Arama:

Etiket Bulutu







‘raşit rıza’

Behzat Butak

18.11.2010

behzat_butak1

Sanatkâr, artist ve nümisrnat Behzat Butak, 16 Ekim 1891’de Bursa’da Maksem mahallesinde, bugünkü Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu’nun bulunduğu binanın karşısındaki evde dünyaya geldi. Çocukluk devresini Bursa ve Karacabey’de geçiren Behzat Butak, babasının ölümü üzerine 1906’da İstanbul’a teyzesinin yanına geldi. Mercan İdadisi ve buradan Ticaret okuluna geçti. Ressam Muazzez’den resim dersi de alıyordu. Ressam Muazzez, Ortaoyunun başarılı sanatçılarındandı.
1908 yılında Meşrutiyetin ilanı ile Butak, Muazzez bey’in başında bulunduğu “Sahne-i Heves” gurubunun oynadığı “Beyimin Tiyatro Merakı” komedisiyle de halkın karşısında sahneye ilk adımını attı. Okumakta olduğu Sanayi-i Nefise mektebinde bir kaç arkadaşıyla birlikte “Sanayi-i Nefise Tiyatro Heyeti”ni kurdu. Şehzadebaşında Letafet Apartımanı karşısında “Osmanağa” tiyatrosunda Viktor Hugo’dan çevrilen “Ancelo Mari Piyer” piyesini oynadılar.
Seyirci bulamayan grup dağılmak zorunda kaldı. Hariciye Nezareti Behzat’ın da içinde bulunduğu dört kişilik bir talebe grubunu, 1909 yılında İtalya’ya elektrik mühendisliği tahsili için gönderdi. Ancak gittikleri fabrika grevde olduğundan eğitim göremediler. Butak ta iki aylık süre zarfında Roma ve Napoli’de tiyatroları gezdi bilgi ve görgüsünü arttırdı.
İstanbul’a dönen Butak, “Mürebbii Hissiyat” grubuna girdi. Kısa sürede bu grupta dağılınca Behzat kendini “Darüttemsili Osmani” grubunda buldu. Burada Fazıl Reşit ve Aktör Hüseyin Kani bey’in yazmış olduğu “Ramses” piyesinde “Kahin” rolünü oynadı. Bu grupta maddi olarak ayakta kalamayınca “Şark Dram Kumpanyası”na girdi.

1912 de Balkan Harbi ilan edildi. Behzat harbe gönüllü gitti. Döndüğünde bir çok grupta çalıştı ama hiç biri uzun soluklu olmadı. Nihayet 1914 de Darülbedayi’nin kurulmasıyla Behzat, Darülbedayi’nin açtığı sınava girdi. Sınavı kazanan Behzat 9 altın lira maaşla Darülbedayi kadrosuna alındıysa da, o sırada patlak veren I.Dünya Savaşı’na yine gönüllü gitti. Çanakkalede kolundan yaralandı. Bağlı bulunduğu Alayla Bitlis’e kadar gitti. 1918’de İstanbul’da Darülbedayi’e yeniden girerek “Füruzan” piyesinde oynamaya başladı. 1920 de Raşit Rıza ve İbnürrefik Ahmet Bey’in kurdukları “Yeni Sahne”ye geçti. Raşit Rıza’nın kurduğu Türk Tiyatrosu’nda çalıştı. 1923 yılında tekrar Darülbedayi’e döndü. İzmir ve Karadeniz turnelerine katıldı.Bir süre Ertuğrul Muhsin, Raşit Rıza ile beraber çalıştı.1928 de Darülbedayi’e döndü ve ölene kadar burada sahneye çıktı.

300’yakın piyes ve bir çok sinema filminde oynayan Butak’ın “Resimli Türk Paraları” isminde Nümizmatik bir kitabıda bulunmaktadır. Türk Tiyatrosunun “BABA”sı olarak kabul edilen Behzat Butak 1963 yılında aramızdan ayrılmıştır.

