzer ile yaptı. Evliliği 18 yıl sürdü… Sanatçı 1950 ve 1973 yıllarında iki kez jübile yaptı; 1980 yılında Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi’ni hazırladı. 1981 yılında Atatürk Sanat Armağanı’na layık görüldü, 1987 yılında ise Devlet Sanatçısı oldu. 1988 yılında İstanbul Sinema Günleri Jürisi sanatçıya Altın Lâle Ödülü verdi.

Tiyatromuzun başarılı bir kadın oyuncusu olduğu kadar, birikimi ve dünyaya bakışıyla da örnek bir kişiliği olan Bedia Muvahhit, bir ev kazası sonrası kaldırıldığı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 20 Ocak 1994 günü yaşama gözlerini yumdu. Dört gün sonra da, Beyoğlu’ndaki Küçük Sahne Binası içindeki sahneye adı verildi. Bir de, Türk Kadınlar Birliği onun adını yaşatmak için, sahnelerimizde, “İlk önemli rolünü” oynayan genç kadın oyunculara her yıl ödül vermekte.

bedia_muvahhit8   bedia_muvahhit5jpg1   bedia_muvahhit4bedia_muvahhit3   bedia_muvahhit6   bedia_muvahhit2

Behzat Butak

18.11.2010

behzat_butak1

Sanatkâr, artist ve nümisrnat Behzat Butak, 16 Ekim 1891’de Bursa’da Maksem mahallesinde, bugünkü Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu’nun bulunduğu binanın karşısındaki evde dünyaya geldi. Çocukluk devresini Bursa ve Karacabey’de geçiren Behzat Butak, babasının ölümü üzerine 1906’da İstanbul’a teyzesinin yanına geldi. Mercan İdadisi ve buradan Ticaret okuluna geçti. Ressam Muazzez’den resim dersi de alıyordu. Ressam Muazzez, Ortaoyunun başarılı sanatçılarındandı.
1908 yılında Meşrutiyetin ilanı ile Butak, Muazzez bey’in başında bulunduğu “Sahne-i Heves” gurubunun oynadığı “Beyimin Tiyatro Merakı” komedisiyle de halkın karşısında sahneye ilk adımını attı. Okumakta olduğu Sanayi-i Nefise mektebinde bir kaç arkadaşıyla birlikte “Sanayi-i Nefise Tiyatro Heyeti”ni kurdu. Şehzadebaşında Letafet Apartımanı karşısında “Osmanağa” tiyatrosunda Viktor Hugo’dan çevrilen “Ancelo Mari Piyer” piyesini oynadılar.
Seyirci bulamayan grup dağılmak zorunda kaldı. Hariciye Nezareti Behzat’ın da içinde bulunduğu dört kişilik bir talebe grubunu, 1909 yılında İtalya’ya elektrik mühendisliği tahsili için gönderdi. Ancak gittikleri fabrika grevde olduğundan eğitim göremediler. Butak ta iki aylık süre zarfında Roma ve Napoli’de tiyatroları gezdi bilgi ve görgüsünü arttırdı.
İstanbul’a dönen Butak, “Mürebbii Hissiyat” grubuna girdi. Kısa sürede bu grupta dağılınca Behzat kendini “Darüttemsili Osmani” grubunda buldu. Burada Fazıl Reşit ve Aktör Hüseyin Kani bey’in yazmış olduğu “Ramses” piyesinde “Kahin” rolünü oynadı. Bu grupta maddi olarak ayakta kalamayınca “Şark Dram Kumpanyası”na girdi.

1912 de Balkan Harbi ilan edildi. Behzat harbe gönüllü gitti. Döndüğünde bir çok grupta çalıştı ama hiç biri uzun soluklu olmadı. Nihayet 1914 de Darülbedayi’nin kurulmasıyla Behzat, Darülbedayi’nin açtığı sınava girdi. Sınavı kazanan Behzat 9 altın lira maaşla Darülbedayi kadrosuna alındıysa da, o sırada patlak veren I.Dünya Savaşı’na yine gönüllü gitti. Çanakkalede kolundan yaralandı. Bağlı bulunduğu Alayla Bitlis’e kadar gitti. 1918’de İstanbul’da Darülbedayi’e yeniden girerek “Füruzan” piyesinde oynamaya başladı. 1920 de Raşit Rıza ve İbnürrefik Ahmet Bey’in kurdukları “Yeni Sahne”ye geçti. Raşit Rıza’nın kurduğu Türk Tiyatrosu’nda çalıştı. 1923 yılında tekrar Darülbedayi’e döndü. İzmir ve Karadeniz turnelerine katıldı.Bir süre Ertuğrul Muhsin, Raşit Rıza ile beraber çalıştı.1928 de Darülbedayi’e döndü ve ölene kadar burada sahneye çıktı.

