Arama:

Etiket Bulutu







‘oyuncu’

Agah Hün

18.11.2010

agah_hun3

1918 yılında İstanbul’da doğdu. 1942 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun olan sanatçı bir süre Devlet Tiyatrosu’nda çalıştıktan sonra İstanbul Şehir Tiyatrosu’na geçti. 1952 yılında Muhsin Ertuğrul’un yönettiği “Halıcı Kız” adlı filmi ile sinemaya başladı. 1955 yılında da ilk yönetmenliğini “Sevdiğim Sendin” adlı film ile yaptı. Bu film ile yine aynı yıl Türk Film Dostları’nın düzenlediği 2.Türk Filmleri yarışmasında en iyi yönetmen ödülü aldı. Birçok Tiyatro oyunu ve Sinema filmi de oynayan Hün, seslendirme alanında da hafızalarda sesiyle yer etmiştir.
1983 yılında yaş haddinden Şehir Tiyatrosu’ndan emekli olan Agah Hün, 24 Temmuz 1990 da aramızdan ayrıldı.

agah_hun5 agah_hun2 agah_hun6agah_hun4 agah_hun1 agah_hun7

Ahmet Sert

18.11.2010

ahmet_sert2

1926 yılında Bursa’da doğmuş türk sinemasının emektar oyuncularından Ahmet Sert, Yeşilçam’a oyuncu, yönetmen ve kostümcü olarak hizmet etmiş, özellikle “western” türünün yeşilçam’da yaygınlaşması için uğraşmıştır. Mahmuzlu kovboy çizmeleri, kovboy tabanca kılıfları, Kovboy kostümleri, Kızılderili ve Meksika giysilerini, Beyoğlu Bayram sokağındaki bir bodrum katında, yola kapısı olan geçenlerin rahatça görebileceği bir yazıhanede yapar. Filmcilere kendi atölyesinde ürettiği kovboy aksesuarlarını kiralamış, bu da yetmemiş, filmlerin çekimi icin Pirinçlikoy’de “Santa Fe” isimli kovboy kasabası kurmuştur. Bu türün ilk örnekleri sayılan “İntikam Hırsı” ve “Belalılar Şehri” filmlerini yönetmiştir.

Ahmet Sert oyuncu olduğu kadar dekoratördürde. Yeşilçam’da çekilen tarihi filmlerde tahtadan ve ipten köprüler yapar. Tarihi dekorları hazırlar. Yeni buluşlar, yeni aksesuarlar geliştirir. “Hacı Murat” serilerinde, “Tarkan”larda, “Kara Murat” serilerinde çalışmıştır.

Ahmet Sert 02 Ekim 1991 günü aramızdan ayrılmıştır.

Ali Seyhan

18.11.2010

ali_seyhan5


1930 yılında Adana’da doğan Ali Seyhan, özellikle 60’lı yıllarda sinemamızın kötü adamlarından biridir. Bu özelliğini, çocukların başrolde oynadığı çocuk fotoromanlarında sık sık gözükerek sürdürdü.

Kendine has saç ve bıyık stiliyle anımsadığımız oyuncu bir kaç film dışında hep kötü rollerdeydi. 200 civarı film ile tam bir Yeşilçam emektarı olan Ali Seyhan, 70’li yılların ikinci yarsınıda sinemadan uzaklaşmış ve 26 Aralık 1984 yılında aramızdan ayrılmıştır.






ali_seyhan81 ali_seyhan72

Altan Günbay

18.11.2010

altan_gunbay4

19 Ocak 1931 yılında Konya’da doğan Altan Günbay, 1949’da Ankara Devlet Konservatuarı Şan Bölümünü kazandı. 1954’te mezun olarak Ankara Devlet Opera ve Balesi’ne girdi. Carmen, Cavalleria Rusticana, Aida, Faust, i pagliacci, Manon Lescaut, İl Tabarro, Lucia di lammermoor vs. operalarında solist sanatçı olarak görev aldı. 1969 yılında İstanbul Devlet Operası’nın kurulmasıyla birlikte buraya nakil oldu. İstanbul’da 30 yıl boyunca sürdürdüğü solist sanatçılığının yanısıra rejisörlük ve müdür yardımcılığı görevlerinde de bulundu.