behzat_butak61   behzat_butak2   behzat_butak3

Cahit Irgat

18.11.2010

cahit_irgat3

1915’te Lüleburgaz’da doğan sanatçı, Edirne Öğretmen Okulu okurken tiyatroya merak sarmış ve öğrenimini yarıda bırakarak Ankara Devlet Konservatuvarı’na girmiş. 1932 yılında girdiği Ankara Devlet Konservatuvarı’nı, 1936 yılında bırakarak Paris’e giden Irgat, bir sure Paris’te yaşamış.
1940 yılında ilk kez “Yılmaz Ali” adlı filmde oynayan Cahit Irgat, sahneye de Raşit Rıza Tiyatrosu’nda “O Gece” adlı oyunda çıkmıştır. Ne var ki, çocuklarının oyuncu olduğunu haber alan ailesi, onu evlatlıktan çıkarmıştır.
İstanbul Şehir Tiyatroları, Küçük Sahne, Devlet Tiyatrosu, Adana Şehir Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Oda Tiyatrosu ve Cahide Sonku ile kurdukları Cahitler Tiyatrosu’nda sayısız oyunda rol almış, sinemada başrol ve karakter rolleri oynamıştır.
Sanatçı şiirleriyle de tanınmaktadır. Bir film yönetmiş ve şiirlerinin dışında bir de roman yazmıştır. Mina Urgan’la bir dönem evli kalmış olan sanatçı, bu evlilikten dünyaya gelen şair Mustafa Irgat ve oyuncu Zeynep Irgat’ın babasıdır.
5 Haziran 1971 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.
Cahit Saffet Irgat, tiyatrosu, sineması ya da şiirleriyle, yaşadığı dönemdeki insanların belleklerinde yer tutan önemli sanat adamlarından biriydi. Ne var ki, (ölümler, sanatçının bedeniyle birlikte, bir ölçüde de sanatsal uğraşılarını ya da eserlerini de gözlerden uzaklaştırır) kuralları onun için de geçerliydi. O nedenle bugün toplumun büyük bir kesimi tarafından tanınmaz. Yaptığı her işte, tüm sanat uğraşılarında son derece içtenlikli olan Irgat’ın, gerek tiyatro tarihinde, gerekse edebiyat tarihinde küçümsenmeyecek, özgün bir yeri bulunmaktadır.

kaynaklar;
kameraarkasi.org
wikipedia.org


cahit_irgat1   cahit_irgat4   cahit_irgat2

Feridun Çölgeçen

18.11.2010

feridun_colgecen6

10 Mayıs 1911’de İstanbul’da doğan Çölgeçen, Cumhuriyetin ilk milletvekillerinden Sami Beyin oğludur. Ankara Gazi Lisesi mezunu sanatçı 1935-37 yılları arasında Almanya, Belçika ve Fransada tiyatro kurslarına gitti. Merkez Bankasında, DDY’de çalıştı. Fransızca öğretmenliği, Konya Halkevi yönetmenliği yaptı.
1933’de Cici Berber (Muhsin Ertuğrul) de yan rolle ilk kez kamera karşısına geçti. 1935’de Raşit Rıza topluluğunda Hedefsiz Buseler’le, tiyatroda profesyonel oldu. Nejat Uygur Tiyatrosunda oynadı. Bir süre Avrupa ve Amerika’da yaşadı. ABD’de 2 kez evlenip boşandı.

400’ü aşkın filmde yer alan oyuncu ABD kuruluşu olan United Artists’in Timbuktu adlı filmiyle, Holywood’da da yer almış, ABD’nde 20 civarında film çevirerek Amerikan izleyicisi tarafından beğeni toplamıştır.

Feridun Çölgeçen, 19 Ocak 1978 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.

İstanbul Sesi dergisi’nde 1 Ekim 1958’de yer alan bir yazı:
“Türk seyircilerinin çok iyi tanıdıkları beyaz perde ve sahne sanatkârı Feridun Çölgeçen şimdi Hollywood’da büyük takdir topluyor.
United Artists, çevirmekte olduğu “Timbuktu filminin dış sahnelerini, Utah’ın Kanab civarı çöllerinde bitirdikten sonra, halen iç sahnelerine devam etmek üzere Hollywood’a dönmüş bulunmaktadır. Anthony Veller’in yazmış olduğu “Timbuktu” senaryosunun konusu, İkinci Dünya Savaşı başlarında Fransız Sudan’ında geçmektedir.
Halen Hollywood’da çalışan ve geçenlerde “Acertain smile” filminde bir rol oynamış bulunan Türk aktörü Feridun Çölgeçen İslâm, Arap, Fransız örf ve adetlerine yakinen vâkıf olduğundan “Timbuktu” filminde teknik müşavir olarak iki ay için “United Artist” tarafından angaje edilmiştir. Çölgeçen, yavaş yavaş, gün geçtikçe Hollywood stüdyolarında mevkiini sağlamlaştırmaktadır.”

