Arama:

Etiket Bulutu







‘molekül’

Soba Zehirlenmesi Nedir?

26.04.2011

soba-zehirlenmesi

Teknolojinin gelişmesi ve araç sayısının artmasına paralel olarak artan trafik kazalarının yanı sıra, mevsime göre yaygın olan bir kazayla ölüm şekli vardır. Yazın denizde boğularak, baharda zehirli mantar yiyerek, kışın da odadaki sobadan zehirlenerek verilen kayıp miktarı hiç de az değildir.

Bilinen en meşhur kimyasal formül H2O yani su, ikincisi de CO, karbondioksittir. Karbondioksit adı insanlarda boğularak zehirlenme olayını çağrıştırır. Ne var ki karbondioksit atmosferde, soluduğumuz havada az miktarda da olsa zaten vardır.

İşin daha ilginç yanı, kola ve bira şişelerinin etiketlerindeki ‘içindekiler’ kısmına bakıldığında, hepsinde ‘karbondioksit’ yazıldığı görülür. Aslında karbondioksit kendi başına zehirleyici değildir. İnsan solunumunu zorlaştırır ama havadan ağırdır, bulunulan yerin en alt noktasında görülmeyen bir bulut tabakası gibi asılı durur. Altında kalan her şeyin hava ile temasını keser. Yangınlarda da alevin üstüne, hava ile temasını kesip, söndürmek için püskürtülür.

Asıl tehlikeli olan karbondioksit değil onun küçük kardeşi, bir oksijen atomu eksiği, karbon monoksittir. Bunun çok az miktarı bile öldürücüdür. Nefes yoluyla alındığında akciğerden doğrudan kana karışır. Kandaki alyuvarlarda bulunan ve görevi oksijeni vücuda taşımak olan hemoglobin adlı moleküllerle reaksiyona girer, bunlardaki oksijenle yer değiştirir. İnsan nefes alamamaktan, solunum yetersizliğinden değil dokulara yeterli oksijen gitmemesi sonucu ölür.

Odun, kömür, gaz, tüp gaz, doğalgaz, vb. yakıtları kullanan soba ve şofbenler genellikle kapalı ve küçük hacimli yerlerde kullanıldıklarından, yanma sonucu oluşan karbon monoksit doğrudan, en kısa yoldan baca yoluyla evin dışına verilmelidir.

Bacası tam çalışmayan yani tam çekmeyen soba ve şofbenlerden çıkan karbon monoksit baca yoluyla çekip gideceğine bulunulan mekanın içine dağılır. Yeterli hava da yoksa solunum yoluyla kana karışır.

Zehirlenen kişi bunu pek fark edemez. Zehirlenme el ve ayaklarda uyuşmayla başlar, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı ve şuur kaybı ile ölümlü sonuca doğru gider. Bulunulan hacim ne kadar küçükse zehirlenme o kadar süratli olur.

Karbon monoksit zehirlenmesi çoğunlukla tüp gaz veya doğalgaz zehirlenmesi diye nitelendirilir. Halbuki burada zehirleyen yakıt değil hava ile yanan yakıttan çıkan gazdır. Yani doğalgaz ve tüp gaz kaçakları insanı zehirlemez. Doğalgaz havadan hafiftir ve havada kalır. Tüp gaz ise daha ağırdır ve yere iner, pencereler, kapılar açılıp süpürülünce dışarı çıkar. Bunlar zehirleyici değil yanıcı maddelerdir. Kaçaklarında asıl tehlike infilak ve yangındır.

Mıknatısın yapısı nasıldır?

