Arama:

Etiket Bulutu







‘Erzurum’

Aytekin Akkaya

07.03.2014



Aytekin Akkaya Erzurum’un meşhur artistlerindendir. Annesine para yollamış gel erzurumda bir kaç gün kal diye.
Annesi daha önce hiç uçağa binmemiş.
Neyse uçağa binilmiş ve hostes herkese sormuş ne içersiniz diye. Herkes viski, cola derken Aytekin Akkaya’nın annesi demişki;
– kızım bene bir açığ çay getir.
Herkesin isteği yerine gelmiş ama açık çay gelmemiş.
Uçak İstanbul’a gelene kadar hostese defalarca söylemiş;
– kızım bene bir açığ çay.
En sonunda hostesi yanına çağırmış demişki.
– Kızım sen Aytekin’i tanır mısan?
Hostes yoo demiş tanımıyorum niye sordun nine?
Heç kızım, bütün *ospular Aytekin’i tanırda, sen nasıl tanımirsan.

Alpay İzer

18.11.2010

alper_izer22

1944 yılında Erzurum’da doğan Alpay İzer, 1971’de İstanbul Belediye Konservatuarı’nın Tiyatro Bölümü’nü bitirdi. Profesyonel olarak çeşitli topluluklarda oyunculuk ve yönetmenlik yaptıktan sonra sinema ve televizyon filmleri için senaryolar yazdı. Sinema kariyerine bir hayli tersten başlayan İzer, ilk olarak bir erotik/komedi filmde yer aldı. Kariyerine “tersten” başlar çünkü, 75-80’li yılların büyük fenomeni erotik/komedi’ler genellikle sinema ve tiyatroda uzun sürelerden beri canhıraş bir şekilde çalışan ama cebine sadece bir veya iki günlük geçim paraları giren emektar sinemacıların en önemli geçim kaynağıdır. Hadi Çaman, Ali Poyrazoğlu, Aydemir Akbaş, Bülent Kayabaş, Mete İnselel gibi aslen tiyatro kökenli oyuncular da, dönemin siyasi buhranından dolayı perdelerini sık sık kapamakta olan tiyatrolarından çıkıp bu filmlere yönelmiş ve ceplerini az da olsa doldurmuşlardır.

“Kokla Ama Koparma” adlı filmle başlar sinema serüveni.
Ardından komedi yanı daha ağır basan ama kıyınsında köşesinde erotik çağrışımlar da taşıyan Ali Poyrazoğlu’lu ve Aydemir Akbaş’lı birkaç filmde oynar. Yıl 1975’i gösterdiğinde en iyi performansını sergilediği “Bitirimler Sınıfı” adlı filmde Selim karakterini canlandırır.
Bu öyle bir karakterdir ki ve Alpay İzer bu role öylesine hayat vermiştir ki, izleyici bu filmi izledikten sonra eminim “keşke erotik/komedilerde oynamasaydı da, hep böyle yan karakterle var olsaydı” demekten kendini alamamıştır. 76’dan 79 yılına kadar sinemaya ara verir. Hiç bir filmde oynamaz. Dostlar Tiyatrosu’nda oyunlar oynar ve geçimini sağlar. 79-80 arası “Aşk Şarabı” ve “Öttür Kuşu Ömer” adlı iki erotik/komedide ve dört adet Kemal Sunal filminde yan karakterlerde oynar. “Bekçiler Kralı” ve “Devlet Kuşu” adlı filmlerde bakkal karakterlerini, “Umudumuz Şaban” filminde üç kağıtçı muhtar Yaşar Şereflikoç karakterini, “Zübük” filminde de avukat Burhan karakterini canlandırır.
6 sene ara verdiği sinema kariyerine 1986 yılında “Perihan Abla” dizisi ile dönüş yapan Alpay İzer, dizide kahveci Saffet karakterini uzun bir süre boyunca başarı ile canlandırır.
1987 yılında son filmi olan “Yasemin” ile Yeşilçam’a, 20 Ekim 1989′ da ise hayata “veda” eder.