1964’te ‘Şehrazat’ filmiyle kamera karşısına geçti. Türk sineması’nda da 250’ye yakın filmde rol aldı. İlerleyen yıllarda, bir yandan da tiyatro ve televizyon dizilerinde oynadı. Bazı filmlere fon müziği yapıp şarkı sözü yazdı. Altan Günbay, 3 Mart 2014 ‘de aramızdan ayrıldı.

altan_gunbay6   altan_gunbay5   altan_gunbay2altan_gunbay7   altan_gunbay3   altan_gunbay8

Aydın Tezel

18.11.2010

aydin_tezel2

9 Kasım 1929 tarihinde İzmir’de doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden (İTÜ) mezun olan Aydın Tezel, 1950 yılında Tiyatro ve Sinema oyuncusu Güzin Özipek’le evlendi ve bu evlilikten 2 oğlu oldu.
Bir süre inşaatçılık ve müteahhitlik yaptı. Sinema oyunculuğuna 1966’da Ertem Eğilmez’in yönettiği, Hülya Koçyiğit, Ekrem Bora ve Tugay Toksöz’ün başlıca rollerde oynadığı “Seni Seviyorum” adlı filmle başladı. İlerleyen yıllar içinde sinemanın yanı sıra fotoromanlarda ve televizyon dizilerinde rol aldı, karakter rolleri canlandırdı. Sanatçı 8 Mart 2011 de aramızdan ayrıldı.
Başlıca Filmleri : (1966) Seni Seviyorum, (1968) Yüzbaşının Kızı, Kara Bahtım – (1969) Seninle Ölmek İstiyorum, (1973) İki Süngü Arasında

 

aydin_tezel1   aydin_tezel3   aydin_tezel4

Ayhan Işık

18.11.2010



Asıl adı Ayhan Işıyan olan oyuncu altı çocuklu bir ailenin son çocuğu olarak İzmir’in Konak ilçesinde dünyaya gelir. Altı yaşındayken babasını kaybeden Işık öğreniminin bir kısmını İzmir’de bir kısmını ise abisinin üniversite tahsili için annesi ve kardeşleri ile geldikleri İstanbul’da tamamlar. Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümündeki öğrenimi sırasında bir süre Bab-ı Ali’de ressam olarak çalışır fakat 1952 senesinde Yıldız Dergisi’nin açtığı yarışmaya girmesiyle resim hayatındaki geri planına itilerek sinemaya doğru yönelişi başlar. Yarışmayı birincilikle kazanarak sinemaya geçer. Bir sene sonra, 1953 senesinde ise Güzel Sanatlar Akademisi’den mezun olur.

İlk filminde şair, senarist ve yönetmen Orhon Murat Arıburnu ile gerçekleştirdiği çalışmanın ardından, ikinci filminde Türk Sineması’nda Geçiş Dönemi’ni bitiren ve Sinemacılar Dönemi’ne giriş yapıtı olarak kabul edilen Ömer Lütfü Akad’ın Kanun Namına filmiyle büyük ün kazanır. Yaşamının ilerleyen dönemlerinde resim çalışmalarına ara ara devam etse de sinema artık birinci önceliği haline gelmiştir. Ömer Lütfü Akad ile 1950’lerde İngiliz Kemal, Katil, Öldüren Şehir, Vahşi Bir Kız Sevdim, Kardeş Kurşunu filmlerini, Atıf Yılmaz ile Şimal Yıldızı, Osman Seden ile de 1957’de Bir Avuç Toprak filmini yapan Işık 1959 yılında Hollywood’a giderek şansını bir de orada denemek ister. Fakat orada çalışamaz.

