Arama:

Etiket Bulutu







‘hücre’

Saçımızdaki kepek nedir?

17.11.2012

kepek

Kepek sorunu neredeyse gizemli bir konu.
Kepek Nedir ? Nasıl Kepekten Kurtulurum ? Şöyle ki henüz hiç bir araştırma sonucu kepeğin tam olarak neden kaynaklandığı konusunda tatmin edici değil. Dolayısıyla bulunmuş tam bir tedavisi de yok. Yaygınlığı % 90”lar seviyesinde olan bu sorun genellikle 12 yaş ve üstünde görülmeye başlıyor.
Kepeğin “konak” adı verilen bir türü de bebeklerde görülebiliyor.
Gerçek şu ki koyu bir giysinin omuzlarında beliren kepeğin görüntüsü çok rahatsız edici ve çirkin.
Konunun detayları ve önerilenler bu sorunu yaşayanlara sınırlı oranda olsa da öneriler getiriyor.

Bir kişinin tüm vücut yüzeyi devamlı olarak ölü hücrelerini atar. Cilt her yirmi dört günde bir yüzeyini yeniler. Kepek kafa derisindeki ölü deri hücrelerin anormal oranlarda kuruyarak atılması durumudur. Bu durum kaşındırıcı sıkıntı verici ve çoğunlukla dönemseldir. Yaz aylarında azalır kış aylarında azar.

Normal bir saç derisinde ölü cilt hücrelerinin atılması ve yenilerinin oluşması süreci normal ve orantılıdır. Kepek sorunu olan bir kişide ise bu oran bozulur çoğunlukla dökülen hücrelerin tamamı ölmemiştir. Asıl ortaya çıkarılamayan da bu durumun nedenidir.

Kepek probleminin iki ana nedeni vardır:

İçsel nedenler:
Hormonal dengesizlikler
Sağlık sorunları
Fazla terleme
Yetersiz temizlik/hijyen
Alerjik hassasiyetler
Yorgunluk
Duygusal stres
Fazla oranda şeker yağ nişasta tüketimi
Dengesiz/yanlış beslenme

Dışsal nedenler:
Abartılı saç spreyi saç jölesi veya saç jeli kullanmak
Saç boya maddelerinin yanlış kullanımı
Elektrikli bigudilerinin yanlış kullanımı
Soğuk hava ve kuru mekan sıcaklıkları
Sıkı şapka veya eşarplar
Saçın seyrek yıkanması veya iyi durulanmaması
Stres panik tansiyon

Kepek problemi genellikle kafa derisinin kuruluğu olarak bilinmesine rağmen bu problemi yaşayanların çoğu yağlı deriye sahiptir. Bu arada genel kanını aksine seyreden diğer bir husus da kepeğin kellikle hiç bir bilinen bağının olmamasıdır.

Kepek probleminin en yaygın tedavisi aşağıdaki maddeleri içeren şampuanlardır:

Kömür-katran
Pyrithione-çinko
Salisilik asit
Selenyum sülfit
Kükürt

Kepek doğal bir süreç olduğundan ortadan kaldırılamaz; ancak kontrol edilebilir. Yoğun problem yaşanmayan durumlarda kepeği düzenli kullanılan kepek şampuanıyla kontrol altında tutmak mümkündür. Bu mümkün olmadığı taktirde doktor tavsiyesiyle alınabilecek ilaçlı şampuanlar kullanılabilir.

Her iki durumda da şampuan sonrası saçın çok iyi durulanması gerekir. Saç yıkama sıklığının yani hijyenin kepek ile doğrudan ilişkisi olduğundan sık ve iyi yıkanmanın önemi unutulmamalıdır.

Kepek problemi olan kişide saç derisi dışında kaş şakak alın gibi bölgelerde kızarıklıkla birlikte oluşan kepeğimsi döküntüler varsa bu kişinin kepekten ayrı bir problemi olabileceğinden doktora başvurması doğru olur.