alpay_izer    alpay_izer1    alpay_izer5

Aytekin Akkaya

18.11.2010

aytekin_akkaya21

1943 Erzurumlu doğumlu Aytekin Akkaya, Türk sinemasının önemli başaktörleriyle filmler paylaşmış, özellikle Cüneyt Arkın’ın “Dünyayı Kurtaran Adam” filminde yıldızı parlayan, yeşilçamın yardımcı aktörlerindendir.
Aytekin Akkaya’nın sinemaya adım atışı, 1964 yılında bir rastlantı sonucu olmuş. Memleketi Erzurum’da çekilen bir filmin başrol oyuncusu, yapımcı firmayla anlaşamayıp daha işin başında seti terkedince, yönetmen tarafından keşfedilip ardarda iki filmde önemli roller üstlenmiş. Ancak, araya askerlik girince sinema serüvenine bir kaç yıl zorunlu olarak ara vermiş Akkaya. Sonrasında ise aktörlüğünü ilerletmek için geldiği İstanbul’da, bütün meslek hayatına damgasını vuracak olan çok önemli bir tecrübe yaşadığını öğreniyoruz ondan. İngiliz yönetmen Peter Collinson’un 1969 yılında büyük bölümünü Türkiye’de çektiği “Paralı Askerler” (You Can’t Win ’em All) filminin Şan Tiyatrosu’ndaki yardımcı oyuncu seçmelerine katılmış ve başarılı olmuş. Bunun üzerine de dünyaca ünlü iki yıldız, Charles Bronson ve Tony Curtis’in hemen yanıbaşında, Ürgüp’ten başlayıp İstanbul’da sonlanan yaklaşık dört aylık bir çekim serüveni başlamış.
Aytekin Akkaya bu gösterişli Hollywood yapımının setinde öğrendiklerinden oldukça etkilendiğini gizlemiyor.
“Ben, Bronson ve Curtis’in fedailerinden biriydim ve rolüm konuşmasız bir roldü. Buna karşılık, setteki görevliler, en büyüğünden en küçüğüne, bütün Türk oyunculara müthiş bir saygıyla yaklaştılar. Biraz ayakta kalsak, yönetmen çekimi keser kesmez altımıza hemen bir sandalye geliyordu. O film bana batıda sinema sanatçısına verilen değeri ve gösterilen saygıyı öğretti.”
Dünyayı Kurtaran Adam Yeşilçam’ın kült, fantasik filmlerinden biridir. Aytekin Akkaya bu filmde Cüneyt Arkın ile başrolü paylaşmıştır. Film, bütün garibanlığına, bütçesizliğine ve ilkelliklerine rağmen, Türk sinemasının acıklı çalışma koşullarına karşı iyi niyetli bir başkaldırının, yurtseverce bir tepkinin yansımasıdır. Ve her kim ne derse desin, sinemamızın ilk gerçek bilim-kurgu filmidir. Türklerin uzaya taşmış bir uygarlıklar savaşında saf tuttukları bu öyküde, adlarıyla sanlarıyla Türk olan kahramanlar, hattâ Türk adları taşıyan uzay gemileri yer alıyordu.
Geride 80’e yakın filmden oluşan renkli bir filmografi bırakıp altmışlı yaşlara merdiven dayadığı şu günlerde, Akkaya o çok iddialı olduğu aksiyon sinemasına, atlarına ve silahlarına geri döner mi acaba? Bu soruya gülerek “Zımba gibiyim” diye cevap veriyor.
“Hayatım boyunca hep düzenli spor yaptım, yirmi yıldır da sigara içmiyorum. Bugün önüme kaliteli bir aksiyon senaryosu gelsin, tıpkı Clint Eastwood gibi yaşıma başıma aldırmadan oynarım.
Çünkü aksiyon sineması bir coşku sinemasıdır. O coşku da bende fazlasıyla var.”

