Arama:

Etiket Bulutu







‘diyabet’

Şeker Hastalığı (Diyabet) Nedir?

07.10.2012

diyabet1

Diabet, diğer adıyla şeker hastalığı, sık görülür ve ciddî sonuçlara yol açar. Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. İnsülin kan dolaşımındaki glukozu hücrelere taşımakla görevlidir. Hücrelerdeki glukoz, günlük yaşamımızı devam ettirmeyi sağlayacak enerji kaynağıdır. İnsülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker normal değerlerin üstüne çıkar. Kanda şekerin çok artması, zehir etkisi yaratır ve vücudun tüm hücrelerini tahrip eder.

Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır ve kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glükozun(şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glükoz pankraeas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enrjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin verilen “kapılar” vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun “anahtar” varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glükoz “kapısının” açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin etkilediği reseptörlerin ( hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı gelişmektedir.

Diyabetin bazı erken belirtileri vardır. Kan şekeri yüksek olan kişilerde yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, sık idrara çıkma. susama, yara ve berelerin uzun zamanda iyileşmesi gibi belirtiler vardır. Eğer ailenizde şeker hastası varsa bu hastalığa yakalanma riskiniz daha fazladır. bu belirtilerle doktorunuza başvurduğunuz taktirde doktorunuz kan şekerinizin de belirlenmesini isteyecektir.
diyabet2
Pre-Diyabet Nedir?
Pre-diyabet demek diyabet olabilecek kişi demektir. Yani kan şekeri değeri diyabet tanısı koymak için yeteri yükseklikte olmayan buna karşılık yinede yüksek çıkan durumlara verilen isim gizli şeker hastalığı (pre-diyabet) dir. Eğer gizli şekeriniz varsa diyabet önleme programına girmelisiniz. Ancak bu programa katılmanız diyabet olmanızı tam anlamı ile engelleyemez. Araştırmalar diyabet engelleme programına katılanların %11’inde yinede diyabetin gelişmeye başladığını göstermekte. Yapılan diğer bir araştırmaya göre de pre-diyabet olanların 10 yıl içerisinde Tip II olduğu ortaya çıkmış. Buradan yola çıkarak pre-diyabetin, Tip II diyabete adaylık durumu olduğunu söyleyebiliriz. Pre-diyabet olmak için kan şekeri normal bir insanın 1.5 katı üstünde olmalıdır. Diyabet sayılabilmek içinse normal birinden iki kat fazla kan şekeri değerinin çıkması gerekir. Ancak gizli şekeri önlemenin bir yolu vardır. Bunun yolu da yaşam şeklini değiştirmektir. Bu sayede pre-diyabet durumundan kurtulunabilir. Ama diyabetten kurtulmanın yolu yoktur. Diyabette sadece verilen hasar azaltılır. Bu nedenle pre-diyabetik olan kişilerin kendilerine oldukça dikkat etmeleri özellikle yemek alışkanlıklarında büyük değişiklikler yapması gerekir.

Diyabetliysem ne yapmam gerekiyor?
Eğer diyabetliyseniz hayatınızın bundan sonraki döneminde kendinizi çok iyi kontrol altında tutmanız gerekecektir. Diyabetle barışık yaşamanın yolu kendinize dikkat etmekten geçer. Kan şekeri düzeylerinizi ortalama aralıklarda tutarak olabildiğince normal yaşam sürdürmeyi hedeflemelisiniz. Bu hedefe ulaşmanın en iyi yolu diyet uygulamak ve egzersiz yapmaktır.

Kalp krizi nasıl olur? Göğüs ağrısı nasıl yorumlanmalıdır?

30.08.2010

heart_attack

Kalbin kan ihtiyacını karşılayan ve “koroner arter” adı verilen damarlardan birinin tıkanması sonucunda kalp hasarı oluşması tablosuna Kalp Krizi (Miyokard İnfarktüsü) denir. Kan akımı bozulunca, ciddi bir ritm bozukluğu ile ani ölüm gelişebilir veya kriz, ani ölüme yol açmadan ama kalp dokularının dakikalar-saatler içinde giderek kaybedildiği bir süreç halinde ilerleyebilir.

Genellikle göğsün ortasında geniş bir alanda baskı-yanma-sızlama ile karışık bir ağrı ile kendini belli eder. Göğsün ortasındaki bu ağrı hissi yaygın vasıfta olup, boynun ön kısmına, sırta, sol kola veya her iki kola-omza doğru yayılabilir. Bu esnada soğuk terleme ve bulantı hissi, genel durum bozulması, korku ve endişe hali de eşlik edebilir.

Ancak bu anlatılanlar, sadece sık görülen belirtileri ifade eder. Her hastada tablo aynen böyle olmayabilir. İstisna olarak; gerek ağrı şekli, gerek ağrı bölgesi ve gerekse de eşlik eden diğer belirtiler açısından farklılıklar olabilir. Bu belirtilerin hepsi birden olmayabilir, bazen hiçbiri, hatta ağrı bile olmayabilir. Özellikle kadınlarda, diyabetli (şeker hastalığı) kişilerde ve çeşitli sinir sistemi hastalıklarında, kalp krizi tablosu bu klasik anlatımın biraz dışına çıkan belirtilerle de seyredebilir, teşhis koymak güçleşebilir.

Diğer yandan, bu anlatılanları hisseden her kişi mutlaka kalp krizi geçiriyor demek de değildir. Mide-yemek borusu hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, şiddetli stres ve gerginlik gibi pek çok durumda da buna benzer belirtiler hissedilebilir.

Ağrı şiddetinin hiçbir anlamı yoktur. Ağrının hafif olması olayın önemsiz olduğu anlamına gelmediği gibi, çok şiddetli ve büyük ızdırap veren bir ağrının altından da önemli bir şey çıkmayabilir.
Yazının devamı için »