Kepek probleminin ortadan kaldırılması mümkün olmasa da bazı önlemlerle kontrol altına alınması mümkün:

Beslenme: Beslenmenin kepek üzerinde büyük etkisi var. Kepeğin oluşmasına imkan sağlayacak yararsız karbonhidrat ve yağ asitlerine karşı bol B vitamini tüketin.
Şampuan: Piyasada bulunan iyi kepek şampuanlarından kullanın. Saçınızı sık yıkayarak iyi durulayın.

Alıntı

Şeker Hastalığı (Diyabet) Nedir?

07.10.2012

diyabet1

Diabet, diğer adıyla şeker hastalığı, sık görülür ve ciddî sonuçlara yol açar. Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. İnsülin kan dolaşımındaki glukozu hücrelere taşımakla görevlidir. Hücrelerdeki glukoz, günlük yaşamımızı devam ettirmeyi sağlayacak enerji kaynağıdır. İnsülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker normal değerlerin üstüne çıkar. Kanda şekerin çok artması, zehir etkisi yaratır ve vücudun tüm hücrelerini tahrip eder.

Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır ve kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glükozun(şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glükoz pankraeas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enrjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin verilen “kapılar” vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun “anahtar” varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glükoz “kapısının” açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin etkilediği reseptörlerin ( hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı gelişmektedir.

Diyabetin bazı erken belirtileri vardır. Kan şekeri yüksek olan kişilerde yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, sık idrara çıkma. susama, yara ve berelerin uzun zamanda iyileşmesi gibi belirtiler vardır. Eğer ailenizde şeker hastası varsa bu hastalığa yakalanma riskiniz daha fazladır. bu belirtilerle doktorunuza başvurduğunuz taktirde doktorunuz kan şekerinizin de belirlenmesini isteyecektir.
diyabet2
Pre-Diyabet Nedir?
Pre-diyabet demek diyabet olabilecek kişi demektir. Yani kan şekeri değeri diyabet tanısı koymak için yeteri yükseklikte olmayan buna karşılık yinede yüksek çıkan durumlara verilen isim gizli şeker hastalığı (pre-diyabet) dir. Eğer gizli şekeriniz varsa diyabet önleme programına girmelisiniz. Ancak bu programa katılmanız diyabet olmanızı tam anlamı ile engelleyemez. Araştırmalar diyabet engelleme programına katılanların %11’inde yinede diyabetin gelişmeye başladığını göstermekte. Yapılan diğer bir araştırmaya göre de pre-diyabet olanların 10 yıl içerisinde Tip II olduğu ortaya çıkmış. Buradan yola çıkarak pre-diyabetin, Tip II diyabete adaylık durumu olduğunu söyleyebiliriz. Pre-diyabet olmak için kan şekeri normal bir insanın 1.5 katı üstünde olmalıdır. Diyabet sayılabilmek içinse normal birinden iki kat fazla kan şekeri değerinin çıkması gerekir. Ancak gizli şekeri önlemenin bir yolu vardır. Bunun yolu da yaşam şeklini değiştirmektir. Bu sayede pre-diyabet durumundan kurtulunabilir. Ama diyabetten kurtulmanın yolu yoktur. Diyabette sadece verilen hasar azaltılır. Bu nedenle pre-diyabetik olan kişilerin kendilerine oldukça dikkat etmeleri özellikle yemek alışkanlıklarında büyük değişiklikler yapması gerekir.

Diyabetliysem ne yapmam gerekiyor?
Eğer diyabetliyseniz hayatınızın bundan sonraki döneminde kendinizi çok iyi kontrol altında tutmanız gerekecektir. Diyabetle barışık yaşamanın yolu kendinize dikkat etmekten geçer. Kan şekeri düzeylerinizi ortalama aralıklarda tutarak olabildiğince normal yaşam sürdürmeyi hedeflemelisiniz. Bu hedefe ulaşmanın en iyi yolu diyet uygulamak ve egzersiz yapmaktır.