Söyleşi : Ali Murat Güven

aytekin_akkaya1   aytekin_akkaya41   aytekin_akkaya31

Hikmet Taşdemir

18.11.2010

himettasdemir

2 Şubat 1942 Erzurum doğumludur. Sinemaya geç başlamıştır. Hayat gailesi ile kendisini İstanbul’da buldu.
1971 yeşilçama adımını atmış özellikle Yılmaz Güney’in filmlerinde ki performansları ile yıldızı parlamıştır.
Sıklıkla oynadığı katil, kabadayı, tetikçi gibi rollerle sıradan bir figuran değil, iyi bir karakter oyuncusu olduğunu kanıtlamıştır.
Hikmet Taşdemir, hep ikinci adam. Pis işlerin ihtiyaç duyulan bitirim ismi. Siyah deri eldivenli profesyonel katil, tetikçi.
Kamçı, kırbaç gibi alet edevatı insan üzerinde kullanabilen bir kahya, bir siyah gözlüklü gölge adam..
Dünyayı Kurtaran Adam (Sihirbaz), Yol (Şevket), İnsan Avcısı, Umutsuzlar, Baba, Battal Gazi’nin Oğlu (Vasilyos), Hakanlar Çarpışıyor, Asiye Nasıl Kurtulur (Kara Mustafa) ve listemiz uzayıp gider.
Hala aktif olarak oyunculuk yapan Hikmet Taşdemir ekmek parasını dizilerden çıkartıyor.

hikmet_tasdemir8   hikmet_tasdemir9   hikmet_tasdemir3hikmet_tasdemir2   hikmet_tasdemir7   hikmet_tasdemir61

Sarıkamış Harekatı

03.06.2010

sarikamis-harekati

Osmanlı Devleti, Almanya ile yapılan anlaşmanın ardından Birinci Dünya Savaşı’na girmek zorunda kalmıştır. Ancak Balkan Savaşı’ndan yeni çıkmış olması ve yeterli hazırlıkları yapma imkânı ve zamanı olmadığından dolayı savaşın ilerleyen dönemlerinde büyük olumsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır.

Osmanlı donanmasına bağlı Yavuz ve Midilli gemilerinin Sivastopol’u bombardımanının ardından 1 Kasım 1914 günü Rus Ordusu hududu geçerek baskın tarzında taarruza başlamıştır. Erzurum genel istikametinde ilerleyen Rus Kuvvetleri, 7-12 Kasımda Köprüköy ve 17-20 Kasımda cereyan eden Azap muharebelerini kaybederek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Savaşın ilk aylarında meydana gelen bu durum, Ordunun subay ve erleri üzerinde olumlu bir etki yaratmıştır. Ancak ağır zayiat veren 3’üncü Türk Ordusu, geri çekilen düşmanı takip edememiş; daha elverişli bir arazide toplanmak, takviye kuvvetlerinin gelmesini beklemek ve yeni bir Rus taarruzunu karşılamaya hazır olmak amacıyla 8-10 km kadar geri çekilmiştir.

Avrupa’da savaşın mevzi harbine dönüşmesi ve Galiçya’da Avusturyalıların Ruslar karşısında zor durumda kalmaları üzerine Başkomutan Vekili Enver Paşa, müttefiklerin Avrupa’daki yükünü hafifletmek için ”Alman Başkomutanlığının da etkisiyle” Doğu Cephesi’nde Rusların imhasını hedef alan büyük ölçüde kuşatıcı bir taarruza karar vermiştir.

enverpasa

Enver Paşa, icra edilecek bir taarruzla 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) Doğu Anadolu’da kaybedilen toprakların (Kars, Batum, Artvin ve Ardahan) geri alınmasını ve müteakiben harekâtın Kafkasya’ya aktarılmasını mümkün görüyordu.

Enver Paşa, bu amaçla 14 Aralık 1914’te İstanbul’dan Köprüköy’e gelmiştir. Taarruzun bahara bırakılmasını öneren 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevinden alarak 3’üncü Ordu Komutanlığını kendi üzerine almıştır.

Bu harekâtı icra edecek 3’üncü Ordu; 9, 10 ,11’inci Kolordular ve 2’nci Süvari Tümeninden oluşuyordu. Cephedeki Rus mevcudu 100.000, 3’üncü Ordunun mevcudu ise 120.000 idi. Türk ordusu sayıca fazla olmasına rağmen Ruslar, ağır silah, topçu ve donatım bakımından kesin bir üstünlüğe sahiptiler.