300’yakın piyes ve bir çok sinema filminde oynayan Butak’ın “Resimli Türk Paraları” isminde Nümizmatik bir kitabıda bulunmaktadır. Türk Tiyatrosunun “BABA”sı olarak kabul edilen Behzat Butak 1963 yılında aramızdan ayrılmıştır.

behzat_butak61   behzat_butak2   behzat_butak3

Cahide Sonku

18.11.2010

cahide_sonku4

Türk Sinema Tarihine “ilk star”, “ilk yapımcı” ve “ilk yönetmen” olarak damgasını vuran Cahide Sonku, karton tiplemelerden uzak, her rolün kadını olarak dönemin en çok film çeken oyuncusudur. Hem güzel, hem zengin hem de güçlüdür. Dönemin tiyatro ve sinemadaki güçlü adamı Muhsin Ertuğrul’un gözdesi olması, yine Demokrat Parti (DP) iktidarının desteklediği Tütün Kralı İhsan Doruk’la evliliği, Talat Artemel ve Cahit Irgat’la olan birliktelikleri gel gitlerle dolu yaşamının önemli duraklarıdır.
Bir “idol”, yerli “Marlen Dietrich” sıfatlarıyla anılır Cahide Sonku. Gizemli, soğuk, güzel ve sarışındır. Önce Halkevleri Tiyatrosu, İstanbul Belediye Konservatuarı, ardından da Muhsin Ertuğrul’un keşfiyle Darülbedayi’de (1932-Şehir Tiyatroları) “Yedi Köyün Zeynebi” ile oyunculuğa başlar. Sonraki yıl Muhsin Ertuğrul’un yönettiği “Söz Bir Allah Bir” filmiyle sinemaya geçer.
O tarihlerde 16 yaşında olan Cahide Sonku, Batılı bir anlayışla sinema yapmaya çalışan Muhsin Ertuğrul’un elinde yoğrulacak bir hamurdur. Nitekim, August Strindberg, Lev Tolstoy, William Shakespeare ve Anton Çehov gibi yazarların oyunlarında Cahide Sonku, tiyatronun “tek adam”ı Muhsin Ertuğrul’un gözbebeği olur.
1937’de çekilen ve Türk Sinema Tarihine “İlk köy filmi” olarak geçen “Bataklı Damın Kızı Aysel” filmi, Cahide Sonku’ya, Türk sinemasının ilk “star” oyuncusu unvanını getirir. Kocalı kadınların toplumun değerleriyle ters düşmeyen rolleri üstlenerek ayakta kaldığı 1940’lı yıllarda Cahide Sonku, bir kadın olarak her rolün aranılan ismi olur.
Sinemada oyuncu olarak kalmakla yetinmez Sonku. Sinema araştırmacısı Agah Özgüç’ün Cahide Sonku’yla yaptığı söyleşiden edindiğimiz bilgiye göre “Fedakar Ana” filminde yapımcılığa, yine bu filmde ilk kez kameranın arkasına geçerek yönetmenliğe başlar.
Bu filmden sonra kendi yapım şirketi Sonku Film’i kuran Cahide Sonku eşi Talat Artemel ve Sami Ayanoğlu ile birlikte “Vatan ve Namık Kemal” filmini yönetir. Yıldız Dergisinin 1951 yılında açtığı yarışmada Vatan ve Namık Kemal “En İyi Film”, Cahide Sonku da “En İyi Kadın Oyuncu” seçilir.
Beklenmeyen son, “Beklenen Şarkı” filminden sonra gelir. Zeki Müren’in yükselişine karşın bu filmden kazanılan başarı ve ün, Cahide Sonku için sonun başlangıcı olur. Sonku Film Şirketi’nin, bir söylentiye göre kundaklanması sonucu, tüm filmleri yanan ve servetini yitiren Sonku, alkolle olan dostluğunu ilerletir.
Tiyatroya yeniden dönme çabaları sonuç vermeyen Cahide Sonku kendi ifadesiyle Talat Artemel’den içkiyi, İhsan Doruk’tan gücü ve sadakatsizliği öğrenir.
Son günlerini ispirto içerek, tahta bir kerevetin üzerinde ölmeyi dileyerek geçiren Cahide Sonku, eğer koşullar elverse, eğer bir kadın olarak verdiği mücadelede Yeşilcam’ın ayak oyunlarına direnebilse, eğer Sonku film yanmasa belki de alkol şişelerinin dibinde kaybolmayacaktı.
Sonunda 1981 yılında, altmışiki yaşında yoksulluk ve sefalet içinde ölmüştür, ama bir dönemin, attığı her adımı olay olan efsanesi olarak hafızalara kazınmıştır.