İnsanlar dondurulup sonra yeniden hayata döndürülebilir mi?

26.04.2011

donmusinsan

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastalan ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının bulunabileceği ileriki yıllara kadar saklamak, bilim insanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.
Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmamalarının sonucu ise şeker hastalığıdır. Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmak, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır. Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zan yırtılabilir.
Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.
Halen bir organ bile dondurulup saklanamadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları, pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.

Epilepsi (Sara) Nedir?

05.10.2010

epilepsi-hastaligi

Epileptik nöbet (Sara), beyindeki hücrelerin kontrol edilemeyen, ani, aşırı ve anormal deşarjlarına bağlı olarak ortaya çıkan bir durumdur. Beyin, insan vücudunun ana kumanda merkezi gibidir. Beyin hücreleri arasındaki uyumlu çalışma, elektriksel sinyallerle sağlanır. Nöbetin nedeni, bir tür beklenmeyen elektriksel uyarı olarak düşünülebilir. Kısaca; epileptik nöbet beynin kuvvetli ve ani elektriksel boşalımı sonucu oluşan kısa süreli ve geçici bir durumdur.

Epilepsi, dünyanın her bölgesinde, erkek ve kadında, her türlü ırkta ve yaklaşık 100 kişide bir oranında görülebilen bir hastalıktır. Hastaların yaklaşık yarısında belirli bir neden bulunamaz. Belli bir grup hastada ise; gebelikte olabilen beyin gelişme problemleri, doğum sırasındaki nedenler, menenjit, beyin enfeksiyonu, beyin tümörleri, zehirlenmeler veya ciddi baş yaralanmaları epileptik nöbetlere yol açabilir.
Nöbetin nedeni tümör yada başka bir hastalık değilse, epilepsinin ilerlemesi söz konusu değildir, bazen yaşla birlikte nöbet sıklığı da azalabilir.

Epilepsi nöbetleri, çoğu zaman insana çok uzun sürüyor gibi gelse de 1-3 dakika içinde kasılmalar biter ve hastalar belli bir süre sonra nöbet öncesindeki normal aktivitelerini kazanırlar.
Epilepsi nöbetleri, değişik tiplerde olabilir. Nöbetler; büyük (genel, jeneralize tonik-klonik, grand mal, kasılma-çırpınma ile karakterize) yada küçük (kısmi, parsiyel, sadece yüz, kol yada bacakta kasılma veya anlamsız konuşma ve davranışlar ile karakterize) nöbetler şeklinde ortaya çıkabilir.
Ayrıca kısa süreli (5-10 saniye), gözlerini dikip sabit bakma, bu anda cevapsızlık şeklinde, kasılmasız dalma nöbetleri ile; özellikle sabahları uykudan uyandıktan sonraki dönemlerde ortaya çıkan ve kollarda sıçrama-atmalar tarzında myoklonik nöbetler de olabilir.

Epilepsi bulaşıcı bir hastalık değildir. Epilepsili kişinin hastalığının başkaları tarafından bilinmemesi için bir neden yoktur. Yakın arkadaşlarınız, akraba ve komşularınız, öğretmeniniz hastalığınız hakkında bilgi sahibi olmalıdır.
Epilepsili kişi evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. Bayanlar hamile kalmadan önce mutlaka doktoru ile görüşmelidir. Tedavide kullanılan ilaçların çocuk üzerine değişik etkileri nedeniyle; gebelik öncesi nöbetlerin tipine ve durumuna bakılarak uygun ilaç ve dozu doktor tarafından düzenlenmelidir.

Epilepsi tanısında en önemli nokta; nöbetler hakkında verilen bilgidir. Özellikle nöbeti gören kişinin doktor tarafından dinlenmesi gerekir. Genel fizik ve nörolojik muayene yapıldıktan sonra başvurulacak ilk laboratuar inceleme aracı; elektroensefalografi (EEG) dir. Bu tetkik, saçlı deriye elektrotlar yapıştırılarak beyin dalgalarının kaydedildiği bir yöntemdir. Epilepsi hastalığı tanısının konulmasında en önemli tetkiktir. Bilgisayarlı beyin tomografisi (BBT) ve magnetik rezonans incelemesi (MRI) epilepsi nöbetlerine neden olan olayların ortaya konmasında yardımcı olabilir.

