Arama:

Etiket Bulutu







‘gelin’

Dolma Nene

29.06.2016



Köyde bir Dolma Nene diye yaşlı kadın varmış.
Köye gelen gelinlerin hepsinde bir noksanlık bulur, onları o isimle cağırırmış.
Mesela ‘Naylon Rebiye’, ‘Kel Sevim’ gibi.
Köyün ağası oğlunu evlendirip, köye yeni bir gelin getirecekmiş. Dolma Neneyi davet etmiş yedirip içirdikten sonra demişki.
-Bak Dolma Nene, sakın bizim geline lakap takmıyasan.
Dolma Nene,
– yo, viş oğul ele şey olurmi, ben heç bir gusur bulmam demiş ve ayrılmış.
Ağa düğünü yapmış, gelini getirmiş, Dolma Nene’yi çağırmış.
-Dolma Nene nasıl bizim gelin, demiş.
Dolma Nene,
-oğul ben gelini eyi buldum, güzel buldum, amma aşşaği mehlenin garıları at suratli demeseler.

Komik Anekdotlar

11.11.2011

kahkaha7

Annem arabasını torpidosu için dantel örecek kadar çok seviyor. Geçenlerde arabayı çarpmış ve farı kırılmış. Babamın anlattığına göre trafik polisinin önünde “Yavrumun gözü çıktııııı!” diye ağladığı için polisler heyecanlanıp ambulans çağırmışlar..


kahkaha11

İş arkadaşımın düğünündeyiz. Nikah kıyılıyor, imzalar atılıyor, gelin ve damadı tebrik etmek için ayağa kalkıldığında elektrikler kesiliyor. Biz hep beraber “Aaaa!” diye tepki gösterirken, arkadaşımın annesi oldukça yüksek sesle düşüncesini dile getiriyor. “Oğlumun daha ilk dakikadan hayatı karardı.”


kahkaha121

Bankacıyım. Amcamın biri 1000 TL tüketici kredisi çekmek için şubeye geldi, sırada bekliyor. Sıra tam ona geldiğinde sistemin gitmesi nedeniyle 1.5 saat beklemesi gerekince bombayı patlatıyor.
“Bu kadar saat şubenin önünde dilenseydim parayı toplamıştım.”


kahkaha13

Geçen gece nöbetteyken acile 3 yaşında, para yutmuş bir hasta geliyor. Babasına ne kadar yuttuğunu soruyoruz; “1 TL” diyor. Yapılan tetkikler sonucunda bir adet 50 Kuruş ve iki adet 25 Kuruş tespit ediyoruz.
Baba bir şekilde haklı olduğu için sadece aramızda gülüşerek konuyu kapatıyoruz.


kahkaha6

Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan banka görevlisi kadın soruyor:
‘Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?’
Teyzem cevap veriyor:
‘Bu paranın hayrını görme İnşallah yazalım.’


kahkaha


– Mükemmel bir yerde inebilir miyim?
(yolcunun kafası karşık sanırım, kendisi de dolmuştakilerle güler söylediğine)

Şöför kadını indirirken:
– Buyrun size layık değil ama!


kahkaha14

Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi. Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı. Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı
– Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?


kahkaha15

Bir Taksinin içerisinde geçen bir konuşma !
– Küpe mi takıyosun sen ? (dikiz aynasından zorlukla görüyor.)
– Ha evet.
– Baban kızmıyor mu ?
– yok kızmıyor.
– Benim oğlan yapıcak bi tarafına sokarım o kupeyi..
– Hmm ben sağda iniyim.


kahkaha16

Yetmiş sekiz yaşında, tonton bir babaannem var. Ne kadar modern olsa da gelişmiş teknolojiye ayak uydurmakta epey zorlanıyor. Buna en güzel örnek evimi aradığında telesekretere bıraktığı not.
– ‘Babaannesi aradı dersiniz.’


kahkaha17
Arkadaşlarla öyle Barbaros bulvarında yürüyorduk. Bir anda yanımızdan son sürat bir minibüs geçti. Biz ‘Freni patladı’ filan demeye kalmadan, minibüs kafadan elektrik direğine bindirdi. Hemen koştuk, yardım edelim diye. Minibüse ulaştığımızda manzara şuydu: Yolcuların kiminin kaşı açılmış, kiminin dudağı patlamış… Dağılmış vaziyetteler yani. Ama bir tuhaflık var. Çünkü o hallerine rağmen, gözlerinden yaşlar gelecek şekilde gülüyorlar. Biz ne yapacağımızı şaşırdık. ‘Ne oldu?’ diye sorduk. Bir iki tanesi, güçlükle ‘Şoför, şoför…’ diyebiliyor ama yine gülmeye başlıyorlar. Bu şaşırtıcı manzaranın aslını 2-3 dakika sonra öğrenebildik. Meğer şoför, tükürürken minibüsten düşmüş. Hani, bizim şoförlere özgü, giderken kapıyı açıp dışarı tükürme hareketi vardır ya. Baba, dengeyi tutturamamış, tükürükle beraber, gümbürt aşagı düşmüş. Minibüs de kontrolden çıkıp direğe bindirmiş.

