Arama:

Etiket Bulutu







‘şeytan’

Durum budur :)

14.04.2012

koyun

Şükriye Atav

16.11.2010

sukriye_atav8

4 Temmuz 1917’de dünyaya gelen Şükriye Atav, 1919 yılında ailesi ile birlikte Rusya’ya gider. İlk ve ortaokulu Sinferopol’da okur. Halk dansları etkinliklerinde yer alır. 1931 yılında İstanbul’a gelir.
Çocukluğundan beri içinde var olan Tiyatro sevgisini, sanat aşkını gerçekleştirmek için, 1932 de Eminönü Halk evi’ne kaydını yaptırır. Rusya’da okurken yaptığı halk dansları çalışmalarının faydasını görür ve hocalarının dikkatini çeker. Bir yandan ders alırken, diğer yandan tiyatro oyunlarında roller alır. Şükriye Atav’da ki azim ve başarıyı gören hocaları ve Muhsin Ertuğrul, sanatçıyı İstanbul Şehir Tiyatrosuna girmeğe teşvik ederler. 1942 Yılında, İstanbul Şehir Tiyatrosu kadrosuna girer Şükriye Atav. Artık yaşamı boyunca Tiyatro ve Sinema sanatçısı olarak hep karşımızda olacaktır.

İstanbul Şehir tiyatrosu müdürü ve Sinema yönetmeni olan Muhsin Ertuğrul, çekeceği bir filmde Şükriye Atav’a başrol teklif eder. Senaryosunu ünlü gazeteci-yazar Burhan Felek’in kaleme aldığı “Nasrettin Hoca Düğünde” adlı eser’le 1943’de sinemaya ilk adımını atar. Hazım Körmükçü ile başrolünü paylaştığı “Nasreddin Hoca Düğünde” isimli filmde, dönemin ünlü ses sanatkarı Müzeyyen Senar ile Sadettin Kaynak da önemli derecede rollerde oynamıştır.
Filmciliği pek fazla düşünmeyen, tüm tercihini Tiyatrodan yana kullanan Şükriye Atav, üç yıl sonra İpek Film sahibi İhsan İpekçi’nin teklifine “peki” demek zorunda kalır. Yönetmenliğini Ferdi Tayfur’un (Şarkıcı Ferdi Tayfur’la sadece isim benzerliği vardır) yaptığı “Senede Bir Gün” filmini 1946 yılında çeker. Bu film de Suavi Tedü ile birlikte başrolde oynar. Filmin görüntü yönetmenliğini (kameraman) sinemanın ilk uzun metraj filmini çeken Cezmi Ar yapar… 1948’de dönemin starı Mehmet Karaca (Cem Karaca’nın babası) ile “Düşkünler” filminde oynar. Dram filmlerinin aranan starı haline gelen Şükriye Atav, ayni yıl için de yine Halk film adına “Canavar” isimli bir film daha yapar ve bu eserde Sadi Tek’le birlikte başrolü paylaşırlar. 1949’da Talat Artemel’le “Dinmeyen Sızı”, 1950’de Cahit Irgat’la “Soysuz” filminde oynar.
Filmleri iyi iş yapmasına rağmen Şükriye Atav, altı yıl kadar, sinemaya ara vererek, tiyatroya ve çocuklarına zaman ayırır… 1956’da “Papatya” filmi ile tekrar sinemaya döner. Bu film de Fikret Hakan, Özcan Tekgül ve Bülent Oran’la birlikte başrolleri paylaşırlar. Sinemaya yine iki yıl ara verir, 1959’da Nejat Duru’nun ısrarı üzerine “Şeytan” adlı bir filmde oynamayı kabul eder. Bu filmde Kenan Pars, Sadri Alışık ve Çolpan İlhan’la ikinci kadın rolünde oynar. Tiyatro çalışmaları devam ederken uzun aradan sonra 1965 yılında “Ben Öldükçe Yaşarım” adlı bir film daha çeker. Ardında yine sinemadan uzaklaşır.

Sinemaya tekrar dönüşü ise tam dönüş olacaktır. 1971 yılında Yönetmen Orhan Aksoy iddialı bir film çekecektir.  “Emine” adlı filmde Tarık Akan’ın annesini oynayacak iyi bir oyuncuya ihtiyacı vardır. Bu rolü için Şükriye Atav’a teklif götürür. Atav, Tarık Akan’ın annesini oynar. Aynı yıl “Emine” filmi Antalya Altın Portakal Film Festivaline katılır ve Şükriye Atav bu filmde oynadığı başarılı anne rolü ile “En iyi yardımcı kadın oyuncu” ödülünü alır. Sanatçının hayatında bu film dönüm noktası olur. Ödülden hemen sonra, Erman film adına çekilen “Vefasız” adlı yapıtta Hülya Koçyiğit ve Tarık Akan’la birlikte oynarlar. Yine Tarık Akan’ın annesi rolündedir. Şükriye Atav, Yeşilçam’ın değişmez annesi olmuştur artık. Kötü kalplı kadın, kötü anne rolleri için Aliye Rona’yı, iyi kalplı kadın, iyi kalplı anne rolleri için de Şükriye Atav’ı oynatırlar hep. 1971-1976 yılları arasında 35 filmde oynar… 1976′ dan sonra sinemada bir azalma başlamıştır. Daha sonraki yıllarda birer, ikişer film de oynar… Şükriye Atav son olarak, 1987’de iki filmde oynar. “Ya Benimsin Ya Toprağın” ve “Bebek”. Bu filmler sanatçının sinemaya veda filmleri olur…

