Arama:

Etiket Bulutu







‘kilise’

Ayasofya müzesi

30.05.2010

ayasofya

Dünyanın 8.harikalarından birisi sayılan Ayasofya, Sanat Tarihi ve mimarlık dünyasının 1 numaralı yapısı hüviyetindedir. Bu yaşta ve bu ebatta zamanımıza gelebilmiş ender eserlerdendir. Küçük ölçülerdeki ahşap çatılı ilk yapı 4. yy. ikinci yarısında Büyük Konstantin’in oğlu Konstantinus zamanında yapılmıştı. 404 yılında, bir isyan sırasında yanan ilk yapının yerine, daha büyük ölçülerde inşa edilen 2. kilise 415 yılında törenle açılmıştı. 532 yılında Hipodromda yapılan bir araba yarışı sonucu çıkan kanlı isyan on binlerce şehirlinin ölümüne ve pek çok binanın yakılmasına sebep olmuştu. “Nika” isyanı diye bilinen ve İmparator Justinyen aleyhine gelişen bu isyanda Ayasofya Kilisesi de yakılmıştı.

İsyanı zorlukla bastıran İmparator Justinyen “Adem’den beri hiçbir devirde görülmemiş ve görülmeyecek” bir ibadethane yapmak için harekete geçti. Önceki bazilikanın kalıntılarının üzerine 532 yılında yapılmaya başlanan, Hıristiyanlık âleminin bu en büyük kilisesi beş yılda tamamlanarak, 537’de merasimlerle açıldı.

Mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik uygulama olarak görülen Ayasofya, Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa esin kaynağı olmuş, doğu-batı sentezinin bir ürünüdür. Bu eser dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, Ayasofya, tarihi geçmişinin yanı sıra, mimarisi, mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini çekmiştir.

Ayasofya 916 yıl kilise, 481 yıl cami olmuş, 1935`ten bu yana müze olarak tarihi işlevini sürdürmektedir.

Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan mekân (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir. İç mekân, 100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m. yüksekliğinde, 30,31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür. Ayasofya`nın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler IX.-XII. yüzyıllarda yapılmıştır. Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir.

Ayasofya İstanbul`un fethi ile birlikte başlayan Türk döneminde çeşitli onarımlar görmüştür. Mihrap çevresi, Türk çini sanatı ve Türk yazı sanatının en güzel örneklerini içerir. Bunlardan kubbedeki ünlü Türk hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendi`nin Kuran`dan alınma bir suresi ile 7.50 m. çapındaki yuvarlak levhalar en ilgi çekici olanıdır. Bu levhalarda, Allah, Muhammed, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Ebu Bekir, Hüseyin`in isimleri yazılıdır. Mihrabın yan duvarlarında ise Osmanlı padişahlarının yazıp buraya hediye ettiği levhalar vardır.

Düşmanlar

07.05.2010

yaslikadin

Pazar günkü ayinin sonunda, rahip her zamanki gibi Pazar sohbetini
yaptı ve konuşmasını şu soruyla bitirdi:

“Demek ki, Rabbim adına ne yapmamız lazım, düşmanlarımızı affetmemiz lazım…..
Öyleyse, bu sohbetimiz ardından, aranızdan kaçı düşmanlarını affetti?”

Cemaatin %80’i ellerini kaldırmıştı.

Rahip, sorusunu yineledi… Bu kez hepsinin elleri havadaydı,
yukarıdaki yaşlı teyze hariç…

Rahip sordu:

-Mrs Neely?? Hayırdır? Düşmanlarınızı affetmek size bu kadar mı zul geliyor??

-“Düşmanım yok ki!!” deyiverdi titrek ve son derece şeker haliyle!!

Cemaatten uğultular, şaşkınlık ifadeleri yükselmişti.

Rahip devem etti!!.

-Ooo bu gerçekten inanılmaz güzel bir şey!! Kaç yaşındasınız mrs. Neely?

-98!