Epilepsi ilaçla yada cerrahi olarak tedavi edilebilen, çoğu hastada (%70-75) tek ilaçla nöbetlerin kontrol altına alınabildiği bir hastalıktır. Epilepsili hasta ilacını kullanarak aktif ve başarılı bir yaşam sürebilir. Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar; hastanın yaşına, fiziksel durumuna ve nöbet tipine göre uzman doktor tarafından verilmelidir. Bilinçsizce kullanılacak ilaç, nöbetleri önlemediği gibi istenmeyen yan etkilere de neden olabilir.
Eğer tedavi ile nöbetler bir kaç yıl (hastanın durumuna göre 2-4 yıl gibi) arka arkaya görülmezse, doktor kontrolunda ilaçların azaltılıp kesilmesi denenebilir. Nöbetler tekrarlamazsa tedaviye son verilir, tekrarlarsa tedaviye yeniden başlanır. İlacın kesilmesi, mutlaka hastayı izleyen doktor tarafından karar verilmesi gereken önemli bir konudur.

EPİLEPSİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN KONULAR
1. Epilepsi kısa süreli nöbetler şeklinde tekrarlayan, beyinden kaynaklanan bir hastalıktır. Nöbetler ilaçla durdurulabilir.
2. Epileptik bir hastayı aşırı kollamaya, takip etmeye ve gereğinden fazla ilgi göstermeye gerek yoktur.
3.Epilepsi hastalığı olan kişi aşırı uykusuz kalmamalı, günde en az 7-8 saat uyumalıdır.
4. Aşırı çay, kahve ve kolalı içeceklerden kaçınılmalı, gece ağır yemek yenmemelidir.
5. Uzun süreli ve yakından televizyon seyredilmemeli ve fazla bilgisayar kullanılmamalıdır.
6. Epileptik hasta, aşırı efor sarfetmemeli ve bunu gerektiren sportif faaliyetlerden kaçınılmalıdır.
7. Alkollü içecekler, nöbet oluşumuna yol açabileceği ve epilepsi ilaçların etkilerini değiştirebileceği için kesinlikle kullanılmamalıdır.
8. Aç kalınmamalıdır.
9. Yüksek yerlerin kenarında bulunulmamalı ve ateş gibi yakıcı olabilecek yerlerden uzakta durulmalıdır.
10.Meslek seçiminde dikkat edilmelidir. Epileptik hastalar; askerlik, polislik, şoförlük, berberlik, inşaat ve kaynak işçiliği gibi meslekleri seçmemelidir.
11.Motorlu taşıt kullanılmamalıdır. 3 yıldan fazla bir sürede nöbet geçirmeyenlerde ve EEG leri normal olanlarda müsade edilebilir.
12.Epilepsili hasta elinden geldiğince üzülmemeli, olur olmaz şeyleri dert etmemelidir.
13.Epilepsili kişi evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. Epileptik kişi evlenecek ise eşi hastalığını bilmelidir. Bayanlar hamile kalmadan önce mutlaka doktoru ile görüşmelidir.
14.Alınan ilaçların hastalığı tamamen geçirmeyebileceği bilinmelidir. Ama ilaçlar nöbet gelmemesini yada sayısının azalmasını sağlayacaktır.
15.İlaçlar, düzenli ve mutlaka önerildiği şekilde kullanılmalıdır.
16.Nöbet geçirilme sayısı ile gün ve saatleri kaydedilmelidir.
17.Düzenli aralıklarla doktor kontrolüne gidilmelidir.
18.Hastalar, yanında iyi yüzme bilen birisi olmak şartıyla denize girebilir, fakat uzun süre denizde ve güneş altında kalmamalı, aşırı yorulmamalıdır.
19.Epilepsi kısmen de olsa hayatınızı etkileyebilir, ama normal, aktif bir hayat sürmenizi engellemez. Bazı meslekler dışında yapamayacağınız hiçbir şey yoktur.
20.Epilepsi çalışmanıza ve işinizde başarılı olmanıza engel olacak bir hastalık değildir. Unutmayınız ki; dünyada bir çok ünlü ve başarılı insan da epilepsi hastalığına sahiptir.

