Arama:

Etiket Bulutu







‘öğrenci’

Ted Amca

07.03.2014



Amerika’da bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış. İlk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış anlatmaya: Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı.” Öğretmen
– Güzel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir?
– Bütün yumurtaları aynı sepete koyma.
– Aferin çok güzel. Lily sıra sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
– Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını sanıyordu, ama sadece 8inden civciv çıktı.
– Eveeet. Peki buradan alınacak ders nedir?
– Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma
– Aferim bu da çok güzel. Billy, sıra sende
Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
– Amcam Ted Vietnam Savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makineli tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makineli tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız bitirmiş.
– Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir?
– İçerken Ted Amcama bulaşmayın…

Sarı – Siyah’ın Hikayesi : İstanbul Erkek Lisesi

27.01.2014



Balkan Savaşı’nın hemen ardından Birinci Dünya Savaşı başlayınca Karaköy’de bulunan Saint Benoit Lisesi’ne hükümet el koyar ve okul binası İstanbul Sultanisi’ne tahsis edilir.1918 yılına kadar bu binada eğitimine devam eden okulun bir bölümü savaş yıllarında hastane olarak kullanıldığından duvarlar zamanın hastane rengi olan sarıya boyanır. 1915 yılında Çanakkale Savaşı’nın başlamasıyla 50 İstanbul Sultanisi öğrencisi, vatanlarını savunmak için gönüllü olarak savaşa katılırlar.

Ancak 18 Mayıs’ı 19 Mayısa bağlayan gece saat 03.30 da, II. Tümene bağlı öğrencilerin hepsi Kabatepe’de şehit düşerler. Öğrencilerin şehit olduğu haberi okula ulaşınca, okul koyu bir yas havasına bürünür. Geride kalan öğrenciler matemlerini dile getirmek için şehit arkadaş ve ağabeylerinin anısına pencere pervazlarını ve kapıları siyaha boyarlar. Okulun renklerin böylece sarı – siyah olarak benimsenir. Bu iki renk, o tarihten bugüne kadar dayanışma ve beraberliğin simgesi olacaktır.

Karne

26.01.2014



Minik kız karnesiyle eve gelmiş. Karnesini babasına göstermiş. Babası bir bakmış baştan aşağı pekiyi. Yalnız öğretmen karnenin altına şu notu düşmüş.
“Çok akıllı ve yetenekli bir çocuk. Bir kusuru var. O da derste çok konuşuyor. Bu durumuna nasıl son vereceğim hakkında önerilerim var. Siz velisiyle paylaşmak istiyorum.”
Baba karneyi imzalamış ve öğretmeninin görüşünün altına bir not düşmüş.
“Lütfen önerilerinizi paylaşalım. İşe yararsa ben de annesine uygulayacağım!”

Üsküdar Vapuru Faciası

24.07.2013



72 baca numaralı “Üsküdar”; Şirket-i Hayriye’nin 1927 senesinde, Almanya Elbing’de F. Schichau GmbH. tezgâhlarında yaptırdığı talihsiz vapurdur. 148 gros, 64 net tonluk olup, teknesi sactandı. 6.6 metre genişliğinde, 33.1 metre uzunluğunda olup, 2.1 metre su kesimine sahipti. 350 beygir gücünde tripil (3 silindirli) buhar makinasıydı. Uskurlu vapurun hizmete giriş senesi; Eylül 1927…

Yaz /kış; 344 yolcu alan ve saatte 8 deniz mili hız yapabilen “Üsküdar”; 1 Mart 1958 günü 31 yaşında iken, İzmit Körfez Hattı’nda çalışırken, aniden çıkan fırtına neticesinde Gölcük önlerinde battı ve 392 kişiye mezar oldu. Aynı yıl batığı denizden çıkartılarak enkaz olarak satıldı.

O yılarda bölgede lise eğitimi sadece İzmit’te verildiği için öğrenciler İzmit merkeze gidip gelmekteler. Gölcük ve Karamürselli gençler İzmit’e gitmek için en kolay yol olduğu için deniz yolculuğunu tercih ediyorlar. Yolcu sayısının artması üzerine Denizcilik İşletmeleri daha büyük bir vapur olan Şehir Hatları’nın 72 no’lu Üsküdar’ı haftasonu Körfez’e yolluyor.
1 Mart 1958 Cumartesi günü Gölcüklü öğrenciler her Cumartesi olduğu gibi saat 12.00’de İzmit’teki okullarından çıkarak vapura biniyorlar. Fırtına nedeniyle bütün öğrenciler eski olan vapura binemiyor. Binemeyenler kurtuluyor.

