Arama:

Etiket Bulutu







‘Paris’

1 Mayıs (Birlik, mücadele ve dayanışma günü) Tarihçesi

01.05.2012

1mayis

1 Mayıs 1886’da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Chicago(Şikago)’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil’de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. O dönemde Luizvil’deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park’a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, ‘Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu’ şeklinde yorumlanmıştı’.

Bu gösteriler 1 Mayıs’ı izleyen günlerde tüm harareti ile devam etti ve 4 Mayıs 1886 ‘da kanlı Haymarket Olayı’na yol açtı.
Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi.

ABD’de yaşanan bu olaylar uluslararası işçi örgütlerini harekete geçirdi. II. Enternasyonal 1889’da Paris’te düzenlediği kongrede, Amerikan işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla dünya çapında gösteriler düzenledi. 1890’dan başlamak üzere 1 Mayıs’ı da, “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kabul etti.

Çiçek Pasajı’nın azimli hikayesi…

08.09.2010

cicek6

“Cite de Pera” veya bizim “Çiçek Pasajı” aslen geç Osmanlı Perası’nın en dinamik ve prestijli yapılarından birine, Naum Tiyatrosu’na ev sahipliği yapmış arazide konumlanır. Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit’in sıklıkla ziyaret ettiği, Osmanlı Devleti’nin yükselen Batılı medeniyetleri ile kültürel alanda sürdürmeye gayret ettiği savaşın en parıltılı sekanslarının yaşandığı bir yerdir Naum Tiyatrosu. Guiseppe Verdi’nin Il Travatore’sinin Paris’ten bile önce piyes edildiği bu tiyatro binası, sahnelediği İtalyan operaları ve oyunları ile çekiciliğini kaybetmiş gibi gözüken bir Osmanlı sosyal alanını yeniden canlandırma projesi gibidir. İstiklal Caddesi ile Tiyatro Sokağı kesişimini de boşaltan 1870 Büyük Pera Yangını ile büyük ölçüde değişen kentsel silüette, bu araziye kondurulacak yeni yapı da aynı iddiayı taşır: Osmanlı’nın en iyisi, Paris’in bile sahip olmaktan gurur duyacağı bir anıtı olmalıdır.

Dönemin banka hesabı kadar kabarık şöhretli bankeri Hristaki Zografos’un el attığı bu proje, “Cite de Pera” ile sonuçlanır. Rum mimar Cleanthy Zanno’nun gerçekleştirdiği pasaj ve konut kompleksi, gerçekten de Milano’nun Galleria’sı ile plan ve kurgu anlamında ciddi benzerlikler taşımaktadır. Padişaha bile borç verdiği dedikoduları Konstantinopeli üst sınıfının diline pelesenk olmuş Hristaki Efendi, 24 dükkan ve 18 lüks daireden oluşan bu yapıya “Cite de Pera” adını verir. Dükkanları kapsayan pasaj da “Hristaki Pasajı” olarak nam salacaktır.

1876’da hizmete açılan Hristaki Pasajı içinde barındırdığı çok sayıda şık dükkan ile Pera hayatının uğrak noktalarından biri haline gelmiştir bile. Maison Perret ve Vallaury’nin pastanesi, Nakumara’nın Japon mağazası, Dulas’ın Natürel çiçekçisi, Schumacher’in hamur işleriyle ünlü fırını, Keserciyan’ın terzihanesi, Acemyan’ın tütüncü dükkanı, Papadapulos’un mücellithanesi, Hristo’nun kafesi ve Sideris’in kürk dükkanı tarafından kuşatılan Hristaki Pasajı, Beyoğlu hayatında olduğu kadar Osmanlı üst sınıfının da sosyal yaşamında nam salarlar. Hatta Cite de Pera’nın ilk meyhanesi de bu dönemde açılır: Yorgo’nun meyhanesi Hristaki Pasajı’ndan Çiçek Pasajı’na evrilecek bu mekanın ilk habercilerindendir sanki.
cicek2

Pasajın kaderi 1908 yılında, Osmanlı Devleti’nin büyük ölçekli ekonomik ve sosyal çalkantılarla devindiği, Tanzimat’tan, Dar”ül Musiki Osmani”den ve İttihat ve Terakki’den bahsedilen bir dönemde değişir. Kırk yıllık Hristaki Pasajı, bina mülkiyetinin Sadrazam Sait Paşa’ya geçmesi ile birlikte bir gecede “Sait Paşa Geçidi” oluverir.
Nitekim 1905 Devrimi’nden başlayarak dünyayı Rusya merkezli olarak etkisi altına almış olan sosyal hareket ve değişim rüzgarları, Sait Paşa Geçidi’ne de uğramadan etmez. 1917’de, son demlerine gelinmiş Birinci Dünya Savaşı’ndan yorgun bir Osmanlı başkenti, bir yandan bu rüzgarlara kendini bırakır. Uyumaz toplumsallıklar ise kendilerini suya bırakmazlar; Sait Paşa Geçidi kendisini geleceğine hazırlayan bir değişime sahne olmaktadır. Ekim Devrimi’nin ardından Rusya’daki yeni yönetimden kaçan baronesler, düşesler, kendi adlarını vermeseler de bir yüzyıl boyunca sürecek yeni bir isim geleneğinin ilk tohumlarını atarlar pasajda: Bu üst sınıfa mensup kadınlar, hayatlarını sürdürmek için sığındıkları başkentte çiçek satarlar ve yeni mekanları “Çiçek Pasajı” olarak anılmaya başlanır.
cicek5

1940’lara kadar çiçek mezat yeri olarak kullanılan Çiçek Pasajı’nda açılan ilk birahaneler, mekanın yeni silüetinde belirleyici olurlar. Örneğin 1944’te açılan Nektar Birahanesi, Cumhuriyet dönemi Beyoğlu’nun en hareketli ve yoğun buluşma noktalarından biri haline geliverir. Bu hali hazırda karlı fikir, 1950’lerde bir gelenek misali pasaja konuşlanmış çiçekçilerin çevre sokaklara kaymaya başlamaları ile giderek daha çok noktada hayat bulur. Peşi sıra açılan birahane ve meyhaneler, pasajın yadigar ismini koruyarak bugün tanınan kimliğine bürünmesine yol açarlar.

Arap şeyhi…

22.05.2009

komik12

Zengin Arap seyhi, kâhyasιyla Paris’e gelmis, sokakta geziyordu.

Paris’in en büyük caddesinde yürürken sιkιstιlar. Görünürde tuvalet yoktu.

Seyh daha fazla dayanamayacagιnι anlayιnca, üstündekileri çιkarιp kâhyaya verdi.

Caddenin kenarιna egildi. Oracιkta önemli gereksinimini giderdi.

Tam o anda polis çιkιverdi karsιlarιna… Polis, seyhe yaklastι, hareketinin çok ayιp oldugunu, uygar bir kentin ortasιnda böyle bir isin yapιlamιyacagιnι söyledi.

Fransιzca anlamadιgιnι görünce, isaretle anlattι. Sonra makbuz defterini çιkardι.

Yazdιgι cezayι gösterdi : 100 frank…

Seyh, cüzdanιnι çιkardι, polise 200 frank uzattι:

“Kâhya da yapacak…” dedi.