Arama:

Etiket Bulutu







‘kaza’

Çiftçi ve eşeği

13.11.2017



Bir kamyonun çarpmasıyla yaralanmış olan çiftçi Mehmet amca kazadan sorumlu tuttuğu taşıma şirketine dava açar. Mahkeme salonunda şirketin avukatı ile Mehmet Amca karşı karşıyalar ve Avukat soruyor:

– Ama siz kazadan sonra gelen polis memuruna “Ben çok iyiyim” demediniz mi?
– Anlatayım ağam; Ben, bizim eşeği gasabaya satışa götürmek üzere gamyonetime bindirmiştim ki…

– Bırakın ayrıntıları Mehmet Bey, siz sadece soruma yanıt verin: Siz, kazadan hemen sonra gelen Polis memuruna “Ben çok iyiyim” dediniz mi, demediniz mi?
– İşte anlatıyom ya Avukat bey; eşeği gamyonete yüklemiş, yola çıkmıştım ki…

Avukat tekrar adamın sözünü kesti ve Hâkime dönerek:
– Sayın Hâkim Bey, size olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğini davacının kendi ifadesi ile almaya çalışıyorum ama soruma yanıt vermiyor. Bu bey, kazadan hemen sonra olay yerine ulaşan polis memuruna ifadesinde “çok iyi” olduğunu söylemiş. Kayıtlara geçmiş. Şimdi, aradan kaç hafta sonra müvekkilime dava açıyor. Ben bu davada, bu şahsın mahkemeyi yanıltmaya çalıştığına inanıyorum. Lütfen, sadece soruya yanıt vermesini söyler misiniz? Yargıç çiftçinin hikâyesiyle ilgilenir gibiydi:

– Eşek hakkında söyleyeceklerini merak ettim aslında; Bırakalım da anlatsın….
Mehmet amca, Yargıca teşekkür ederek devam etti:

– İşte dediğim gibi, sayın Hakimim, tam eşeğimi gamyonetime bindirmiş şehre doğru gidiyodum ki, bu şirkete ait gucuman bi kamyon, “DUR” tabelasına aldırmadan üzerime sürdü ve bize çarptı. Ben yolun bi yanına fırladım, Garagaçan bi yana… Nasıl kötüyüm, nasıl kötü, anlatamam… Gıpırdanamıyom sancıdan… Öte yanda Garagaçan bir anırıyo, bir anırıyokine, ortalık inliyo. Derkene bi pulis memuru geliveedi, Garagaçanın sesini duymasile önce ona dooru getti, eğildi, bahtı, tabancasına davrandı, alnının göbeenden Garagaçanımı urmasın mı??? Soonacııma, yolun garşı tarafına geçti, bana dooru geldi, dedikine:

– Eşeğin hali berbattı, vurmak zorunda galdım, “sen nassın ?” dedi…

Ehliyet

19.01.2013



Otomobilimin yıkanma sırasını beklerken bir araba bulunduğumuz avlunun duvarını yıkarak içeri girdi, aksı kırılıp toz duman arasında yeri kazıyarak durdu. Hayli yaşlı sürücüsünü zar zor dışarı çıkartıp sandalyenin birine oturttuk, adamı yakından görünce, “Aman Tanrım, araba kullanmak için çok yaşlısınız.. Ehliyetiniz var mı?” dedim.
“Benim artık ehliyet bulundurma zorunluluğum yokmuş” dedi nefes nefese ve devam etti, “Bu gün doktor beni muayene ettikten sonra ehliyetim olup olmadığını sordu, bende ‘Var’ diyip gösterince, onu alıp makasla parça parça kesip çöpe attı, ‘Amca artık buna ihtiyacın yok ‘ dedi, teşekkür ettim, ve arabama atlayıp buraya geldim işte..!”