EPİLEPTİK NÖBET GEÇİREN BİR HASTAYA NE YAPILMALI? NE YAPILMAMALI?

YAPILMASI GEREKENLER
Sakin olun, hastanın baş ve vücudunu yana çevirin.
Nöbet sırasında yaralanmasını önleyin (Başını yere vurmasını, yataktan düşmesini önleyin. Çevresindeki kesici ve yaralayıcı cisimleri uzaklaştırın).
Yakasını ve varsa sıkı giysilerini gevşetin.
Eğer bilinçsiz hareketler yapıyorsa, sert olmayan hareketlerle engelleyin.
Nöbet anında neler yaptığını iyice gözleyin ve bunları doktorunuza anlatın.
Hasta kendine gelene kadar yanından ayrılmayın.
Mümkünse doktoruna bilgi verin.

YAPILMAMASI GEREKENLER
Panik yapmayın.
Hastayı telaşlandırmayın.
Ağzını açmak için uğraşmayın, dişleri arasına bir şey koymaya çalışmayın.
Dilin ısırılmasını önemsemeyin.
Yiyecek-içecek veya ilaç vermeyin.
Zor kullanarak engel olmayın, yatıştırıcı davranışlar içinde olun.
Yapay solunum ve kalp masajı uygulamayın.
Uyarıcı olduğu düşünülerek yapılan soğuk su dökme, tokat atma, ağrı verme gibi hareketler yapmayın.

Kaynak: Pediatriportal

Kanser Nedir?

22.05.2010

kanser

Vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur. Hücreler vücudumuzun en küçük yapıtaşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler.

Sağlıklı vücut hücreleri (kas ve sinir hücreleri hariç) bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir.

Buna karşın kanser hücreleri, bu bilinci kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.

Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.

Kanserin Nedenleri?

Kanserin sebebi henüz kesin olarak bilinmemektedir. Kanser hastalığı için iki grup risk faktörü vardır. Kanser için risk faktörleri yaşam şekillerine, yaşa, cinsiyete ve aile öykülerine bağlı olarak değişir. Bir başka risk grubu ise çevresel faktörlerdir.

* Sigara alkol kullanımı,
* Uzun süre ve tehlikeli saatlerde güneş altında kalma,
* Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma,
* Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)
* Bazı virüsler
* Hava kirliliği
* Radyasyona maruz kalma,
* Kötü beslenme alışkanlığı

Kanser Tehlikesinin 7 Habercisi

Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.

Aşağıdaki belirtilere dikkat edin:
-Rahim ve makattan gelen normal olmayan bir kanama veya akıntı
-Memede veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler
-İyileşmeyen yaralar
-Uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük
-Yutkunma güçlüğü ve hazımsızlık
-Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara…
-Büyük ve küçük abdest yapmakta ki değişiklikler

Kendi kendinizin bekçisi olun
Önce kanserden korkmamayı öğrenmeliyiz. Korku doktora gitmeyi önler ve hastalığın iyileştirilmesini engeller. Hastalık belirtilerini yorumlamak yalnızca doktorların görevidir. Kanserin belirtilerini bilmek bu belirtilerin herhangi birini hissettiğimizde derhal doktora başvurmak şarttır. Hiç rahatsızlık duymasak da yılda bir kez mutlaka genel kontrolden geçmeliyiz. Kanserin iyileştirilir bir hastalık olduğunu unutmamalıyız. İyileşme oranı kanserin erken teşhisi ile doğru orantılıdır.

