Arama:

Etiket Bulutu







‘ezo gelin’

Ahmet Mekin

18.11.2010

ahmet_mekin15

17 Ağustos 1932 yılında doğan sanatçının asıl soyadı Kurteli’ ydi ama sinemada “Mekin” olmuştu. Arkadaşları uzun boyundan dolayı “Filiz Ahmet” derlermiş. Manifaturacılıkla başlamıştı iş hayatına. Bir ara spora da bulaşmıştı. Güreşte tam usta olduğu sırada kaburga kemiklerini kırıp, bırakmıştı. Sonra kayağa el attı, beli incinince, onu da bıraktı. Bakırköyspor’da oynarken büyük bir futbol takımına transfer olacaktı. Deneneceği gün ayağından sakatlandı. Ve böylece spor yaşantısı bitti.
Sportoto’da bile şanssızdı. Geciktiği için oynamadığı kolon 13 tutturuyordu.
Sonunda, yine başka bir Bakırköylü olan Kenan Pars’ın aracılığıyla sinemaya girdi.
Sanatçı, sinemaya nasıl başladığını şöyle anlatmış;
“Hiç istemedim. Zorla soktular. O günlerde Halkevi’nin amatör tiyatrosundaydım. Türk filmlerini küçümserdik. Tiyatroda görüp beğenmişler. Adamları devamlı reddediyorum. Kenan Pars, o zaman sinemada popüler. Bakırköy’de küçük bir düğmeci dükkânı vardı. Gider filmini çeker, gelir düğme yapardı. Oraya takılırdık. Bir gün bir prodüktörün adamı geldi. Kenan’a bir zarf verdi. Kenan okuyup önüme koydu. Mektupta “Yanındaki çocuğu yeni filmde kardeşin olarak oynatmak istiyoruz. İkna edersen bu para avansı” yazıyor. 500 lira o zaman için büyük para. Miras yediliğimiz bitmiş, parasız kalmışız. Parayı alıp almamak için çok düşündüm.


“Mahşere Kadar”, “Kavanozdaki Adam”, “Bir Yudum Su”, “Bugünün Saraylısı”, “Vurun Kahpeye”, `Selvi Boylum Al Yazmalım`, `Ezo Gelin`, `Çiçek Abbas` gibi önemli filmlerin unutulmaz aktörü.
Sinemaya adım attığı 1956 yılından bu yana yaklaşık 200 filmde rol alan Ahmet Mekin, 1975 yılına kadar “jön” oynayıp, karakter oyunculuğuna kendi isteğiyle geçmiştir.
Çekimleri bir buçuk yıl süren ve Mekin’i oldukça hırpalayan Osmancık dizisi, onun hemen ardından Kavanozdaki Adam, Kuyucaklı Yusuf ve nihayetinde gelen sinemadan elini eteğini çekme kararı..
Oyuncu Şükran Sabuncu’yla evli olan Ahmet Mekin, 1998 yılından bu yana Balıkesir’in Erdek ilçesine bağlı Ocaklar beldesinde sakin ve mütevazı bir hayat yaşıyor.
16-17 aradan sonra “Hoşgeldin Hayat” adlı bir filmle yeniden sinemaya döndü. Kendisi gibi sinema oyuncusu olan eşi Şükran Sabuncu’nun ısrarıyla Hoşgeldin Hayat’ta oynamayı kabul etmiş..
Kendisine sanat dolu nice yıllar dileriz.

