Arama:

Etiket Bulutu







‘şöför nebahat’

Diclehan Baban

18.11.2010

diclehan_baban1

1934 yılında İstanbul’da doğdu. 1950’li yıllarda İstanbul Radyosu’nda şarkı söyledi.
Kamera karşısına geçişi 1960 yılında Şoför Nebahat filmiyle olmuştur. Türk Sineması’ndaki sarışın ‘vamp kadın’ ekolünün temsilcilerindendir.
Yardımcı kadın oyuncu rollerini üstlenen Baban genellikle ‘baştan çıkaran sarışın kadın’ ‘kötü kalpli üvey anne’ ‘perde arkasında kirli işlere bulaşan şarkıcı” gibi tipleri oynadı. Sandre sarısına boyalı saçları; bol rimelli takma kirpikli eye-liner çekilmiş sürmeli gözleri elinden düşmeyen sigarası ile filmlerdeki alaturka gazinoların vazgeçilmez solistiydi.
Filmin ‘esas kızı’ ve ‘esas oğlanına’ hep tuzaklar kurdu ama sonunda hep kendi mutsuz oldu.
Ne yazık ki gerçek yaşamı da mutsuz bitti; amansız bir hastalığa yakalanan Diclehan Baban, 3 Aralık 1978 tarihinde İstanbul’da genç yaşta yokluk içinde öldü.
Selim İleri sinema emekçilerinin içine düştüğü hazin durumları anlatan bir yazısında Baban’ın Diyarbakır’lı çok zengin bir sülaleden geldiğini ve gazeteci Cihad Baban ’ın yeğeni olduğunu belirtir. Ama aynı Diclehan Baban’ın dişçiye gidecek parası olmadığı için ağzına diş şekline sokulmuş sakız yapıştırarak bir gazino sahnesinde oynadığını da anlatır.

diclehan_baban61   diclehan_baban10   diclehan_baban3diclehan_baban5   diclehan_baban7   diclehan_baban2

Erol Taş

18.11.2010

erol_tas5Henüz iki yaşında iken, babası Hamza Bey’in ölümü üzerine, annesi Nazife Hanım ile birlikte İstanbul’a taşındı.
Okul çağında olmasına rağmen ailesine yardım etmek için okuldan ayrıldı ve çeşitli mesleklerde çalıştı. Bunların arasında hamallık, tezgâhtarlık sayılabilir. O dönem aynı zamanda boksörlük de yapan Taş, 1947 yılında İstanbul ve Türkiye ikinciliğini kazandı. Yine o yıl askere gitti ve üç yıl askerlik görevini yaptı. Askerden dönünce Cankurtaran’da bir iplik fabrikasında çalışmaya başladı. Erol Taş’ın sinemaya tesadüf sonucu girişi de o sıralarda oldu.

Sinemaya tesadüfi girişini şöyle anlatır sanatçı: “Lütfi Akad o bölgede bir film çekiyordu. Biz de işten kaytarıp çekimleri izliyorduk arkadaşlarla. Günlerce süren çekimlerden birinde mahallede oturan birkaç serseri, film ekibine musallat olup onları rahatsız etmeye başladı. Film ekibini korumak için birkaç arkadaşımla birlikte, serserilerle kavgaya giriştik ve Lütfi Bey’in yanında onlara bir güzel dayak çektik. Serseriler toz oldu tabi. Lütfi Akad daha sonra haber göndermiş bana, ‘Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın’ diye. Böylece sinema hayatım başladı. Filmdeki rolümü diğer yönetmenler de beğendi ve ardı ardına teklifler gelmeye başladı.”

Sinemaya ilk 1957 yılında Mümtaz Alpaslan’ın çektiği “Acı Günler” filmiyle girdi. Başlangıçta filmlerde figüranlık ve küçük roller ile görüldü fakat kısa zamanda yıldızı parladı. Bir yıl sonra “Dokuz Dağın Efesi” filminde bir çobanı canlandırdı. Bu filmi takip eden yıllarda ise, Dikenli Yollar, Peçeli Efe, Şoför Nebahat, Köyde Bir Kız Sevdim, Dişi Kurt ve Gecelerin Ötesi gibi pek çok filmde değişik karakterleri canlandırdı.

