Arama:

Etiket Bulutu







‘insan’

İnsanlar dondurulup sonra yeniden hayata döndürülebilir mi?

26.04.2011

donmusinsan

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastalan ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının bulunabileceği ileriki yıllara kadar saklamak, bilim insanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.
Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmamalarının sonucu ise şeker hastalığıdır. Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmak, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır. Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zan yırtılabilir.
Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.
Halen bir organ bile dondurulup saklanamadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları, pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.

İnsan vücüdundan görüntüler

10.02.2010


Görüntüler elektron mikroskobu ile çekilmiş

Kırmızı Kan Hücreleri
1 kubik milimetrede, Kadınlarda 4-5 milyon, Erkeklerde 5-6 milyon adet Kırmızı Kan Hücreleri bulunuyor. Görevleri tüm vücuda oksijen taşımak…. Eğer oksijeni düşük bir çevrede yaşıyorsanız bu değerlerinizde artış oluyor…
image001


Kırık uçlu Saç
Bu kırılmalardan kurtulmanın tek yolu saçınıza iyi bakmak…

image002


Purkinje Sinir Hücreleri
Beyindeki 100 milyar Sinir Hücrelerinden olan Purkinje Sinir Hücreleri diğer Sinir Hücrelerine göre daha büyük boyutlarda. Beynimizde motor görevini gören en önemli yapıtaşımız. Alkol ve Lityum gibi toksikler bu Sinir Hücrelerini negatif yönde etkiliyorlar.

image0031


Kulak içindeki Saç Hücreleri
Ses vibrasyonlarındaki mekanik hareketleri algılama görevleri var…
image004


Dil ve yüzeyindeki Tad tomurucuğu
İnsan Dili 10.000 tad tomurcuğu içeriyor. Bunların görevi, Tuzlu, Ekşi, Acı, Tatlı ve İştah açıcı tadları ayırmak. Uzak Doğu İnsanlarının devamlı baharatlı yemek yemelerinden ötürü bu tomurcuk sayısı onlarda daha az…

image006


Diş Taşı
Dişlerin düzgün fırçalanmaması sonucu oluşan Diş taşı böyle bir şey…

image007


Kan Pıhtısı
En baştaki Sağlıklı, Kırmızı Kan Hücrelerinin aksine burada yapışkan bir ağ tarafından çevrelenen Kırmızı Kan Hücrelerini görüyorsunuz.. . Ortada çiçek gibi duran Hücre ise Beyaz Kan Hücresi…

image008


Akciğerdeki Alveoller
Akciğer içindeki yüzeyi görüyorsunuz. Boşluklar ise Alveoller, burada oksijen – kan alışverişi yapılıyor…

image009


Akciğer Kanser Hücreleri
Yukarıdaki Sağlıklı Akciğer ile Kansere yakalanmış bir Akciğeri karşılaştırabilirsiniz. ..

image010


İnce Bağısaktaki Villi
Villi çıkıntıları Bağırsak yüzeyinin daha fazla olmasını sağlıyor ve yemeklerin öğütülmesini sağlıyor. Yakından baktığınızda yüzeye yapışmış yemek artığını görebilirsiniz. ..

image011


Koronal Hücreleri ile İnsan Yumurtası
Fotoğrafta bir iğnenin üzerinde konmuş İnsan Yumurtasını görüyorsunuz. Yumurta hem Sperme tuzak kurup tutunmasını sağlayan hemde onu koruyan ağımsı bir yapıyla örtülü. İki Koronal Hücresinin Yumurtaya yapıştığı görülüyor…

image012


İnsan Yumartası üzerinde Sperm
Spermler Yumurtaya girmeye çalışıyor…

image013


Sarı renkli görüntü 6 günlük İnsan Embriyosu rahim duvarında…

image015

Bitmiş pillerin çevre ve insan sağlığına olan zararı nelerdir?