Öğle vapuru 500’ün üzerinde yolcusuyla yola çıkıyor ve fırtına patlıyor. Derince açıklarına geldiklerinde şiddetli fırtına gemiyi yan deviriyor ve batmaya başlıyor. Gölcüklü lise öğrencilerinin neredeyse tamamı, kıyıdaki çaresiz ve gözüyaşlı ailelerinin gözleri önünde bu faciada hayatını kaybediyor.

Hayatımın dersi

29.04.2012

hademe

Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi:
“Her gün okulu temizleyen hademe kadının adı nedir?..”
Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen her gün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı.
50 lerinde falan olmalıydı.
Ama adını nerden bilecektim ki!..
Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu.
“Tabii dahil” dedi, hocamız.. “İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hakeden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve`Merhaba demeniz gerekse bile..”
Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. O hademenin adını da..

Barometre

27.10.2011

barometre

“Bir gökdelenin yüksekliğini barometre ile nasıl bulursunuz, anlatınız.”

Bu soru Kopenhagen’ daki bir Üniversitenin fizik sınavından alınmıştır:
Öğrencilerden birinin cevabı : “Barometrenin ucuna bir ip bağlarsınız. sonra gökdelenin tepesinden asıp sallarsınız. Barometre yere değdiğinde ipin boyuyla barometrenin boyunun toplamı gökdelenin yüksekliğini verecektir.”

Bu oldukca orjinal cevap hocayı çileden çıkartmaya yetti ve öğrenci dersten kaldı. Öğrenci cevabının doğruluğu konusunda itirazda bulundu ve Üniversite durumu çözmek icin başka bir hoca gönderdi. Bu noktada öğrenci hakkında ne düşünürdünüz? sizin kararınız ne olurdu ? Çocuk kalmalı mı geçmeli mi ?

Yeni hoca, cevabın aslında doğru olduğuna fakat kayda değer bir fizik bilgisinin varlığını göstermediğine karar verdi. Sorunu çözmek üzere ; Öğrencinin en azından asgari bir temel fizik bilgisi olup olmadığını anlamak icin ona altı dakika vererek sorunun sözlü cevabını vermesi kararını aldı. İlk beş dakika genç sessizliğe gömüldü. Alnı düşünceden kırış kırış olmuştu. Hoca zamanın tükenmekte olduğunu hatırlattığında genç çesitli cevaplarının olduğunu fakat hangisini kullanacağına karar veremediğini söyledi. tekrar acele etmesi tavsiye edilince genç şöyle cevapladı:

“İlk olarak, barometreyi gökdelenin tepesine çıkartıp kenarından aşağı bırakıp yere inene kadar geçen süreyi ölçersiniz. Binanın yüksekliği (H==0.5 x g x t kare) formülü uygulanarak hesaplanabilir. fakat barometre icin kötü bir seçim…”

“Veya güneş parlıyorsa, barometrenin yüksekliğini ölçersiniz. Sonra onu bir yere dikip gölge uzunluğunu ve sonra da gökdele – nin gölge uzunluğunu ölçebilirsiniz. Bundan sonrası basit bir orantıyı çözmek olacaktır”

“Fakat bu konuda çok bilimsel bir cevap istiyorsanız barometrenin ucuna bir sicim bağlayıp onu bir sarkaç gibi sallandırabilirsiniz ; önce yer seviyesinde daha sonra da gökdelenin tepesinde. Yüksekligi T==2pi kare kvk (I /g)formülündeki farktan yararlanarak bulabilirsiniz.”

“Yahut da gökdelenin dışarısında bir yangın çıkış merdiveni varsa barometreyi bir cetvel gibi kullanarak yukarıya çıkarken gökdelenin boyunu barometre yüksekliği biriminden sayıp bunları toplayabilirsiniz.”

“Eğer ille de sıkıcı ve ortodoks olmak istiyorsanız, tabii ki barometre ile gökdelenin tepesindeki ve yer seviyesindeki basıncı ölçer milibar cinsinden çıkan farkı feet’e çevirebilirsiniz ve yüksekliği bulursunuz.”

“Ancak bizler daima zihnin bağımsızlığı ve bilimsel metodlar kullanma konusunda teşvik edildiğimiz icindir ki en iyi yol şüphesiz hademenin kapısını çalmak ve yeni bir barometre isteyip istemediğini sorarak gökdelenin yüksekliğini söylemesi durumunda ona bu barometreyi vereceğimizi söylemek olurdu.”

Şimdi genci dinledikten sonra hala aynı şeyi mi düşünuyorsunuz ? Geçmeli mi kalmalı mı ?

