Arama:

Etiket Bulutu







‘hayallerim aşkım ve sen’

Engin İnal

18.11.2010

engin_inal1

1942 yılında doğan sanatçı, Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Fransız Edebiyatı ve Mukayeseli Roman Dilleri Filolojisi bölümünü bitiren sanatçı, bir süre eğitim alanında çalıştı. Galatasaray Lisesi Fransızca Öğretmenliği, Yabancı Diller Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi, Marmara Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı’nda Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 50 kadar kitap ve ansiklopedinin çevirisini de yapan Engin İnal; bir de senaryo yazdı.
1965 yılında “Sevgili Öğretmenim” filmiyle sinema oyunculuğuna başladı.
“Kuyucaklı Yusuf”, “Suçumuz İnsan Olmak”, “Bir Avuç Gökyüzü”, “Biri ve Diğerleri”, “Hayallerin Aşkım ve Sen”, gibi filmlerde rol alan Engin İnal, 1985 yılında “Bir Kadın, Bir Hayat” filmindeki rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü kazanmıştı.
Sosyal yaşamında da oldukça etkin olan İnal, motosiklet, ralli pilotluğu, yüzme ve eskrim gibi sporlarla ilgileniyordu.
Kanser nedeniyle 20 Haziran 2004 yılında yaşamını yitirdi.

 engin_inal6   engin_inal4   engin_inal2

Türkan Şoray

16.11.2010

turkan_soray2

28 Haziran 1945’de devlet demir yollarında memur olan Halit Şoray ve ev hanımı Meliha Şoray’ın kızı olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Ekonomik açıdan sıkıntılar yaşayan bir ailesi olan Şoray, İlköğrenimini 1956’da Feriköy İlkokulu’nda tamamladı. Bir süre sonra Babası işini bırakıp polis memuru oldu, annesi ise bir lastik fabrikasında çalışmaya başladı. Zorlu yaşam koşulları sebebiyle Şoray, küçük yaşta evin işleriyle ilgilenmek zorunda kalmıştı. 1954’te kız kardeşi Nazan Şoray dünyaya geldikten sonra anne babası arasındaki geçimsizlik üst noktalara ulaştı ve çift boşanma kararı aldı. Boşanma sonrası Karagümrük’teki Sarmaşık Sokak’a taşınan aileyi yine zorlu günler bekliyordu.
Şoray’ın ev sahiplerinin kızı Emel Yıldız’la taşınması hayatının dönüm noktalarından biri olacaktı. Emel Yıldız sayesinde Yeşilçam’a adım atan Şoray’ı, o dönem Nisan Haper’in asistanı olan Türker İnanoğlu keşfedecekti. “Köyde Bir Kız Sevdim” filmindeki rol için Şoray’a şans verildi. İlk filmi için kamera önüne geçen Şoray’ı sinemada uzun soluklu bir kariyer dönemi bekliyordu. O dönemde henüz 15 yaşında olan Şoray, ilk filminden sonra yeni teklifler almaya başlamıştı. Aşk Rüzgarı ve Utanmaz Adam filmlerinden sonra basının da dikkatini çekmeye başladı. Dönemin ün yapmış haftalık popüler dergilerinden “Sinema” için kapak kızı seçildi. Şoray’ın 15 Mart 1961’de basılan dergiyle artık yüzü tanınmaya başlamıştı. Sinema dergisinin ardından Artist, Büyük Gazete ve Ses gibi yayınlarda da görüldü.

