Arama:

Etiket Bulutu







‘kral lear’

Gülistan Güzey

18.11.2010

gulistan_guzey4

17 Mayıs 1927 de Bab-ı ali de doğar. Henüz altı aylıkken babasını kaybeder. İlkokulu Babı-ali’de orta okulu Beyoğlu’nda okur. Ortaokul son sınıftayken şehir tiyatrosunun 1943 yılında açmış olduğu “Artist Namzet’i aranıyor” sınavına katılır. 40 kişinin arasında Perihan Tedü ile Gülistan Güzey bu açılan sınavı kazanır. Gülistan önceleri İstanbul Şehir Tiyatrosunda figüran olarak oynar. Daha sonra büyük rollerde oynayan Cahide Sonku gibi, zamanın büyük oyuncularına dublörlük yapar…
“Kral Lear”da Cahide sonku’ya dublörlük yaparken, aynı eserde kendisi de küçük bir rolde yer alır. “Atinalı Timon”da Bedia Müvahhit’e, “Katil”de Şaziye Moral’a, “Hamlet”de Madam Kenay’a ve “Üçüncü Selim”de Eliza Binemeciyan’a dublörlük yapar. Ve bu eserlerde de küçük roller de yer alır. Daha sonraları dublörlük yaptığı bu eserlerin hepsinde başrol oynar.

Seyirci tarafından beğenilir ve ünlü bir tiyatro yıldızı olur…
Tiyatroya girdiği 1943 yılında genç ve güzel bir kız olan Gülistan Güzey’e film teklifi yapılır. O dönemlerde sinemaya yönetmeninden oyuncusuna kadar tiyatrocular hakimdir. Çekilen filmlerde figüranların dışında hepsi tiyatro kökenlidir. Eses film şirketi sahibi Necip Erses, Gülistan Güzey’e çekecekleri “Dertli Pınar” filminde başrol oynamasını teklif eder… Dönemin parası ile 300 liraya anlaşırlar. Gülistan Güzey bu filmin başrolünü oynar. İlk filmi olan Dertli Pınar’dan kazandığı 300 lira ile bir pırlanta yüzük alır. Hayatının sonuna kadar bu yüzüğü saklar. Dertli Pınar filmi Beyoğlu’nda Lüks sineması’nda vizyona girer büyük ilgi görür. 2-3 hafta oynar, çok para kazanan filmin yapımcısı Necip Erses, pirim olarak Gülistan Güzey’e zarf içinde 200 lira daha vererek sanatçıyı ödüllendirir.

Bir yandan tiyatro oyuncusu, bir yandan sinema yıldızı olarak yoğun çalışmaya devam eder. 1944 yılı’nda “Hürriyet apartmanı”nda oynar. Bu filmde büyük sükse yapar. 1945 de “Yayla kartalı” , Köroğlu ve Sonsuz Acı filmlerini çeker… 1946 yılı’nda gazeteci Ümit Deniz ile evlenir.

1947 yılında “Hülya”, 1949 da “Ölünceye Kadar Seninim”, 1950 de “Çakırcalı Mehmet Efe”, 1951’de de 4 film çeker. Bunlardan “Yavuz Sultan Selim” ve “Yeniçeri Hasan” büyük ilgi görür. 1952’de “Kahpenin Kızı”, Ayhan Işık ile oynadığı “Kanun Namına” ve “İngiliz Kemal Lawrence’a karşı” unutulmaz filmleri arasında yer alır. 1953 de Kemal Film adına Ayhan Işık ve Neriman Köksal ile başrolünü paylaştığı “Katil” filmini çeker… 1954 de “Aramızda Yaşayamazsın”, “Sönen Yıldız”, “Hata”, “Allı Yemeni”, “Bir dilim ekmek”, “Kelepçe”, “Sokak Çocuğu”, “Kendi Düşen Ağlamaz”, “Zehir Ali”, “Ömrüm Böyle Geçti” filmleri ile sinemadaki starlığı devam eder. 1961 de Turgut Özatay, Yılmaz Duru ve Aysel Tanju ile başrolleri paylaştığı “Hancı” filminde oynar. Bu film, dönemin en çok iş yapan filmlerinden biri olur… “Bu filmin aynısı daha sonra defalarca çekilir.