05.01.2010

pil

Piller cıva, kadmiyum, kurşun, çinko, mangan, lityum, demir, nikel, kobalt ve kimyasal maddelerden üretilir. Bu pillerin gelişigüzel çöplere atılması, doğrudan veya dolaylı olarak alıcı ortama verilmesi çevre açısından büyük tehlikeler yaratır. Metaller toprağa ve oradan da yeraltı sularına karışabilir. En başta toprak kullanılmaz hale gelir ve metallerin yarattığı su kirliliği sudaki ekosistemi alt üst eder. Etkilenen sadece su ekosistemi değil, aslında tüm ekosistemdir. Zaman içerisinde bu etkiler insanlar üzerinde de görülür. Atık pillerin sebep olduğu hastalıklar başında, nörolojik bozukluklar, merkezi sinir sistemi hastalıkları, kanser, böbrek ve karaciğer hastalıkları gelir. Pillerin içindeki tüm maddelerin zararı kimi zaman öldürücü boyuta ulaşabilir. Maddeler daha önce de belirtildiği gibi toprağa karışarak hayvanların yediklerinden ya da sulardan insan vücuduna karışır. Ayrıca bir küçük kalem pil 4 metrekare toprak kirletir ve bu toprağı üretim yapamaz hale getirir.

Mesela kadmiyum, insanlarda yüksek tansiyona, kalp hastalıklarına, akciğer kanserine ve kansızlığa neden olur. Kadmiyum;
– Akciğer hastalıklarına, prostat kanserine, kansızlığa, doku tahribine,
– Anfiyen ve kronik neval tübüler bozukluğa ve böbrek üstü bezlerin tahribine neden olur.

Kurşunun meydan getirdiği olumsuzluklar vücudun hassaslaşması, kuvvetten düşme, uykusuzluk, kabızlık, zihin bulanıklığı, böbrek hastalıkları ve felç olarak sıralanabilir. Kurşun; işitme bozukluğuna, sinir iletim sisteminde ve hemoglobin bileşiminde düşmeye, kansızlığa, mide ağrısına, böbrek ve beyin iltihaplanmasına, kısırlığa, kansere ve ölüme neden olmaktadır.

Sinir sisteminin cıva bileşiklerine karşı çok yüksek hassasiyeti vardır. Bunun yanında vücuda alınan civanın beyin ve böbrekler üzerinde de ağır tahribatlar yarattığı yapılan çalışmalarla tespit edilmiştir. Bunun yanında cıva konsantrasyonunun vücutta yükselmesi tansiyon yükselmesine, kalp krizine, deride kızarıklık ve yaralar oluşması ile gözlerin zarar görmesine neden olabilir. Cıva doğada bozulmaz. Cıva ve cıva bileşikleri halk ve çevre sağlığı bakımından çok tehlikeli ve toksittir. Akan pildeki cıva hızla deri veya solunum yolu ile vücuda girebilir. Bu maddenin eser miktarda suda bulunması dahi ciddi tehlike oluşturur. İçme suyu veya gıda zinciri yolu ile insan vücuduna giren cıva;
– Parastezi, ataksi, dişartri ve sağırlık gibi nörolojik bozukluklara,
– Merkezi sinir sisteminin tahribine ve kansere,
– Böbrek, karaciğer, beyin dokularının tahribine,
– Kromozomları tahrip edip sakat doğumlara neden olmaktadır.

İnsana Saygı…

22.05.2009

insanasaygi

Profesör Üstün Dökmen, Hayvan dergisinde yayιmlanan röportajιnda, “Yere düsen ekmegin üstüne basan insan görmedim ama yere düsen insani tekmeleyen çok kisi gördüm” diyor… Saygili olmaktaki kusurlarimιzι söyle anlatιyor:

– Birbirimize saygιlι olma konusunda 3 tip temel hatamιz var…

Avrupa’da yasayan vatandasιmιz, orada yerlere çöp atmiyor ama Kapιkule’den girer girmez yerlere tükürmeye, çöp atmaya baslιyor. Niye burada böyle yapιyorsun diye soruldugunda, herkes böyle yapιyor dιyor. Kendi fikri olmayan insanιn duruma göre hareket etmesidir bu.

Ikinci hatamιz, adama göre davranmamιz. Karsιmιzdaki adam iri yarιysa, ‘Buyur Abi’, diyoruz, ufak tefekse, ‘Ne var lan!’ diyoruz. Oysa ki, insanlarιn onuru birbirine esittir.

Üçüncü hata, keyfimize göre davranmak. Keyfimiz yerindeyse eve girerken ‘Merhaba millet’ diyoruz, degilse surat asιyoruz. Oysa keyfimiz yerinde olsun olmasιn insanlara saygιlι davranmak zorundayιz.

Diyorum ki, yerdeki ekmege saygιlι olma konusunda ülkemde mutabakat var, kimse basamaz, ayagιyla dürtüklemez ya da öper, koyar bir kenara.

Ekmek nimettir kabul, peki insan nimet degil mi?