Yıldırım Tuna

Komik Anekdotlar

11.11.2011

kahkaha7

Annem arabasını torpidosu için dantel örecek kadar çok seviyor. Geçenlerde arabayı çarpmış ve farı kırılmış. Babamın anlattığına göre trafik polisinin önünde “Yavrumun gözü çıktııııı!” diye ağladığı için polisler heyecanlanıp ambulans çağırmışlar..


kahkaha11

İş arkadaşımın düğünündeyiz. Nikah kıyılıyor, imzalar atılıyor, gelin ve damadı tebrik etmek için ayağa kalkıldığında elektrikler kesiliyor. Biz hep beraber “Aaaa!” diye tepki gösterirken, arkadaşımın annesi oldukça yüksek sesle düşüncesini dile getiriyor. “Oğlumun daha ilk dakikadan hayatı karardı.”


kahkaha121

Bankacıyım. Amcamın biri 1000 TL tüketici kredisi çekmek için şubeye geldi, sırada bekliyor. Sıra tam ona geldiğinde sistemin gitmesi nedeniyle 1.5 saat beklemesi gerekince bombayı patlatıyor.
“Bu kadar saat şubenin önünde dilenseydim parayı toplamıştım.”


kahkaha13

Geçen gece nöbetteyken acile 3 yaşında, para yutmuş bir hasta geliyor. Babasına ne kadar yuttuğunu soruyoruz; “1 TL” diyor. Yapılan tetkikler sonucunda bir adet 50 Kuruş ve iki adet 25 Kuruş tespit ediyoruz.
Baba bir şekilde haklı olduğu için sadece aramızda gülüşerek konuyu kapatıyoruz.


kahkaha6

Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan banka görevlisi kadın soruyor:
‘Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?’
Teyzem cevap veriyor:
‘Bu paranın hayrını görme İnşallah yazalım.’


kahkaha


– Mükemmel bir yerde inebilir miyim?
(yolcunun kafası karşık sanırım, kendisi de dolmuştakilerle güler söylediğine)

Şöför kadını indirirken:
– Buyrun size layık değil ama!


kahkaha14

Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi. Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı. Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı
– Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?


kahkaha15

Bir Taksinin içerisinde geçen bir konuşma !
– Küpe mi takıyosun sen ? (dikiz aynasından zorlukla görüyor.)
– Ha evet.
– Baban kızmıyor mu ?
– yok kızmıyor.
– Benim oğlan yapıcak bi tarafına sokarım o kupeyi..
– Hmm ben sağda iniyim.


kahkaha16

Yetmiş sekiz yaşında, tonton bir babaannem var. Ne kadar modern olsa da gelişmiş teknolojiye ayak uydurmakta epey zorlanıyor. Buna en güzel örnek evimi aradığında telesekretere bıraktığı not.
– ‘Babaannesi aradı dersiniz.’


kahkaha17
Arkadaşlarla öyle Barbaros bulvarında yürüyorduk. Bir anda yanımızdan son sürat bir minibüs geçti. Biz ‘Freni patladı’ filan demeye kalmadan, minibüs kafadan elektrik direğine bindirdi. Hemen koştuk, yardım edelim diye. Minibüse ulaştığımızda manzara şuydu: Yolcuların kiminin kaşı açılmış, kiminin dudağı patlamış… Dağılmış vaziyetteler yani. Ama bir tuhaflık var. Çünkü o hallerine rağmen, gözlerinden yaşlar gelecek şekilde gülüyorlar. Biz ne yapacağımızı şaşırdık. ‘Ne oldu?’ diye sorduk. Bir iki tanesi, güçlükle ‘Şoför, şoför…’ diyebiliyor ama yine gülmeye başlıyorlar. Bu şaşırtıcı manzaranın aslını 2-3 dakika sonra öğrenebildik. Meğer şoför, tükürürken minibüsten düşmüş. Hani, bizim şoförlere özgü, giderken kapıyı açıp dışarı tükürme hareketi vardır ya. Baba, dengeyi tutturamamış, tükürükle beraber, gümbürt aşagı düşmüş. Minibüs de kontrolden çıkıp direğe bindirmiş.

Her günü son gün bilmek…

11.11.2011

aile3

Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı. Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu:

-Söyledim değil mi, söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açık mavi gömleği ütülemeni söyledim. “Kahverengi gömlekle gidiversen nolur! muş. Bugün sunum yapacağım, karamsar bir görüntü mü vereyim, dinleyenlerin içi kararsın, bu da projeye verecekleri oyu etkilesin! Bunu mu istiyorsun?

-Tamam bey, bitti işte.

Adam açık mavi gömleği hışımla aldı;

-Bitti, tabi bitti ama ben geç kaldıktan sonra bitmiş neye yarar.

Hanımı çocukların korkmuş yüzlerine baktıktan sonra, yine eşini sakinleştirmeye çabaladı;

-Dün bundan da geç çıkmıştın, vakit var, yetişirsin.