Şükriye Atav, Tiyatro ve Sinemada ki başarılarının yanı sıra, evlatlar yetiştirmekte de başarılı olmuştur. Arkadaşları ve meslektaşları arasında çok sevilen, saygın kişiliğe sahip biridir. Sinema seyircisinin hiçbir zaman unutamayacağı sevecen annesi Şükriye Atav, 2000 yılında rahatsızlanarak Antalya Devlet Hastanesine kaldırılır. Kalp hastası olarak yoğun bakıma alınan sanatçı, 8 Ekim 2000 yılında, 83 yaşındayken hayata veda eder.

kaynak : sinematurk.com

sukriye_atav7   sukriye_atav14   sukriye_atav15sukriye_atav2   sukriye_atav17   sukriye_atav20

Cennet

11.01.2010

cennet

Paulo Coelho’nun, “Şeytan ve Genç Kadın” adlı romanından güzel bir bölüm:
…”Yolları oldukca uzunmuş, yokuş yukarı gidiyorlarmış, güneş yakıcıymış, ter içinde kalmışlar, susamışlar. Bir dönemecin ardında harika bir mermer kapı görmüşler; kapı, ortasında bir çeşme bulunan altın döşeli bir meydana açılıyormuş, çeşmeden berrak bir su akıyormuş.

Yolcu, kapıdaki bekçiye dönmüş.

‘İyi günler.’

‘İyi günler,’ diye yanıt vermiş bekçi.

‘Burası harika bir yer, adı ne?’
‘Burası cennet.’
‘Ne iyi, cennete gelmişiz, çünkü çok susadık.’
‘İçeri girip dilediğiniz kadar su içebilirsiniz’, demiş bekçi ve eliyle çeşmeyi göstermiş.

‘Atımla köpeğim de susadılar.’
‘Kusura bakmayın,’ demiş bekçi. ‘Buraya hayvanlar giremez.’

Yolcu çok üzülmüş, çok susamışmış, ama suyu tek başına içmek istemiyormuş. Bekçiye teşekkür edip yoluna devam etmiş. Epeyce bir süre yamaç yukarı gittikten sonra eski görünümlü küçük bir kapıya varmışlar, kapı iki yanı ağaçlıklı toprak bir yola açılıyormuş. Ağaçlardan birinin altında, şapkasını alnına indirmiş, uyur gibi yatan bir adam varmış.

‘İyi günler,’ demiş yolcu.

Adam başını sallamış.

‘Atım, köpeğim ve ben çok susadık.’
‘Şurada taşların arasında bir pınar var,’ diyen adam eliyle orayı işaret etmiş. ‘İstediğiniz kadar su içebilirsiniz.’

Yolcu, atı ve köpeği pınara gidip susuzluklarını gidermişler.

Yolcu bekçiye teşekkür etmiş.

‘İstediğiniz zaman yine gelebilirsiniz,’ demiş bekçi.

‘Buranın adı ne?’
‘Cennet.’
‘Cennet mi? Ama mermer kapıdaki bekçi bana orasının cennet olduğunu söyledi.’
‘Orası cennet değil cehennemdi.’

Yolcunun aklı karışmış ‘Sizin adınızı kullanmalarına niye izin veriyorsunuz? Yanlış bilgi vermeleri büyük karışıklığa neden olur!’

‘Hiç de değil. Aslında onlar bize büyük bir iyilikte bulunuyorlar. En iyi dostlarına sırt çevirenlerin hepsi orada kalıyor çünkü.”

Paulo Coelho

Şeytan

22.05.2009

lady_devil

Kilisede ayin sιrasιnda birden seytan belirir. Herkes ne oldugunu anlιyamadan kaçιsmaya baslar.

Herkes kaçar ancak yaslιca bir adam hiç istifini bozmadan duasιna devam eder.

Seytan önce kendisini fark etmedigini zanneder, biraz daha yaklasιr, fakat adam yine oralι olmaz.

“Hey beni fark etmedin mi?” diye sorar.

Adam;

“Fark ettim.”

Seytan;

“Peki, sen benim kim oldugumu biliyor musun ? ”

Adam;

“Evet . Biliyorum.”

Seytan;

“Peki korkmuyor musun ?”

Adam:

“Niye korkayιm? Ben senin kιz kardesinle 45 yιldιr evliyim.” der.