Arama:

Etiket Bulutu







‘hababam sınıfı’

Adile Naşit

18.11.2010

adile_nasit1

17 Haziran 1930’da Istanbul’da doğan Adile Naşit, tiyatrocu bir aileden gelmiştir. Babası ünlü komedyen Komik-i Şehir Naşit, annesi de Ermeni tiyatro oyuncusu Amelya Hanım’dır. Ağabeyi Selim Naşit ve 1950’de evlendiği eşi Ziya Keskiner de tiyatro sanatçısıdır.
Babası öldükten sonra okulunu bırakan Adile Naşit 14 yaşında İstanbul Şehir Tiyatroları, Çocuk Tiyatrosu’na girdi.
Halide Pişkin’in grubunda “Herşeyden Biraz” oyunu ile İstanbul turnesine çıkan Adile Naşit sonradan Muammer Karaca’nın tiyatrosunda çalıştı.
1948-1951 arasında komedyen Aziz Basmacı ve Vahi Öz ile birlikte kurdukları toplulukta çalışan sanatçı, sonradan 1954’te döndüğü Muammer Karaca tiyatrosunda 1960’a kadar oyunlarda rol aldı.
1961’de eşi Ziya Keskiner ve ağabeyi Selim Naşit Özcan ile birlikte kurdukları Naşit Tiyatrosu dağıldıktan sonra, 1963’te girdiği “Gazanfer Özcan – Gönül Ülkü” tiyatrosunda, 1975’e kadar aralıksız olarak uyunlarda oynadı.
Sinemaya girişi de 1947 yılında Seyfi Havaeri’nin yönettiği Yara filmiyle olmuştur ancak 1970’lerde filmlerde oynamaya başlamıştır.
Adile Naşit eşi Ziya Keskiner’in Temmuz 1982’deki ölümünden sonra 16 Eylül 1983 tarihinde Cemal İnce ile gizlice evlendi.
Oyunlarında ve sinema filmlerindeki anne tiplemesi, kendine has üslûbu ve kahkahası onu Türk Sinemasının unutulmaz isimleri arasına yerleştirmiştir.
1976’da İşte Hayat adlı filmdeki rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.
Hababam Sınıfı film serisindeki rolüyle büyük beğeni kazandı. 1978’de Uluslararası Sanat Gösterileri’nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı.
Daha çok Ertem Eğilmez ve Kartal Tibet’in çektiği güldürü filmlerinde oynamıştır.
Masalcı Teyze TRT’de 1980 yılında T.R.T Ankara Televizyonu prodüktörlerinden İlhan Şengün’ün (1946-2003) yapımcısı olduğu; Uykudan Önce isimli çocuk programıyla anılmaya başladığı isimdir.
Masal ve öykü anlattığı bu program çocuklar tarafından büyük ilgi görmüştür.
Sinema dünyasında, Rıfat Ilgaz’ın ünlü eseri Hababam Sınıfı’ndan uyarlanan filmlerdeki müstahdem Hafize Ana rolü ile olduğu kadar,
Münir Özkul ile karşılıklı oynadığı filmlerdeki “Anne” rolleriyle de ünlenen Adile Naşit 11 Aralık 1987’de doğduğu şehir olan İstanbul’da 57 yaşındayken bağırsak kanseri sonucu hayatını kaybetmiştir.

adile_nasit12   adile_nasit8   adile_nasit41adile_nasit6jpg   adile_nasit31   adile_nasit10

Ahmet Arıman

18.11.2010

ahmet_ariman10

27/11/1955 tarihinde İstanbul’un Fatih ilçesinde dünyaya merhaba diyen Ahmet Arıman, daha sonra Bakırköy ilçesine taşınmıştır. 40 yılı aşkın süre Bakırköy’de yaşayan sanatçı, orta okul yıllarında müziğe olan ilgisiyle çeşitli eğitim dershaneleri derken, 1972 yıllarında orkestra hayatına başlamıştır.
Bir turnede Münir Özkul ile çalışan sanatçı turne sonunda Hababam Sınıfı’nın “Hayta İsmail”i olur, ünlü yönetmen onu bu karaktere uygun görmüştür.
O dönemde Arzu Film’in en fazla beğenilen filmlerinde oynar, (Gülen Gözler, Neşeli Günler, Bizim Aile, Sultan ) bunlardan birkaçıdır .
Ertem eğilmezin vefatı ile sanki bir aile dağılmıştır ve artık bu tarz filmlerde çekilmez olur.
Sanatçımızı, askerden gelmiş sahnesinde, arkadaşlarına verdiği nasihatlerden, Cici Kızlar benzetmesinden ve daha bir çok film karesinden hatırlar, güler ve duygulanırız.
Sahne çalışmalarına devam eden sanatçımız, festivallerde, konserlerde ve çeşitli organizasyonlarda sevenleri ile buluşmaya devam ediyor.