Cemaat ayağa kalkmış, gözyaşları içinde alkışlıyordu…

-Mrs Neely, lütfen, şöyle yanıma gelirmisiniz?? Yavaş.. yavaş.. aman
dikkat…. Haah! şimdi, cemaate dönelim… evveeett!! Lütfen buradaki
müminlerimize bu işin sırrını söylermisiniz?? Nasıl oluyor da insanın
98 yıl gibi uzuun bir ömür zarfında hiç düşmanı olmaz????

-Yaşlı kadın küçük ve titrek adımlarla rahibe sırtını dönüp, cemaate baktı:

-“Hepsi öldü orsp..ların !!!!”

Üç kafadar

16.02.2010

uckafadar

Üç arkadaş yolda gidiyormuş. Birisi kiliseyi görmüş ve diğer iki arkadaşına:
– “Bekleyin de şurada bir günah çıkarayım” demiş.
Sonra da kiliseye girerek papazın yanına gelmiş ve papaza:
– “Papaz efendi, ben bekarım ve nikahsız cinsel ilişkiye girdim. Günahımı çıkarır mısınız?” demiş.
Papaz da:
– “Oğlum sen şu filan filan yerdeki çalışan kızla mı ilişkiye girdin?” diye sormuş. Genç adam da:
– “Yok” deyince papaz bu sefer:
– “O zaman şu filan apartmanda oturan kızla mı ilişkiye girdin?” diye sormuş. Genç adam yine:
– “Hayır” demiş.
Papaz ise meraklıymış ve son bir tahminde bulunmuş:
– “Buldum! Şu karşıdaki lokantada çalışan kız… O mu?” diye sorunca
genç adam bu soruya da:
– “Hayır” diye cevap vermiş.
Papaz bu kızın kim olduğunu söylemesini isteyince genç adam papazın bu isteğini reddetmiş ve:
– “Söylemem” demiş.
Bunun üzerine papaz sinirlenir ve genç adamı kiliseden kovarak:
– “O zaman ben de senin günahını çıkarmıyorum” demiş.
Genç adam arkadaşlarının yanına döner. Diğer iki arkadaşı:
– “Ne oldu? günah çıkardın mı?” diye sorunca genç adam cevap verir.
– “Yok. Günah çıkarmadım ama, tam üç tane sağlam adres aldım.

Son Akşam Yemeği…

22.05.2009


sonaksamyemegi

Leonardo da Vinci; ‘Son Akşam Yemeği’ isimli resmini yapmayι düşündüğünde büyük bir güçlükle karşιlaştι… İyi’yi İsa’nιn bedeninde, Kötü’yü de İsa’nιn arkadaşι olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nιn bedeninde tasvir etmek zorundaydι…

Resmi yarιm bιrakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladι. Bir gün bir koronun verdiği konser sιrasιnda, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti.

Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayιsιz taslak ve eskiz çizdi.

Aradan 3 yιl geçti. ‘Son Aksam Yemeği’ neredeyse tamamlanmιştι, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağι modeli bulamamιştι….

Leonardo’nun çalιstιğι kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamι sιkιştιrmaya basladι.

Günlerce aradιktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmιş genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmis bir durumda kaldιrιm kenarιna yιğιlmιştι.

Leonardo; yardιmcιlarιna adamι güçlükle de olsa kiliseye taşιmalarιnι söyledi. Çünkü artιk taslak çizecek zamanι kalmamιştι. Kiliseye varιnca yardιmcιlar adamι ayağa diktiler.

Zavallι, başιna gelenleri anlamamιştι. Leonardo adamιn yüzünde görülen inançsιzlιğι, günahι, bencilliği resme geçiriyordu.. .

Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş; gözlerini açtι ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkιnlιk ve hüzün dolu bir sesle söyle dedi:

‘Ben bu resmi daha önce gördüm…’

‘Ne zaman?’ diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşιrmιştι..

‘Üç yιl önce’ dedi adam..

‘Elimde avucumda olanι kaybetmeden önce… O sιralarda bir koroda şarkι söylüyordum. Pek çok hayalim vardι. Bir ressam beni İsa’nιn yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…


Paulo Coelho