22 Aralık 1914 – 15 Ocak 1915 tarihleri arasında cereyan eden Sarıkamış Muharebeleri’nde Türk Ordusunun uyguladığı plan, bir kolorduyla düşmanın cepheden tespitini, iki kolorduyla kuzey kanadından kuşatılarak düşman cephesinin 30-35 km kadar gerisindeki Sarıkamış’ın ele geçirilmesiyle büyük düşman kuvvetlerinin imhasını öngörüyordu.

3ordu

Tamamen karlarla kaplı, çok yüksek dağlık ve yolsuz bir arazide o günün koşulları altında kış donatımından yoksun yaya ve atlı birliklerle yapılan bu harekât çok riskli idi. Özellikle 10’uncu Kolordu birlikleri, Allahuekber Dağları’nı aşarken çetin zorluklar ve kış şartları sebebiyle gerek miktar gerekse mevcut silahlar yönünden çok zayiat vermiştir. Nitekim Türk kuvvetlerinin büyük bir kısmı soğuktan donarak ölmüştür. Sarıkamış’a girebilen 300 kişilik bir kuvvet de Ruslar tarafından geri atılmıştır. Bu başarısızlık karşısında Enver Paşa, 10 Ocak 1915’te 3’üncü Ordu komutanlığını Tuğgeneral Hafız Hakkı Paşa’ya devrederek İstanbul’a dönmüştür.

dogucephesi

Bu muharebelerde Rusların zayiatı 30.000, Türklerin zayiatı ise 60.000 kadardır. Ruslar; Türklerden 200 subay, 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak almışlardır. Bu muharebeler sonucunda Doğu Anadolu, Rusların işgaline maruz kalmıştır.

12


Bilahare 3’üncü Türk Ordusu, taarruzdan önce işgal etmiş olduğu Azap mevziine (Tutak-Narman hattı) çekilmiştir. Takviye kuvvetler alarak Rus taarruzlarını bu hatta karşılamaya hazırlanmıştır.

Sarıkamış Harekâtı ile ilgili haberler, ancak sonradan kamuoyu gündemine geldiğinden burada olup bitenler çok sonraları açıklığa kavuşturulmuştur.

Sarıkamış Kuşatma Harekâtı; düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi hedef alan başarılı bir plandı. Ancak stratejinin faktörlerinden zaman ve iklim şartları iyi değerlendirilemediği için bu sonuç kaçınılmaz olmuştur.
16

Sarıkamış, Türk harp tarihinin en acı muharebelerine sahne olmuştur. Türk Ordusu, ağır koşullar altında yapılan bir muharebede kahramanca savaşmıştır. Türk Ordusunun kayıplarındaki asıl etkenler, çetin arazi ve şiddetli kış şartları ile teçhizat eksikliği ve ikmal yetersizliğidir. Çok ağır koşullar altında kahramanca savaşan Türk askeri, muharebenin sonuna kadar direnmiş, vatanını korumak ve başarıya ulaşmak için sonsuz gayret göstermiştir. Sarıkamış Harekâtı, Türk milletinin vatanı ve kutsal varlıkları uğruna neler yapabileceğinin bir delilidir.

17

Erzurum

23.11.2009

erzurum1

Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük kenti olan Erzurum oldukça eski bir yerleşim birimidir. Palandöken Dağı eteklerinde kurulu olan kent son yıllarda kış turizmi açısından büyük önem kazanmıştır. Tarihi yönden çok zengin bir çok eseri barındıran ve adeta bir kültür merkezine benzeyen kent günümüzde önemli bir turizm potansiyeli taşımaktadır

erzurum2

Ülkemizin önemli Kayak Merkezlerinden olan Palandöken Erzurum ili sınırlarındadır.

İki coğrafi bölgede toprakları bulunan Erzurum’un % 30 luk kısmı Karadeniz Bölgesinin Doğu Karadeniz sınırları içinde kalmaktadır. Geriye kalan % 70 gibi önemli bir pay, Doğu Anadolu Bölgesi dahilinde yer alır. ve genel olarak yüksek arazilerden oluşur.

