Arama:

Etiket Bulutu







‘engelli’

7 Yılda Burnuyla Kitap Yazan Mustafa’nın Hikâyesi

21.11.2017



Aydın’ın Efeler İlçesi’nde yaşayan ve “serebral palsi” hastalığı nedeniyle elleri ile ayaklarını kullanamayan Mustafa Erol, burnuyla bilgisayarda yazdığı, “Herkes beni engelli sanıyo” adlı kitabını tamamladı. Mustafa’nın 7 yılda bitirdiği kitabı, şimdi Valilik ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de desteğiyle örnek olması için okullarda dağıtılıyor. Mustafa’nın hedefi, ünlü bir yazar olmak.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre Mustafa Erol, zamanını evde kitap okuyarak geçiriyor, burnuyla bilgisayarda yazı yazıyor ve 7 yıl önce başladığı, engellilerin hayatta karşılaştıkları zorlukları anlatan kitabını bitirmenin sevincini yaşıyor.

İlkokul, ortaokul ile liseyi dışarıdan bitiren, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinde 2 yıllık halkla ilişkiler ve 4 yıllık işletme bölümlerini tamamladıktan sonra Adnan Menderes Üniversitesi Edebiyat Bölümünde yüksek lisans yapmaya başlayan Mustafa Erol, nisan ayında 90 sayfadan oluşan ve bin adet bastırılan kitapta, kendi hayatında iz bırakan anılarını, yapmak istediklerini, karşılaştığı zorlukları, okuma-yazma azmine destek olan ailesi ve öğretmenleriyle yaşadıklarını kaleme aldı.

Mustafa Erol, zaman zaman burnuyla yazı yazmada çok zorlandığını, klavyenin üzerine sürekli eğildiği için boynunda ağrılar olduğunu fakat bunun üstesinden geldiğini belirtiyor:

“Kitabımı çıkartmayı ve ileride ünlü bir yazar olmayı çok istiyordum. İlk kitabımı beğendim ama Mimar Sinan’ın Süleymaniye Camii için ‘bu benim çıraklık eserim’ dediği gibi ben de bu kitabım için çıraklık eserim diyorum. Şu anda engelli bir çocukla ilgili bir hikayeye başladım. Yaşar Kemal’i çok seviyorum. Hedefim onun kadar ünlü bir yazar olmak. Kitabımı okuyanlar çok beğendiklerini, kimi yerlerde duygulandıklarını, kimi yerlerde de güldüklerini söylediler. Kitabımı yazarken mümkün olduğunca esprili bir dil kullandım. Kitabımı elime aldığım için inanılmaz derecede mutluyum, sanki bir rüyadayım.”

Başarılarla dolu bir “engelli” hikâyesi

21.05.2012

beytullah

‘Kolların nerede?’ diyenlere ‘Evde bıraktım’ diyorum.

Yaşının 17 olması aldatmasın sizi. Konuştuğunda öyle büyük cümleler dökülüyor ki ağzından, bir anda kocaman bir adam oluveriyor gözünüzde. Hele hele bedenindeki birçok engele inat hayata tutunuşu, elde ettiği başarılar “engelsiz bezginleri” düşündürecek cinsten. İki kolsuz, biri diğerine göre daha kısa olan bir ayak, bir Avrupa şampiyonluğu ve dünya altıncılığı…
Duymaya çok alışkın olduğumuz başarılarla dolu bir “engelli” hikâyesi onunki de. Hani şu ‘gencecik yaşı ve birçok bedensel engeline rağmen’ diye başlayan ve ‘kocaman işler başarıyor’ diye devam eden…

Beytullah Eroğlu, kolsuz ve bir ayağı diğerinden 12 cm kısa olarak dünyaya gelir. Doktorlar araştırır ancak neden böyle doğduğuna dair somut bir bilgiye ulaşamaz. Ailenin ilk çocuğu olan Beytullah, ilkokula gidene kadar içe kapanık bir çocukluk dönemi geçirir. Yaşıtlarının “Kolun nerede, niye böylesin?” tarzında soruları onu bunaltmıştır, dışarı çıkmaz, kimseyle konuşmaz. Okula bile babasının ısrarıyla başlar. İki kolu olmadığı için o dönem mobilya ustası olan babası kendisine özel bir sıra dizayn eder. Yazı yazmak için elleri yerine ayaklarını kullanan Beytullah’ın bu durumu, kısa bir süre sonra basında duyulur.

Haber Kahramanmaraş Yüzme Spor Kulübü Başkanı ve yüzme milli takım antrenörü Osman Çullu’nun da dikkatini çeker. Çullu, vakit kaybetmeden Beytullah’ın ailesi ile temasa geçer. Çünkü o yıl Sidney’de gerçekleştirilen olimpiyat oyunlarına yalnızca bir engelli sporcu katılabilmiştir. Çullu, sporcu arayışındadır ve Beytullah, kendisi için biçilmiş kaftandır.