Hülya Koçyiğit

18.11.2010

hulya_kocyigit3

12 Aralık 1947 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. İlkokul eğitimini İstanbul ve daha sonra taşındıkları Ankara’da tamamlayan Koçyiğit, Atatürk Kız Lisesi’ne devam etti. Ayrıca Ankara Devlet Konservatuarı Bale Bölümü’nde de eğitim gördü. Hepimizin öğretmeni dediği, Muhsin Ertuğrul’un tavsiyesi üzerine Ankara Devlet Konservatuarı’nda tiyatro eğitimi almaya başladı. İki kızkardeşi de İstanbul Şehir Tiyatroları’nda oyuncu olan Koçyiğit, ablası Nilüfer’in rol aldığı Bir Yetim’in Hasreti filminin setinde Muhterem Nur’un da aralarında olduğu dönemin ünlü oyuncularıyla tanışma fırsatı buldu. Daha sonra Metin Erksan’ın Çocuk Hırsızları filminde oynaması için ablasını seçmesi sayesinde ünlü yönetmenle tanışma fırsatı bulan Koçyiğit için bu tanışıklık hayatının dönüm noktası olacaktı. Koçyiğit, Metin Erksan ve David E. Durston’ın yönetmenliğini yaptığı 1963 tarihli Susuz Yaz filmiyle ilk kez izleyici karşısına çıkmasına rağmen başarılı olmuştu. Erksan’a Berlin Altın Ayı ödülünü kazandıran film, başarısıyla uzun süre konuşuldu. Çünkü bu ödül Türk sinemasına o güne kadar verilen ilk büyük ödüldü.
Henüz öğrenciyken bu denli başarılı bir filmde oynama fırsatı bulan Koçyiğit, eğitim hayatı ve oyunculuk arasında kalmıştı. Bir setten diğerine koşturan Koçyiğit, Yeşilçam’ı seçmeye karar verdi. Çünkü okulla yoğun set trafiğini bir arada yürütememişti.

Susuz Yaz’ın ardından basının yoğun ilgisiyle karşılaşan Koçyiğit için “Yeni bir yıldız doğuyor” ifadesi kullanılıyordu. Ayhan Işık, o dönemin Yeşilçam’ında çalışma standartlarının oluşmasını sağlamak için “Ayhan Işık Kuralları” olarak anılan bir takım kurallar koymuştu. Koçyiğit de Işık’ın ardından gidiyor ve işini saygın biçimde yapmak için bu kurallar doğrultusunda hareket ediyordu.

Vurun Kahpeye, Yıldızların Altında, Yalancı, Hıçkırık ve Dudaktan Kalbe gibi filmlerle sinema izleyicisinin gönlüne taht kurdu. Filmlerinde kendi sesinin kullanılmasını isteyen Koçyiğit, o dönemde bunu uygulayan Sadri Alışık ve Çolpan İlhan’dan etkileniyordu.

1968 yılında Selim Soydan’la dünya evine giren Koçyiğit’in Gülşah adında bir kız çocuğu dünyaya geldi.

