Arama:

Etiket Bulutu







‘mikrop’

Ağız ve diş sağlığının önemi

29.08.2010

curuk_dis

Çürük dişlerin vücudumuza zararları nedir?

Diş ve diş eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasındadır. Ancak hayatı doğrudan tehdit etmediği için gereken önem verilmemektedir.
Ağız sindirim kanalının girişidir. Ağızdaki olumsuzluklar diş sağlığının bozulmasına, sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar. Ağızla aldığımız yiyecekler çiğnenip, tükürükle karıştırılarak yutulmaya ve sindirime hazır hale getirilirler.
Ağız ve diş sağlığında en önemli iki hastalık diş çürükleri ve diş eti iltihaplanmalarıdır. Diş eti hastalıkları kimi zaman diş yuvasının bulunduğu çene kemiğinin erimesine kadar ilerleyen bir etki yapabilir. Diş sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir. Dişler neredeyse bütün sistemleri olumsuz etkileyen sürekli enfeksiyon odağı haline gelebilir ve kalp, böbrek, eklemler vb. yapılarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir.


1. Diş Çürümesi

Diş çürüklerinin oluşmasında üç temel etmen bulunmaktadır: Duyarlı bir diş yüzeyi, mikroorganizmalar için elverişli yiyecek artıkları, bunların parçalanmasına ve asit oluşumuna yol açacak mikroorganizmaların varlığı. Besinler içinde diş çürümesine en çok neden olanlar karbonhidratlar, yani kabaca, şekerli gıdalardır.
Dişler düzenli olarak fırçalanır ve bakımlarına özen gösterilirse, mikroplar onlara zarar veremezler. Diş çürüğü, dişte oyuklar yaparak dişin yapısını bozan ve kendi kendine iyileşmeyen bir hastalıktır.
Dişler iyi temizlenmeyecek olursa, üzerinde besin artıkları ve mikroplar birikir. Ağız içerisindeki bakteriler yiyecek artıklarındaki şekerli maddeleri kullanarak onu saydam, yapışkan bir madde haline getirir ve dişler üzerine yapışmasını sağlar. Bu birikintilere plak denir. Bu plaklar bakterilerin diş üzerinde tutunmalarını da kolaylaştırırlar. Besinlerin tatlandırılması için kullanılan şekerli maddelerin içinde bulunan asit, dişlere zarar verebilir, ancak bakterilerin kendileri de asit oluşturabilmektedir. Asit diş minesinin erimesine neden olur. Böylece oluşan erime bölgelerinden giren mikroplar kolayca alttaki yumuşak dokuya ulaşabilirler.
Asitler dişin koruyucu tabakası olan diş minesi üzerinde küçük delikçikler oluşturur. Bu delikler giderek genişler ve küçük oyuklar haline gelir. Diş minesinin erimesinden sonra çürük hızla ilerler, alttaki tabakada geniş ve derin bir oyuk meydana getirir. Diş çürüğü diş özüne doğru ilerledikçe dişler ağrımaya başlar. Çürük daha da ilerlerse diş özü bölgesinde ve çene kemiği içerisinde cerahat oluşmaya ve birikmeye başlar. Buna diş apsesi denir. Eğer diş hekimi tarafından daha başlangıcında tedavi edilmeyecek olursa çürük diş için daha zor, karmaşık ve pahalı tedaviler gerekebilir. Diş plağı, diş etlerinin önemli hastalık nedenlerinden biridir. Yemeklerden sonra dişlerin fırçalanması ve diş ipi kullanarak yemek artıklarının çıkarılması dişlerin çürümesini, diş eti hastalıklarının oluşumunu ve ilerlemesini önler.
Dişlerin ağrımaması sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Diş ağrısının olması için diş çürüğünün çok ilerlemiş olması gerekir. Diş çürüklerinin tedavi edilebilir dönemde belirlenmesi için ağrı oluşmasını beklemeden senede en az iki kez diş hekimine giderek dişlerin muayene ettirilmesi gerekir. Diş hekimleri gerektiğinde dişlerin filmini çekerek gözle görünmeyen diş oyuklarını da belirleyebilirler.
Diş çürüklerinin erken dönemde tanınması dişlerin kaybedilmesini engelleyebilir veya en azından geciktirebilir. Bu hem sağlık açısından, hem de sosyal ve ekonomik açıdan önemli katkılar sağlar. Ağza takma diş takılmasına olan ihtiyacı azaltır. Hiçbir şey kendi doğal dişlerimizin yerini tutamaz. Kalıcı dişlerin erken dökülmesi beslenme sorunlarına neden olur. Doğal dişlerin uzun süre dayanmasında ağız ve diş bakımının önemi çok büyüktür. Diş sağlığı açısından sularla aldığımız flor da çok önemlidir. Sularında flor eksikliği olan yerleşim yerlerinde diş çürüklerinin oranı çok artar.
Bu nedenle florla ilgili olarak sağlık kuruluşlarının önerilerine uyulmalıdır.
Yazının devamı için »

