Arama:

Etiket Bulutu







‘öldüren şehir’

Asım Nipton

18.11.2010

asim_nipton5
1915 yılında İstanbul’da doğdu. İnkılap Lisesi’nden sonra bir süre İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde okudu. Kültürel bir sahne topluluğu olan Cumhuriyet Gençler Mahfeli’nde sekreter olarak çalışırken sahneye karşı ilgi duydu ve Halkevi sahnesinde oyunculuk yaptı. Tiyatro çalışmalarını Beyoğlu ve Fatih Halkevleri’nde sürdürdü. Halkevlerinin kapanması üzerine sinema oyunculuğuna geçti. Tiyatroda edindiği tecrübeyle, sinemada karakter rollerinin değişmez oyuncusu oldu. Beyaz perdede ilk kez “Seven Ne Yapmaz” (1947) filmiyle seyirci karşısına çıktı. Sinema yaşamı boyunca irili ufaklı çok sayıda filmde rol aldı. Filmlerde genellikle iyi, dürüst, mert, babacan erkek karakterleri canlandırdı.
Seven Ne Yapmaz(1947), Bulgar Sadık (1954), Öldüren Şehir, Kurt Mustafa, Garipler Adası, Sürtük, Çanakkale Arslanları, Artık Düşman Değiliz, Ağla Gözlerim, Yarın Başka Gündür, İffet, Zoro Kamçılı Süvari gibi yüzlerce filmde oynadı.
1972 Yılında İstanbul’da vefat etti.

Kaynak;
sinemalar.com – Yener Çakmak

asim_nipton3   asim_nipton8   asim_nipton9

Ayhan Işık

18.11.2010



Asıl adı Ayhan Işıyan olan oyuncu altı çocuklu bir ailenin son çocuğu olarak İzmir’in Konak ilçesinde dünyaya gelir. Altı yaşındayken babasını kaybeden Işık öğreniminin bir kısmını İzmir’de bir kısmını ise abisinin üniversite tahsili için annesi ve kardeşleri ile geldikleri İstanbul’da tamamlar. Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümündeki öğrenimi sırasında bir süre Bab-ı Ali’de ressam olarak çalışır fakat 1952 senesinde Yıldız Dergisi’nin açtığı yarışmaya girmesiyle resim hayatındaki geri planına itilerek sinemaya doğru yönelişi başlar. Yarışmayı birincilikle kazanarak sinemaya geçer. Bir sene sonra, 1953 senesinde ise Güzel Sanatlar Akademisi’den mezun olur.

İlk filminde şair, senarist ve yönetmen Orhon Murat Arıburnu ile gerçekleştirdiği çalışmanın ardından, ikinci filminde Türk Sineması’nda Geçiş Dönemi’ni bitiren ve Sinemacılar Dönemi’ne giriş yapıtı olarak kabul edilen Ömer Lütfü Akad’ın Kanun Namına filmiyle büyük ün kazanır. Yaşamının ilerleyen dönemlerinde resim çalışmalarına ara ara devam etse de sinema artık birinci önceliği haline gelmiştir. Ömer Lütfü Akad ile 1950’lerde İngiliz Kemal, Katil, Öldüren Şehir, Vahşi Bir Kız Sevdim, Kardeş Kurşunu filmlerini, Atıf Yılmaz ile Şimal Yıldızı, Osman Seden ile de 1957’de Bir Avuç Toprak filmini yapan Işık 1959 yılında Hollywood’a giderek şansını bir de orada denemek ister. Fakat orada çalışamaz.

Işık 60’ların başında Vedat Türkali’nin senaryosunu yazdığı Otobüs Yolcuları filmiyle Yeşilçam’a dönüş yapar. Arkasından Akad ile son çalışması olacak olan ve Orhan Kemal’in bir romanından yine Vedat Türkali’nin senaryolaştırdığı Üç Tekerlekli Bisiklet filmini çevirir. Işık yine bu dönemlerde çevirdiği Küçük Hanım seri filmleri ile de halk tarafından oldukça beğenilir ve devam eden dönem içerisinde ‘ Taçsız Kral ‘ ünvanını kazanır. 1970’ li yıllarda yeni bir moda rüzgarıyla film yıldızları peş peşe sahneye çıkmaya, plaklar doldurmaya başlar. Kendisi de bu modaya uyar ve Münir Nurettin Selçuk’tan dersler alarak Klasik Türk müziği dalında sahneye çıkar ve bir tane 45’lik plak doldurur. Birçok tarzda, yeteneğiyle göz doldurmayı başaran Işık sinemada dram , politik , romantik , komedi , macera ve diğer tarzlarda örnekler sunar. 140 kadar film çevirir. 1975’den itibaren yapımcı, yönetmen ve senarist olarak Türk sinemasına katkıda bulunan Işık bu senelerde İtalyan yapımcılarla yaptığı ve başrolünü de Klaus Kinski ile paylaştığı La Mano Che, Nutre La Morte ve Le Amanti Del Mostro filmlerini yapar. Filmler İtalya’da ve Avrupa’nın bazı ülkelerinde vizyona girer fakat Türkiye’de sansüre uğrar ve türk seyircisiyle hiçbir zaman buluşamazlar.

