Arama:

Etiket Bulutu







‘Tasarruf’

Binalarda ısı yalıtımı

15.04.2010

yalitim

Isı yalıtımı % 50 tasarruf sağlıyor

Türkiye’deki tüm yapılara standartlara uygun olarak yalıtım yapıldığı takdirde, yıllık tasarrufun yaklaşık 7,5 milyar doları bulacağı belirtiliyor.

Isı yalıtımı, kışın ısınmak, yazın da serinlemek için harcadığımız enerjiyi azaltarak daha tasarruflu bir yaşam sağlıyor.
Ülkemiz, belirli enerji kaynakları açısından bir potansiyele sahip olmakla birlikte, enerji üretimi açısından yeterli seviyede değildir.

Türkiye, bugün ihtiyacı olan enerjinin %72’sini ithal etmektedir. 2007 yılında ülkemizde tüketilen toplam enerji miktarı 105 milyon ton eşdeğer petrol iken, üretilen enerji miktarı 33 milyon ton eşdeğer petrol seviyesinde kaldı. Talebin karşılanamaması dolayısıyla her geçen gün artan enerji ithalatımız ise 2007 yılında 34 milyar dolar olarak gerçekleşti. Nihai enerji tüketimimizin %31’i binalarda olmaktadır. Bunun da büyük bir bölümü binalarda ısıtma ve soğutma için kullanılmaktadır.

Isı yalıtımı ile konutlarda bu amaçla tüketilen enerjiden ortalama %50 tasarruf yapılması mümkün. Enerji kaynaklarının akılcı kullanımının ifadesi olan tasarruf, ülkemiz açısından da büyük önem taşımaktadır. Isı yalıtımı da bu tasarrufu sağlamanın en önemli ve somut yollarından biridir. ”

Sağlıklı ve konforlu yaşam alanları oluşturan ısı yalıtımı için yapılan harcamalar; sağlanan enerji tasarrufu ile 2-5 yıl içinde kendini geri ödüyor. Sonraki yıllarda da kazandırmaya devam ediyor.

Saatler neden ileri-geri alınır?

12.04.2010

yazsaati

Birçok ülke, saatlerini yılın belli aylarında yeniden ayarlar. Bunun amacı günün aydınlık saatlerini, insanların uyanık oldukları zamana uydurmak, dolayısıyla evlerde ve sokaklarda yanan lambalar için gerekli enerjiden tasarruf sağlamaktır.
Nisan ayının ilk pazar gününde saatler bir saat ileri, Ekim ayının son pazar gününde ise bir saat geri alınmaktadır. Diğer bir deyişle ilkbaharda size kaybettirilen bir saat, sonbaharda geri verilmektedir.

Bu nasıl oluyor?

Dünyada güneşin 21 Haziranda 04:43’de doğduğu bir yer seçelim.
Siz burada yaşıyorsunuz ve saat sekizde işte olmak için saat 06:15 yataktan kalkmak zorundasınız.
Bu seçtiğimiz yerde güneş ufukla 6 derece açı yaptığında, saat 05:15 civarlarında etraf tamamen aydınlanır.
Bu durumda ileri alınmış saatler 06:15’i gösterir, yani gerçekte siz işe bir saat erken gitmiş olursunuz ama ışığı yakmadan saate bakar, tıraş olup kahvaltı yapabilirsiniz.

Akşamları ise, her zaman 24:00’de yatmaya vücudunu alıştırmış bir insan, bir saat önce yatmak zorunda kalmış olur ama hava kararınca gece evde ve sokakta lambaların yanma süresi bir saat kısalmış olur.

Gün ışığından tasarrufun, sanayinin kullandığı elektrikle alakası yoktur. Onlar gece de, gündüz de olsa zaten aynı elektrik enerjisini harcarlar.

Tasarruf…

22.05.2009

 images

Ders Alιnmasι gereken bir yazι..

5 yasιnda idim. 

Rahmetli babaannem pirinç ayιklιyordu. Bir tane yere düstü. Babaannem eğildi, aramaya  basladι. Sağa bakιyor, sola bakιyor, bulmaya  çalιsιyordu . 