Kerime Nadir, Muazzez Tahsin Berkant, Esat Mahmut Karakurt, Halide Edip Adıvar, Peride Celal’in eserlerinin sinemaya aktarılmasında büyük katkısı olan oyuncu, uzun süre roman kahramanlarını canlandırdı. Bunlardan Orhan Aksoy’un romanından beyaz perdeye aktarılan Kezban karakteri, Koçyiğit’e çok yakıştırılmıştı. Zira, Anadolu’dan gelen, taşralı olduğu için horlanan, ancak kendi kendini eğitip zengin olan, o gücü elde ettikten sonra da değişmeyen ve insani değerlerini koruyan bir karakter olan Kezban rolünün kendisine yapıştırıldığını düşünen oyuncu, bundan sıyrılmak için farklı karakterler canlandırmak istiyordu. Kırmızı Fener Sokağı isimli filmde sokak kızı İrma’yı canlandıran Koçyiğit, seyirciden büyük tepki almıştı. Ediz Hun’un annesi ve Cüneyt Arkın’ın metresi rollerinde izleyici karşısına çıkan Koçyiğit, farklı türdeki filmlerde, farklı rollerle oyunculuğunu geliştirme fırsatı bulmuştu.
Hep iyi rollere yakıştırılan ve izleyiciyle kurduğu samimi ilişkiyle adından bahsettiren oyuncu, sinema kariyerinde daha üstün, daha sofistike ve zorlu bir noktada olmak istiyordu. Genellikle Orhan Aksoy’la çalışan oyuncu, Ömer Lütfü Akad’ı da yönetmen olarak çok beğeniyordu.Ünlü rejisörün Gelin, Düğün, Diyet üçlemesinde ve Gökçe Çiçek filmlerinde oynayan Koçyiğit, Akad’dan sinema arayışları konusunda büyük destek aldı. Daha sonra ağırlıklı olarak Şerif Gören’in yönetimindeki filmlerde oynayan Koçyiğit, Almanya Acı Vatan, Firar, Derman, Kurbağalar, Evlidir Ne Yapsa Yeridir gibi önemli filmlerde başrolü üstlendi.

1991’de devlet sanatçısı seçilen Koçyiğit, 1991-1992’de kurucusu olduğu SO-DER’in başkanı oldu. Dört yıl boyunca sürdürdüğü başkanlık görevinden sonra yönetim kurulunda çalışmaya başlayan Koçyiğit, bir dönem siyasi çalışmalar içinde de bulundu.

kaynak : biyografi.info

hulya_kocyigit2   hulya_kocyigit6   hulya_kocyigit4hulya_kocyigit5   hulya_kocyigit7   hulya_kocyigit8

Kamran Usluer

18.11.2010

kamran_usluer2

1937 yılında İzmir’de doğan Kamran Usluer, tiyatronun tozlu sahnelerinde buldu kendini. Yüzlerce oyunda rol aldı. Vanya Dayı, Kral Lear’deki rolleri ile tiyatro severlerin unutulmazları arasındaki yerini aldı.
1972 yılında başladığı Yeşilçam’da birçok filmde yeraldı. En çok Eşkıya’daki Berfo ve Salkım Hanımın Taneleri’ndeki Halit Bey karakterleriyle tanınır.
1973 yılında 5. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde ‘Gelin’ filmindeki rolü ile ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’, 2000 yılında da 12. Ankara Film Festivali’nde ‘Salkım Hanımın Taneleri’ filmindeki rolüyle ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödüllerinin sahibi olmuştur.
İstanbul Şehir Tiyatrolarında uzun süre çalışmış, 2002 yılında yaş haddinden emekli olmuştur.
Ayrıca, kendine özgü ses ve yorumuyla pek çok sinema filminde seslendirme yapmış olan Kamran Usluer beyin kanseri nedeniyle uzun süre tedavi görmüş, ancak 26 Temmuz 2004 tarihinde tedavi gördüğü Bakırköy Acıbadem Hastanesi’nde vefat etmiştir.

kamran_usluer12   kamran_usluer4   kamran_usluer7kamran_usluer32   kamran_usluer11   kamran_usluer61

Politika nedir?

18.02.2010

politika

Politikacı bir bürokrat yoksul bir adamı ziyarete gitmiş demiş ki:
“Senin oğlana bir eş bulalım, zamanı geldi artık.”
Adam: “Ben hayatımda oğlumun işine karışmadım.” demiş.
Bürokrat: “Ama demiş bu kız Rahmi Koç’un kızı”
Adam: “a aaa ..tamam o zaman” demiş ve durumu kabul etmiş.

Sonra bizim bürokrat Rahmi Koç’un evine gitmiş:
“Kızınız için harika bir koca adayı buldum” demiş.
Rahmi Koç şaşırarak: “Ama benim kızım daha çok küçük” diye itiraz etmiş.
Bürokrat: “Ama bu genç adam DÜNYA BANKASI’nda başkan yardımcısı” deyince.
Kızın babası: ” a aaa… tamam o zaman” diyerek duruma hemen razı oluvermiş.

Sonunda bizim bürokrat DÜNYA BANKASI başkanını ziyarete gitmiş ve demiş ki:
“Başkanım, size harika bir başkan yardımcısı adayı buldum”
Başkan: ” İyi ama benim zaten ihtiyacımdan fazla yardımcım var” deyince
Bürokrat: “Ama bu Rahmi Koç’un damadı” demiş.
Başkan da ” a aaaa…tamam o zaman” demiş.