Hababam’ın ilk askeri… Hayta İsmail’in unutulmaz repliği;
Paşa Nuri: Defterleri kitapları kaldırın…çıkarın kağıtları.. yazılı yapıcam.
Hayta İsmail: Hocam..
Paşa Nuri: Nooldu oğlum.
Hayta İsmail: Hocam biz biz öyle bir nesiliz ki hocam.
Paşa Nuri: Ne diyorsun oglum.
Hayta İsmail: biz, biz…çok şanssız bir nesiliz hocam. biz o günleri göremedik…aaah ulan karnıma nooldu be…biriniz devam etsin olum…

ahmet_ariman9   ahmet_ariman181   ahmet_ariman1ahmet_ariman6   ahmet_ariman61   ahmet_ariman82

Ahmet Sezerel

18.11.2010

ahmet_sezerel0

İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde 23 Temmuz 1953’te doğan sanatçının çocukluk yılları İstanbul’da geçti. İlköğretim ve liseyi İstanbul’da okudu.
Üniversiteyi Ankara’da okudu. Oyunculuğa yöneldi. İlk önce tiyatrolarda oyunculuk yaptı. Cennetin Çocukları filmiyle sinemaya giriş yapan Ahmet Sezerel,
Hababam Sınıfı Uyanıyor ile ünlendi. Aile Şerefi ve Gülen Gözler filmlerinde usta oyuncularla bir arada oynadı.
Gülen Adam filminde gülen adamın arkadaşı rolünde oynadı. Son olarak Aşkın Dansı filminde başrolde oynadı.
1982 yılında kurduğu Taksim Sanat Evi ile restorancılığa adım atan Ahmet Sezerel bugün hâlen 1985 yılında kurulan Torba Sanat Evi’ni işletmeye devam etmektedir.

ahmet_sezerel81    ahmet_sezerel21    ahmet_sezerel31

Ayşen Gruda

18.11.2010

aysen_gruda32

30 Kasım 1945’te istanbul’da doğdu. Komedi yeteneği, çocuk yaşta Yeşilköy’deki evlerinde Ermeni komşularının taklidini yaparken ailesi tarafından keşfedildi.
Kardeşi Ayben Erman ve Ayten Erman da kendisi gibi oyuncu olacaktı.
Televizyon için yaptığı skeçlerden birinde canlandırdığı “Domates Güzeli Nahide Şerbet” karakterinden sonra lakabı “Domates Güzeli” olarak kaldı.
“Mum Söndü”, “Deve Kuşu Kabare”, “Hababam Sınıfı Müzikali”, “Yedi Kocalı Hürmüz” gibi kabare ve müzikallerde yer aldı.
Tiyatronun yanıda birçok televizyon programında skeçlerde ve dizilerde oyunculuk yaptı.
Sinemada “Tosun Paşa”, “Süt Kardeşler”, “Şabanoğlu Şaban”, “Hababan Sınıfı”, “Neşeli Günler” gibi birçok klasikleşmiş Türk sineması örneklerinde oynadı.
1975 yılından beri 40’dan fazla filmde rol alan sanatçının en son rol aldığı sinema yapımı “Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu” adlı film oldu.
Ayşen Gruda, Türk sinemasının sevilen kadın oyuncularından biriydi ve her zaman bir başrol oyuncusu kadar dikkat çekti.
Onun hakkında herkesin merak ettiği tek bir konu var: Yıllarca yan karakterlerde oynayan bir oyuncu olarak ayakta kalmayı nasıl başarmıştı? Ne hokka gibi burnu, ne de yay gibi kaşları vardı; ama ekrana yakışan yüzü ve karizmasıyla oyunculuğunu konuşturuyordu.
Bu nedenle, kadın komedyen deyince akla gelen ilk isimlerdendir.