Petrol yiyen bakteri

28.08.2010

sizinti Petrol şirketi BP’ye ait bir kuyudan sızan petrolün kirlettiği Meksika Körfezi’nde, denize yayılan petrolü yiyen bir mikrop keşfedildi.

Bilimadamları, petrol platformundaki patlamadan sonra okyanusa yayılan milyonlarca galon petrolle ilgili suyun derinliklerinde araştırma yaparken bu yeni mikrobu buldular. Bu yeni tür mikrobun, Manhattan büyüklüğündeki bir alandaki petrolü hızla ayrıştırdığı belirlendi.

Lawrence Berkeley Milli Laboratuvarı’ndan Kerry Hazen başkanlığındaki araştırmacılar, mikrobun hidrokarbonları ayrıştırırken, sudaki oksijeni bilinen diğer petrol yiyen bakteriler gibi fazla tüketmediğini saptadılar. Araştırmacıların bulguları, 25 Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında denizin derinliklerindeki 17 noktadan alınan 200 örneğin analizine dayandı. Petrolle kirlenmiş sudaki egemen mikrobun “Oceanospirillales” familyasına yakın yeni bir tür olduğu belirlendi.

Bilimadamları, mikropların “petrol yeme faaliyetlerinin” sudaki oksijeni büyük ölçüde tüketeceği ve denizdeki diğer canlıların hayatını tehlikeye atacak bir “ölü bölgenin” oluşmasına yol açacağından endişe ediyordu. Ancak araştırmada, petrolün kirlettiği bölgenin dışında oksijen yoğunluğunun yüzde 67, kirlilik bölgesinde ise yüzde 59 olduğu belirlendi. (aa)

Deniz ve havuzdan bulaşan hastalıklar nelerdir ve korunmak için ne yapılmalı?

20.08.2010

havuz

Havuzlar tehlikeli olabilir.
Havuzlardan veya denizlerden en fazla bulaşan hastalıkların başında genital mantar enfeksiyonları gelir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bir kısmı özellikle toplu havuzlardan yaygın olarak bulaşabiliyor.
Havuz veya deniz sefasının hastanede bitmemesi için girilen havuzun temizliğinden emin olunması ve su sirkülâsyonu fazla olan havuzların tercih edilmesini gerekiyor.
Çünkü yeterince temizlenmeyen havuzlar ve kirlilik seviyesi yüksek sahiller tehlikeli olabiliyor.