Taş’ın oynadığı filmlerdeki rollerden bazı örnekler vermek gerekirse: Hayat Kavgası’nda dediği dedik bir baba, Devlerin Kavgası’nda kötü kardeş, Seveceksen Yiğit Sev’de çiftlik sahibi, Sırtımdaki Bıçak’da karısı ve sevgilisi tarafından öldürülen bir koca, Son Darbe ve Cevriyem’de bir komiser, Aslanların Dönüşü ve Yedi Dağın Aslanı’nda bir cengâver, İnce Cumali, Tutku, Toprağın Teri ve İsyan’da kötü ağa, Maskeli Beşler ve Maskeli Beşlerin Dönüşü’nde bir Meksikalı, Aslan Bey’de eski bir Rus Generali, Gelin Kız’da oba beyi, Kanıma Kan İsterim’de idamlık katil, Öksüzler’de dilencilerin başı, Belalılar’da çetebaşı, Tatlı Nigar’da zengin bir kasabalı, Çayda Çıra’da zengin bir ağa, Alınyazısı’nda ise eski bir külhan beyi olarak çıktı karşımıza.

Gerek teknik ve konu, gerekse de sinema dili açısından vasat diyebileceğimiz bu ve benzeri filmlerde Taş, dönem dönem çeşitli roller aldı. Ancak sinemada onu adından sıkça söz ettiren filimler Susuz Yaz, Duvarların Ötesi ve Gecelerin Ötesi oldu.
Sinemada kötü adam rolleri ile bilinen sanatçı, bu tiplerin dışına çıktığı filmlerde, aslında her tür karakteri rahatlıkla oynayabileceğini de ispatlamıştır. Zaman zaman da olsa oynadığı iyi tiplerle seyirciyi şaşırtmıştır. Bir başka Akad filmi olan Ana’da, bu kez kötülükten kaçmaktadır. 1967’de çekilen ve Türkan Şoray’la başrolü paylaştığı “Ana” filmi onun az rastlanan iyi adam tiplemeleri için gösterilecek ilginç bir örnektir.

İlk eşi Hafize Taş’tan Metin Tanju ve Güler-Gönül adında ikiz çocukları olan Erol Taş, eşinin 1965 yılında vefatından sonra Konya’nın ünlü yün tüccarlarından Süleyman Erşan’ın kızı ve aynı zamanda teyzesinin çocuğu olan Elmas Erşan ile evlenir, bu evliliğinden 1968 yılında Müjgan adında bir kızı olan Erol Taş 8 Kasım 1998 tarihinde geçirdiği bir kalp krizi sonucu vefat etti.