Hiçbir şikayeti olmasa da 45 yaş üzerinde her erkek, senede bir defa, PSA (prostat spesifik antijen) kan testi yaptırmalıdır.

Günümüzde, milyonlarca insan kanserli yada kanseri tedavi edilmiş olarak yaşamaktadır. Kanser tanısı ne kadar erken konursa, tedavisi o kadar erken başlar ve kanser tedavisi ne kadar erken başlarsa tedavinin başarıya ulaşma şansı da o kadar yüksek olur.

İnsan vücüdundan görüntüler

10.02.2010


Görüntüler elektron mikroskobu ile çekilmiş

Kırmızı Kan Hücreleri
1 kubik milimetrede, Kadınlarda 4-5 milyon, Erkeklerde 5-6 milyon adet Kırmızı Kan Hücreleri bulunuyor. Görevleri tüm vücuda oksijen taşımak…. Eğer oksijeni düşük bir çevrede yaşıyorsanız bu değerlerinizde artış oluyor…
image001


Kırık uçlu Saç
Bu kırılmalardan kurtulmanın tek yolu saçınıza iyi bakmak…

image002


Purkinje Sinir Hücreleri
Beyindeki 100 milyar Sinir Hücrelerinden olan Purkinje Sinir Hücreleri diğer Sinir Hücrelerine göre daha büyük boyutlarda. Beynimizde motor görevini gören en önemli yapıtaşımız. Alkol ve Lityum gibi toksikler bu Sinir Hücrelerini negatif yönde etkiliyorlar.

image0031


Kulak içindeki Saç Hücreleri
Ses vibrasyonlarındaki mekanik hareketleri algılama görevleri var…
image004


Dil ve yüzeyindeki Tad tomurucuğu
İnsan Dili 10.000 tad tomurcuğu içeriyor. Bunların görevi, Tuzlu, Ekşi, Acı, Tatlı ve İştah açıcı tadları ayırmak. Uzak Doğu İnsanlarının devamlı baharatlı yemek yemelerinden ötürü bu tomurcuk sayısı onlarda daha az…

image006


Diş Taşı
Dişlerin düzgün fırçalanmaması sonucu oluşan Diş taşı böyle bir şey…

image007


Kan Pıhtısı
En baştaki Sağlıklı, Kırmızı Kan Hücrelerinin aksine burada yapışkan bir ağ tarafından çevrelenen Kırmızı Kan Hücrelerini görüyorsunuz.. . Ortada çiçek gibi duran Hücre ise Beyaz Kan Hücresi…

image008


Akciğerdeki Alveoller
Akciğer içindeki yüzeyi görüyorsunuz. Boşluklar ise Alveoller, burada oksijen – kan alışverişi yapılıyor…

image009


Akciğer Kanser Hücreleri
Yukarıdaki Sağlıklı Akciğer ile Kansere yakalanmış bir Akciğeri karşılaştırabilirsiniz. ..

image010


İnce Bağısaktaki Villi
Villi çıkıntıları Bağırsak yüzeyinin daha fazla olmasını sağlıyor ve yemeklerin öğütülmesini sağlıyor. Yakından baktığınızda yüzeye yapışmış yemek artığını görebilirsiniz. ..

image011


Koronal Hücreleri ile İnsan Yumurtası
Fotoğrafta bir iğnenin üzerinde konmuş İnsan Yumurtasını görüyorsunuz. Yumurta hem Sperme tuzak kurup tutunmasını sağlayan hemde onu koruyan ağımsı bir yapıyla örtülü. İki Koronal Hücresinin Yumurtaya yapıştığı görülüyor…

image012


İnsan Yumartası üzerinde Sperm
Spermler Yumurtaya girmeye çalışıyor…

image013


Sarı renkli görüntü 6 günlük İnsan Embriyosu rahim duvarında…

image015