Aileyi, çocuklarının engeline rağmen yüzme sporu yapabileceği konusunda ikna eder. Minik Beytullah’ı bambaşka bir hayat bekliyordur artık. Küçücük bedeniyle haftanın yedi günü saatlerce antrenman yapmaya başlar. Antrenörü, can simidi olmadan yüzebileceği konusunda kendisini motive eder. Kolları olmadan yüzen insanların videolarını seyreden Beytullah, “Herkes yapabiliyorsa ben neden yapamayayım?” der, bunun için sıkı bir çalışma içine girer. Ancak bu, tahmin ettiği kadar kolay olmayacaktır. Suya alışması ve su üzerinde durmasını sağlayan bottan kurtulması tam altı yılını alır. Antrenman kamp, yarış derken baba Mustafa Eroğlu, oğlundan bir dakika bile ayrılamaz. Zamanının neredeyse tamamını oğluyla geçirmek durumunda kalan baba, mesleğini yapamaz duruma gelmiştir. Kısa bir süre sonra 20 yıllık el emeği göz nuru atölyesini devretmek ve çok sevdiği mesleğini bırakmak zorunda kalır. Bu olay, ailenin ciddi maddi sıkıntılar yaşamasına neden olur. Mustafa Eroğlu, pes etmez. Başbakan’a, durumlarını özetleyen bir mektup yazar. Çok değil bir ay içinde cevap gelir ve Eroğlu, Başbakan’ın talimatıyla Güreş Federasyonu’nda sözleşmeli masör olarak çalışmaya başlar.

Hem psikolojik hem de maddî anlamda rahatlayan Beytullah, artık yalnızca hedefe odaklanmıştır. 2007’de yapılan 1. Karadeniz Oyunları, katıldığı ilk büyük yarış olur. Başarılar birbirini takip eder. 2008 Slovakya Uluslararası Yarışı ve 2010 Almanya Dünya Şampiyonası elemelerinde gümüş madalya alır. Yine aynı yıl Hollanda’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda dünya 6.sı olur.

2011 Avrupa Şampiyonası için yoğun bir hazırlık süreci geçirir. Şampiyonaya devletin de ciddi desteği olur. Emekler boşa çıkmaz ve Beytullah, Avrupa şampiyonu olur. Havaalanında yüzlerce kişinin karşılamaya geldiğini gördüğünde çok duygulanır. “Amcam Şeref Eroğlu, dünya güreş şampiyonu. Onu karşılamaya gittiğimizde “Bir gün ben de şampiyon olacağım. Beni de böyle davul ve zurnalarla karşılayacaklar derdim. Şimdi benim de hayallerim gerçek oldu.” diyor Beytullah. Şu anda lise 2 bilgisayar bölümü öğrencisi olan Beytullah, haftanın yedi günü, günde yedi saat sıkı bir tempoyla çalışıyor. Antrenmanlardan dolayı çoğu zaman şehir dışında. Ailesine ve okuluna yeterince zaman ayıramadığını belirtiyor. Ancak dersler konusunda öğretmenlerinin kendisine esneklik tanımasından son derece memnun.

Beytullah Eroğlu, her başarı hikâyesinde olduğu gibi işin sırrının çok çalışmak ve odaklanma olduğunu söylüyor. “Yüzmeye, bir hayat felsefesi olarak bakıyorum. Bir köşede oturmakla başarı gelmiyor. Benim gibi olan arkadaşlarım kendilerini eve hapsetmesinler. Çok çalışıyorum ve çalışan herkesin bir şekilde hedefine ulaşacağına inanıyorum. Örneğin, bu yıl yapılan ölçümlerde bir üst engel sınıfına aktarıldım. Şimdi artık beni daha çok zorlayacak rakiplerimle yarışacağım. En büyük hayalim, ulaşabileceğim en üst seviyede uzun süre kalabilmek.” diyor. Kazandığı başarılar vesilesiyle yalnızca kendisine değil, kendi gibi engelli arkadaşlarına da yardımı dokunduğunu söylüyor. Başbakan’dan Kahramanmaraş’a olimpik havuz sözü almak bunlardan yalnızca biri. Öncesinde böyle bir havuz olmadığı için yüzücüler antreman için sürekli civar şehirlere gitmek durumunda kalıyormuş.

Beytullah, şu sıralar, önümüzdeki aylarda Londra’da gerçekleştirilecek olan paralimpik yarışlarına hazırlanıyor. Öncesinde hiçbir yerden maddî destek almayan Beytullah’ın bu yarışlarda tüm masrafları BP tarafından karşılanacak.

kaynak : zaman.com.tr
Reyhan GÜL – 20.05.2012