-Anlamıyor ki, anlamıyor ki. Bu gün sunumu ben yapacağım. Herkesten önce gitmeliyim ki, gelecek önemli konuklara ‘Hoş geldin’ demeliyim.

Adam bir sürü söz daha söylenerek, bağırarak çıktı, arabasını çalıştırıp uzaklaştı. Hanımı, direksiyon başında da öfke saçan eşinin halinden endişelendi, “Bir kaza yapmasa bari”.. Eşi uzaklaşınca, çocuklarının yanına gidip sarıldı, rahatlatmaya çalıştı.

-Madem erkenden kalktınız, hemen size sultanlara layık bir kahvaltı hazırlayıp getireceğim.

Mutfağa geçti, zihnindeki huzursuzluğu dağıtmak için hemen neşeli müzikler çalan bir radyoyu açtı. Ocağa haşlamak için yumurta koydu, cezvede süt ısıtmaya başladı. Masaya zeytin, peynir, reçel koymayı da ihmal etmedi. Biraz sonra çocuklarına seslendi

-Kahvaltınız hazııır!

Çocuklar kahvaltıya otururken, radyoda müziğin birden kesilmesi dikkatini çekti.Son dakika haberi anonsuyla, radyonun sesini biraz daha açtı. Radyo’da zincirleme bir kaza haberi vardı. Ayrıntılarla biraz sonra birlikte olacağız demişti spiker ama kazanın yerini söylediği andan itibaren o sandalyesine yığılıp kalmıştı. Spikerin bahsettiği kaza yeri, kocasının her gün işe giderken geçtiği dörtlü kavşaktı. Eşinin bu kavşaktaki trafikten şikayetçi olduğunu, her sabah yoğun bir trafik olduğunu söyleyişi aklına geldi. “Geç kaldım diye acele edip acaba o da” Aklına gelen düşünce içini daha da yaktı, hemen ayağa kalktı.

-Çocuklar, unutmayın ocağa yaklaşmak yasak. Kahvaltınızı yapıp salona geçin, oynayın. Benim acil bir yere uğramam gerek, kapıyı da kimseye açmayın tamam mı?

Sokağa çıkmak için üzerine bir şeyler aldı, cebine de bir taksi parası aldı. Kapıya yöneldiğinde kocasının bu kazada ölmüş olabileceği endişesiyle kabaran yüreğine daha fazla dayanamayıp, ağlamaya başlamıştı. Göz yaşlarını çocukları görmesin diye, açık olan mutfak kapısına sırtını dönmeye özen gösteriyordu. İçindeki acının kocasının ölmüş olma ihtimali kadar, giderken kendisini kırması ve çocuklarının önünde bağırıp çağırmasından da kaynaklandığını anladı. Oysa her zaman böyle öfkeli değildi.

-Eğer ölürse, çocuklarım babalarını, son gördükleri haliyle mi hatırlayacak? Kalp kıran, öfkeli bir baba olarak mı kalacak akıllarında?

Kapıdan çıkarken, çocuklarına bir kez daha seslenecekti ama artık akan gözyaşları saklanamayacak haldeydi. Hemen kapıyı açıp dışarı çıkmak için hamle yaptı ama karşısında kapıya doğru adım atmakta olan kocası vardı. Adam, bir an karısının ıslak yanaklarına baktı; “Haberleri mi dinledin?” diye sordu. Hanımı, konuşamadan sadece başıyla onayladı. Adam, önce sarıldı, sonra eşinin yanaklarını sildi. Hanımı zorlukla sordu;

-Hani önemli bir toplantına geç kalmıştın, niye döndün?

-Kaza benim hemen yakınımda oldu. O anda toplantıdan daha önemli bir şeyi unuttuğumu hatırladım. Eğer o kazada ölseydim”

O anda çocuklar da yanlarına gelmiş, babalarının yine öfkeli olabileceğini düşünerek, annelerinin yanında durmuştu. Adam, bütün içten, samimi gülümsemesiyle çocuklarını yanına çağırdı, boyunlarına sarıldı, yanaklarından öptü.

-Ben bu gün büyük bir hata yaptım ve evden çıkarken, sizleri ne kadar sevdiğimi söylemeyi unuttum. Böyle önemli bir şey unutulur mu hiç. Ne yapalım, ben de geri döndüm.