aysen_gruda12 aysen_gruda1   aysen_grudaaysen_gruda5   aysen_gruda71   aysen_gruda81

Ergin Orbey

18.11.2010

ergin_orbey2

14 Ağustos 1936, İstanbul’da doğdu.
Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra iki yıl İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro bölümü’nü okudu.
Ankara Devlet Konservatuarı Yüksek Bölümü’nü bitirdi. 1961 yılından 1965 yılına kadar Devlet Tiyatrolarında çalıştı. 1967′ den başlayarak çeşitli özel tiyatrolarda oyunculuk, yönetmenlik ve sanat yönetmenliği yaptı. 1971 yılından sonra bu çalışmalara yönetmen senarist ve oyuncu olarak sinemayı ekledi. 1978 yılında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne atandı.
31 Mayıs 1978 – 31 Aralık 1979 tarihleri arasında iki yıl sürdürdüğü Genel Müdürlük görevi sırasında Ankara Devlet Konservatuarında Mimik ve Sahne Dersleri öğretmenliğine devam etti. Yapmış olduğu tüm bu çalışmalar sanatçıya ulusal ve uluslararası 11 ödül kazandırdı.
Yeşilçamda senarist ve yönetmen olarak görev aldığı dönemde çeşitli filmlerde oynamıştır.
Sinemasevler kendisini Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Uyanıyor ve Hababam Sınıfı Tatilde filmlerinde milli eğitim müfettişi Hüseyin Şevki Topuz, Tosun Paşa filminde Tellioğlu Vehbi, Süt kardeşler filminde Damat Bayram, Şabanoğlu Şaban filminde Kumandan Hüsamettin’in çakmak zannettiği tabanca ile vurduğu adam, Aynı zamanda yönettiği Meraklı Köfteci filminde ruh doktoru rolleri ile hatırlarlar.

Türk tiyatrosunun duayen ismi Orbey, 18 Temmuz 2012 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.

 

ergin_orbey1  ergin_orbey3  ergin_orbey51ergin_orbey9  ergin_orbey8  ergin_orbey62

Feridun Şavlı

18.11.2010

feridun_savli

1953 Burdur doğumlu “Hababam Sınıfı”nda “domdom” olarak bilinen oyuncu, Hababam Sınıfı’nın vazgeçilmezlerindendi.
Hababam serisi dışında Kemal Sunal filmi ‘100 Numaralı Adam’ da Kemal Sunal’ın kardeşi Tuncay, Neşeli Günler’de Münir Özkul’un oğlu Yaşar rolünde karşımıza çıkar.
Önce bir trafik kazası geçirmiş ve kolunu kaybetmiş, birkaç yıl sonra da kalp krizi geçirerek 1996’da vefat etmiştir.

 

 

feridun_savli1   feridun_savli3   feridun_savli91

Halit Akçatepe

18.11.2010

halit_akcatepe2

1 Ocak 1938’de Ünye’de doğdu. Refik Halit Karay Mektebi’nden sonra Konservatuar eğitimi almaya başladı. Saint Benoit Fransız Lisesi’nden mezun oldu. Tiyatrocu bir ailenin çocuğu olan, dolayısıyla kamerayla ve sahneyle çok erken tanışan Halit Akçatepe, bir ömrü tiyatro salonlarında ve setlerde geçirmiş bir usta.
Sanat yaşamına 1956’da “Süt Kardeşler” oyunuyla atıldı. Dostlar Tiyatrosu kadrosunda yer aldı. Tiyatronun yanı sıra sinema oyunculuğu yaptı. İlk filmlerinde figüran olarak rol aldı. Daha sonra duygusal komedilerde karakter rolleri canlandırdı.
O Ağacın Altında, Mavi Boncuk, Tatlı Dillim, Gülen Gözler, Şaban Oğlu Şaban, Tarkan Altın Madalyon, Ah Nerede Vah Nerede, Salak Milyoner, Süt Kardeşler, Köyden İndim Şehire, Dokunmayın Şabanıma, Bizim Aile gibi neredeyse her akşam televizyonlarda birinden birine tesadüf ettiğimiz onlarca Yeşilçam klasiğinde rol alan Halit Akçatepe, Hababam Sınıfı filminde oynadığı “Güdük Necmi” karakteri ile adını Türk sinemasına altın harflerle yazdırdı.
Ertem Eğilmez imzalı 1975 yapımı filmde bir lise öğrencisini canlandıran sanatçı filmin çekildiği tarihte 37 yaşındaydı.
İkibinli yıllarda çekilen Hababam Sınıfı Merhaba, Hababam Sınıfı Askerde, Hababam Sınıfı Üç Buçuk adlı filmlerde de rol alan Akçatepe, Kaygısızlar, Şaban Askerde, Bizimkiler gibi televizyon dizilerinde de yer aldı.