feridun_colgecen2   feridun_colgecen4   feridun_colgecen5

Halide Pişkin

18.11.2010

halide_piskin2

16 Temmuz 1906 yılında Arnavutluk/İşkodra’da asker bir babanın kızı olarak dünyaya gelmiş. Üç yaşındayken babasının şehit olması sebebiyle, Dedesi Miralay Salih Bey ile birlikte İstanbul’a gelmişler. Babasının şehit maaşı ve dedesinin Emekli maaşı ile kıt kanaat geçinmişler. Zorluklar içinde büyüyen Halide Pişkin, “Bezm-i âlem Vâlide Sultanisi” nde şehit çocuğu olarak burslu olarak okumuş. Mezun olduktan sonra Üsküdar Feyz-i Hürriyet Mektebinde hocalık yapmış. Aşık olup bir pamuk tüccarıyla evlenmiş. Kocası, evlendikten sekiz ay sonra vefat edince, genç yaşında dul kalmış.
Bir yakınının tavsiyesi üzerine Raşit Rıza ve Şadi Fikret kumpanyasına başvuran Halide Pişkin, sahneye ilk kez 1923 yılında Şadi Fikret’in kurduğu “Milli Sahne” nin İzmir turnesinde, Bedia Muvahhit’in Sevda Hanım Zevcem oyunuyla çıktı. Bu topluluk dağılınca İstanbul Şehir Tiyatroları’na girdi (1925). 1944`te Ses Tiyatrosu’na girdi. Kısa süre sonra tekrar Şehir Tiyatrosu`na döndü ve ölümüne değin burada kaldı. Yine aynı yıl kendi adını taşıyan Adile Naşit’in de olduğu grup içerisinde “Herşeyden Biraz” oyunu ile İstanbul turnesine çıktı.

Bir dönem radyoda da çalışan Halide Pişkin, özellikle radyo skeçlerinde canlandırdığı “Pişkin Teyze” gibi sağduyulu, esprili, sözünü esirgemeyen yaşlı kadın tiplemeleriyle dinleyicilerinden büyük ilgi gördü. Yerli tipleri başarıyla canlandıran Halide Pişkin bir çok filmde de karakter rolleri oynadı. 1 Kasım 1959 tarihinde böbrek yetmezliği sebebiyle 53 yaşında İstanbul`da vefat etti.

Kenan Büke

17.11.2010

kenan_buke1

1918 yılında İstanbul’da doğan oyuncumuz, Vefa Lisesi’ni bitirdikten sonra 5 yıl kadar memurluk yaptı. 1938’den başlayarak halkevi sahnelerinde amatör oyunlara katıldı. 1948’de Raşit Rıza Tiyatrosu’nda profesyonel oldu. 1960’larda önce Tevhid Bilge, sonra Aziz Basmacı ve Sadettin Erbil ile Aksaray Bulvar Tiyatrosu’nu, 1970’te kendi adını taşıyan tiyatroyu kurdu. 1976’da topluluğunu dağıttı. Özel tiyatrolarda kısa süreli çalışmalar yaptı. Yerli filmlerde küçük rollerde göründü. 1993 yılında İstanbul’da vefat etti.

 
kenan_buke5   kenan_buke2   kenan_buke3

Melahat İçli

17.11.2010

melahat_icli6

Aynı zamanda Selahattin Pınar’ın da kızkardeşi olan Melahat İçli (Pınar), 1916 yılında doğmuştur. Ortaokulu bitirdikten sonra Raşit Rıza Topluluğu’nda oyunculuğa başlamış, 1940 yılında Şehir Tiyatrolarına girmiştir. Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra sinema oyunculuğu da yapmış, 1955 yapımı ‘Kanlı Nigar’ filminde başrol oynamıştır. Sanatçı, 17 Ocak 1983 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.

Başlıca filmleri : Büyük İtiraf/1946, Karanlık Yollar/1946, Tuzak/1947, Kanlı Döşek/1949, Nam-ı Diğer Parmaksız Salih/1950, Çifte Kavrulmuş/1953, Beklenen Şarkı/1954, Berduş/1956, Hayat Cehennemi/1958, Yalnızlar Rıhtımı/1959, Erkek Fatma/1960, Taş Bebek/1960, Yangın Var/1960, Bahçevan/1963, Sürtük/1965