Işık 60’ların başında Vedat Türkali’nin senaryosunu yazdığı Otobüs Yolcuları filmiyle Yeşilçam’a dönüş yapar. Arkasından Akad ile son çalışması olacak olan ve Orhan Kemal’in bir romanından yine Vedat Türkali’nin senaryolaştırdığı Üç Tekerlekli Bisiklet filmini çevirir. Işık yine bu dönemlerde çevirdiği Küçük Hanım seri filmleri ile de halk tarafından oldukça beğenilir ve devam eden dönem içerisinde ‘ Taçsız Kral ‘ ünvanını kazanır. 1970’ li yıllarda yeni bir moda rüzgarıyla film yıldızları peş peşe sahneye çıkmaya, plaklar doldurmaya başlar. Kendisi de bu modaya uyar ve Münir Nurettin Selçuk’tan dersler alarak Klasik Türk müziği dalında sahneye çıkar ve bir tane 45’lik plak doldurur. Birçok tarzda, yeteneğiyle göz doldurmayı başaran Işık sinemada dram , politik , romantik , komedi , macera ve diğer tarzlarda örnekler sunar. 140 kadar film çevirir. 1975’den itibaren yapımcı, yönetmen ve senarist olarak Türk sinemasına katkıda bulunan Işık bu senelerde İtalyan yapımcılarla yaptığı ve başrolünü de Klaus Kinski ile paylaştığı La Mano Che, Nutre La Morte ve Le Amanti Del Mostro filmlerini yapar. Filmler İtalya’da ve Avrupa’nın bazı ülkelerinde vizyona girer fakat Türkiye’de sansüre uğrar ve türk seyircisiyle hiçbir zaman buluşamazlar.

13 Haziran 1979’da İstanbul’da evinin balkonunda güneş çarpmasına bağlı beyin kanaması geçiren Ayhan Işık, hastaneye kaldırılsa da kurtarılamaz ve üç günlük koma sürecinin sonunda vefat eder. Zincirlikuyu Mezarlığı’na gömülür.

kaynak : wikipedia


            

Behzat Butak

18.11.2010

behzat_butak1

Sanatkâr, artist ve nümisrnat Behzat Butak, 16 Ekim 1891’de Bursa’da Maksem mahallesinde, bugünkü Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu’nun bulunduğu binanın karşısındaki evde dünyaya geldi. Çocukluk devresini Bursa ve Karacabey’de geçiren Behzat Butak, babasının ölümü üzerine 1906’da İstanbul’a teyzesinin yanına geldi. Mercan İdadisi ve buradan Ticaret okuluna geçti. Ressam Muazzez’den resim dersi de alıyordu. Ressam Muazzez, Ortaoyunun başarılı sanatçılarındandı.
1908 yılında Meşrutiyetin ilanı ile Butak, Muazzez bey’in başında bulunduğu “Sahne-i Heves” gurubunun oynadığı “Beyimin Tiyatro Merakı” komedisiyle de halkın karşısında sahneye ilk adımını attı. Okumakta olduğu Sanayi-i Nefise mektebinde bir kaç arkadaşıyla birlikte “Sanayi-i Nefise Tiyatro Heyeti”ni kurdu. Şehzadebaşında Letafet Apartımanı karşısında “Osmanağa” tiyatrosunda Viktor Hugo’dan çevrilen “Ancelo Mari Piyer” piyesini oynadılar.
Seyirci bulamayan grup dağılmak zorunda kaldı. Hariciye Nezareti Behzat’ın da içinde bulunduğu dört kişilik bir talebe grubunu, 1909 yılında İtalya’ya elektrik mühendisliği tahsili için gönderdi. Ancak gittikleri fabrika grevde olduğundan eğitim göremediler. Butak ta iki aylık süre zarfında Roma ve Napoli’de tiyatroları gezdi bilgi ve görgüsünü arttırdı.
İstanbul’a dönen Butak, “Mürebbii Hissiyat” grubuna girdi. Kısa sürede bu grupta dağılınca Behzat kendini “Darüttemsili Osmani” grubunda buldu. Burada Fazıl Reşit ve Aktör Hüseyin Kani bey’in yazmış olduğu “Ramses” piyesinde “Kahin” rolünü oynadı. Bu grupta maddi olarak ayakta kalamayınca “Şark Dram Kumpanyası”na girdi.

