Arama:

Etiket Bulutu







‘karadeniz’

Avukat ve Temel

13.11.2017



Ülkemizin tanınmış avukatlarından tayfun, yaban kazı avı zamanı, tüfeğini alıp karadeniz sahillerine çıkmış.
Uçarken görmüş kazı.. “dannn!.”
kuş döne döne inmeye başlamış yere..
düşmüş sonunda ama, arazide bir çit var, onun öte yanına..
kazı almak için çiti aşmağa çalışırken, yaşlıca çiftçi temel çıkıvermiş ortaya..
“ne yapıyorsun benim arazimde?..”
“şu yaban kazını vurdum da, almaya çalışıyorum..”
yaşlı çiftçi temel “o arazi benim olduğuna göre, içindeki kuş da benimdir” diye terslemiş.
avukat tayfun sesini yükseltmiş..
“ben bu ülkenin en büyük avukatlarından biriyim. beni uğraştırma.. mahkeme masrafı falan der, çiftliğine kadar alırım bak!..”
yaşlı çiftçi gülmüş..
“biz karadeniz’de böyle küçük sorunları mahkemeyle değil, ‘üç tekme’ kuralıyla çözeriz..”
“nedir o üç tekme kuralı” diye sormuş, avukat, merakla.
“şöyle” demiş, yaşlı çiftçi..
“önce biri ötekine 3 tekme vurur, sonra öteki..sonra gene ilki.. biri pes edene kadar..”
avukat genç, güçlü kuvvetli, sportmen.. çiftçi ihtiyar..
“ben bunu haklarım” deyip içinden, “kabul” diye bağırmış..
“burası benim arazim olduğuna göre ilk vurma hakkı bende” demiş, yaşlı temel.. ve bir tekme atmış avukatın kasıklarına..
“ugggh” diye dizlerinin üzerine çökmüş avukat..
ikinci tekme tam midesine gelmiş ki, avukat öğlen yediği yemekleri çıkarayazmış, “böğğğ” diye ve dört ayak haline gelmiş yerde..
yaşlı temel üçüncü tekmeyı tam kıçına kondurunca, avukat öne kapaklanmış..
önde de çiftçinin ineğinin biraz evvel oraya bıraktığı ıslak tezek var.. suratı aynen gömülmüş içine..
avukat “şimdi sıra bende, ihtiyar tilki” diye doğrulmuş, ağzına kadar giren pislikleri, ceketinin koluyla temizlemeye çalışırken..
yaşlı temel gülmüş..
“pes ediyorum. bir kaz için dövüşmeye değmez. al kuşunu git!..”

Ülkemizdeki rüzgarlar nelerdir?

30.06.2016



Gündoğusu
Doğudan esen soğuk ve kuru rüzgâr. Güney Rusya ile Kafkaslar’da yüksek basıncın görülmesi durumunda bu rüzgâr tipi daha çok gözlemlenir. Gündoğusu genellikle yağışın kesilmesine neden olur.

Keşişleme
İstanbul yöresinde güneydoğudan esen rüzgâra denizcilerin verdiği addır. Uludağ’ın eski adı olan Keşiş dağının yönüne göre adlandırılmıştır. Gündoğusu ve Kıble arasında 135 dereceden esmektedir. Bir diğer adı da Akyeldir. Samyeli de denir.

Kıble
Güneyden esen, güney yönünü simgeleyen kıbleden ismini alan, oldukça sıcak ve nemli rüzgâr. Orta Akdeniz’de oluşan alçak basınç merkezi Türkiye’de bu tür rüzgârın gözlenmesini sağlayan etkenlerdendir.

Lodos
Türkiye’nin batı kesimlerinde, güneybatı yönlerinden esen sıcak rüzgâr (İsmi Yunan tanrısı Notos’dan çevirme). Bazen hızı ve hamlesi 60 ile 130 km/s’ye kadar ulaşarak etkili olur. Denizciler için oldukça önemli ve tehlikeli varsayılan rüzgâr tipidir. Bilhassa Marmara Bölgesi’nde deniz ulaşımını aç şekilde etkiler.

Günbatısı
Batıdan esen sıcak ve nemli rüzgâr. Günbatısı özellikle Türkiye’nin batı kesimlerinde yağışlara neden olur. Marmara ve Karadeniz üzerinden alçak basınç ve cephe sistemlerinin her geçişinde gözlenir ve zaman zaman denizde ve karada yaşamı etkiler.

Karayel
Yağmurlu bir dönemi izleyen 2-3 gün boyunca devamlı olarak kuzeybatıdan esen rüzgâr. Balkanlar’ın kuzeyinde, Rusya stepleri içerisinde oluşan alçak basınç merkezi ve buna bağlı cephe sistemlerinin geçişi sırasında gözlenen rüzgâr cinsidir.
Esme yönündeki yüksek dağların kuytu taraflarında yamaç aşağı alçalan rüzgâr ısınarak fön tipi rüzgâr etkisi ve özellikleri taşır. Bu yerlerde sıcak, kuru ve hoş bir hava yaratırlar.