İşte politika budur…

Düğün Videosu

22.11.2009

married

“34 yıllık evliyim, düğün videomuzu tersten oynattıkça inanın mest oluyorum… En sevdiğim yer neresi mi?.. Karım nikah yüzüğünü parmağından çıkarıyor, nikah salonunda geri geri gidip kapıda bir arabaya binip caddelerde kaybolmuyor mu keyiften çıldırıyorum!..”

Kaynak : Yıldırım Tuna

Zehir

24.09.2009

gelin

Uzun yıllar önce Çinde Li-Li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisininde kişiliği tamamen farklıdır buda onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır.

Birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından ev, onun ve kayınvalidesi ile arada kalan eşi içinde cehennem haline gelmistir. Artık birşeyler yapmak gerektiğine inanan genç kadın doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatcıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptığı bir ilaç hazırlar ve bunu 3 ay boyunca hergün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır. Yaşlı adam genç kadına kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler.

Sevinç içinde eve donen Li-Li yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Hergün en güzel yemekleri yaparak kaynanasının tabağına azar azar zehiri damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diyede ona çok iyi davranıyordu. Bir süre sonra kayınvalideside çok değişmişti ve ona kendi kızı gibi davranıyordu. Evde artık barış rüzgarları esiyordu.

Genç kadın kendisini ağır bir yük altında hissetti. Yaptiklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tuttu ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir için yalvardı. Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordu. Yaşlı adam, yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran Li-Li ye baktı ve kahkahalarla gülmeye başladı.

Sevgili Li-Li dedi ;
Sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret.
Gercek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça oda dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı, böylece siz gerçek bir ana kız oldunuz dedi.

Gül veren elde, gül kokusu kalır.

Sevgilin Annene benzerse

15.07.2009

gelinkaynana

Delikanlı evlenmek için kimi getirirse getirsin, bir türlü annesini razı edemiyormuş..

Yakın bir arkadaşı

– “Bak sana benden bir tavsiye..” demiş, “Öyle bir kız bul ki aynen annene benzesin.. Göreceksin annen ona bayılacak..”

Delikanlı hayli araştırdıktan sonra bir gün gerçekten öyle bir kız bulmuş.. Görünüşü, konuşması, giyimi hatta yemek yapması bile bire bir annesi… Telefonda bunu arkadaşına anlatmış,

– “Ee.. Vaziyet iyi o zaman..” demiş arkadaşı..

– “Yok!” demiş delikanlı hayli sıkıntılı, “Babam kızdan nefret ediyor!”

Dinlemek Lazım…

22.05.2009

dugun

– iyi ki dügünümüzü belçika’da yapalιm demissin goncagül

– Güzel oldu, degil mi muhittin?

– Evet canιm, herkes dιsarda evleniyor, bizim neyimiz eksik?

– Beni kιrmadιgιn için tesekkür ederim.

– Sen istersin de ben yapmam mι bitanem?

– Muhittin, sana geçmisimle ilgili bir sey anlatmak istiyorum.

– Önce duvagιnι çözseydik goncagülüm.

– Çözeriz, dur bi… çok önemli bu.

– E, ama sιrasι mι simdi? neyse, anlat bari.

– Ben küçükken tacize ugradιm.

– Çok üzüldüm bebegim. ama su an kendini iyi hissediyorsan önemli degil.

– Simdi iyiyim de bunlarι bilmen lazιm.

– Yakιnlarιndan biri tarafιndan mι?…

– Yok, bi bakkal vardι bizim mahallede…

– Bakkal mι?

– Evet. elma sekeri satιyordu, güzel çikolatalar filan.

– eee?

– iste, bi gün bana, tarιk depoya gelsene dedi.

– Tarιk kim?

– Anlatacagιm bi tanem, sakin ol bi.

Kaynana Olmak…

22.05.2009

kaynana

Genç bir çocuk heyecanla annesine gelir, aşιk olduğunu, evlenmek istediğini ve onu tanιştιrmak istediğini söyler. Ama sadece eğlence olsun diye eve 3 kιz arkadaşιyla birlikte geleceğini ve annesinin evleneceği kιzι tahmin etmesini ister.

Ertesi gün 3 güzel kιzla eve gelir. Yemek yerler, Otururlar, sohbet ederler. Bir süre sonra çocuk heyecanla annesine sorar;
“Tahmin ettin mi”
Anne duraksamadan cevap verir:
“Kιzιlsaçlι olan”
Çocuk hayretle annesine sorar:
“Inanιlmaz, nasιl bildin?”
Anne cevap verir:
“Bir tek ondan hoslanmadιm..”