Unutulmaz sinema sanatçısı Halit Akçatepe 31 Mart 2017 ‘de, İstanbul’da aramızdan ayrılmıştır.

halit_akcatepe1   halit_akcatepe3   halit_akcatepe4halit_akcatepe5   halit_akcatepe11   halit_akcatepe8

İlyas Salman

18.11.2010

ilyas_salman6

1954 yılında Malatya ilinin Arguvan ilçesi Asar Köyü’nde doğdu. Malatya Turan Emeksiz Lisesi’nden mezun oldu, konservatuarda eğitim görürken son sınıfta okuldan kovuldu. Oyunculuğa İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda başladı. Uzun yıllar sinema oyunculuğu yaptı. Sinemada köylü tiplemeleri ile tanındı. Alevi Kökenlidir

Sinema oyunculuğunun yanı sıra yönetmenliğini yaptığı iki sinema filmi bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli tarzda şiirleri ve türkü albümleri bulunmaktadır. 1997-2000 yılları arasında 3 yıl boyunca Ankara Birlik Tiyatrosu’nda sahneye çıkmıştır. Son olarak İleri Yayınları’ndan Hasretim Sansürlüdür isimli şiir kitabı çıkmıştır.

Devrim adında bir kızı, Temmuz Ali adında bir oğlu vardır.

Türksolu adlı dergide yazı yazmaktadır. Bu dergideki makalelerinden oluşan Kırmızı Beyaz isimli bir kitabı çıkmıştır.
1 Ekim 2009 tarihinden itibaren Bakırköy Sanat Merkezi’nde Ahmed Arif’in “Hasretinden Prangalar Eskittim” kitabından şiirler okuyacağı “Karanfil Kokuyor Cıgaram” isminde bir gösteri sahnelemeye başlamıştır. Gösterinin görsel yönetmeni oğlu Temmuz Salman’dır. Kızı Devrim Salman ise gösteride solistlik yapmaktadır.

Aldığı Ödüller
1993 Ankara Film Festivali, “En İyi Erkek Oyuncu” Ödülü, Fikrimin İnce Gülü – Sarı Mercedes
2007 Ankara Uluslararası Film Festivali, Ulusal Uzun Film Yarışması “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” Ödülü, Sis ve Gece

kaynak : ilyassalman.net, wikipedia

ilyas_salman7   ilyas_salman8   ilyas_salman2ilyas_salman4   ilyas_salman11   ilyas_salman1  

Kemal Sunal

17.11.2010

kemal_sunal1

Türk sineması’nın en büyük komedyenlerinden biri olan Sunal, 11 Kasım 1944 tarihinde doğdu. Vefa Lisesi’nden mezun olan oyuncu, 1992 yılında çıkan öğrenci affından yararlanarak, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümü’ne 2’inci sınıftan devam eden Kemal Sunal, 1995’te mezun olup, azimli ve kararlı olanın elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağını, 51 yaşında üniversite bitirerek göstermişti. 25 yıl sonra bıraktığı yerden üniversite eğitimine başlayan Kemal Sunal, lisans teziyle kendi izini sürdü. Öğrenci Kemal Sunal’ın hazırladığı “Televizyon ve Sinema’da Kemal Sunal Güldürüsü” isimli tezi, onun kendine yönelik bıraktığı en önemli eseri oldu.

Sanat hayatı, Vefa Lisesi’nde amatör olarak “Zoraki Tabip” adlı tiyatro oyunuyla başladı. 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu’nda çalıştıktan sonra uzun süre Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda, kısa süre Ayfer Feray Tiyatrosu’nda, son olarak da Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda görev aldı. 1973 yılında Ertem Eğilmez’in yönettiği “Tatlı Dillim” adlı filmle sinemaya adımını attı ve kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı.

