Arama:

Etiket Bulutu







‘en iyi kadın oyuncu’

Cahide Sonku

18.11.2010

cahide_sonku4

Türk Sinema Tarihine “ilk star”, “ilk yapımcı” ve “ilk yönetmen” olarak damgasını vuran Cahide Sonku, karton tiplemelerden uzak, her rolün kadını olarak dönemin en çok film çeken oyuncusudur. Hem güzel, hem zengin hem de güçlüdür. Dönemin tiyatro ve sinemadaki güçlü adamı Muhsin Ertuğrul’un gözdesi olması, yine Demokrat Parti (DP) iktidarının desteklediği Tütün Kralı İhsan Doruk’la evliliği, Talat Artemel ve Cahit Irgat’la olan birliktelikleri gel gitlerle dolu yaşamının önemli duraklarıdır.
Bir “idol”, yerli “Marlen Dietrich” sıfatlarıyla anılır Cahide Sonku. Gizemli, soğuk, güzel ve sarışındır. Önce Halkevleri Tiyatrosu, İstanbul Belediye Konservatuarı, ardından da Muhsin Ertuğrul’un keşfiyle Darülbedayi’de (1932-Şehir Tiyatroları) “Yedi Köyün Zeynebi” ile oyunculuğa başlar. Sonraki yıl Muhsin Ertuğrul’un yönettiği “Söz Bir Allah Bir” filmiyle sinemaya geçer.
O tarihlerde 16 yaşında olan Cahide Sonku, Batılı bir anlayışla sinema yapmaya çalışan Muhsin Ertuğrul’un elinde yoğrulacak bir hamurdur. Nitekim, August Strindberg, Lev Tolstoy, William Shakespeare ve Anton Çehov gibi yazarların oyunlarında Cahide Sonku, tiyatronun “tek adam”ı Muhsin Ertuğrul’un gözbebeği olur.
1937’de çekilen ve Türk Sinema Tarihine “İlk köy filmi” olarak geçen “Bataklı Damın Kızı Aysel” filmi, Cahide Sonku’ya, Türk sinemasının ilk “star” oyuncusu unvanını getirir. Kocalı kadınların toplumun değerleriyle ters düşmeyen rolleri üstlenerek ayakta kaldığı 1940’lı yıllarda Cahide Sonku, bir kadın olarak her rolün aranılan ismi olur.
Sinemada oyuncu olarak kalmakla yetinmez Sonku. Sinema araştırmacısı Agah Özgüç’ün Cahide Sonku’yla yaptığı söyleşiden edindiğimiz bilgiye göre “Fedakar Ana” filminde yapımcılığa, yine bu filmde ilk kez kameranın arkasına geçerek yönetmenliğe başlar.
Bu filmden sonra kendi yapım şirketi Sonku Film’i kuran Cahide Sonku eşi Talat Artemel ve Sami Ayanoğlu ile birlikte “Vatan ve Namık Kemal” filmini yönetir. Yıldız Dergisinin 1951 yılında açtığı yarışmada Vatan ve Namık Kemal “En İyi Film”, Cahide Sonku da “En İyi Kadın Oyuncu” seçilir.
Beklenmeyen son, “Beklenen Şarkı” filminden sonra gelir. Zeki Müren’in yükselişine karşın bu filmden kazanılan başarı ve ün, Cahide Sonku için sonun başlangıcı olur. Sonku Film Şirketi’nin, bir söylentiye göre kundaklanması sonucu, tüm filmleri yanan ve servetini yitiren Sonku, alkolle olan dostluğunu ilerletir.
Tiyatroya yeniden dönme çabaları sonuç vermeyen Cahide Sonku kendi ifadesiyle Talat Artemel’den içkiyi, İhsan Doruk’tan gücü ve sadakatsizliği öğrenir.
Son günlerini ispirto içerek, tahta bir kerevetin üzerinde ölmeyi dileyerek geçiren Cahide Sonku, eğer koşullar elverse, eğer bir kadın olarak verdiği mücadelede Yeşilcam’ın ayak oyunlarına direnebilse, eğer Sonku film yanmasa belki de alkol şişelerinin dibinde kaybolmayacaktı.
Sonunda 1981 yılında, altmışiki yaşında yoksulluk ve sefalet içinde ölmüştür, ama bir dönemin, attığı her adımı olay olan efsanesi olarak hafızalara kazınmıştır.

cahide_sonku3   cahide_sonku2   cahide_sonku9cahide_sonuku10   cahide_sonku7   cahide_sonku5

Lale Oraloğlu

17.11.2010

lale_oraloglu3

Lale Oraloğlu öldüğünde, çok çeşitli alanlarda elde edilen başarılarla dolu bir yaşamöyküsü kaldı geriye.
28 Eylül 1924 doğumlu sanatçımız, 15 Ocak 2007′de beyin kanamasından öldüğünde -hakkını vererek- 83 yılı geride bırakmıştı.

7 yaşında piyano çalmaya başladı, konservatuvarda piyano ve şan eğitimi aldı. Muhiddin Sadak’ın korosunda 7 sene çalıştı. Dame de Sion, Şişli Terakki, Saint Pulcherie, Nişantaşı Ortaokulu ve Alman Lisesi’nde okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, İngiliz Filolojisi’nden mezun oldu. 400 metre yüzme şampiyonluğu, gülle atmada Türkiye ikinciliği, Galatasaray Kız Kürek Takımı kürek kaptanlığı da var.

Operayı hedefleyerek devam ettiği tiyatro kursları vasıtasıyla Muhsin Ertuğrul’un dikkatini çeken Oraloğlu, 1951 yılında açılan Küçük Sahne’de profesyonel tiyatrocu olarak çalışmaya başladı. Aynı yıllarda gazetecilik de yapıyordu; Galatasaray Spor dergisini yayınlıyor, İstanbul Ekspres ve Yeni Sabah gazetelerinde de çalışıyordu.
50′li yıllarda en verimli dönemini yaşayan sanatçı, sinemadan da geri kalmamış, 1960′a değin 35 filmde rol almıştı.
Dört filmin yapımcılığını üstlendi; dört filmde de yönetmen koltuğuna oturdu. Yedi filmin senaryosunu yazdı. Tiyatrosunu annesi 90 yaşına geldiği ve yanında olması gerektiği için 1987 yılında kapattı. Oraloğlu’nun “Kızım” adlı romanı 1976′da Hürriyet yayınları tarafından yayınlandı.

Yeşilçamın Görünmeyen Kadınları isimli belgesele, Türk sinemasının ilk üç kadın yönetmeniyle birlikte, kendisinin yaşamı da konu oldu. Türk Filmleri Yarışması’nda Kırık Çanaklardaki oyunuyla aldığı En İyi Kadın Oyuncu ödülü (1961), 2000 yılında Avni Dilligil Tiyatro Jüri Özel Ödülü gibi bazı ödüller kazandı. 1 Aralık 2001’de sanat hayatının 50. yılını, Kültür Bakanlığı tarafından düzenlenen bir geceyle kutladı.

lale_oraloglu2   lale_oraloglu6   lale_oraloglu7lale_oraloglu8   lale_oraloglu5   lale_oraloglu9