İl arazisinin büyük çoğunluğunda, karasal iklim özellikleri egemendir. Kışlar uzun ve sert, yazlar kısa ve sıcak geçer. İl topraklarının kuzey kesimlerinde, yüksekliği yaklaşık 1000 ila 1500 metrelere inen vadi içleriyle çukur sahalarda iklim, büyük ölçüde sertliğini yitirir.

erzurum3

Erzurum il merkezindeki meteoroloji istasyonunda 1929’ dan bu yana gözlem yapılmaktadır. Yaklaşık 70 yılı bulan gözlem sonuçlarına göre, ilde en soğuk ay ortalaması, -8.6 C, en sıcak ay ortalaması 19.6 C, en düşük sıcaklık -35 C ve en yüksek sıcaklık ise, 35 C olarak ölçülmüştür.  En az yağış kış devresinde düşer. Bu devrenin yağışları kar biçiminde olup, kar yağışlı gün sayısı 50 ve kar örtüsünün yerde kalış süresi ise 114 gün kadardır. En yağışlı devre ilkbahar ve yaz mevsimleridir.

İlçeleri;
Erzurum (merkez), Aşkale, Çat, Hınıs, Horasan, Ilıca, İspir, Karaçoban, Karayazı, Köprüköy, Narman, Oltu, Olur, Pasinler, Pazaryolu, Şenkaya, Tekman, Tortum, Uzundere.

erzurum4

Oltu Taşı
Oltu, tarih ve kültür bakımından zengin bir ilçedir. Güzel bir el sanatı olan Oltu Taşı işletmeciliği bu zengin kültür ilçesinde kendine has bir yeri vardır.Oltu Taşı kıymetli bir maden taşı olup, sadece Oltu ve çevresinden çıkmaktadır. 3213 sayılı Maden Kanunu’nda kıymetli taşlar arasında olduğunun tescili dahi yapılmıştır. Çıkarılması, zor, rezervi az, fakat işlenmesi kolaydır. Oltu’nun sembolü olup yüzlerce ailenin ekmek teknesidir.

Uluslararası Erzurum Hava Limanı yıllık 2 milyon yolcu kapasitesine sahip olup, aynı anda 7 uçak barındırabilmektedir. Hava Limanı şehir merkezine 10 dakika, kayak merkezine 20 dakika mesafededir.

Erzurum, İstanbul-Haydarpaşa-Kars demiryolu hattı üzerindedir. Doğu Ekspres ve Mavi Tren Erzurum’dan geçmekte ve bu seferler her gün karşılıklı olarak yapılmaktadır.

erzurum6
Gezilmesi gereken yerler;
Erzurum Arkeoloji Müzesi, Erzurum Atatürk Evi Müzesi, Erzurum – Türk İslam Eserleri, Etnografya Müzesi (Yakutiye Medresesi),Erzurum Kalesi, Çifte Minareli Medrese,
Saat Kulesi



Ne Yenir?
Su böreği, ekşili dolma, kesme çorbası, ayran aşı (yayla çorbası) çiriş, şalgam dolması, yumurta pilavı, kadayıf dolması Erzurum’un geleneksel mutfağını oluşturur.

Ne Alınır?
Erzurum oltu taşı işçiliği ile çok meşhurdur. Oltu taşından yapılan tespihler, ağızlıklar, bilezik, gerdanlıklar, broş, küpe, saç tokası yörenin önemli hediyelik eşyalarıdır.


Yapmadan Dönme,
Palandöken’e çıkmadan
Çifte minareli Medreseyi,Yakutiye Medresesi’ni ve müzeleri görmeden
Yolunuz Tortum’dan geçerse Tortum Şelalesi’ni ve gölünü görmeden,
Cağ kebap, su böreği ,ayran çorbası ,kadayıf dolması yemeden

…Dönmeyin.

kaynak : cennetturkiye.org

Pasinler

21.11.2009

erzurum1

Pasinler Erzurum ilinin bir ilçesidir.
Pasinler, bölgede Hasan Kale olarakta adlandırılır. Kalesi ve şifalı kaplıcaları ünlüdür.