1974 yılında evlendi. Ali ve Ezo adlarında, biri kız diğeri erkek iki çocuğu oldu. 1977’de Antalya Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Sunal, oyunculuğu ve özellikle değişik tiplemesiyle Türk sinemasında komedi oyunculuğuna yeni bir soluk getirdi.

Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 7’den 70’e herkesin sevgisini kazandı.

Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı. 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka adlı filmin çekimlerine başlamak için Trabzon’a gitmek üzere bindiği uçakta kalkıştan hemen önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Kemal Sunal, Türk sinema tarihinin en büyük iz bırakan şahsiyetlerinden biri oldu. Sinemaların “yabancı filmlerle” işgal edildiği bir dönemde, bizden, içimizden bir figür olarak ortaya çıktı ve kitleleri sinemalara çekti.
Onu unutmamız mümkün değil!

kemal_sunal8   kemal_sunal5   kemal_sunal11kemal_sunal9   kemal_sunal3   kemal_sunal10

Münir Özkul

17.11.2010

munir_ozkul4

15 Ağustos 1925 tarihinde İstanbul’un Bakırköy semtinde, eski Osmanlı paşalarından birinin torunu olarak dünyaya geldi. İstanbul Erkek Lisesi’ndeki eğitiminin ardından oyuncu olmaya karar vererek gözünü sahnelere dikti.
İlk amatör sahne deneyimlerini Bakırköy’de bulunan Halkevi’nde gerçekleştiren Özkul, İstanbul Devlet Tiyatrosu, Ankara Devlet Tiyatrosu, ardından da İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda profesyonel oyunculuk kariyerine devam etti.
Artık bağımsız çalışabilecek düzeye geldiğine kanaat getirerek, özel sektöre geçiş yaparak Ses Tiyatrosu’nda sergilenen oyunlarda rol almaya başladı. Daha sonra geçiş yaptığı Küçük Sahne, genç oyuncunun kariyerinin yükselişinde bir dönüm noktası oldu. Çünkü, ilk defa önemli bir oyunda rol alma şansı doğdu. Sadri Alışık, Nevin Akkaya, Şükran Güngör ve Cahit Irgat gibi güçlü oyuncularla, yönetmenliğini Muhsin Ertuğrul’un yaptığı ve Steinbeck’in aynı adlı romanından tiyatroya uyarlanan “Fareler ve İnsanlar”da oynadı. Küçük Sahne’de ayrıca, “Yarış”, “Onikinci Gece”, “Aşağıdan Yukarı” ve “Karışık İş” gibi başarılı oyunlarda da yer aldı.

Tiyatro sahnelerinden “tesadüfen” film setlerine geçişi 40’lı yılların sonuna denk düşen Özkul, askerliğini yaptığı dönemde, biraz da komik bir anı olsun diye “Vatan ve Namık Kemal” adlı filmde, figüran olarak kamera karşısına geçti ve rol aldığı 400’ün üzerinde filmle, Türk sinemasına damgasını vuran önemli karakter oyuncuları arasına girmesini sağlayacak sinema serüveni böylece başlamış oldu.
munir_ozkul22