Hamile iken çektiği “Doğmadan Ölenler” filmi’nden sonra oğlu Ferit dünyaya gelir. 1964 yılına kadar çekilen filmlerin hepsinde başrol oynayan Gülistan Güzey, tiyatro çalışmalarını tercih ederek bir süre sinemaya ara vererek, oğlu Ferit ve tiyatro ile ilgilenir.

1968′ de tekrar sinemaya dönen Gülistan Güzey, bu defa başrol değil karakter oyuncusudur. “Paydos” adlı filmde Sadri Alışık ve Serpil Gül ile birlikte oynarlar. Filmin yönetmeni Ülkü Erakalın, ünlü sanatçının sinemaya tekrar dönüşünde etkili olur. Bundan sonraki oynamış olduğu 30’un üstündeki filmde, ikinci derece karakter oyuncusu olarak izleyicinin karşısına çıkar. 1943-1960 arası sinemaya damgasını vuran Gülistan Güzey, yine şöhretin zirvesini zorlamaktadır. 1976 yılında TRT’nin ilk dizi filmi olan “Şıp Sevdi” dizisinde oynar. TRT’den başka hiçbir TV’nin olmadığı bu yıllarda, Siyah-Beyaz çekilen Şıpsevdi deki başarısı ile izleyiciyi evlerine kilitler adeta. 1980 yılında yine TRT adına “Parkta Bir Sonbahar” adlı uzun soluklu bir dizi daha çeker. Bu dizi de Hulusi Kentmen ile başrolü paylaşır.

Gülistan Güzey, oğlunun doğumundan sonra eşi ile mutlulukları uzun sürmez ve kısa süre sonra ayrılırlar. Bu ayrılıktan 9 ay sonra Kamil Cemali Beyle evlenir. Altı yıl zoraki yürüyen bu evlilik de yıkılır. Üçüncü evliliğini Suat Baydur adlı bir işadamı ile yapar. Son evliliği de acı verir. Aradığı mutluluğu bulamayan sanatçı, kısa süre sonra bu evliliği boşanma ile sonuçlandırır.

Yaşadığı onca sıkıntı, acı ve sevgisizlik, el bebek gül bebek büyüttüğü oğlu Ferit’in alkole olan düşkünlüğü, anaya karşı düşmanca tutumu, sanatçıyı bir hayli yormuş, ümitsiz aşklar yaşamış, oğlundan vefa görmemiş olan sanatçı, dostlarına içini dökecek kadar mert ve arkadaş canlısı olduğu söylenir.

Oğlunun alkole olan düşkünlüğü, Gülistan Güzeyi üzer ve amansız bir hastalığın pençesine düşürür. 5 Mart 1987 yılı’nda yorgun sanatçı hayata gözlerini yumar. Gülistan Güzey, başrolünü oynadığı ilk filmi “Dertli pınar”dan kazandığı para ile aldığı pırlanta yüzüğü, hayatının sonuna kadar yanında saklamıştır. Ancak, ölümünden hemen sonra Oğlu Ferit bu hatırayı, gözünü kırpmadan sattığı gibi, evini, kürklerini, diğer mücevherlerini de satar.

Yirmili yaşlar da alkol’e esir düşen Ferit’in de hayatı uzun sürmez. Miras paraları çabuk biter. Alkol parası bulmakta zorlanır. Yaşama ayak uyduramaz, evsiz, barksız ve parasız olarak, İstanbul’un izbe sokaklarından birisinde ölüsünü bulurlar. Kim olduğu araştırılıp tespit edildikten sonra aile kabristanlığında yerini alır.

Derleyen : Yunus Yılmaz – sinematurk.com

gulistan_guzey6   gulistan_guzey1   gulistan_guzey1gulistan_guzey3   gulistan_guzey2   gulistan_guzey21