Denizden yüksekliği 1740 m. olan Pasinler ilçe merkezinin yıllık ortalama sıcaklığı 5.6 ºC’ dir. Pasinler, Erzurum’a göre yazların daha sıcak, kışların ise soğuk ve dolayısıyla da karasallığın daha şiddetli olduğu bir yerleşmedir. Pasinler’ de, ana hatları ile Doğu Anadolu karasal iklim tipi etkili olmaktadır. Kışlar uzun, soğuk ve az yağışlı, baharlar kısa yağışlı ve az belirgin, yazlar ise kısa sıcak ve kuraktır.

2008 yılı aderese dayalı nüfus kayıt sistemine göre nüfus 34.353′ dür. Nüfus azalması yaşanan ilçede, ekonomik nedenler ve iklim şartları dolayısıyla büyük şehirlere doğru
göç etkili olmuştur.

Nüfusun temel ekonomik faaliyetleri, hayvancılığa ve tarla tarımına dayanmaktadır.
Pasinler ovasının çevresine göre alçakta bulunması, verimli alüviyal topraklara sahip oluşu ve sulama imkanlarının oluşu nedeniyle büyük bir tarımsal potansiyeli vardır. Bu nedenle ilçe, başta Erzurum il merkezi olmak üzere, şeker pancarı, patates, lahana ve ayçiçeği üretimi bakımından ülke genelinde tanınmaktadır. Ovada hakim olan ekme – biçme şeklinde toprağa bağlı ekonomik faaliyetler, kenar kuşaklarda hayvancılık ve tarım ağırlıklı bir değişim gösterir.

pasinler5

Pasinler, sahip olduğu doğal ve beşeri turistik değerleri ile yakın çevresi için, önemli bir çekim merkezidir. Tarihi eserlerden en önemlisi, kurucusunun adını taşıyan kalesidir. Hasanbaba Dağı’nın hemen güneyindeki sarp bir tepe üzerinde yer alan Hasankale,
1336 – 1339 tarihleri arasında inşa edilmiş olup, daha sonraki dönemlerde bir çok tamiratlar geçirmiş olan bir İlhanlı eseridir.

Pasinler’in diğer önemli beşeri turistik eserleri camilerdir. Bunlardan Emir Şeyh Camii’nin inşa tarihi bilinmemekte, ancak kitabesinin 1896 yılında tamir edildiği anlaşılmaktadır. Yine inşa tarihi bilinmeyen İbrahim Hakkı Mescidi’nin yerine, günümüzde aynı adı taşıyan modern bir cami ve külliye inşa edilmiştir. Sivaslı Camii, Pasinler’de günümüze kadar ulaşabilen en eski tarihi eserlerden biridir. Minaresi kesme taştan inşa edilen cami, 1388 yılında Sivaslı İsmail Efendi tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı Devleti’nden Kalma Ulu Cami ise kitabesine göre 1541 tarihlidir. Yeni Cami’nin inşa tarihi bilinmemekte, kitabesinin 1810 yılında yeniden onarıldığı anlaşılmaktadır.

pasinler2


Termal kaynaklar, Pasinler’in en önemli turistik çekim kaynağı durumundadır. Pasinler’deki en modern kaplıca, Kale Turistik Oteli kaplıcasıdır. Yatak Kapasitesi 80 kişi olan otel, 1967 yılında hizmete girmiştir. Su sıcaklığı 46ºC dir. Aını anda 250 kişinin yaralanabileceği kaplıcadan yılda 30 – 35.000 kişi yararlanmakta, ziyaretcilerin yarıdan fazlası yaz sezonunda gelmektedir. Pasinler’deki en eski kaplıca, 1390 yılında yapılan 1749 ve 1892 yıllarındaki onarımlarla günümüze kadar ulaşan Büyük Kaplıca’dır. Bu kaplıcanın su sıcaklığı 40 – 41 ºC olup, havuzundan aynı anda 100 – 150 kişi yararlanmakta, yıllık ziyaretçi sayısı ise 300.000 kişiyi bulmaktadır. Su sıcaklığının 32 – 33 ºC olduğu Küçük Kaplıca’nın havuzundan aynı anda 90 – 100 kişi yararlanmakta, yıllık ziyaretçi sayısı 150.000 – 160.000 kişiyi bulmaktadır.

