Arama:

Etiket Bulutu







‘futbol’

Eğlenceli hale getirmek budur

29.04.2012

topcu

Pele’nin adı nereden geliyor?

19.02.2012

pele

1940’ta, Brezilya’nın hayli fakir eyaleti, Minas Gerais’in Tres Coracoes kasabasında dünyaya geldi. Elektriği, suyu, kanalizasyonu olmayan, sıfatı kasaba, kendisi adeta taş devrini yaşayan, zavallı bir yer… O doğdu, kasabaya elektrik geldi. Gariban gecekondularında cılız ışıklar saçan ampuller yanmaya başladı. Babası, bunu bir “müjde” gibi kabul etti, oğluna, ampulü icat eden Edison’un adını verdi. Edson Arantes do Nascimento… Ohio’da doğan Amerikalı zengin mucit, Brezilya’da doğan bu çelimsiz bebeğin adaşı olmuştu… Minik Edson, babasının izinden gitmek istiyordu. Babası futbolcuydu. Hatta, bir maçta 5 kafa golü birden atarak, Brezilya futbol tarihine geçmişti. Ama, o yıllarda futboldan şimdiki gibi servet kazanılmadığı için, bu büyük yeteneğin ailesi sürünüyordu… Neyse, Edson da başladı mahalle aralarında top koşturmaya… Allah vergisi yeteneğiyle, önüne gelenin belini kırıyordu. Bir gün, rakip çocuklardan biri, sinirlendirip, oyununu bozmak için “Pele” dedi ona… Edson sinirlendi hakikaten, “Ben Pele değilim, Edson’um” diye bağırdı. Zayıf noktayı gören öbür çocuklar da, “Pele’sin işte, Pele’sin” diye üsteledi, kavga çıktı. Edson, ağlaya ağlaya evine gitti, “Neden alay etmek için bana Pele diyorlar” diye sordu. Babası bilmiyordu. “Boşver” dedi, “üzerinde durma, unutulur…” Unutulmadı. Çocuklar acımasızdır o yaşlarda… Okulda, mahallede, her gören “Pele, Pele” diye sesleniyordu Edson’a… Kızlar bile. Edson deliriyordu bu duruma… Nefret ediyordu bu lakaptan. Ama kurtulamadı. Yapıştı üstüne… Pele aşağı, Pele yukarı, Edson mecburen oldu, Pele… İleriki yıllarda “dünyanın en çok kazanan futbolcusu” olan bu çocuk, ilk kontratını, ayda 10 dolar maaşla imzaladı. Ayda 10 dolar… Sonrasını biliyorsunuz… 1282 gol attı, 1959’da bir sezonda 129 gol attı, 6 maçta 5’er gol, 30 maçta 4’er gol, 92 maçta 3’er gol attı. 3 Dünya Kupası kazanan ilk insan oldu. Hiçbir olimpiyata katılmamasına rağmen, Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından “yüzyılın atleti” ilan edildi. Efsane oldu… Ama hálá bu “Pele” lakabından nefret ediyordu. Röportajlarda sordular, “anlamını bilmiyorum” dedi. Koskoca Brezilya’da, Pele’nin anlamını bilen yoktu. Portekizce’de böyle bir kelime yoktu… Dünya basını seferber oldu. Aradılar taradılar, Karayip Adaları’nda böyle bir yanardağ olduğunu tespit ettiler. Ama o da “Pelee”ydi. Yani, iki e’li… Üstelik, Pelee, yerel inanışa göre, “yanardağ tanrıçası”ydı. Yani, kadın! Olmaz ki… Netice alınamayınca, bu sefer bilim adamları devreye girdi. Arandı, tarandı… Yunan mitolojisinde izine rastlandı. Dediler ki, “Akhilleus’un babası Peleus’tu, olsa olsa, odur!” İyi de, Pele nerede, Peleus nerede… Yazılışı, söylenişi bile farklı… Üstelik, Pele’ye bu adı takan Brezilyalı gariban mahalle arkadaşı nereden bilsin Peleus’u birader? Mecburen işin ucu bırakıldı.

*

Anlamı dünyada bilinmeyen Pele, dünyanın en ünlü ismi olarak kaldı!

*

Bugün bile soruyorlar Pele’ye, “Ne düşünüyorsunuz” diye… “Ben Edson’um, Pele’den nefret ediyorum ama bunu dünyaya anlatamadım” diyor.