Havuzdan bulaşan hastalıklar nelerdir?
Sıcak ile artan terlemenin yaz aylarında mantar üremesini kolaylaştırıyor.
Havuzlardan bulaşan hastalıklar arasında genital mantar enfeksiyonları, bakteriyel vajinit, molluscum cantagiosum ve trikomonas enfeksiyonları sıklıkla görülür.
Ayrıca iyi temizlenmeyen havuzlardan tifo, hepatit A ve E, cryptosporidum, kolibasili, giardia, shigella, dizanteri ve paratifo gibi ateşli ishal yapan mikroplar, göz, kulak, burun, boğaz enfeksiyonları ile mantar, uyuz, impetigo gibi deri hastalıkları da bulaşabilir.

Denizler daha güvenli.
Deniz suyu tuzlu olduğu için mikropların yaşaması daha zordur. Ama kirli, yüzeyi köpüklü ve yeşil görünümde olan denizlerde yüzmeyin.
Ancak havuzlara bu anlamda daha çok dikkat etmek gerekir. Çünkü havuzlar durağan sular olması nedeniyle kolaylıkla kirlenebilir ve mikrop üremesi daha kolaydır ve mikropları kontrol altına almak için hijyen kurallarına çok dikkat edilmelidir.

Islak mayo ile oturmayın, mutlaka kurulanın!
Havuzlardan veya denizden bulaşan genital enfeksiyonların bazı küçük önlemleri göz ardı etmek yüzünden kaynaklanıyor.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan havuzlardan bulaşanlar daha çok ıslak mayoyla beklemek, yeterince kurulanmamak, üşümek, sık çamaşır değiştirmemek, temiz olmayan havuzların ve hijyenik olmayan tuvaletlerin kullanılması, naylondan imal edilmiş ve dar olan kıyafetlerin kullanılmasıdır.

Çünkü bu enfeksiyonların yerleşmesinde nem çok önemlidir.
Islak ve nemli ortamlarda vücudumuzda zaten var olan ama yeterli nemi ve ıslaklığı bulamadığı için şikâyet yaratmayan mantarlar, üremelerini artırarak kaşıntı, peynir kesiği tarzında beyaz akıntı, kızarıklık, genital bölgede yanma ve tahriş hissi meydana getirirler.

Suya girmeden önce duş alarak vücudu iyice temizlemek oldukça önemli. Alınacak basit tedbirlerle bu hastalıklardan korunabilirsiniz.
– Hijyen için periyodik kimyasal ve fiziksel temizlik işlemlerinin ihmal edilmediği yüzme havuzlarının tercih edilmelidir.
Yüzme havuzunda normal klor seviyesi 0,8 mg/lt düzeyinde olmalı ve çok iyi çalışan bir filtreleme sistemi bulunmalıdır.
Ayrıca hepatit A ve B aşısı olmayan çocukların havuzlara gönderilmemesini daha uygundur.
İşletme sahipleri kadar vatandaşlarımızın da kendilerine dikkat etmesi gerekir.
– Bu bağlamda: Havuz kenarlarında yiyecek yemeyin ve sigara içilmeyin.
Ateşli hastalık yada ishal geçirirken havuza girmeyin. Bone kullanın. Suya tükürmeyin. Islak mayoyla oturmayın. Yeterince kurulanın.
– Sık çamaşır değiştirin. Temiz ve sağlıklı olmayan tuvaletleri kullanmayın. Naylondan imal edilmiş ve dar olan kıyafetleri kullanmayın.
– Havuz bölgesine ayakkabıyla veya dışarıda giyilen terliklerle girmeyin. Ayaklarınızı antiseptik suya batırarak dezenfekte edin.
– Havuzda su yutmamaya dikkat edin. Kulak enfeksiyonlarına karşı kulak tıkacı kullanın. Suya atlarken burnunuzu tutun.
– Cildinizde sıyrık ya da kesik varsa yüzme sonrasında su ve sabunla temizleyin. Göz enfeksiyonlarını önlemek için sualtı gözlüğü veya maskeleri kullanın.
– Çocukların havuzlara tuvaletini yapmalarını engelleyin. Lağım karışan alanlara yakın bölgelerdeki denizlerde ve şiddetli yağmurlar sonrasında yüzmeyin.