Yıldız
Kuzeyden esen, ismi kutup yıldızına istinaden yerel balıkçılar tarafından verilen soğuk rüzgâr[2]. Genellikle Karadeniz ve Marmara denizi üzerinden bir soğuk cephenin geçişinden sonra eser. Yazın serin, kışın ise soğuk hava taşır.

Poyraz
Kuzeydoğudan esen bir rüzgâr çeşidi (İsmi Yunan tanrısı Boreas’dan çevirme). Kışın kar ve soğuk getirir. Deniz hafif çalkantılı ve dalga üstünde beyaz köpükler olur.

kaynak : wikipedi

Vikingler kimdir?

27.07.2013



IX. ve X. yüzyıllarda parlayan İskandinav halklarıdır. Adları «deniz savaşçıları» anlamına gelen Vikingler, aslında iki ulusa, yani Varyaglar ile Normanlar’a mensup insanlardır.


İsveçli olan Varyaglar doğuya doğru yayılmış, IX. yüzyılda Karadeniz’e, hattâ İran’a kadar uzanmışlardı. Bunların çoğu Rusya’da, Novgorod ve Kiev’de yerleştiler, barışçı ticaret erbabı olarak ipek karşılığında kürk ve köle alışverişi yaptılar. Bunların içinden prens Ryurik Hanedanı Rusya’da XVI. yüzyıla kadar hüküm sürdü.




Normanlar

Danimarkalı ve Norveç’ti olan Normanlar («kuzey adamları») batıya doğru denizleri fethe giriştiler. Usta gemici ve korkunç savaşçı olan bu insanlar İzlanda’yı, Grönland’ı ve Kanada kıyılarını ele geçirerek sömürgeleştirdiler. Pruvası ejderha başı biçiminde olan, yelkenle ve kürekle yol alan, dibi hemen hemen düz, uzun teknelerin üstünde Büyük Britanya’ya çıktılar, zengin manastırları yağmalayarak, ağır fidyeler alarak her yere korku ve dehşet saldılar. Aynı hızlı akın tekniği anakarada da uygulandı.


Sen Irmağı boyunca denizden yukarı çıkan Normanlar, biri 845’te, diğeri 885’te iki kere Paris’e saldırdılar. Luvar vadisi, Bordeaux, Toulouse, Lizbon, Sevilla, hattâ İtalya bile onların saldırısına uğradı (Robert Guiscard, XI. yüzyılda Sicilya’yı ele geçirecektir). 911 yılında başkan Rollon, sonraları Normandiya adını alan bölgeye yerleşti ve yüz yıl kadar sonra buradan kalkan Fatih William I İngiltere’nin fethine girişti.


İki yüzyıl kadar Avrupa’ya egemen olan bu Vikingler sanıldığı kadar yırtıcı insanlar mıydı? Bu putatapar savaşçı insanların saldırısından ödleri patlayan keşişlerin yazdığı hikâyelere fazla inanmamak gerekir. Sağa adı verilen kahramanlık destanları, onların savaşlardaki başarılarını anlatır; bu destanlar ve bıraktıkları bazı sanat eserleri, Vikingleri tanımak için en iyi kaynaklardır.


Özgün Bir Uygarlık


Çok çabuk Hıristiyan olmalarına rağmen Vikingler, geleneksel inançlarını korudular. Gene Savaş Tanrısı Odin’e kurbanlar sunuyor, cinleri-perileri kutluyorlardı. Çok iyi örgütlendikleri için ülkelerinde merkezî monarşiler kurdular. Arkeolojik kazılarda çeşitli eşya (koşum, kızak, araba takımları), süs parçalan (tokalar, bilezikler, gümüş madalyon ve gerdanlıklar), silâhlar (kılıçlar, kargılar, baltalar) ortaya çıkarıldı; bunların üzerindeki ejderha, kuğu, at ve yılan motiflerinin büyülerle ilişkili bir anlamı olduğu sanılır. Tahkim edilmiş Viking köylerinin sokakları odun döşeliydi; bu köylerde kumtaşından ve granitten yapılmış, üzeri yazılı ve resimli mezar taşları bulundu.


Derebeyliğin Güçlenmesi


Viking yayılmasının sonuçlarından biri Avrupa’da derebeyliğin güçlenmesi oldu. Gerçekten bu sürekli tehdit karşısında krallar, soyluları kendi topraklarında kendi silâhlarıyla savunmakta ve köylüleri, tahkim edilmiş yerlerde korumakta serbest bıraktılar. Böylece derebeyler bağımsızlığa yöneldiler ve krallık karşısında güçlerini artırdılar.