cahide_sonku3   cahide_sonku2   cahide_sonku9cahide_sonuku10   cahide_sonku7   cahide_sonku5

Kadri Ögelman

18.11.2010

kadri_ogelman1

1906 yilinda Denizli’de dogdu. 1924 yılında Kadıköy Yeni Operet Heyeti’nde sahneye çıkan Ögelman, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. 1929 yılında sanat yaşamına (Darülbedayi) Şehir Tiyatroları’nda başladı. İlk rolünü, “Meridügen Faciası” adlı oyunda aldı. 1970 yılında aynı kurumdan emekli oldu. Tiyatro ve Sinemayı birlikte yürüten sanatçı 300 ‘den fazla filmde oynadı.

Oyun senaryoları yazdı. İlk filmi olan, Sözde Kızlar’da 1924 yilinda oynadı. Silik Çehreler, Kanlı Döşek, Kahpenin Kızı, Kanlı Para, Senede Bir Gün, Kahraman Mehmet, Barbaros Hayrettin Pasa, Dikenli Yol, Feryad, yüzlerce filminden sadece birkaçı. Sinema için senaryo yazarak, yönetmenlik de yapan Ögelman, Senaryosu ve yönetmenliği kendisine ait Bırakın Yaşayalım (1956) filminin aynı zamanda yapımcılığını da üstlendi. 20 Ocak 1986 tarihinde, İstanbul’da 80 yaşinda vefat etti.

kadri_ogelman5   kadri_ogelman2   kadri_ogelman3

Talat Artemel

16.11.2010

talat_artemel5


24 Nisan 1901 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Şehir Tiyatrolarının (Darülbedayi) yetiştirdiği en büyük aktörlerden biridir. Tiyatro ile ilgisi ortaokul sıralarında amatörce başlamış, maddi imkansızlıklar yüzünden itfaiyeci olmuştur. Daha sonra Muhsin Ertuğrul ustanın yanında ilk defa Şehir Tiyatrosunda aktörlük yapmış ve genç yaşta Hamlet’i oynamış ve başarı kazanmıştır.

Tiyatro oyunculuğu sırasında 1928 yılında çekilen “Bir Sigara Yüzünden” isimli filmle sinema oyunculuğuna başladı. 1931 yılında, Türk Sineması’nın ilk sesli ve ortak yapımı olan Muhsin Ertuğrul’un yönetmenliğini yaptığı “İstanbul Sokaklarında” filminde, Bedia Muvahhit, Hazım Körmükçü, Behzat Butak, Galip Arcan, Semiha Berksoy gibi dönemin en önemli oyuncularıyla oynadı.

1937 yılında Cahide Sonku’yla evlenip, 1944 yılında “Hürriyet Apartmanı” isimli filmle başladığı yönetmenlik denemesini 1956 yılına kadar sürdürdü. 1957 yılında çekim için gittiği Bolu’da, Bir Avuç Toprak filmini çevirirken kalp krizi sonucu 4 Ağustos tarihinde aramızdan ayrılmıştır. Türk sinemasının önemli oyuncularından Talat Artemel oynadığı birçok filmin yanısıra, yönetmenlik, yönetmen yardımcılığı, senaristlik ve seslendirme yapmıştır.

Önemli filmleri arasındaki, Kaçakçılar, İstanbul sokaklarında, Bataklı Damın Kızı Aysel, Kanlı Döşek, Namı Diğer Parmaksız Salih, Beklenen Şarkı, Kanları ile Ödediler ile bu gün bile hatırlanır.

talat_artemel1   talat_artemel3   talat_artemel4