Öğrencinin adı : Niels Bohr, Fizik’te nobel ödülü kazanan tek Danimarkalı.

Hasta Temel

26.10.2010

hasta21

Profesor, öğrencileri ile birlikte Karadenizli hastanın yatağının başına gitmiş.. Onlara yeni bir hastalığın belirtilerini öğretecek..
Yatakta bitkin, kendinden yari geçmiş vaziyetteki hastayı göstererek konuşmaya başlamış:
“Bakın yüz rengi sarıya yakın..” “Gözler içeriye doğru çökmüş, o yüzden burun daha sivri görünüyor..” “En fazla değişik kas yüzümüzdedir.. Bakın, kaslar tepki vermediğinden ifade anlamsız.. Çene aşağıya sarkmış duruyor…” Hasta da öğrenciler gibi dikkat kesilmiş dinliyor..
Profesör “bu bir batın sendromu belirtisidir” diyecek, yerinden zorlukla dikilmeye çalışan hasta fırsat vermemiş..
Zor bela mırıldanmış: Sen sanki dunya cuzelisun”

Kompozisyon ödevi

09.10.2009

horse-farm

Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası..

Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.

Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi..
İki gün sonra ödevi geri aldı.
Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “0” ve “Dersten sonra beni gör” uyarısı vardı.

“Neden “0” aldım?” diye merakla sordu hocasına çocuk..
“Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal” dedi, hocası..
“Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun.
Kaynağınız yok.
At çiftliği kurmak büyük para gerektirir.
Önce araziyi satın alman lazım.
Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor.
Bunu başarman imkansız” ve ekledi:
“Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.”

Çocuk evine döndü ve uzun düşündü. Babasına danıştı.
“Oğlum” dedi babası
“Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!.”

Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir degisiklik yapmadan geri götürdü hocasına..

“Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin” dedi.. “Ben de hayallerimi. .”

Hayatın içinden

13.07.2009

kutuphane

Tıp öğrencisi bir kitabevinin raflarını karıştırırken, aradığı kitabı bulduğuna sevindi. Kitabın arkasını çevirdiğinde gördüğü fiyat gülümsemesini dondurdu. Belli etmeden sayfaları hızla geçti, aradığı bölümü buldu. Kitabevinin sahiplerine gizlice baktı. İkisi dünyadan bihaber müşterilerle görüşüyorlardı. Hocasının ödev verdiği yeri hızla okudu, bitirince dışarı çıktı.
Ertesi gün yine geldi ve kitabın olduğu bölmeye geçti.
Allah`tan raflar kendisini gizliyordu, hızla sayfayı buldu ve okumaya başladı.
Öğrenci yaklaşık bir ay boyunca, iki günde bir kitabevine gidip dersine çalıştı, iş yerinin sahipleri hiç farkına varmadılar.
Bitirme sınavına bir hafta kala kitapçıya yine hayalet gibi sessizce süzüldü. Kitabın olduğu rafa geldiğinde kitabı bulamadı. Alt rafa, üst rafa baktı, bulamadı. Genç öğrencinin rengi attı. Belli etmeden tüm rafları inceledi. Kitap satılmıştı.
Buz gibi bir renkle orayı terk ederken, bir aydır ilk defa kitapçının sevimli sahibiyle göz göze geldi.
Merhaba dedi. Oturmaz mısınız?
Öğrenci sessizce kendisine gösterilen tabureye oturdu.
Kitapçı tezgahın altına uzandı. Genç öğrencinin korku dolu bakışları altında kitabı çıkardı.
Geçenlerde birisi geldi ve fiyatını sordu, alacak gibi göründü.
Ben de raftan indirdim ve senin için sakladım.
Buradan alıp okuyabilirsin dedi.
Genç delikanlı, ne diyeceğini bilemedi. Uzunca bir süre donmuş halde, adamın elindeki kitabın kapağına baka kaldı. Demek ki ilk günden beri biliyordu.
Yıllar geçti, o genç delikanlı başarılı bir onkoloji doktoru oldu.
Yıllar önce, o kitapçı dükkanının raflarındaki kitaplardan, ücretsiz faydalanmasının karşılığını, fakir hastalarından hiç ücret almadan fazlasıyla ödedi.

Çocuğun ismi

18.06.2009

student


Lise çağındaki bir çocuk okula kayıt olmak için gider
Müdür sorar, ” oğlum adın ne ? ”
çocuk : memehmet yayayayakut
müdür : oğlum kekeme misin sen?
çocuk : hayır hocam , babam kekemeydi nüfus memuru da o… çocuğuymus.