Arama:

Etiket Bulutu







‘köy’

Koyun

13.11.2017



Adamın birinin çok sevdiği bir koyunu varmış. Bu koyun hiç gebe kalamıyormuş. Adam, komşu köyde birinin koçu olduğunu ve hangi koyunla çiftleşirse gebe bıraktığını duymuş. Bunun üzerine koyununu el arabasına koymuş, çıkmışlar yola, köye vardıklarında selam verip adamın yanına yaklaşmış.
-yahu gardaş senin koçun methini duydum koştum geldim. hele bizim koyuna da bir çare.
-aman gardaş lafımı olur. amma 30 liranı alırım.
-tamam.
Neyse çiftleşme gerçekleşiyor ve adam koyunu tekrar el arabasına koyup giderken koçun sahibine soruyor:
-hamile kalıp kalmadığını nereden anlayacağız?
-yarım sabah ahıra girince bak. koyun eğer yatıyorsaaa hamiledir. yok ayaktaysa hamile değildir.
Neyse sabah oluyor adam bir heyecanla ahıra koşuyor. bakıyor ki koyun ayakta.
Ulan diyor yine tutmadı.
Karısı demiş ki bi daha götür.
Adamın ki de bir ümit koyunu tekrar el arabasına bindirip gitmiş.
Bu sefer 40 lira alıyor koç sahibi.
Ertesi sabah adam koşa koşa ahıra gidiyor ki bi de ne görsün koyun yine ayakta.
Adam iyice sinirleniyor. neredeyse koyunu kesecek.
Karısı adamı sakinleştirip koyunu tekrar götürmesi için adamı ikna ediyor.
Adam koyunu götürüyor ama koç sahibi adam bu sefer 50 lira alıyor. adam daha da sinirleniyor söylene söylene eve geliyor.
Koyunu ahıra atıp gidiyor.
Sabah ise yatağına uzanmış umutsuz ve sinirli bi şekilde karısına:
-hele git şu koyuna bak. oturuyor mu ayakta mı.
Kadın gidip bakıp geliyor ve diyor ki:
-koyun ne oturmuş ne de ayakta bey. arabaya binmiş seni bekliyor 🙂

Dolma Nene

29.06.2016



Köyde bir Dolma Nene diye yaşlı kadın varmış.
Köye gelen gelinlerin hepsinde bir noksanlık bulur, onları o isimle cağırırmış.
Mesela ‘Naylon Rebiye’, ‘Kel Sevim’ gibi.
Köyün ağası oğlunu evlendirip, köye yeni bir gelin getirecekmiş. Dolma Neneyi davet etmiş yedirip içirdikten sonra demişki.
-Bak Dolma Nene, sakın bizim geline lakap takmıyasan.
Dolma Nene,
– yo, viş oğul ele şey olurmi, ben heç bir gusur bulmam demiş ve ayrılmış.
Ağa düğünü yapmış, gelini getirmiş, Dolma Nene’yi çağırmış.
-Dolma Nene nasıl bizim gelin, demiş.
Dolma Nene,
-oğul ben gelini eyi buldum, güzel buldum, amma aşşaği mehlenin garıları at suratli demeseler.

Alkışlanacak bir başarı öyküsü

16.09.2010

agaclandirma

Konya Ereğli’den emekli öğretmen Rahim Demirbaş alkışlanacak bir işe soyunmuş. Gerçek bir vatansever ve idealist aydın olmanın gereğini yapmış. Ereğli’ye 50 km. mesafede, Karacadağ üzerinde, Beyören Köyünde yaşayan Rahim Demirbaş şöyle diyor.