Kaynak : hurarsiv.hurriyet.com.tr

Kaleci Kova Yaşar’dan Anılar, 8-0’lık maçın kahramanı

11.11.2011

goalkeeper

Aslında Ingiltere ile 1984 yılında oynayacağımız o maça kadar inanın bir ay sürekli yan top çalıstık. Ancak o gün yediğimiz 8 golden 3’ü yan toptandı. Adamların nasıl gol atacağını biliyor ama çaresini bulamıyorduk.

Hayatımda oynadığım en tuhaf maçtı. Düşünün sahada 22 kişi var ve 20 tanesi bana bakıyordu çünkü maç hep benim kalemin önünde oynandı. Top sanki duvara çarpıyordu bana geri geliyordu. Maçtaki tek şutumuzu Erdal Keser atmıştı.

Belki bin maç yapsak 8 olmazdı. Ama oldu. 40′ ıncı dakikada beni çıkarın diye bağırdım. Hoca başka alana değisiklik yaptı ben sahada kaldım 8 golü de ben yedim . Maç sonu TRT spikeri geldi ‘Ne hissediyorsun’ dedi. Adamın suratına baktım ‘Ne hissedeyim ki’ dedim..

Wembley’deki 5-0′ lık maç
Bir de 5 gol yediğim bir Ingiltere maçı daha var. Abdülkerim, Lineker’i, Rasit Çetiner de Hoddle’ı tutuyor. Bir korner sırasında, Abdülkerim ceza sahasında resmen ‘Lineker’i gördünüz mü beyler?’ diye sordu. Raşit de, ‘Az önce buralardaydı’ yanıtını verdi. Maç mı, makara mı belli değildi. Tabii 8 gollük maçtan sonra bu 5’lık karşılaşma ciddiye alınmadı. Ama bizim bu maça bir gidişimiz var, inanilmaz. Abdülkerim Wembley’deki ilk idmana giderken bir kaç futbolcu ile birlikte yariş yaptılar. Wembley’e ayak basan ilk biz olalım dediler.. Abdülkerim sanki Neil Armstrong gibiydi.. ‘Aya ilk ben ayak basacagım’ diyordu.

Bu da ikinci 8-0’ın öyküsü
İkinci 8-0’lik maçta kalede Fatih vardı, Çünkü ilk 2 maçta 13 gol yediğim için oynamayacağımı biliyordum. Fatih sürekli beni sıkıştırıyor ve “Abi ne olur, 8 olur mu?” diye soruyordu. Ben de, “1-2 olur fazla olmaz” diyordum. O kadar çok sordu ki, bir gün darlandım, “Yeter be! 7 olur, 9 olur ama 8 olmaz. O bana has!” deyip sıyrıldım.

Maç 8 olunca, Fatih, “Abi be! Senin yapacağın tahmin bu kadar olur” dedi, gülüştük.

Kaleci Fatih ile Milli Takim’da oda arkadaşıydık. Ingilizler’den 3 maçta 21 gol yiyince (Bir 8 de Fatih yemisti) gazeteler:
“Fatih ile Yasar öyle iyi arkadaslar ki, yedikleri(!) içtikleri ayrı gitmez ” diye yazdı.

8-0’lik bir ingiltere maçında defans iyice bunalmıştı, sonunda 5. yada 6. golü yedikten sonra TRT spikerinin dedikleri:
“Evet sayın izleyiciler, ingilizlerin bir atağını daha gol yiyerek savusturduk…”

Maçın 90. dakikası, Ingilizler bir gol daha atıyorlar ve spiker yine patlatıyor:
” Evet sayın izleyiciler, mac bitti hala gol yiyoruz…”

Bir gün Fatih’le oteldeyken canımız çay çekti. İkimizde ingilizce bilmiyoruz resepsiyonu aradım ve dedimki “Tu Ti Ti Tiri Tu …Tu(two) Ti (tea) ,tu(two) tiri(three) tu(two). İki çay 232 ye

– göteborg maçında isveç’teki maçta yeniliyorduk, bizden 2 kişi kırmızı kartla atılmıştı, zaten mağluptuk, abdülkerim dellenmiş maçın hakemi yabancı, bizim apo dil falan bilmez bir yerden bir küfür duymuş yarım yamalak hakeme sallıyor, bir baktık apo hakemin karşısına geçmiş, ellerini kaldırmış ‘fuck me, fuck me’ diye bağırıyor, hakemin gözler faltaşı gibi açıldı, ‘ulan ne diyor bu manyak’ der gibi bakıyor apo’ya, apo ısrarla ‘fuck me’ diye bağırıyor. hakem neye uğradığını şaşırdı, rakip takım futbolcular gülüyor, biz de apo’yu çekiştiriyoruz ‘lan apo manyadın mı oğlum o küfür öyle değil’ diyoruz.