erol_tas31   erol_tas6   erol_tas91erol_tas32   erol_tas   erol_tas10

Sezer Sezin

17.11.2010

sezer_sezin3

25 Ekim 1929’da İstanbul Eyüp’te doğdu. Asıl adı Mesrure Sezer’dir. İlk ve orta öğrenimini Eyüp’te tamamladı. Tiyatroya olan ilgisi nedeniyle bale dersleri almaya başladı. 11 yaşında Eminönü Halkevi Tiyatro kolunun sahnelediği “Kral Oidipus” adlı oyunda kralın kızı rolüyle ilk kez sahneye çıktı. 1945’de o günler için Balkanların en büyük revüsü adıyla anılacak olan Atilla Revüsü bale grubuna katıldı. Bir yıl sonra Vedat Örfi Bengü ile birleşerek Sezer Tiyatrosu’nu kurdu. Tiyatro bir yıl süreyle turneler yapar, fakat dağılır.
Sezer Sezin sinemaya 1944’de “Hürriyet Apartmanı”, 1945’de “Köroğlu” ve “Yayla Kartalı” filmlerinde küçük roller alarak başladı. Asıl çıkışını 1946’da kuruluşunda da yer aldığı ‘Erman Kardeşler’ şirketi adına çekilen “Damga” filmiyle sağladı. Sanatçı Lütfi Ö. Akad yönetiminde başrol oynadığı “Vurun Kahpeye” adlı film ile büyük başarı kazandı. “Arzu ile Kamber” ve “Tahir İle Zühre” adlı filmler için 6 ay Bağdat’ta çalışmalar yaptı. Bu filmlerde birlikte rol aldığı Kenan Artun ile 1952 yılında evlendi. Lütfi Ö.Akad, Atıf Yılmaz, Semih Evin, Memduh Ün vs. gibi yönetmenleri sinemaya kazandırdı. 1955’de Film Dostları Derneği tarafından “Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülünü kazandı. 1956’da Kenan Artun ve İlham Filmer ile ortaklaşa ‘Türk Eksport Film’ adıyla bir şirket kurarak yapımcılığa başladı. Yapımcı olarak üç film üretti. Bunlar arasında yer alan “Kıbrısın Belalısı Kızıl EOKA” adlı filmle Türk sinemasında Kıbrıs sorununa ilk kez değindi. Fakat film Kıbrıs konusunda Türk-Yunan ilişkilerinde oluşan iyileşme nedeniyle seyirciye fazla ulaştırılamadı. 1959’da Metin Erksan’ın daha sonraları aynı adla anılmasına sebep olacak filmi “Şoför Nebahat” ile büyük başarı kazandı. 1961’de İstanbul’da çekilen Tenten İstanbul’da ve “Ölümsüz Kadın-L’immortelle” adlı iki Fransız filminde rol aldı. 1965’de İzmir Fuar Filmleri Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü alan Sezer Sezin, 1967 yılından henüz çok genç bir yaştayken sinemadan uzaklaştı.
Türk sinemasında her zaman güçlü kadın rolleriyle kendisini kabul ettiren sanatçı bu tarihten sonra 1965’de evlendiği ikinci eşi Üner İlsever ile birlikte Kadıköy İl Tiyatrosu adı altında bir grup kurarak temsiller vermeye başladı. Başarılı oyunları arasında “Ya Beni Öpersin”, “Nazırın Karısı”, “Yanlış Adres” gibi oyunlar sayılabilir. 1970’lerin ortasına kadar devam eden tiyatro çalışmalarının ardından sanatçı bir süre deri ticareti işine girdi.
Sezer Sezin, 1984’de 21. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde onur ödülü ve 1993’de 12. İstanbul Film Festivali jüri onur ödülünü almıştır. Sanatçı sinemayı bırakışından 40 yıl sonra sessizliğini bozarak Safa Önal’ın “Hicran Sokağı” adlı filminde konuk oyuncu olarak yeniden kameralar karşısına geçti.

kaynak ; tersninja.com

sezer_sezin5   sezer_sezin1   sezer_sezin2

Talat Gözbak

16.11.2010

talat_gozbak4

29.10.1918 tarihinde Sivas’da doğdu. Devlet Konservatuarı Tiyatro Yüksek Bölümü’nden mezun olduktan sonra 200 civarı filmde oynadı. 50’ye yakın filmde yönetmen/oyuncu olarak görev aldı. Kendi film şirketini olan Gözbak Film’i kuran sanatçının ilk yapımı ise “Hayat Kasırgaları” film oldu. Bu filmde Altan Karındaş, Hüseyin Peyda gibi oyuncularla birlikte başrolde oynayıp bu filmin hem rejisörlüğünü hem de senaristliğini yaptı.

Yönettiği ve oynadığı filmerden bazıları; Vurun Kahpeye, Kaybolan Yıllar, Casus Kardeşler, Beni Mahvettiler, Leke, Namusum İçin ‘dir.

Film-San Vakfı kurucularından, sanat yönetmeni ve sinema oyuncu Talat Gözbak, 29 Nisan 1986 tarihinde aramızdan ayrıldı.

talat_gozbak3   talat_gozbak8   talat_gozbak6