İlk olarak beyaz perdenin siyah-beyaz karelerinde küçük rollerle karşımıza çıkan Özkul, ilk defa 1950 yılında, senaryosu İhsan Koza ile Nazım Hikmet tarafından yazılan ve Vedat Ar’ın yönetmenliğinde çekilen “Üçüncü Selim’in Gözdesi” adlı bir İpek Film yapımında yer aldı. Hemen ardından, 1951’de, yine birer İpek Film yapımı olan “Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan” ile “Lale Devri”nde yardımcı oyuncu olarak kamera karşısına geçen Özkul, aynı yıl, Muhsin Ertuğrul’un yönetmenliğinde çekilen “Evli mi Bekar mı” ve Baha Gelenbevi’nin yönettiği “Barbaros Hayrettin Paşa” adlı filmlerde başrol oynadı.
Yabancı sinemanın tipik karakterlerinden etkilenen Türk sinemasında, Burhan Felek tarafından Lorel-Hardi ikilisinin kendi kültürümüze uyarlanmasıyla dönüştüğü Edi-Büdü ikilisinin 1952 yılında sinemaya aktarılmış versiyonu olan “Edi ile Büdü Tiyatrocu” ve “Edi ile Büdü” filmlerinde Vasfi Rıza Zobu ile birlikte rol alan Özkul, artık sinema çevrelerinde adını duyurmaya, halktan büyük ilgi görmeye başlamıştı. İlk yıllarında genellikle İpek Film yapımlarında yer alan oyuncu, çoğu zaman komedi türü filmlerde rol aldı. Özellikle mimikleriyle, samimi tavırlarıyla halk tarafından kısa sürede benimsendi. Ancak asıl başarısını Arzu Film yapımlarıyla yakaladı. 1953 yılında, Muhsin Ertuğrul’un yönettiği “Halıcı Kız” filminde yer aldıktan sonra kariyerinin önü iyice açıldı. Aynı yıl, fantastik bir komedi olan ve senaryosu yine İhsan İpekçi ile Nazım Hikmet tarafından yazılan “Balıkçı Güzeli/1002. Gece” ve ardından, 1956’da çekilen “Kalbimin Şarkısı” adlı duygusal film ile karakter oyunculuğuna doğru yönelişe geçen Özkul, “Miras Uğrunda” ve Zeki Müren’in başrolünü oynadığı “Altın Kafes” ile oyunculuk gücünü ortaya koyarak; dram, duygusal, komedi gibi farklı türlerde her kalıba girebilen bir oyuncu olduğu kanısını pekiştirmeye başladı.
munir_ozkul21

Sinema çalışmalarının yanı sıra, gönül verdiği tiyatro sahnelerini de bırakmayan Özkul, 1957 yılında Devlet Tiyatroları’nın yönetmenliğine getirildi. Sanat kariyerinde adeta bir atılım olarak değerlendirilebilecek bu gelişmenin ardından, Küçük Sahne’yi terk etmek zorunda kaldı. Bu durum, sanatçının profesyonel oyunculuğa adım attığı Küçük Sahne’nin, ustasını kaybetmesiyle birlikte daha fazla tutunamayarak dağılmasına neden oldu.
1960 ile 1970 yılları arasında kırkın üzerinde filmde rol alan Özkul, daha önce Atlan Karındaş’la birlikte tiyatro sahnesine de aktardığı ve oyunun inanılmaz başarısı sonucunda, 1971 yılında Türk tiyatro ve ortaoyunu üstadı İsmail Dümbüllü’den “ortaoyuncular kavuğu”nu devralmasını sağlayan, Sadık Şendil’in yazdığı “Kanlı Nigar” adlı muhteşem eserin sinema versiyonunda da yer aldı. 1968 yılında, Ülkü Erakalın’ın yönetmenliğinde çekilen filmde, Belgin Doruk ve Selma Güneri’yle birlikte rol aldı. Türk sinemasının en verimli dönemlerinden olan 70’li yıllara gelindiğinde, geniş bir oyuncu kadrosuna sahip, aile filmlerinde rol almaya başlayan Özkul, özellikle Adile Naşit’le iyi bir ikili oluşturdu ve bu ikili halk tarafından da çok sevildi; benimsendi. Yakışıklı olmasa da, hatta çirkince bir yüze, uzun ve ince bir fiziğe sahip olsa da birkaç filmde jön rollerde yer alan ve hiçbir zaman kötü rollere yakıştırılamayan Özkul, özellikle bu yıllarda Türk sinemasının klişe konularında “fakir ama gururlu”, iyi kalpli, babacan karakterleri canlandırdı.
Münir Özkul, 1972 yılında, başrollerini Hülya Koçyiğit ile Tarık Akan’ın paylaştığı “Sev Kardeşim” adlı Ertem Eğilmez filmindeki başarılı performansıyla, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülüne layık görüldü.
70’li yıllarda, Ertem Eğilmez imzalı filmlerde unutulmaz rollere hayat veren, ağlatan duygusal replikleri o etkileyici sesiyle Türk izleyicisinin hafızasına kazıyan Özkul, “Neşeli Günler”, “Mavi Boncuk”, “Aile Şerefi”, “Gırgıriye” serileri, “Gülen Gözler” ve “Bizim Aile” gibi filmlerle karakter oyunculuğundaki ustalığını ortaya koydu. Sanatçının unutulmaz rolleri arasında zirveyi ele geçirmesine, “Hababam Sınıfı” seri fimlerinde canlandırdığı, disiplinli, ancak yufka yürekli öğretmen “Kel Mahmut” karakteri oldu. Öyle ki, bu tipleme neredeyse adını aşarak sanatçının lakabı haline geldi ve bu şekilde anılmaya başlandı.
munir_ozkul17