Kamran Usluer

18.11.2010

kamran_usluer2

1937 yılında İzmir’de doğan Kamran Usluer, tiyatronun tozlu sahnelerinde buldu kendini. Yüzlerce oyunda rol aldı. Vanya Dayı, Kral Lear’deki rolleri ile tiyatro severlerin unutulmazları arasındaki yerini aldı.
1972 yılında başladığı Yeşilçam’da birçok filmde yeraldı. En çok Eşkıya’daki Berfo ve Salkım Hanımın Taneleri’ndeki Halit Bey karakterleriyle tanınır.
1973 yılında 5. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde ‘Gelin’ filmindeki rolü ile ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’, 2000 yılında da 12. Ankara Film Festivali’nde ‘Salkım Hanımın Taneleri’ filmindeki rolüyle ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödüllerinin sahibi olmuştur.
İstanbul Şehir Tiyatrolarında uzun süre çalışmış, 2002 yılında yaş haddinden emekli olmuştur.
Ayrıca, kendine özgü ses ve yorumuyla pek çok sinema filminde seslendirme yapmış olan Kamran Usluer beyin kanseri nedeniyle uzun süre tedavi görmüş, ancak 26 Temmuz 2004 tarihinde tedavi gördüğü Bakırköy Acıbadem Hastanesi’nde vefat etmiştir.

kamran_usluer12   kamran_usluer4   kamran_usluer7kamran_usluer32   kamran_usluer11   kamran_usluer61

Necdet Mahfi Ayral

17.11.2010

necdet_mahfi_ayral2

1908’de İstanbul Beykoz’da dünyaya geldi. Tiyatro ile ilk kez sünnet düğününü renklendiren, Salim Paşa Kumpanyası vasıtasıyla tanışır. Galatasaray Lisesi’nde okuyan Ayral, babasının ölümüyle okuldan ayrılmak durumunda kalır. Sanatçı, askerliğe kadar Deutsche Orientbank’ta ve Yıldız Gazinosu’nda çalışır. Askerden terhis olmak üzereyken komutanı Rüstem Paşa’nın “Herhangi bir yerde iş bulmak istiyorsan tavsiye mektubu yazayım” sözleri üzerine arzusunu dile getirir. Belediye Reisi Muhittin Üstündağ tarafından Şehir Tiyatroları Müdürlüğü’ne yollanan Ayral ertesi gün provaya çıkar.

24 Eylül 1932’de Şehir Tiyatroları’nda “Yedi Köyün Zeynebi” adlı oyundaki figürasyona çıkarak sahneye ilk adımını atan Ayral’ın rol arkadaşları Cahide Sonku ve Hadi Hün’dür. İkinci oyunu “Mucize” de birkaç replik söyleme şansına da nail olan Ayral, Muhsin Ertuğrul aracılığıyla sinemaya da adım atar. “Bataklı Damın Kızı Aysel” den başlayarak 15 yıl Ertuğrul’un yardımcılığını da üstlenen Ayral, küçüklü büyüklü pek çok role imzasını atar. Tiyatroda da sağlam adımlarla ilerlerken, özellikle komedyalarda canlandırdığı tiplerde yakaladığı başarıyla öne çıkar. Şehir Tiyatroları’nda, ‘Lüküs Hayat’, ‘Kral Lear’, ‘Fizikçiler’, ‘Bir Komiser Geldi’, ‘Cyrano de Bergerac’ ve ‘Tartuffe’ gibi çeşitli oyunlarda unutulmaz kompozisyonlar yaratan sanatçı, sinemada da ‘Şehvet Kurbanı’, ‘Eşkıya’, ‘Hamam’ ve ‘Mektup’un aralarında bulunduğu yaklaşık 150’nin üzerinde filmde rol almıştır. Ayral, 1950-75 arasında İtalyanların ünlü komedyeni Toto’yu konuşarak, dublaj sanatında da ustalığını gösterir.

Yıllarca emek verdiği Şehir Tiyatroları’ndan 68 yaşında yaş haddinden emekli olduktan sonra da tiyatrodan kopmayan Ayral, Nejat Uygur ve Ahmet Uğurlu ile çalışır. Bir süre sessizlik dönemine giren Ayral, Şehir Tiyatroları’nda ‘Huzur’ oyunuyla kurumunda yıllar sonra yeniden seyirci karşısına çıkar. Sanatçı sonra da Müjdat Gezen’in sahnelediği ‘Hababam Sınıfı’nda rol alır. Aralarında İstanbul Tiyatro Festivali Onur Ödülü de olmak üzere sayısız ödülle onurlandırılan Ayral, 6 Haziran 2004 de aramızdan ayrılmıştır.

necdet_mahfi_ayral4   necdet_mahfi_ayral3   necdet_mahfi_ayral7necdet_mahfi_ayral1   necdet_mahfi_ayral5   necdet_mahfi_ayral6