“Bilmem tsunamiden daha beter olan ve günlerce esen çöl rüzgarlarına (Tozunami ye) hiç rastladınız mı? Ben böyle bir yerde kendi imkanlarımı kullanarak orman dikmeye çalışıyorum. Köyüm ülkemizin en fakir köylerinden birisi, doğru dürüst suyu ve yolu yok. Bir zamanlar 220 hane olan köyümüz şimdi 40 haneye kadar düştü. Çoğu evlerde tek başına yaşayan insanlar oturmakta. Öldüklerinde kapıları kapanacak. Traktör yok iken köylü at ve öküzü ile çiftini sürüyor, mahsülünü de eliyle yoluyordu. Yolu olmadığı için fazla şehre de gidemiyordu. Elektrik, telofon parası diye bir şey de yoktu. Şimdi traktör geldi, köylünün aylarca uğraşıp yaptığı iş, üç beş günde bitiyor. Yılın geri kalan uzun zamanını köylü değerlendiremiyor. Çünkü yeşil ziraat yapacak yeterli suyu da yok. Ziraatin tahsilini yapanlar da gelip köylerde yol gösterici olamadılar. Durum böyle olunca, pek çok köy gibi, bizim köylü buraları terk etti. Elindekini avucundakini satarak şehre gelen insanımız 200 metrekare yerde köyü yaşamaya çalıştı. Çoğu amelelik ve seyyar satıcılık yaparak hayatlarını idameye kalktılar. Çocuklarını da çok parlak şekilde okutamadılar. Bu çocukların çoğu işsizler ordusuna katıldı. Bizim sokak çocukları veya kapkaççı diyiverdiğimiz çocuklar; şu an köyde yaşayan çocuklardan değil. Şehre göç etmiş ailelerin yavruları. Her köye fabrika yapmamız mümkün değil. Lakin köylüyü köyünde tutmak, köyleri şehir imkanlarına kavuşturmak gerekir.” diyor Rahim Demirbaş.

O köyün dağları bir zamanlar ormanlarla kaplıymış, içerisinde ceylanlar bile gezermiş. Zira dağın pek çok yeri üzüm bağı sekilerinin kalıntısı ile dolu. Şimdi ise bir çöle dönüşmüş. Erozyon, toprağını sıyırıp götürmüş. Ağaç dikmek isteseler bile pek çok yerinde toprak kalmamış. Rahim Demirbaş, bundan 40 yıl önce beş şeker çuvalı meşe palamudu bulup getirmiş. Köylülere dağın bir bölümüne bunları dikmişler. Palamutların pek çoğu yeşermiş. Ancak koruma imkanı olmadığı için hayvanlar pek azının yaşamasına fırsat vermişler. Yine de bu orman sevdasından vazgeçmemiş Rahim Demirbaş. Ülkenin farklı yerlerinde öğretmenlik yaptıktan sonra emekli olmuş ve köyüne dönmüş. Taşlık (Traktörle ziraat yapılamaz) araziler alıp kendi imkanlarıyla orman dikmeye başlamış. Biraz birikimle arazinin etrafını hasır telle çevirmiş. 8 km mesafeden bir parmak kalınlığında bulduğu bir suyu borularla, orman diktiği araziye getirmiş. Burada havuzlarda toplamış. Bu suyu ağaçlara can suyu olarak kullanıyormuş. Şu ana kadar 100 çeşide yakın (sedir, çam, dişbudak, meşe, mavi servi, mahlep, ceviz, antepfıstığı vs.) on bin ağaç dikmeyi başarmış. Halen de fırsat buldukça dikime devam ediyor. Ve şöyle düşünüyor:

“Biz belki dedelerimiz gibi toprak fethedemeyiz, ama topraklarımızı 20 kat verimli hale getirirsek sanki 20 kat toprak fethetmiş gibi oluruz. Ülkemizin her tarafını yağmur ormanları gibi ormanlandırırsak, hem ülkemiz hem de bütün insanlar fayda görür. Biz kıyametin kopuyor olduğunu görsek bile ağaç diken bir kültürün sahibi iken nasıl oldu da bu güzel dağlarımız çırılçıplak kaldı?”

Rahim Demirbaş haklı olarak şunları söylüyor:

“Toprağımız bol, güneşimiz bol, suyumuz pek çok ülkeye göre yeterli. Hazineler üzerinde aç oturuyoruz. Bu dünyanın en genç nesline sahip (17 milyon okuyan gencimiz var) olan insanımızı galeyana getirip güzel örnekler göstermeliyiz.”

Sayın Demirbaş 8 yıl önce orman dikmeye başladı. O günden beri pek çok köylü çalışma imkanı buldu. Eğer onun gibi insanların sayısı çoğalsa çok kişi köyünü terk etmeyecek ve o güzelim Anadolu toprakları bu kadar çorak kalmayacak. Rahim Demirbaş’ı bu örnek çalışmasından dolayı tebrik ediyorum ve umuyorum ki devlet yetkilikleri bu örmek çalışmaya destek olurlar. Destek olalım ki içinde çalışma-üretme azmi olanlara ümit ışığı olsun, güven versin.