Çocukluk iste, -Aman babaanne dedim. – Bir pirinç tanesi için bu kadar çaba harcamaya, yorulmaya değer mi? 

Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşι, öfkeyle doğruldu.
 -Sen oturduğun yerden ahkâm  kesiyorsun, ‘ dedi. – Hiç pirinç üretilirken gördün mü?

insanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç  tanesinde  kaç insanιn göz nuru, alιn teri, emegi, çilesi var biliyor musun? 

Utancιmdan kιpkιrmιzι olmuştum.  

Aradan yιllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. Alain’in proposlarını okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatιrladιm. 

Alain, bir  insan yerde bir igne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlιga karşι  ihanet etmis olur diyordu. ilave ediyordu.

Bir  iğnenin  üretiminde binlerce insanιn alιn teri, göz nuru, el  emegi vardιr diyordu.  

On dokuz yιl evveldi. Stockholm’e gitmistim. Bir otele indim. Geceydi. Sabahleyin, tras olmak için lavaboya  gittigimde, aynanιn yanιnda ilginç bir not gördüm. 

‘Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe  atmayιn, yanda bir kutu var oraya bιrakιn, bir tek jiletle dahi olsa, isveç çelik sanayisine yardιmcι olun’ diyordu. Doğrusu hayretler içinde kaldιm. Çocuklugumdan beri çelik eşya  denince akla isveç çeligi gelir. Birçok esya  üzerinde  isveç çeliginden yapιlmιstιr’ diye yazardι. iste o  ülke, kullanιlmιs bir tek ufacιk jiletin bile çöpe  gitmesini istemiyor, ona sahip çιkιyor, gelen  turistlere rica yollu uyarιda bulunuyordu. 

isviçre’de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir haberi duyurur. ‘Şu tarihte, su saatte, adamlarιmιz gelecek. Siz  lütfen  hazιrlιğιnιzι yapιn. Okumadιğιnιz, ilgilenmediğiniz, kullanmadιğιnιz ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kâgιt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapιnιn önüne koyun. isviçre’nin kalkιnmasιna yardιmcι olun. Fazla ağaç  ziyanιna engel olun. 



Japonlar son derece sade, basit, yalιn mütevazι  yaşayan insanlardιr. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar, Japonlara göre ruhen tekamül edememiş,  hayatιn manasιnι anlayamamιş, zavallι kimselerdir. Böyleleriyle evini mezat salonuna  çevirmis zavallι, diye eğlenirler. 

Bir insanin gösteriş için eşyanιn esiri olmasι ne  kadar acιdιr. Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. iç borçlar, dιş borçlar gιrtlağι aşιyor. Zamanιn başbakanι meclisi  toplar. Kürsüye çιkar. Durumu olanca açιklιgι ve tehlikeleri ile anlatιr ve; 

-Şu andan itibaren der, -Tanrι şahidim olsun ki, Japonlarιn iç ve dιs  borçlarι son kurusuna kadar ödenmeden, pirinçten baska bir  şey  yemeyeceğim. -Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim. 

Dediklerini yapar, en üstten en alta bir  israftan kaçιnma kampanyasι açιlιr. Japonya bütün  borçlarιnι öder. Bu durumun toplumun bütün  kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadιğιnι  söylemeye  gerek  yok. Geçenlerde Japon imparatorunun sarayιnι  gördüm. Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazι, ne kadar gösterişten uzak…  

*Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan boş yere akιtmakta, gece çamurlu ayakkabιlarιmιzι temizlemeden yatmakla, yemek yediğimiz kaplarι yιkamadan bιrakmakla biz de zalimler sιnιfιna geçmiyor muyuz?  

*Hayat çok ince, akιl almaz incelikte ipliklerle örülmüstür. Her şey o kadar birbirine bağlιdιr ki, ilkokul okuma kitabιmιzdaki bir sözü hiç unutmadιm.  

Bir mιh bir nalι kurtarιr. 

Bir nal bir atι,

Bir at bir komutanι, 

Bir komutan bir orduyu, 

Bir ordu bir ülkeyi kurtarιr diyordu..  

Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalιm ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayιz. 

Burada parayι da, maddiyatι da aşan büyük bir edep ve incelik vardιr.