1912 de Balkan Harbi ilan edildi. Behzat harbe gönüllü gitti. Döndüğünde bir çok grupta çalıştı ama hiç biri uzun soluklu olmadı. Nihayet 1914 de Darülbedayi’nin kurulmasıyla Behzat, Darülbedayi’nin açtığı sınava girdi. Sınavı kazanan Behzat 9 altın lira maaşla Darülbedayi kadrosuna alındıysa da, o sırada patlak veren I.Dünya Savaşı’na yine gönüllü gitti. Çanakkalede kolundan yaralandı. Bağlı bulunduğu Alayla Bitlis’e kadar gitti. 1918’de İstanbul’da Darülbedayi’e yeniden girerek “Füruzan” piyesinde oynamaya başladı. 1920 de Raşit Rıza ve İbnürrefik Ahmet Bey’in kurdukları “Yeni Sahne”ye geçti. Raşit Rıza’nın kurduğu Türk Tiyatrosu’nda çalıştı. 1923 yılında tekrar Darülbedayi’e döndü. İzmir ve Karadeniz turnelerine katıldı.Bir süre Ertuğrul Muhsin, Raşit Rıza ile beraber çalıştı.1928 de Darülbedayi’e döndü ve ölene kadar burada sahneye çıktı.

300’yakın piyes ve bir çok sinema filminde oynayan Butak’ın “Resimli Türk Paraları” isminde Nümizmatik bir kitabıda bulunmaktadır. Türk Tiyatrosunun “BABA”sı olarak kabul edilen Behzat Butak 1963 yılında aramızdan ayrılmıştır.

behzat_butak61   behzat_butak2   behzat_butak3

Bülent Oran

18.11.2010

bulent_oran1

1923 yılında Bakırköy’de doğan Oran, sinemadan önce klişe ressamlığı, öğretmenlik ve mizah yazarlığı gibi çeşitli işlerde çalıştı. 1950 yılında sinemaya figüran olarak başlayan Oran, 50’den fazla filmde jön yada yardımcı erkek oyuncu olarak rol aldı.

1952 yılından sonra senaryo yazımı üstünde yoğunlaştı. Bir tesadüf eseri eline aldığı kalemi bırakmayan Bülent Oran, neredeyse Türk sineması ile yaşıttı. Bugün ekranda irili ufaklı onlarca yerli diziye dipkoçanlığı yapan öykülerin çoğu, onun kaleminden çıkmıştı. İzleyeni hüzne yahut kahkahaya boğan, tekrar edile edile klişeye dönüşen, “Senin annen bir melekti yavrum”, “Aman tanrım bu ses! Bu ses!!” Ya da, “Bir zaman hakir gördüğün fakir; ama onurlu bir genç vardı!” gibi yüzlerce repliği ve tiradı Türk sinemasına kazandırdı. Kendisi gibi senarist olan Ayşe Şasa ile evlendi. Yeşilçam’ı Yeşilçam yapanların başında gelen Bülent Oran, imza attığı 700’ü aşkın senaryoyla, yıllar sonra küçümsenecek; ama seyretmekten asla vazgeçilmeyecek efsane filmleri hayatımıza soktu.

1980’lerde tv dizileri için senaryolar yazdı. Marmara Üniversitesi Sinema TV Bölümü’nde bir süre ders verdi. Başından pek çıkarmadığı kasketine düşkünlüğüyle tanınan sanatçı, birçok sinema sanatçısı üzerinde emek sahibidir. 2000’li yıllarda yeni kuşak TV seyircileri kendisini, İkinci Bahar dizisinde oynadığı Hanım’ın (Türkan Şoray) babası rolüyle tanıdı. Yönetmen Mehmet Güleryüz tarafından “Yeşilçam’ın Altın Senaristi: Bülent Oran” adlı belgeseli çekildi. Yaşamını ve senaryo anlayışını Türk Sinemasının karakteristik özellikleriyle birlikte irdeleyen “Senaryo: Bülent Oran” adlı bir kitap yayınlandı. (İbrahim Türk, Dergah Yayınevi.)