Yabancı gelmiyor

25.07.2010

ucakkaza1

Temel ile Dursun ayı avı için bir uçak kiralarlar ve uçsuz bucaksız ormana doğru yola çıkarlar. Av çok
iyi gider ve altı tane ayı avlarlar. Kamp yaptıkları yere avların taşınmasından sonra pilotla aralarında pazarlık başlar:
-Bu altı ayıyı da uçağa almam olanaksız birşey. Uçağın kapasitesi belli.
-Bunları burada bırakamayız pilotcuğum, avlayana kadar neler çektik.
-Temel Bey size söyledim. En fazla dört tanesini alabilirim. İkisini bırakmanız lazım.
-Biz önceki sene de geldik. Yine altı ayı vurmustuk ve pilot o zaman hiç itiraz etmedi. Uçak da aynı modeldi üstelik.
Sonuçta pilot baskıya boyun eğer ve uçak havalanır. Ama tam vadi üzerinden geçerken uçakta çatırtılar duyulur ve uçak ormanın üzerine düşer. Tesadüfen ağacın üzerine düşerek asılı kalan Temel bir başka ağaca takılan Dursun’a seslenir.
-Ula Dursun, burası yabancı gelmiyor, önceki sene de mi uçak bu bölgede düşmüştü??

Türbülans Nedir?

28.06.2010

turbulans

* Türbülans nedir?
Aniden olan hava hareketleridir. Uçaklar, sıcaklık ya da yükseklik değişimi gibi farklı nedenlerden olan bu hava hareketleri yüzünden sarsıntı geçiriyor.

* Tehlikeli mi?
Yolcuların türbülanstan korkmasına gerek yok. Ancak uçuş boyunca ikaz ışıkları yanmasa bile kemerlerini bağlı tutmalarında fayda var. Çünkü uçuş sırasında hava akımlarının yaşanması çok doğal. Ancak bunlar yerinde oturan ve kemeri bağlı olan yolcuları etkilemiyor.

* Uçağı düşürür mü?
Hayır. Türbülans uçağın irtifa kaybetmesine neden olabilir ama bugüne kadar türbülans yüzünden hiç uçak düşmedi.

* Pilotlar türbülans olup olmayacağını nasıl anlıyor?
Türbülans olup olmayacağına dair en önemli ipucu aynı rotada daha önce uçan uçaklardan alınan bilgi, meteoroloji uzmanlarının hazırladığı tahmin raporları ve yine pilotlar tarafından hazırlanan raporlardır.

* Türbülans belirli bir yüksekliğin üstünde mi meydana geliyor?
Türbülans olaylarının üçte ikisi 9 bin metrenin üzerinde meydana geliyor. Ancak gerek fırtına gerekse çevrede başka uçakların olması gibi nedenlerden dolayı daha alçakta da türbülansa rastlanabiliyor.

* Türbülans ile hava boşluğu aynı şey mi?
Hava boşluğu türbülans yerine kullanılan yanlış bir terim. Hava gibi gazlarda boşluk meydana gelmesi mümkün değil. Hava boşluğu olarak tarif edilen ve uçağın bir anda düşmesine neden olan olay ise bulutsuz havada oluşan, CAT (Clear Air Turbulance) olarak bilinen ve pilot tarafından önceden görülemeyen açık hava türbülansı.

* Açık hava türbülansı neden fark edilmiyor?
Türbülans, normal şartlarda radarla tespit edilebiliyor. Ancak açık havalarda meydana gelen türbülans, hava bulutlu olmadığı için radarda görülemiyor. Yani pilotlar da hazırlıksız yakalanıyor.

Kaza

21.05.2010

cekici

Kamyon sürücüsü “dikkat, alçak köprü” ikaz levhasını fark ettiğinde iş işten çoktan geçmişti.
Olanca hızıyla üst köprüye bindirdi ve orada sıkıştı kaldı.
Arkasında kilometrelerce araç kuyruğu oluştuktan sonra trafik/kurtarma ekibi nihayet geldi.
Kurtarıcı işine başlarken polis de gözleri sıkışmış kamyonda, sürücüye yaklaşarak söze girmiş olmak için sordu:
– Köprüye sıkıştınız, he?
Sürücü canı burnunda homurdandı:
– Yo, köprü taşıyordum, mazotum bitti.