 

melahat_icli4   melahat_icli2   melahat_icli3

Sadettin Erbil

17.11.2010

sadettinerbil

Tiyatro, sinema ve seslendirme sanatçısı Sadettin Erbil, 6 Mart 1925 tarihinde İstanbul’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu.
Raşit Rıza, Sadi Tek, Muhsin Sabahattin, Cemal Şakir, Dormen, Çığır Sahne, Küçük Sahne, Ses Tiyatrosu ve Anadolu’da birçok tuluat sahnelerinde oynadı.
Seslendirmelerinin önplanda olmasından dolayı daha çok arka planda kalan tiyatro ve sinema oyunculuğu da muhteşem olan sanatçı, daha çok 60 lı yılların salon filmleri (yani toplumsallıktan uzak aşk ve aksiyon filmleri) diye nitelendirdiğimiz filmlerde boy göstermiştir. Bunun yanısıra komedi filmileride olan sanatçının, bu filmlerinden birtanesi de Tarzan Rıfkı filmidir. Kaliteli komedi filmi açısından kıt bir zaman olan 80 li yıllarda ortaya çıkabilen ender komedi filmlerinden biri olan bu filmde, Sadettin Erbil Kemal Sunal’la başrolü paylaşmıştır. Sadettin Erbil bu filmde Kemal Sunal’la biraraya gelince, izleyiciye pes dedirten olağanüsütü bir komedi oyunculuğu sergilemiş, ciddi bir mafya babası rolünde oynayarak izleyiciyi güldürme yani ciddi oynayarak komiklik yapma gibi zor bir rolün üstesinden başarıyla gelebilmiştir.
Türk sinemasında ciddi oynayarak komiklik yapma rolünü yapabilen tek isim olan Turgut Özatay’dan sonra, ikinci isim olduğunu bu filmde kanıtlamıştır. Zaten bir bakıma Turgut Özatay’ın bu başarısında bile Sadettin Erbil faktörünü bulabiliriz zira Turgut Özatay ciddi oynayarak komiklik yapma rolünü üstlendiği filmlerde Sadettin Erbil tarafından seslendirilmiştir.
Sadettin Erbil 1943 yılında başladığı tiyatro ve sinema hayatını vefat edene kadar bırakmamıştır.
Vefat etmeden 2 sene önce çekilen Bay E filminde boy gösteren Sadettin Erbil, 70 yaşına rağmen sesinden ve oyunculuğundan hiçbirşey kaybetmediğini bu filmde bize göstermiştir.
Türk sinemasına ve tiyatrosuna kattığı kazanımlardan dolayı Sadettin Erbil’i saygı ve rahmetle anıyoruz.

1980’de de Kültür Bakanı Tevfik Koraltan tarafından Şeref Belgesi’yle ödüllendirilen sanatçının, ayrıca çok sayıda seslendirme ödülleri vardır.
Sadettin Erbil 18 Kasım 1997’de beyin kanamasından rahatsızlanarak İstanbul’da vefat etmiştir.

sadettin_erbil5   sadettin_erbil6   sadettin_erbil2sadettin_erbil8   sadettin_erbil3   sadettin_erbil4

Salih Tozan

17.11.2010

salih_tozan5

Türk sinema tarihinin ilk oyuncularından olan Salih Tozan, 1914 yılında Balıkesir’de doğdu. Sanat yaşamına 1933 yılında “Raşit Rıza Tiyatro Topluluğu”‘nda başladı. Avni Dilligil Tiyatrosu, Muammer Karaca Tiyatrosu, İstanbul Şehir Tiyatroları gibi topluluklarda çeşitli rollerde yer aldı. 1950 yılında kamera karşısına geçerek sinemaya adım atan sanatçı, hem komedi, hem de dram dallarında başarılı oyunculuk göstermiş, siyah beyaz dönemin sevilen oyuncuları arasına girmiştir. 16.02.1963 tarihinde 49 yaşındayken siroz hastalığı nedeniyle yaşamını yitirmiş, erken ölümüyle sevenlerini çok üzmüş ve sinemamızda gerçekten iz bırakmış büyük sanatçılarımızdan biridir. Adı, memleketi Balıkesir’de bir kültür merkezinde yaşatılmaktadır..
Kırık Çanaklar, Otobüs Yolcuları, Üç Arkadaş, Aşka Kinim Var, Salih Tozan’ın 100 ‘e yakın filmi arasında hatırda kalanlar.