Son röportajında, hasta yatağında “Lütfen ayağımı uzattığım için kusura bakmayın” diyecek kadar incelikli bir sanatçı olan Bülent Oran, 23 Eylül 2004 yılında aramızdan ayrılmıştır.

kaynak:biyografi.net

bulent_oran6   bulent_oran5bulent_oran2   bulent_oran3

Demir Karahan

18.11.2010

demir_karahan4

25 Mart 1944 tarihinde Adana’da doğdu. Avusturya Lisesinin ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okurken yönetmen ve senarist Duygu Sağıroğlu ile tanışan Karahan, öğrenimini yarıda bırakarak, 20’li yaşlarında kamera karşısına geçti. “Ya Sev Ya Öldür” adlı sinema filmiyle başlayan kariyeri, Yeşilçam’ın görkemli günlerinde Türkan Şoray,Belgin Doruk gibi isimlerle yer aldığı filmlerle devam etti.

Türk – Fransız ortak yapımı bir filmde oynamak üzere Fransa’ya giderek orada 4 filmde rol aldı, yönetmen asistanlığı yaptı, evlendi. İyi derecede Fransızca, Almanca ve İngilizce konuşan sanatçı askerlik nedeniyle Türkiye’ye döndü. Sinemanın krize girdiği süreçte ticaret ve çiftçilikle uğraştı. Politikayla ilgilenerek Adana DSP il başkanlığı görevinde bulundu ve bir gazete çıkardı. Strazbourg Türk Filmleri Haftasında yönetmen Osman Sınav ile karşılaşmasıyla aldığı teklif üzerine yeniden bir dizi filmle sinemaya döndü. Oyuncu Melih Görgün’ün babası olan Demir Karahan, sanat hayatında oyunculuk dışında “Çark” adlı bir film senaryosu yazmış (1971), aynı filmin yönetmenliğini de üstlenmiştir.

    demir_karahan5  demir_karahan6  

Diclehan Baban

18.11.2010

diclehan_baban1

1934 yılında İstanbul’da doğdu. 1950’li yıllarda İstanbul Radyosu’nda şarkı söyledi.
Kamera karşısına geçişi 1960 yılında Şoför Nebahat filmiyle olmuştur. Türk Sineması’ndaki sarışın ‘vamp kadın’ ekolünün temsilcilerindendir.
Yardımcı kadın oyuncu rollerini üstlenen Baban genellikle ‘baştan çıkaran sarışın kadın’ ‘kötü kalpli üvey anne’ ‘perde arkasında kirli işlere bulaşan şarkıcı” gibi tipleri oynadı. Sandre sarısına boyalı saçları; bol rimelli takma kirpikli eye-liner çekilmiş sürmeli gözleri elinden düşmeyen sigarası ile filmlerdeki alaturka gazinoların vazgeçilmez solistiydi.
Filmin ‘esas kızı’ ve ‘esas oğlanına’ hep tuzaklar kurdu ama sonunda hep kendi mutsuz oldu.
Ne yazık ki gerçek yaşamı da mutsuz bitti; amansız bir hastalığa yakalanan Diclehan Baban, 3 Aralık 1978 tarihinde İstanbul’da genç yaşta yokluk içinde öldü.
Selim İleri sinema emekçilerinin içine düştüğü hazin durumları anlatan bir yazısında Baban’ın Diyarbakır’lı çok zengin bir sülaleden geldiğini ve gazeteci Cihad Baban ’ın yeğeni olduğunu belirtir. Ama aynı Diclehan Baban’ın dişçiye gidecek parası olmadığı için ağzına diş şekline sokulmuş sakız yapıştırarak bir gazino sahnesinde oynadığını da anlatır.

diclehan_baban61   diclehan_baban10   diclehan_baban3diclehan_baban5   diclehan_baban7   diclehan_baban2