ahmet_mekin16 ahmet_mekin ahmet_mekin61ahmet_mekin11 ahmet_mekin10 ahmet_mekin72

Bilal İnci

18.11.2010

bilal_inci

Adana’da 1936 yılında doğdu. İzmit Lisesi’nde okudu. Çeşitli işlerde çalıştıktan sonra sinema alanına yöneldi.
İlk filmi 1966 yılında “Karanlıkta Vuruşanlar” olan sanatçı çoğunlukla ‘kötü adam’ rollerinde oynadı.
Filmlerinde sergilediği başarılı oyunculuğu ile karakter oyuncusu olarak öne çıktı ve bu alanda Türk Sineması’nın vazgeçilmezlerinden biri oldu.
“Ezo Gelin”, “Dönüş”, “Bir Türke Gönül Verdim”, “Alageyik”, “Büyük Yemin”, “Beyaz Mendil”, “Babanın Oğlu” rol aldığı bazı filmlerdir.
Sinemamızın ‘kötü adam’larından olan İnci, özellikle kırsal kesimin ‘kötü ağa’sı ve ‘kötü Bizanslı’ tiplemeleri ile kült bir figür oldu ama bunların yanında ‘iyi adam’ları da başarı ile canlandırdı.
Yüzün üstünde filmde oynayan, Sıra Sende Fıstık adlı filmin yapımcılığını üstlenen oyuncu yüksek tansiyon ve şeker hastasıydı.
Sinemaya bir süre ara veren ve son dönemlerinde İzmir’de yaşayan Bilal İnci, bir dizi çekimi için gittiği İstanbul’da geçirdiği kalp krizi sonucunda 14 Ekm 2005 tarihinde vefat etti.

bilal_inci10 bilal_inci7 bilal_inci3bilal_inci11 bilal_inci6 bilalinci21

Fatma Girik

18.11.2010

fatma_girik8

12 Aralık 1942’de İstanbul’da dünyaya geldi. Çocukluğu Sultanahmet’te geçti. Cağaloğlu Ortaokulu’na devam ederken, ailesine yardımcı olmak zorunda kaldığı için eğitimini ikinci sınıfta sonlandırdı. Girik, annesiye beraber filmlerde figüranlık yapmaya başlamıştı ve küçük rollerle izleyicinin karşısına çıkıyordu. İlk filmi yönetmenliğini ve senaristliğini Seyfi Havaeri’nin yaptığı Leke’ydi. Leke’yi oyuncu olarak adından bahsettirmeyi başaramadığı birkaç iddiasız yapım daha izledi. Fatma Girik’in performansıyla dikkatlerden kaçmayacağı film, Memduh Ün’ün yönetmenliğindeki 1960 yapımı Ölüm Peşimizde’ydi. Memduh Ün’le tanışıklığı Girik’in hayatındaki dönüm noktalarından biri olacaktı. Zira Memduh Ün ile uzun soluklu bir birlikteliğin ilk adımını atmıştı.
Civanmert, Duvaksız Gelin, Kısmetin En Güzeli ve Severek Ölenler gibi filmlerde izleyicinin karşısına başrolde çıkan Girik’in popülaritesi giderek artıyordu. Fatma Girik’in ağlatılan ve ezilen kadın rollerinden Erkek Fatma olarak anıldığı döneme geçişi 1962 yılında yine Memduh Ün’ün yönetmenliğini yaptığı Belalı Torun filmiyle oldu. Filmde bir erkeği canlandıran ve bunun için saçlarını kısacık kestiren aktris, gerçek hayatta da dobra dobralığı, sözünün eri oluşu ve haksızlığa tahammül edemeyen yapısıyla Erkek Fatma imajıyla örtüşüyordu.

Girik, filmografisinde oldukça önemli bir yerde duran Keşanlı Ali Destanı isimli yapımdaki oyunculuğuyla Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandığında tarih 1965’i gösteriyordu. Dönemin başarılı aktrisleri Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray ve Filiz Akın arasında kendisine ayrıcalıklı bir yer edinen Girik, sinemalarda filmleri en çok ilgi gören oyunculardan biri olmuştu.

1968 yılına gelindiğinde Öksüz, Vuruldum Bir Kıza, Köroğlu gibi yapımlarla kamera karşısına geçmeye devam eden aktrisin, aynı yıl başrolde oynadığı Ezo Gelin isimli filmi büyük başarı kazandı. Behçet Kemal Çağlar’ın romanından beyaz perdeye aktarılan filmin yönetmeni Orhan Elmas’tı. Köylü kızı imajını Ezo Gelin’den sonra Boş Beşik ve birçok filmle daha sürdüren Girik, Anadolu’daki kadınların sorunlarının işlendiği filmlerde güçlü bir oyunculuk sergiledi.