80’li yıllarda duraklama dönemine giren Yeşilçam’da video filmlerine yönelişi izleyen Özkul, bu dönemde kalitesi düşük birtakım sinema ve video filmlerinde rol aldı. Ardından, tek televizyonlu dönemin sonlarına doğru dizi çekimlerinin artış göstermesiyle birlikte, 1987 yılında TRT’de yayınlanmak üzere çekilen “Uzaylı Zekiye” adlı dizi için kamera önüne geçti. Bu dizinin ardından birkaç filmde daha rol alan ünlü oyuncu, içkiye olan düşkünlüğünün de etkisiyle sağlığı ile ilgili sorunlar yaşamaya başladı ve özel projeler dışında herhangi bir çalışma yapmadı.

1995 yılında, Kemal Sunal’la birlikte, “Şaban ile Şirin” adlı filmde yer aldı.
90’lı yılların ikinci yarısında, bilhassa özel televizyon kanallarının sayısı artış gösterdikçe, Yeşilçam’a olan rağbet azalmış; televizyon ekranlarına yönelik çalışmalar; özellikle de dizi yapımları ön plana çıkmıştı. Ancak bu furyadan kendini uzak tutan Özkul, 1996’da, izleyiciden büyük ilgi gören ve senaryosu Kandemir Konduk tarafından yazılan “Ana Kuzusu” adlı dizide Perihan Savaş ve Ayşen Gruda ile birlikte rol aldı. Aynı yıl, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle, jübilesini yaparak tiyatro sahnelerine veda etti.
Yaşamı boyunca pekçok tiyatro ve sinema yapımında emeği geçmesine rağmen, zaman zaman ciddi maddi zorluklar içine girmiş olan Özkul’a, bu geceden elde edilen gelirle bir ev alındı.

Yine 1996 yılında, Veli Çelik’in yönetmenliğinde çekilen televizyon filmi “Ay Işığında Saklıdır”da, Aydan Şener ve Toprak Sergen’le birlikte yer aldı. Ardından, 1998 yılında, Hamdi Alkan’ın “Reyting Hamdi” adlı televizyon eğlence programında, kısa bir süre için Yarmagül tiplemesinin dedesi rolünü canlandırdı.
Usta oyuncunun son kez beyaz perdede göründüğü sinema yapımı ise, 2000 yılında Serdar Akar tarafından çekilen “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” oldu.
Sanat yaşamı boyunca 400’e yakın sinema filminde ve sayısını kendisinin bile tam olarak bilmediği sayıda tiyatro oyununda rol alan Münir Özkul adına, 26 Mart 2005 tarihinde İstanbul Beylikdüzü Academia Center içerisinde “Münir Özkul Sahnesi” açılmıştır. Mankenlik ve CNN Türk’te televizyon programcılığı yapan kızı Güner Özkul’un girişimiyle, 2005 yılında, sanatçıyı birçok yönden ele alan ve yaşamının bir dönemine farklı şekillerde tanıklık etmiş kişilerin kaleme aldığı yazılardan derlenmiş, “Aktör Dediğin Nedir Ki? / Münir Özkul Kitabı” adlı bir kitap yayımlanmıştır. 1998 yılında, T.C. Kültür Bakanlığı, Münir Özkul’a Devlet Sanatçısı ünvanını vermiştir. Özkul, İsmail Dümbüllü’den aldığı ünlü kavuğu, 1989 yılında tiyatro oyuncusu Ferhan Şensoy’a devretmiştir. 1991 yılında ise, en önemli tiyatro ödülleri arasında gösterilen, Dümbüllü Ödülü’ne layık görülmüştür. 8 Nisan 2007 tarihinde, Mizah Üretenler Derneği, Karikatürcüler Derneği ve Bakırköylü Sanatçılar Derneği tarafından ortaklaşa düzenlenen “II. Mizah Ödülleri” töreninde, Münir Özkul Özel Ödülü, ünlü tiyatrocu Nejat Uygur’a verilmiştir.

munir_ozkul9   munir_ozkul10   munir_ozkulmunir_ozkul11   muniz_ozkul12   munir_ozkul3