Eylül 1962’de bir film setinde tanıştığı Rüçhan Adlı’nın Şoray’ın hayatında önemli bir rolü olacaktı. Rüçhan Adlı’nın evli olması nedeniyle magazin basınında haklarında birçok şey yazılıp çizilen çift, tüm olumsuzluklara rağmen birlikte olmayı seçmişlerdi. Şoray’ın Sultan olarak anılmasında ve “Şoray Kanunları” olarak nitelendirilen kurallarının oluşmasında Rüçhan Adlı’nın büyük rolü oldu. Şoray, Otobüs Yolcuları ndan sonra, kendini iyice yetiştirmiş olduğu görülen Acı Hayat’ta rol aldı. Sinema yazarları tarafından “Yılın filmi” seçilen Acı Hayat, Şoray’a 1964’te I. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandırdı. Filmografisi için oldukça önemli olan bu filmdeki rolüyle sinema eleştirmenleri ve senaristlerden büyük övgüler aldı. O Ortık Türk Sinemasının Sultan’ı olmuştu. Dönemin ünlü yapımcıları ve film şirketi sahipleri Murat Köseoğlu (Aca Film), Osman Seden (Kemal Film), Nevzat Pesen (Pesen film) Şoray’ı filmlerinde oynatabilmek için birbirleriyle yarışıyorlardı. Oyuncu 60 lı yıllara çok kısa sürede damgasını vurmuş, 1965’te Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın’la birlikte Türk sinemasının en iyi dört kadın oyuncusundan biri olmuştu. Aynı yıl rol aldığı “Sürtük” adlı film, Türk sinema tarihi açısından önemliydi, zira inanılmaz bir seyirci rakamına ulaşmış, Şoray’ı büyük bir yıldız yapmış ve gazino filmleri dönemini başlatmıştı. Ancak 1966’dan sonra yapımcıların para makinesi olarak gördüğü Şoray, ardı ardına benzer konulu filmler çekmeye başlamıştı ve sinemalarda sadece Şoray filmleri gösteriliyordu.

70’lerin başında yine zirvede görünen Şoray, 1972 yılıyla birlikte mesleki yaşamında yeni bir döneme başladı. Zira film sayısını ciddi anlamda azaltma kararı almıştı. Aynı yıl çektiği “Cemo” ve “Dönüş” filmleriyle başarı kazanan Şoray için “Dönüş” filmi ayrı bir önem taşıyordu. Çünkü oyuncunun ilk yönetmenlik deneyimiydi. Tepkilerle karşılaşsa da o dönemde hapiste olan Yılmaz Güney’den rejisörlüğü için kutlama mesajı alan Şoray’ın kendine güveni arttı. Film yılın en büyük hâsılat getiren yapımı olmasının dışında 1973 yılında Moskova Film Festivali’nde özel bir ödül aldı. İkinci yönetmenlik denemesi olan “Azapta” için 1973’te kamera arkasına geçen Şoray, ilki kadar başarılı olamadı. 70’li yıllarda ortaya çıkan erotik filmler furyası nedeniyle çok az yapımda yer aldı. Bunlardan biri de Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğinde büyük ses getiren ve başrollerini Kadir İnanır’la birlikte paylaştıkları Selvi Boylum Al Yazmalım’dı.

80’ler, Şoray’ın hem özel hayatında hem de sinema kariyerinde önemli değişikliklerin gerçekleştiği yıllar oldu. Zira oyuncu, 1983’te Rüçhan Adlı’yla 20 yıl süren ilişkisini sona erdirdikten sonra, Şoray kanunlarının pek hükmü kalmamıştı. Kendisi gibi oyuncu olan Cihan Ünal’la yine 1983’te dünya evine giren Şoray’ın 1 yıl sonra annesi hayata gözlerini yumdu. 1985 yılında kızı Yağmur Ünal dünyaya geldikten sonra Şoray film çalışmalarına bir süre ara verdi ve 1987’de Hayallerim Aşkım ve Sen’de başrolde oynadı. Aynı yıl Ünal’dan boşanan Şoray, Rumuz Goncagül, Gramofon Avrat, Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu gibi başarılı filmlerde rol aldı.

1993’te Aziz Nesin’in aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanan Tatlı Betüş isimli TV dizisinde kamera önüne geçtikten sonra ona Altın Portakal’da ikinci kez en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandıracak olan Bir Aşk Uğruna 1994’te vizyondaydı. Aynı yıl babasını bir yıl sonra da büyük aşkı Rüçhan Adlı’yı kaybeden Sultan, Yerçekimli Aşklar, Nihavend Mucize gibi yapımlardan sonra, Türk televizyon tarihinde çok önemli bir yere sahip olan İkinci Bahar’da Hanım rolünü canlandırdı. 2001’de TV izleyicisiyle Haluk Bilginer’le başrolleri paylaştıkları Tatlı Hayat ile yeniden buluşan Şoray, 1997’den sonra ilk kez uzun bir metrajlı bir filmle kamera önüne geçecekti: Gönderilmemiş Mektuplar. Şoray, Mürüvvetsiz Mürüvvet ve Cemile isimli TV dizilerinden sonra son olarak 2006’da Uğur Yücel’in yönetmenliğini yaptığı Hayatımın Kadınısın isimli filmle izleyiciyle buluştu.

kaynak : biyografi.info

turkan_soray9   turkan_soray8   turkan_soray6turkan_soray10   turkan_soray11   turkan_soray3