1987’de Yeşilçam’da yaşanan kriz sonrası bir TRT projesi olan Gönül Dostları’yla TV izleyicisiyle buluşan Girik, bu dizideki başarılı performansıyla Kültür Bakanlığı tarafından ödüle layık görüldü. Atılgan, sabırsız ve kendine güvenli, dik kafalı ve inatçı olması Fatma Girik’in oyunculuğuna da gerçek hayattaki projelerine de yansıyordu. Bu özellikleriyle çizdiği sağlam imaj, halkla kurduğu samimi ilişki ve haksızlıkların karşısında olması nedeniyle 1988 yılında politikaya atılan Girik, Şişli Belediye Başkanı oldu. 1993 yılında görev süresi tamamlandıktan sonra, Söz Fato’da isimli reality show programıyla izleyicinin karşısına çıkan Girik, toplumsal sorunları irdeleyen ve çözümler arayan bu programa uzun süre devam etti. 1999’da TV dizilerinin gördüğü yoğun ilgi üzerine bu formattaki projelerde görülmeye başlayan oyuncu, Bize Ne Oldu?, Benim İçin Ağlama ve Hasret gibi yapımlarda rol aldı.

Fatma Girik 2001 yılında İstanbul Uluslararası Film Festivali’nde onur ödülüne layık görüldü.

2005’te yönetmenliğini Tunç Başaran ve Memduh Ün’ün birlikte yaptıkları Büyülü Fener ve yine aynı yıl çekilen Sinema Bir Mucizedir filmlerinde rol aldı.

Cango ve Ringo isimlerinde iki kurt köpeği olan Girik’in en sevdiği yemek kuru fasülye-pilav. Sanatçının yaklaşık 50 yıldır Memduh Ün ile beraberliği devam ediyor.

kaynak : biyografi.info

fatma_girik1   fatma_girik9   fatma_girik12fatma_girik10   fatma_girik2   fatma_girik4

Tugay Toksöz

16.11.2010

tugay_toksoz1

1937’de İstanbul’da doğan oyuncu, Sultan Ahmet Ticari İlimler Akademisi’nin üçüncü sınıfından ayrıldı. Bir süre tercümanlık yapan Toksöz, 1964’te Ses dergisi Kapak Yıldızı Yarışması’nda ikinci seçilerek sinemaya adım attı. 1965’te Ertem Eğilmez’in yönettiği, Kartal Tibet ile Selda Alkor’un baş rollerini paylaştığı “Senede Bir Gün” filminde 2. derece rolle sinema oyunculuğuna başladı. Daha sonra başrol oyunculuğuna yükselerek, köy ağası yada isyan eden ve zalime direnen karakterleri başarıyla oynadı. Ezo Gelin ve Boş Beşik gibi köy filmlerinin değişmez oyuncusu oldu.
Sinemada parlamaya başladığı dönemde askere gitmesi kariyerinin kırılma noktası oldu. Dönüşünde, geçen zamanla birlikte Yeşilçam’da jön sayısının artması Tugay Toksöz’ün şansını azalttı. Allah vergisi üstün rol yeteneği sayesinde, önüne gelen tekliflerde ayırım yapmadan oynayarak sinemada yer edindi. Alkole yönelmesi, onu 2 ve 3. sınıf şirketlerin derme çatma filmlerinde oynamaya götürdü. Erotik filmleri furyası döneminde, sarhoş durumdayken filmler çevirdi. 1979’da ard arda 32 filmde rol alarak, en çok film çeviren oyucu oldu.
En son Gaziantep’te “Karanlığın İçinde” filmini çekerken ufak bir kaza geçirmiş, bu kazanın ardından 26.06.1988 yılında İstanbul’ da ilik kanseri hastalığından, sahipsiz ve yanlız bir şekilde vefat etmiştir.

tugay_toksoz3   tugay_toksoz12   tugay_toksoz2tugay_toksoz11   tugay_toksoz4   tugay_toksoz7