07.09.2010

miknatis

Mıknatısın manyetik özelliği atomlarının içindeki elektronların düzenlenişinden ileri gelir. Kimi maddelerde (demir, çelik, vs.) elektronlar öyle bir biçimde düzenlenmiştir ki, maddenin moleküllerinden her biri küçücük bir mıknatıstır. Her molekülün bir ucunda kuzeyi arayan bir kutup vardır. Öbür ucunda ise güneyi arayan bir kutup bulunur. Molekülü kendi ekseni çevresinde döndürebilseydik, kuzeyi arayan kutbunun Dünya’nın Kuzey Kutbu’nu gösterecek biçimde durduğunu görürdük.
Doğal bir demir parçasında bağımsız moleküller ayrı ayrı yönlere doğrudur. Onun için demir çubuk belli bir yönü göstermez. Çünkü moleküllerinin kimisi çubuğu bir yana, kimisi öbür yana çekmeye çalışır.
Bir demir çubuğu bir pusula iğnesi haline getirmek için, başka bir mıknatısın güney kutbunu çubuk boyunca gezdirmek yeterlidir.(Buradaki sürtme iki elinizi birbirine sürtme gibi olmayacak. Elimizi birbirine sürterken yukarı aşağı sürteriz. Mıknatısı demir çubuğa sürterken ise tek yönlü sürtmemiz gerekir. Ya sadece aşağıya ya da yukarıya doğru olmalı.) Mıknatıs böyle çubuk boyunca dolaştırılırken, çubuktaki moleküllerin kuzey kutupları dönüp mıknatısın güney kutbunu gösterecek biçimde durur. Mıknatıs çubuğun en uzak ucuna ulaştığında, çubuğun içindeki tüm moleküller aynı yönü gösterecektir. 0 zaman bütün çubuk tıpkı bağımsız moleküllerin hareket ettiği gibi hareket eder. Demir çubuk artık bir mıknatıs haline gelmiştir.

Kutup ışıkları nedir?

31.05.2010

kutupisiklari

Kutup ışıkları, ya da auroralar, genellikle kutup bölgelerinde görülen bir gece ışıması. Auroralar, gökyüzündeki doğal ışık görüntüleridir. Genelde gece görülen kutup ışıkları, çıplak gözle de izlenebilir Kuzey Yarımküre’deki aurora görüntüsüne aurora borealis, Güney Yarımküre’dekine de aurora australis denir. Auroralar, güneşin dünya atmosferi üzerindeki etkilerinin en belirgin şekilde görülebilenidir. Çoğu kutup ışığı yüksek kuzey ve güney enlemlerinde görülür.

Özellikleri
Özellikle yay, bulut ve çizgi şeklinde oluşurlar. Bazıları hareket eder, parlaklaşır ya da aniden yanıp sönerler. Yeşil, auroraların en yaygın rengidir. Ancak çok yükseklerde olan kutup ışıkları kırmızı ya da pembe olabilirler. Çoğu aurora atmosferin 100 ile 1000 km aralığında oluşur. Bazıları atmosfer boyunca binlerce kilometre yatay uzunluğa sahip olabilir.

Oluşumları
Kutup ışığı görüntüleri, Güneş’ten gelen solar rüzgarlardaki yüklü parçacıkların atmosferle etkileşmesi sonucu oluşur. Bu parçacıkların bazıları dünyanın manyetik alanına kapılır. Bu parçaların çoğu dünyanın manyetik kutuplarına çekilirler. Bu parçacıklar atmosferdeki moleküllerle çarpıştıklarında enerji açığa çıkar. Bu enerjinin bir kısmı da “aurora”lar şeklinde salınır.

Zamanları
Kutup ışıkları sıklıkla 11 yıllık güneş döngüsünün en yoğun zamanında görülür. Bu dönemde, güneş yüzeyindeki koyu lekeler sayıca artar. Güneşteki şiddetli patlamalar güneş lekeleriyle ilgilidir. Solar patlamalardan çıkan elektronlar ve protonlar, dünya atmosferiyle etkileşir. Bu etkileşim oldukça parlak auroralar yaratır. Bu aynı zamanda dünyanın manyetik alanında güçlü dalgalanmalar meydana getirir; (manyetik fırtına). Bu fırtınalar esnasında auroralar kutup bölgelerinden ekvatora doğru kayar.