Arkeolojik Yerler


En önemli araştırmalar Oseberg’de (Norveç) ve Jelling’deki (Danimarka) bir kral mezarlığında gerçekleşti. Eski Tralleborg ve Jutland kalelerinde, Hedeby köyünde Viking yapı tekniği ortaya çıkarıldı. İsveç’te Gotland Adası’nda çok değerli kalıntılar bulundu.


kaynak : itudfkariyerkulubu.com

Düz Mantık

16.02.2013



Temel bir yarışmaya katılır ve kazanır, ödül olarak “Düz Mantık” isimli
kitap hediye edilir. Temel hediyeyi alırken sorar:

– Bu kitapta ne yazıyor?
– Okuyunca öğrenirsin…
– Ben onunla uğraşamam anlat bakiim sen bana?
– Bak şimdi;senin evinde akvaryum var mi mesela?
– Evet var…
– O zaman içinde su da vardır?
– Evet var…
– İçinde su varsa balık da vardır….
– Evet var…
– Balık varsa hayvanları da seviyorsundur sen?
– Evet….
– Hayvanları seviyorsan insanları da seversin herhalde?
– Evet
– O zaman senin sevgilin de vardır?
– Evet var.
– Yaşlı görünüyorsun, o zaman senin karın vardır?
– Evet var..
– E karın olduğuna göre de homoseksüel değilsindir?
– Evet…
– Bak gördün mu?…

Temel çok etkilenir! Kitabı alır koltuğunun altına, eve doğru giderken
Dursun’u görür…

Dursun sorar:

– Temel o ne?
– Düz mantık kitabi!
– Nasıl bir şey bu, anlat bakiim …
– Bak simdi; sizin evde akvaryum var mı?
– Yook!
– O zaman sen homosun…! :-)))

Deniz ve Egzersiz

29.04.2012


Yıl:1929. İstanbul’un Karadeniz kıyıları..Galatasaray Spor Kulübünün üyeleri egzersizde. Fotoğrafta sporcular dışında kimse yok gibi gözüküyor, ancak bu kıyılar Büyükdere’den açılan yeni yol sayesinde çok yakında İstanbulluların denizle buluştuğu gözde mekanlardan biri olacak….

turkiye15

Potemkin Zırhlısı

20.07.2010

potemkin

Rus-Japon savaşı sırasında yenilgiye uğrayıp zayıf düşen Çarlık ordusu, köylü ayaklanmalarını bastırması sırasında daha da güçsüz duruma gelir. Askerler arasında da hoşnutsuzluklar artmaya başlar. Bunun yanında çarlık subayları, gemi mürettebatına sürekli baskı yapar, mürettebatın yatma yerleri, yedikleri, içtikleri ve çalışma koşullarının dayanılmazlığının yanında subayların bu davranışları da işi katlanılmaz boyutlara taşır. 27 Haziran 1905’te Potemkin Zırhlısı’nda bir isyan patlak verir.

Bu isyan denizciler ve askerler arasındaki hoşnutsuzluğun ilk yığınsal belirtisi olur. Mürettebat potemkin zırhlısına kızıl bayrağı çeker ve ardından işçi grevlerinin yoğun olduğu Odessa’da demirler.
Daha sonra ayaklanmayı bastırmak üzere gönderilen savaş gemilerinde denizciler, ayaklananların üzerine ateş açmayı reddeder ve böylece Potemkin Zırhlısı’nın ayaklanması daha da güçlenir. Fakat Potemkin Zırhlısı’nın ayaklanmasına Karadeniz donanmasının diğer gemileri katılmaz. Erzak ve yakıtı azalan Potemkin Zırhlısı Romanya kıyılarına yanaşarak, Romanya hükümetine teslim olur. Böylece zırhlıda ki ayaklanma yenilgiyle sonuçlanır.

Potemkin Zırhlı’sının ayaklanması Çarlık ordu ve donanmaları arasında başlayan ilk devrimci ayaklanmaydı. 27 Haziran 1905’te Çarlık rejimine karşı Potemkin Zırhlısı ayaklanması, Ekim Devrimin bir provası haline gelmişti. Ekim Devrimi’nin ardından bu ayaklanmayı anlatan Potemkin Zırhlısı filmi çekilir.

potemkin2

Potemkin Zırhlısı filmi;
Özgün adı Bronyenosyets Potyomkin olan film Türkiye’de ilk kez 16 Ekim 1967’de Türk Sinematek Derneği’nde gösterilmiştir. Rusya’nın ve Avrupa’nın en eski ve büyük film stüdyosu olan Mosfilm tarafından yapılan filmin yönetmeni Sergei Eisenstein’dır. Yönetmenin ikinci filmi olan Potemkin Zırhlısı konusunu Potemkin Zırhlısı Ayaklanması olarak bilinen gerçek bir olaydan almıştı. Filmde, 1905 yılında Rusya’nın Karadeniz filosuna bağlı Savaş Gemisi Potemkin’de dayanılmaz yaşama şartlarından bezmiş mürettebatın Çar rejimine bağlı subaylara karşı başlattıkları bir ayaklanmanın sonunda gemiyi ele geçirmeleri ve sonrasında gelişen olaylar dramatize edilerek anlatılmıştır.

“Potemkin Zırhlısı Ayaklanması” 1917’de gerçekleşecek olan Ekim Devrimi’nin bir provası niteliğinde olduğu için film, 1925 yılında Sovyet hükümeti tarafından bir devrim propagandası filmi olması için özellikle ısmarlandı.

Potemkin Zırhlısı tüm zamanların en etkileyici filmlerinden biridir ve 1958 yılında Belçika’nın Brüksel şehrinde açılan Dünya Fuarında “tüm zamanların en büyük filmi” olarak ilan edilmişti.