Sarıkız Meselesi

14.10.2009

sariinek

Yaşlı bir çiftçi trafik kazasında mağdur olduğu gerekçesiyle, mahkemede savunma yapmaytaydı. Kazaya sebep olan nakliye firmasının avukatı sordu:

-Kaza yerine gelen polis ekibine “İyiyim” demediniz mi?

Çiftçi ifadesine başladı:

-Traktörümün arkasında besili ineğim sarıkız ile birlikte giderken, bu nakliye şirketinin kamyonu……

Avukat sözünü kesti;

-Ayrıntıları sormuyorum, yalnızca şu soruya cevap verin. Kaza yerine gelen polis ekibine “İyiyim” Dediniz mi? Demediniz mi?

-Şimdi efendim, biz sarıkız ile birlikte giderken……..

Avukat yine çiftçinin sözünü kesti ve hakime dönerek:

-Efendim, Bu adam kaza yerine gelen polis ekibine, kendisine durumunu sorduğu zaman “Çok iyiyim” demişti. Şimdi aradan 3-4 hafta geçtikten sonra mağduriyetini öne sürerek, müvekkilimi dava ediyor. Lütfen kaza sırasında iyi olduğunu söyleyip söylemediği konusunda ki soruma doğrudan cevap vermesini söyler misiniz?

Hakim:

-Bir dakika. Önce şu sarıkız hikayesini duymak istiyorum.

Çiftçi hakime teşekkür edip, ifadesini sürdürür:

-Bu nakliye şirketinin kamyonu traktörüme çarptığında, ben bir hendeğe, sarıkız başka bir hendeğe savrulduk. Sersemlemiş bir halde yatarken, diğer taraftan sarıkızın yanık yanık böğürmelerini duyabiliyordum. Belli ki çok acı çekiyordu. O sırada hemen ordan geçmekte olan polis ekibi durdu ve memurlardan birisi gidip diğer hendekte yatan sarıkıza baktı. 1 – 2 dakika sonra da tabancasını çıkarttı ve inlemekte olan sarıkızı iki kaşının ortasından vurdu. Ardından elinde dumanı tüten tabancası ile yanıma geldi ve bana “Sen nasılsın Amca” diye sordu. Siz olsanız ne cevap verirdiniz?

Bir garip trafik kazası…

22.05.2009
carpisma
Polise bir ihbar gelir. Temel ile Dursun kaza yapmιstιr.
Polis olay yerine geldiginde görür ki, arabalar sapasaglam ama Temel ile Dursun’un agzι burnu dagιlmιs.
Polis Temel’e sorar:
– Anlat bakalιm nasιl oldu bu?
Temel:
– Komserum, hava sisli oldugundan kafami pencereden çikarmis oyle cideydum.
Megersem Tursun da karsidan oyle celeymus.

Dumlupınar Denizaltısı…

22.05.2009


dumlupinar

Yιl 1953, günlerden 4 Nisan…

Sabahιn ilk ιşιklarιnda Eceabat ve Nara kιyιlarι, şiddetli bir çarpιşmanιn gürültüsüyle sarsιldι. Bu sarsιntι, güneşle birlikte tüm Türkiye’yi saracaktι.

Naraburnu açιklarιnda Naboland adlι İsveç şilebi ile çarpιşarak Çanakkale Boğazι’nιn sularιna gömülen Dumlupιnar denizaltιsιnda şehit olan 81 Türk Denizcisi tarihin sayfalarιna ve Türk Milleti’nin kalbine şu sözlerle kazιnacaktι:

“Vatan sagolsun!”

Akdeniz’de yapιlan NATO tatbikatιna katιlan 1. inönü ve Dumlupınar denizaltι gemileri, manevralarιn ardιndan Gölcük’e dönmek üzere yola çιktιlar.

3 Nisan’ι 4 Nisan’a bağlayan gece Çanakkale Boğazι’na giriş yapan iki denizaltι gemisi, olacaklardan habersiz eve dönüyordu. Sakin geçen yolculuk saat 02.10 sularιnda Dumlupιnar için son buldu.