13 Haziran 1979’da İstanbul’da evinin balkonunda güneş çarpmasına bağlı beyin kanaması geçiren Ayhan Işık, hastaneye kaldırılsa da kurtarılamaz ve üç günlük koma sürecinin sonunda vefat eder. Zincirlikuyu Mezarlığı’na gömülür.

kaynak : wikipedia


            

Kenan Pars

17.11.2010

kenan_pars3

Gerçek adı Kirkor Cezveciyan olan Ermeni asıllı Türk vatandaşı oyuncumuz, 10 Mart 1920′ de İstanbul’da doğmuştur.
Siyah beyazlı yıllardan bugüne kadar “Öldüren Şehir”, “Ecel Köprüsü”, “Evlat Acısı”, “Son Şarkı”, “Vahşi Kız”, “Ölüm Korkusu”, “Büyük Sır”, “Pusu”, “Gurbet”, “Samanyolu”, “Vatan Uğruna”, “İlk Aşk”, “Ekmek Kavgası”, “Namus Belası”, “Sarışınım”, “Hayat Bağları” ve “Acılar”ın da aralarında bulunduğu yüzlerce filmde oynayan Pars, bir dönem Yeşilçam filmlerinin sert mizaçlı karakterlerini canlandırdı. Türk sinemasının her zaman aranılan yüzü oldu.
Sinemanın genellikle kötü adam tiplemelerini üstlenen oyuncu, bunun yanında her rolü ustalıkla başarmıştır. Oyunculuğunun yanı sıra “Oğlum”, “Derdimden Anlayan Yok”, “Cinayet Gecesi”, “Ölüm Allah’ın Emri”, “Aklın Durur” ve “Bir Ateşim Yanarım” adlı filmlerin yönetmenliğini üstlenmiş, birkaç filmde yapımcılık ve senaryo yazarlığı da yapmıştır.
Pars, Bakırköy’de yaşıyordu ve Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda kendi adını taşıyan bir Milli Piyango bayii işletiyordu. Akciğer kanseri olan Pars, doğum günü olan 10 Mart 2008 yılında aramızdan ayrıldı.
Kenan Pars, kendisiyle bir yıl önce yapılan röportajda şunları söylemişti;
“Kirkor Cezveciyan, kimliğimde kaldı. Ben sanatçı Kenan Pars’ım” demişti. Dinini hiç değiştirmediğini belirten sanatçı, 2.5 yıl kilisede okuduğunu, annesinin vefatından sonra kiliseye gitmediğini söylemişti: “Dualar bana dokunuyordu. Kiliseyi rahatsız ettim. Babam, ağabeyim, ablam öldü. Kiliseye gitmedim. Ama dinimi değiştirmedim. Eşim, Konyalı Ermeni asıllı bir Türk. Narin ve Linda iken Çiğdem ismini alan iki kızımız oldu. Kızlarımdan biri, Aktör Ayhan Işık’ın ablasının oğluyla evlendi.”

Sanatçının ölümü için Cihat Tamer şöyle demişti;
“Kenan Pars ülkemizde özlenen kardeşliğin, barışın, dostluğun, farklı inançların, farklı dinlerin bir arada yaşamasının özeti gibi. Eski Bakırköylüler bilir, bu topraklar Ermenisi, Rumu, Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi Hristiyanı, Musevisi ve Müslümanı ile kardeşçe yaşanan bir ülkeydi” dedi.

kenan_pars2   kenan_pars4   kenan_pars10kenan_pars8   kenan_pars11   kenan_pars6

Mualla Sürer

17.11.2010

muallasurer2

1902 yılında Nevşehir’de doğan ve film kostümleri dikerken, 1953 Hulki Saner’in teklifiyle film çevirmeye başlayan Mualla Sürer, hiç ummadığı bir şekilde sinemada başarıya imza attı ve Türk Sinemasının kilometre taşlarından biri haline geldi.
Bir tek göz süzüşü, bir dudak büküşüyle nice filme hayat katan ve Türk Sinema Tarihi’nde önemli bir yere sahip olan Mualla Sürer’in boşluğunu kimse dolduramadı.
Sert bir maarif müfettişi, yufka yürekli bir dadı, gözü genç erkeklerde bir şen dul, kurallarına bağlı, despot bir kız lisesi müdiresi, huysuz bir kayınvalide, duvak düşkünü evde kalmış yaşlı kız tiplemelerini üstlenir; açık sarı platin saçları, yüzündeki hoşnutsuz ifadeyle adeta perdede bir rüzgar gibi eserdi.
Çocuk kaçırır, cepçilik yapar, ama ille de Turist Ömer´den çok çekerdi.
Çoğu fotoroman tadındaki filmlerinden ilki 1953 yılında çevrilen Osman Seden’in yönettiği Öldüren Şehir’di. Ayhan Işık, Belgin Doruk, Nubar Terziyan, Kadir Savun ve Kenan Pars’la paylaşmıştı rolünü.
Son filmi ise 1976’da Perihan Savaş, Mahmut Hekimoğlu ve Aliye Rona ile oynadığı, senaryosunu Safa Önal’ın yazdığı Perişan isimli film oldu.
200’e yakın filmde rol aldı. Turist Ömer filmleri ve Vahi Öz’ün partneri denince akla gelen sanatçımız Mualla Sürer, “Horoz Nuri” rolünü oynayan tonton sanatçı Vahi Öz’ün ‘Bedia’ adıyla ya karısı, ya sevgilisi ya da belalısı olurdu.
Horoz Nuri’nin onu hep yüksek sesle ‘Bediaaa’ diye çağırması hiç unutulmaz.
Mualla Sürer, İstanbul’da tedavi görmekte olduğu hastanede, 21 Ekim 1976`da 74 yaşındayken kalp ve solunum yetmezliğinden öldü.

mualla_surer10   mualla_surer3   mualla_surer6   mualla_surer8   mualla_surer11   mualla_surer5