Arama:

Etiket Bulutu







‘sıcak’

Sonuç bu!

17.11.2017



Aile dostu üç çift bir akşam bir tanesinin evinde toplanmışlar. Erkekler maç seyrederken kadınlar içeri odada sohbet ediyorlarmış.
İçlerinden birinin yüzü asık, demişler ne oldu?
– dün gece yatakta Ahmet uyurken elim apış arasına dokundu baktım buz gibi. O sırada uyandı. Dedim neden buz gibi? Buna alındı, arkasını döndü yattı, hala da konuşmuyor benle.
Aradan bir kaç gün geçmiş, yine birinin evinde toplanmışlar. Bu sefer ikinci kadının yüzü asık, ne oldu demişler?
– geçen sen söyledikten sonra merak ettim. Dün gece ben de Mehmet’i kontrol ettim baktım onun ki de buz gibi. bende sordum neden diye, Mehmet de alındı, bana küstü, konuşmuyor şimdi.
Bir kaç gün sonra tahmin edeceğiniz gibi yine toplanmışlar. Bu sefer üçüncü kadının yüzü asık ve ekstra olarak morluklar var, bir koluda alçıda. Sana ne oldu demişler.
– sizden sonra bende merak ettim, bizimkinin ateş gibi yanıyor. O sırada uyandı. Ahmet’le, Mehmet’in buz gibi, seninki neden sıcak dedim. Sonuç bu.

Cennet

11.01.2010

cennet

Paulo Coelho’nun, “Şeytan ve Genç Kadın” adlı romanından güzel bir bölüm:
…”Yolları oldukca uzunmuş, yokuş yukarı gidiyorlarmış, güneş yakıcıymış, ter içinde kalmışlar, susamışlar. Bir dönemecin ardında harika bir mermer kapı görmüşler; kapı, ortasında bir çeşme bulunan altın döşeli bir meydana açılıyormuş, çeşmeden berrak bir su akıyormuş.

Yolcu, kapıdaki bekçiye dönmüş.

‘İyi günler.’

‘İyi günler,’ diye yanıt vermiş bekçi.

‘Burası harika bir yer, adı ne?’
‘Burası cennet.’
‘Ne iyi, cennete gelmişiz, çünkü çok susadık.’
‘İçeri girip dilediğiniz kadar su içebilirsiniz’, demiş bekçi ve eliyle çeşmeyi göstermiş.

‘Atımla köpeğim de susadılar.’
‘Kusura bakmayın,’ demiş bekçi. ‘Buraya hayvanlar giremez.’

Yolcu çok üzülmüş, çok susamışmış, ama suyu tek başına içmek istemiyormuş. Bekçiye teşekkür edip yoluna devam etmiş. Epeyce bir süre yamaç yukarı gittikten sonra eski görünümlü küçük bir kapıya varmışlar, kapı iki yanı ağaçlıklı toprak bir yola açılıyormuş. Ağaçlardan birinin altında, şapkasını alnına indirmiş, uyur gibi yatan bir adam varmış.

‘İyi günler,’ demiş yolcu.

Adam başını sallamış.

‘Atım, köpeğim ve ben çok susadık.’
‘Şurada taşların arasında bir pınar var,’ diyen adam eliyle orayı işaret etmiş. ‘İstediğiniz kadar su içebilirsiniz.’

Yolcu, atı ve köpeği pınara gidip susuzluklarını gidermişler.

Yolcu bekçiye teşekkür etmiş.

‘İstediğiniz zaman yine gelebilirsiniz,’ demiş bekçi.

‘Buranın adı ne?’
‘Cennet.’
‘Cennet mi? Ama mermer kapıdaki bekçi bana orasının cennet olduğunu söyledi.’
‘Orası cennet değil cehennemdi.’

Yolcunun aklı karışmış ‘Sizin adınızı kullanmalarına niye izin veriyorsunuz? Yanlış bilgi vermeleri büyük karışıklığa neden olur!’

‘Hiç de değil. Aslında onlar bize büyük bir iyilikte bulunuyorlar. En iyi dostlarına sırt çevirenlerin hepsi orada kalıyor çünkü.”

Paulo Coelho

Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu nasıl soğuk tutabiliyor?

25.12.2009

termosi

Tek sebebi var, vakum yani boşluk. Bir termosta iç içe geçmiş iki kap vardır. Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir. İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır. Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır. Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de olmadığından ısı ilet ilemez. Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır. İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz. Termosun içine kahve konulursa ısısı dışarı kaçamayacağı için kahve sıcak kalır, soğuk su koyarsanız dışarıdan içeriye ısı giremeyeceği için su ısınmaz, soğukluğunu muhafaza eder. Vakumlu yani havasız ortamın izolasyon özelliği, 1643 yılından, Toricelli´nin bugünkü termometrelerin atası olan civalı barometreyi icadından beri biliniyordu. Ne var ki yaratılan vakumu muhafaza edebilecek, aynı zamanda da ısıyı iletmeyecek lastik türü malzemelerden o zamanlar kimsenin haberi yoktu. Termos başlangıçta kahve veya soğuk suyun sıcaklığını muhafaza etmek için değil, bir laboratuar aleti olarak sıvı ve gazları muhafaza etmek amacı ile tasarlandı. İngiliz fizikçi Sir James Dewar, 1890´lı yıllardaki bu buluşunun patentini hiç bir zaman almadı ve bilimsel kuruluşlara bağışladı. Dewar´ın Alman asistanı Reinhold Burger bu cihazdaki ticari geleceği iyi gördü ve 1903´de Almanya´da patentini aldı. Hatta ismi için ödüllü bir yarışma dahi açtı. Kazanan isim Yunanca ´ısı´ anlamına gelen ´Thermos´ oldu. Bu isim 1970 yılına kadar ticari bir marka olarak kaldı. Sonraları bu tip cihazların genel ismi olarak herkes tarafından kullanılması kabul edildi. Termosun daha çok tanınmasını ve evlerde yaygın olarak kullanılmasını sağlayanlar kuzey ve güney kutbuna giden kaşifler, Everest´in tepesine çıkan dağcılar ve zeplin yolcuları oldu. Dünyanın bir ucuna giderken bile kahveyi sıcak tutabilen termosa karşı insanların güven duyguları arttı. Termos piknik çantasında unutulmaması gerekenlerin içinde en baştaki yerini aldı.