Dumlupιnar, Naraburnu açιklarιna yaklaşιrken geminin güvertesinde Süvari Kιdemli Yüzbasι Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hüseyin Yumuk, Astsubay Hüseyin Akιş ve Astsubay Hüseyin İnkaya bulunuyordu. Ancak Çanakkale Boğazι’nιn sularιnda sessiz sedasιz ilerleyen tek gemi Dumlupιnar degildi. İstanbul yönünden gelen İsveç Bandιralι “Naboland” şilebi de aynι dakikalarda Naraburnu açιklarιna gelmişti. Kaptanlιğιnι Oscar Lorentzon’un yaptιgι Naboland ile Dumlupιnar, birkaç dakika sonra korkunç bir gürültüyle çarpιşacak ve bu çarpιşma Eceabat sahilinde dahi duyulacaktι. Astsubay Hüseyin Inkaya, nöbetçi olmamasιna karşιn vardiya dιşι görevine devam ediyordu.


Nara önlerine gelinirken rotada dikkatini çeken değişiklik üzerine köprü üstüne çιktι. Tam bu sιrada güvertede bulunan beş kişi, ne olduğunu anlayamadan suya yuvarlandι. Naboland, Dumlupιnar’a tam baş tarafιndan bindirmisti. Çarpιşmanιn gürültüsü Eceabat Limanι’nda demirlemiş olan gemilerce de duyuldu. Darbenin şiddetine dayanamayan Dumlupιnar, birkaç saniye içinde Çanakkale Boğazι’nιn karanlιk ve soğuk sularιna gömüldü.

Denizaltιnιn tüm elektriği kesilmişti. Gemilerinin baş taraftan itibaren su aldιğιnι gören denizciler hιzla kιç torpido dairesine doğru harekete geçti. Kιç torpidoya varana kadar da arkadaşlarιnιn birçoğunu kaybettiler.

Dumlupιnar batarken sadece 22 denizci kιç torpido dairesine ulaşmayι başarmιştι. Dumlupιnar ilk şehitlerini böylelikle vermiş oldu. Aynι gece Eceabat Limanι’nda demirli bulunan Gümrük motorundaki personel, acil olarak kaza mahaline çağιrιldι. Gümrük motoru, Naboland’dan atιlan tahliye sandallarιna çιkmιş ve can yeleklerine sarιlmιs Dumlupιnar mürettebatιnι görerek motora aldι ve Çanakkale’de hastaneye ulaştιrdι.



Gün agarmιstι. Balιkçι tekneleri, Dumlupιnar’ιn batarken su yüzüne fιrlattιğι haberleşme şamandιrasιnι gördü. Gümrük motorunun ikinci çarkçιsι Selim Yoludüz şamandιraya uzandι ve üzerindeki yazιyι okudu:

“Deniz Kuvvetlerine bağlι Dumlupιnar Denizaltιsι burada battι. Kapagι açιn ve denizaltιyla irtibat kurun.”

Kazadan yaklaşιk 6 saat sonra Dumlupιnar’ιn battι şamandιrasι bulundu. Yoludüz kapagι açtι, şamandιranιn içindeki ahizeyi kaldιrdι ve ümitle

“Alo” dedi.

Telefondaki ses,

“Buyrun, ben Astsubay Selami” dedi.

Beklediği karşιlιğι alan Selim Yoludüz, Astsubay Selami’ye ne durumda olduklarιnι sordu. Astsubay Selami, geminin 15 derece sancak yönünde yatιk ve elektriğin kesik oldugunu, 22 kişi olarak kιç torpido dairesine girebildiklerini söyledi. Selim Yoludüz,

“Endişelenmeyin. Kurtaran yolda. Sizi oradan çιkaracagιz” dedi. Astsubay Selami’nin cevabι, Selim Yoludüz’ün kulağιna ve kalbine işledi:

“Ailelerimize selam söylüyoruz. Bizi kurtaracağιnιzdan eminiz. Vatan sağolsun…”

Bu, Astsubay Selami’nin yüzeydekilerle yaptιğι ilk konuşma oldu. Saat 11:00 sularιnda olay mahaline gelen Kurtaran gemisinin tüm çabalarι sonuçsuz kaldι. Bir süre sonra bir konusma daha yapmak için şamandιranιn başιna gidildi ve ahize kaldιrιldι. Ahizenin diğer ucundan sadece dualar, ezan sesleri ve iniltiler geliyordu. Saat 15:00 sularιnda ise muhabere şamandιrasιnι tutan telefon kablosu koptu.

Bir daha Dumlupιnar mürettebatιndan haber alιnamadι.

Son sözleri: ‘VATAN SAĞOLSUN’ oldu…..

Şehitlerimize allah rahmet eylesin…….