Arama:

Etiket Bulutu







‘kuş’

Kartallar ve İnsanlar

04.05.2013



Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır.

Kartalın yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.

Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:
– Ya ölümü seçecektir,
– Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.

Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.

Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.

National Geographic – ‘’ Kartallar ve İnsanlar ‘’

Kuş ve Su

19.11.2011

photos-7

Martı

19.11.2011

photos-2

Uçan canlı makinelerin en heybetlisi Albatroslar..

27.04.2011

albatros1

Tüm kuşlar arasında en geniş kanat açıklığına sahip albatroslar, bir kez dahi karaya ayak basmadan binlerce kilometre süzülebilir.

Albatros, uçan canlı makinelerin en heybetlisidir… Albatros, kemik, tüy, kas ve rüzgârdır… Albatros gergin yay, rüzgârsa gövdesini mermi gibi fırlatan kiriştir. Albatros art deco bir kuştur -çarpıcı desenli, belirgin hatlı, destansı bir uçuş sergileyen, kayıtsız şartsız sadık olan… Bir albatros, yavrusuna tek bir öğün yiyecek getirebilmek için 15 bin kilometreden fazla uçabilir. Doğadaki en uzun kanatlara (3,5 metreye kadar ulaşabilir) sahip olan albatroslar, kanat çırpmaksızın yüzlerce kilometre boyunca gökyüzünde süzülerek okyanusları aşar, dünyayı dolaşır. 50 yaşına gelmiş bir albatros en azından 6 milyon kilometre uçmuş demektir…

Albatrosları bilen pek yoktur; bilenlerin çoğu da izlenimlerini Samuel Taylor Coleridge’in 1798 yılında yazdığı İhtiyar Denizcinin Ezgisi adlı şiirine dayandırarak, onların kaba saba, can sıkıcı yaratıklar olduğunu düşünür. İşin ironik yanı, Coleridge’in hiç albatros görmemiş olmasıdır. Dahası, çoğu insan da bu şiiri hiç okumamıştır. Şiirde albatros, yelkenlerini cömertçe rüzgârla doldurarak geminin yoluna devam etmesine yardımcı olur. Denizci düşünmeksizin hareket edip albatrosu öldürünce, tayfa dehşete düşer ve onu, kuşun muazzam cesedini boynuna dolayarak taşımakla cezalandırır…
albatros3
Milyonlarca kilometreyi tertemiz, kendini yenileyen, sıfır salımlı enerjiyle uçabilseydiniz eğer, siz de bir albatros olurdunuz. Aslında sıradan bir uçucu olan albatros, gökyüzünde kusursuz bir planör gibi süzülür. Kanatlarını sustalı bıçak gibi açık pozisyonda kilitlediğinde, içinde bulunduğu planöre sadece pilotluk eder. Çoğu kuş, rüzgârı yenmek için mücadele ederken, albatros onu kendi amaçları için kullanır. Albatrosu diğerlerinden, örneğin bir martıdan ayırt eden şey, yalnızca vücut yapısı değil, aynı zamanda böylesi mükemmel bir gövdeye yön veren usta beyni ve zihin yapısıdır.

Yazılımı değiştirip albatrosun kafasına bir martı beyni takmanız halinde, bu uçan canlı yelkenli, albatrosun düzenli olarak fethettiği mesafeleri göze almayı hayal dahi edemez.
Martılar kıyıya yakın uçar ve kendilerini iskele kazıklarının kralı ilan eder. Albatroslarsa kahvaltı için okyanusları aşar ve sadece çiftleşmek için kıyıya inmeye tenezzül eder. Kara, üremek için gerekli olan bir külfettir.
albatros2
Albatrosların nadiren indikleri kara üzerinde yayvan ayaklarıyla, kafalarını bir o yana bir bu yana sallayarak, paytak paytak yürüdüklerini kabul etmek gerekir. Yürümek onlara göre değildir. Ama kanatlarını fora edip yerçekimini biz geride kalanlara bıraktıklarında, işte o zaman sergiledikleri görüntü kelimelerin anlatamayacağı kadar muhteşemdir. Albatrosların tümü -yirmiyi aşkın tür- okyanusun en hiddetli tavırlarına dahi göğüs gerebilir ve aylarca, bazen yıllarca kara görmeden yaşayabilir.

kaynak : nationalgeographic.com.tr

Kazlardan öğrenecek çok şey var

14.11.2009

yabankazlari

Göç eden yaban kazlarının havada süzülürken `V` seklinde bir
formasyonla uçtuklarını görmüşsünüzdür… Bilim adamları kazların
neden bu şekilde uçtuklarını araştırmışlar.

`V` seklinde uçulduğunda, uçan her kuş, kanat çırptığında
arkasındaki kuş için, onu kaldıran bir hava akımı yaratıyormuş.
Böylece `V` seklinde bir formasyonda uçan kaz grubu,
birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını
kullanarak uçuş menzillerini % 70 oranında uzatıyorlarmış. Yani
tek başına gidebilecekleri maksimum yolu grup halinde neredeyse
ikiye katlıyorlarmış.

Bir kaz, `V` grubundan çıktığı anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü
diğer kuşların yarattığı hava akımının dışında kalmış oluyor. Bunun sonucunda, genellikle gruba geri dönüyor ve yoluna bu şekilde devam ediyor.

`V` grubunun başında giden kaz hiç bir hava akımından yararlanamıyor.
Bu yüzden diğerlerine oranla daha çabuk yoruluyor. Bu durumda en arkaya geçiyor ve bu defa hemen arkasındaki kaz lider konumuna geçiyor. Bu değişim sürekli yapılıyor. Böylece her kaz grubun her noktasında yer almış oluyor. Uçuş hızı yavaşladığında gerideki kuşlar, daha hızlı gitmek üzere öndekileri bağırarak uyarıyorlar.

Gruptaki bir kuş hastalanırsa ya da bir avcı tarafından
vurulup uçamayacak duruma gelirse, düşen kuşa yardım etmek üzere
gruptan iki kaz ayrılıyor ve korumak üzere hasta yada yaralı kazın
yanına gidiyor. Tekrar uçabilene (ya da eğer ölürse, ölümüne
kadar) onunla beraber kalıyorlar, yaralı kuşu asla terk etmiyorlar. Daha sonra kendilerine başka bir kaz grubu buluyorlar. Hiçbir kaz grubu,
kendilerine bu şekilde katılmak isteyen kazları reddetmiyor.

Arılar ve Kuşlar

15.10.2009

kuslar

Kadın kocasına:
– Bizim oğlan büyüdü artık. Ona bazı şeyleri anlatmalısın. Bu senin görevin.
– Yahu, ben nasıl anlatayım, utanırım.
– Kolayı var, bu işin arılar ve kuşlarda da aynı olduğunu söylersin.
Adam, oğlunu yanına çağırır ve anlatmaya başlar:
– Bak oğlum, geçenlerde annenle kavga etmiştim ya.
Annen eşyalarını toplayıp annesine gitmişti.
– Evet baba, hatırladım. Baba devam eder:
– O gün bu olayı kutlamak için seninle birlikte gece klubüne gittik. İçerken iki bayanla tanıştık. İşi ilerlettik.
– Evet baba, hatırladım.
– Sonra bayanları klüpten çıkartıp bir otele götürdük. Sen seninkini, ben benimkini alıp odalarımıza çekildik.
– Evet baba, hatırladım.
– Hah, işte bu iş arılarda ve kuşlarda da böyledir.