Kandemir Konduğun “Ünlülerden komik anılar” adlı kitabından, İsmet Ay’ın hatırası. Bir gün provadan çıkan İsmet Ay çiçek pasajının önünden geçerken Salih Tozan’ı ve arkadaşlarını bir fıçının etrafında oturmuş içerken görmüş. Onu da davet etmişler masaya. Bir süre sonra pasaja bir postacı girmiş ve girişten itibaren fıçıları saymaya başlamış. Tam önlerine geldiğinde “Salih Tozan” sizsiniz değil mi demiş. “benim” demiş Salih bey. Postacı bir mektup uzatmış. Zarfın üzerinde şöyle yazıyormuş. “Beyoğlu çiçek pasajı 7 numaralı fıçı, Salih Tozan”

salih_tozan6   salih_tozan2   salih_tozan1salih_tozan11   salih_tozan14   salih_tozan10

Turgut Boralı

16.11.2010

turgut_borali4

1923 yılında İstanbul’da doğan Boralı, 1941 yılında liseden ayrılarak, Raşit Rıza Tiyatrosu nda “Saçlarından Utan” oyunuyla hayatı boyunca hiç kopamayacağı sahnelere adımını attı. Daha sonraları Ses Tiyatrosu, İzmir Şehir Tiyatrosu, M.Karaca Tiyatrosu’nda çalıştı ve Dormen ve Sururi Cezzar tiyatrolarında oynadığı önemli rollerle dikkati çekti.

Nazım Hikmet ile ilgili bir anısı var usta oyuncunun;
Nazım’ın bir piyesi Karaca Tiyatrosu’nda oynuyor, elbette piyesin Nazım’a ait olduğu gizleniyor. Muammer Karaca, Nazım’ın telif ücretini birkaç haftada bir Turgut Boralı ile göz hapsinde tutulduğu eve gönderiyor. Her defasında oturup konuşuyorlar Nazım’la. Ve yine herdefasında evden çıkar çıkmaz polisler gözaltına alıp “ne konuştunuz ulan” diye sorguluyorlar Boralı’yı. O da her defasında “sohbet ettik, sanattan tiyatrodan konuştuk” diyor. Sırrı ele vermiyor.

Yeşilcam’a büyük emekleri geçen sanatçı, genellikle evde kahya, mahallede esnaftan biri veya aile babası rollerinde yeralmış, sevecen yapısı, güler yüzüyle hatırlanmaktadır.
Turgut Boralı, 19 Nisan 1994 yılında Bodrum’da aramızdan ayrılmıştır.

turgut_borali2   turgut_borali3   turgut_borali

Vahi Öz

16.11.2010

vahi_oz10

Tiyatro ve sinema sanatçısı Vahi Öz, 1911 yılında İstanbul’da doğdu. Samsun Lisesi’nde okudu. İlk kez 1928’de Samsun Gençlik Mahfeli’nde sahneye çıktı. Oyunculuğa Halkevi piyeslerinde başladı. 1930’da İstanbul Şehir Tiyatrosu’na girdi ve profesyonel oldu. Raşit Rıza Trupu ile Anadolu’nun birçok yöresinde oyunlar sergileyen Öz, 1938-1945 yıllarında Ankara Radyosu temsil kolunda görev yaptı. Ankara Radyosunda 1942 de her pazartesi 21:30 da yayınlanan Kimgil Ailesi’nde Baba rolünü seslendirmiş ve büyük bir ün kazanmıştır. Bu dönemde sırasıyla Raşit Rıza, Ses, Yeni Ses, Şen Ses ve Küçük Opera’da çalıştıktan sonra 1945’te İstanbul’a dönerek, Ses Tiyatrosu’nda oyunculuk ve yönetmenlik yaptı.
1947’de “Bir Dağ Masalı” filmiyle sinemaya geçti. 1947’dan beri çeşitli filmlerde yardımcı roller üstlenen ve yaklaşık 130 filmde rol alan sanatçı, son yıllarda Yeşilçam’ın vazgeçilmez aktörlerinden biri haline gelmişti. 1953’te Kan Kardeşler ve Süt Kardeşler adlı iki filmin yönetmenliğini de gerçekleştirdi. Sinemada asıl ününü 1960’dan sonra yaptı. Ertem Eğilmez’in 1965’te gerçekleştirdiği “Kart Horoz” filminde yarattığı “Horoz Nuri” tiplemesiyle tanınmış ve Mualla Sürer’le birlikte Türk sinemasının unutulmaz çiftlerinden birini oluşturmuştu. Özellikle Mualla Sürer ve Sadri Alışık ile yaptığı filmler bugün hala hafızalardadır. Perdede hiçbir şey yapmasa da sırf görüntüsüyle bile insanları güldürebilmeyi başarabilmiş nadir komedyenlerden biriydi. O tipi ve yeteneğiyle Türkiye’de değil de ABD’de yaşıyor olsaydı Hollywood’un vazgeçilmez karakterlerinden biri olurdu.
Vahi Öz, 12 Şubat 1969’da prostat kanserinden öldü.

vahi_oz31   vahi_oz12   vahi_oz8vahi_oz11   vahi_oz13   vahi_oz5