Arama:

Etiket Bulutu







‘ders’

Küçük Moiz

30.08.2014



Küçük Moiz ilkokul çağına gelmiş, okulda ilk günün akşamı eve dönmüş.
Annesi: “Oğlum öğretmenin bu gün neler anlattı size bakayım ?” diye sormuş.
Moiz: “Anne, Musa diye bir adam varmış, bir gün Ramses diye biriyle kapışmış, adamlarını alıp kaçmaya başlamış.
Kaçmışlar, kaçmışlar bir nehrin kenarına gelmişler. Arkadan Ramses’in ordusu geliyormuş.
Musa hemen cep telefonundan Mossad, CIA, Ordu, vs.. herkesi aramış.
Hemen helikopterlerle askerler gelmiş, nehrin üzerine bir köprü yapmışlar.
Musa ve adamları geçmiş. Ramses’in adamları köprüye girerken savaş uçakları gelmiş, köprüyü bombalamış, hepsi suya düşüp boğulmuş…”
Diye anlatırken, Anne: “İnanamıyorum !.. Öğretmenin cidden böyle mi anlattı ?” demiş.
Oğlan da: “Yaw Anne, ben sana öğretmenin anlattığı şekliyle anlatsam hiç inanmazsın ki”…

Hayatımın dersi

29.04.2012

hademe

Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi:
“Her gün okulu temizleyen hademe kadının adı nedir?..”
Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen her gün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı.
50 lerinde falan olmalıydı.
Ama adını nerden bilecektim ki!..
Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu.
“Tabii dahil” dedi, hocamız.. “İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hakeden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve`Merhaba demeniz gerekse bile..”
Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. O hademenin adını da..

Bilmece

02.07.2009

kucuktemel

Ahlak ve Mantık hocası, yeni ders yılında sınıfa bir bilmece ile girmiş:

“Sarıdır safran gibi,
Okunur kuran gibi,
Ya bunu bileceksin,
Ya bu gece öleceksin.”

En ön sırada oturan Ahmet, el kaldırıp bağırmış..

“Altın!..”

“Aferin oğlum” demiş hoca.. “Altın tabii. Beşi biryerdenin üzerinde Arap harfleri vardır, onu da biliyorsun. Altını bileceksiniz ama kölesi
olmayacaksınız. Para sizi esir alırsa, işte o zaman ölürsünüz.”

Sonra da Ahmet’e “Otur” demiş.. “On!..”

Ertesi gün derse, gene bilmece ile girmiş:

“Carşıdan aldım bir tane, Eve geldim bin tane..”

Ayse el kaldırıp ayağa firlamış bu kez:

“Nar!..”

“Aferin kızım” demiş Hoca.. “Nar tabii. Ama adına bakıp narı narenciye sanmayın sakın. Bilimsel adı Punica Granatum olan nar, nargiller ailesinden gelir. Narenciye ile arasındaki, isim benzerliğinden ibarettir.”

Sonra Ayşe’ye dönmüş..

“Otur kızım.. On!..”

Ertesi ders kapıdan içeri girmis ki hoca, sınıf karışık. Bağıranlar, çagıranlar. Sıraların üzerinde koşuşanlar falan..
Hocalarını görünce toparlanır gibi olmuşlar.

Hoca sert bir ifade ile bakmış çocuklara ve açmış ağzını:

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”

Temel firlamış en arka sıradan, şimşek gibi..

“Ceviz!!!…”