Pasinler aynı zamanda Kaplıcalar mahallesinin doğusunda bulunan park alanı ile de Pasinler nüfusunun olduğu kadar, Erzurum şehir nüfusununda en önemli piknik yerlerinden biridir. Özellikle yaz mevsiminde, çok sayıda aile, piknik yapmak üzere günübirlik Erzurum’dan Pasinler’e gelmektedir, çadır turizmi de yaz aylarında oldukça yaygındır.

pasinler3

Erzurum – Kars demiryolu 1915 – 1916 yılları arasındaki işgal devresinde Ruslar tarafından inşaa edilmiştir. Ancak bu hattın ray aralığı dar olduğu için 1948’de yenilenerek ray aralıkları normal genişliğe ulaştırılmıştır. Günümüzde önemli ölçüde yük ve yolcu taşımacılığı gerçekleşmektedir.

Pasinler ilçesini diğer il ve ilçelere bağlayan, Trabzon – İran transit yolu olarak ta bilinen karayolunun inşaatı 1946 da başlamış ve 1950’li yıllarda tamamlanmıştır. Pasinlerin ticari, sosyal ve kültürel açıdan en fazla ilişkide olduğu Erzurum il merkezi ile arasındaki tek karayolu budur. Bu yol genişletilme çalışmaları ile daha işlek bir hale gelmiştir. Pasinler ilçe merkezinden, uzak illere sefer yapan otobüs firmaları bulunmaktadır. Bunun yanında Kars, Ağrı, Van ve Iğdır illerinden gelip, uzak illere giden otobüslerlede seyahat etme imkanı mevcuttur. Pasinler ilçe merkezine bağlı köylerle olan ulaşım ise, daha ziyade şahıslara ait olan ve sayıları 30’u aşkın minibüslerle sağlanmaktadır.

Kaynak : Pasinler Kaymakamlığı İnternet Sitesi

‘Nazik Hanım’ olmak…

22.05.2009

alt

istanbul’a gurbete giden Erzurumlu, dönüşte karιsιna istanbul’lu hanιmlarιn,

akşam eve dönen kocalarιnι, kapιda nasιl karşιladιklarιnι

“Hos geldin kocacιğιm, üşümüşsün, yorulmuşsun!” gibi kibar, nazik laflar ettiklerini anlatmιş.

Belli ki, o da karιsιnιn kendisini öyle karşιlamasιnι istiyor….

Akşam eve gelmiş, kar, tipi, soğuk, karιsι kapιyι açmιş :

-Uy kocacιğιm, it gibi titriysen…

Gülmece

22.05.2009

gulentop1

Hanιm abla, telasla kosarak Belediye otobüsünü durdurmaya ugrasιyor.

Halk ιslιklιyor. Söför acι bir frenle duruyor.

Kadιn:

– Gardas bu otubus ιlιceye gidir mi?

Söförün canι burnunda, araba hιnca hιnç dolu, zor durmus, kιzgιnlιkla:

– Hayιr bacι, gitmez

Kadιn:

– Haydaaaa eleyse niye durdun !

——————————————————————————————

Trafik lambalarι sehre yeni konulmus.

Trafik polisi kιrmιzι ιsιkta geçen teyzeye çιkιsιyor.

– Teyze teyze dur, nereye gidiyorsun..

Teyze çok kιzgιn cevap veriyor:

– Erimden izin almιsam gaynιmgile gidirem. Sene ne ?

—————————————————————————————-

Vali bir köyü ziyaret ediyor. Kendisine bolca yumurta kayganası ikram ediliyor.

Vali çok memnun oluyor ve nezaket icabι söyle diyor :

– Muhtar ne zahmet etmissin, bu kayganaya gerek yoktu, ayran yeterdi..

Muhtar:

– Ne zehmeti Vali beg, içine tükürim, iki pohli yumurta, ne gιymeti, afiyet olsun…