Arama:

Etiket Bulutu







‘top’

Eğlenceli hale getirmek budur

29.04.2012

topcu

Kaleci Kova Yaşar’dan Anılar, 8-0’lık maçın kahramanı

11.11.2011

goalkeeper

Aslında Ingiltere ile 1984 yılında oynayacağımız o maça kadar inanın bir ay sürekli yan top çalıstık. Ancak o gün yediğimiz 8 golden 3’ü yan toptandı. Adamların nasıl gol atacağını biliyor ama çaresini bulamıyorduk.

Hayatımda oynadığım en tuhaf maçtı. Düşünün sahada 22 kişi var ve 20 tanesi bana bakıyordu çünkü maç hep benim kalemin önünde oynandı. Top sanki duvara çarpıyordu bana geri geliyordu. Maçtaki tek şutumuzu Erdal Keser atmıştı.

Belki bin maç yapsak 8 olmazdı. Ama oldu. 40′ ıncı dakikada beni çıkarın diye bağırdım. Hoca başka alana değisiklik yaptı ben sahada kaldım 8 golü de ben yedim . Maç sonu TRT spikeri geldi ‘Ne hissediyorsun’ dedi. Adamın suratına baktım ‘Ne hissedeyim ki’ dedim..

Wembley’deki 5-0′ lık maç
Bir de 5 gol yediğim bir Ingiltere maçı daha var. Abdülkerim, Lineker’i, Rasit Çetiner de Hoddle’ı tutuyor. Bir korner sırasında, Abdülkerim ceza sahasında resmen ‘Lineker’i gördünüz mü beyler?’ diye sordu. Raşit de, ‘Az önce buralardaydı’ yanıtını verdi. Maç mı, makara mı belli değildi. Tabii 8 gollük maçtan sonra bu 5’lık karşılaşma ciddiye alınmadı. Ama bizim bu maça bir gidişimiz var, inanilmaz. Abdülkerim Wembley’deki ilk idmana giderken bir kaç futbolcu ile birlikte yariş yaptılar. Wembley’e ayak basan ilk biz olalım dediler.. Abdülkerim sanki Neil Armstrong gibiydi.. ‘Aya ilk ben ayak basacagım’ diyordu.

Bu da ikinci 8-0’ın öyküsü
İkinci 8-0’lik maçta kalede Fatih vardı, Çünkü ilk 2 maçta 13 gol yediğim için oynamayacağımı biliyordum. Fatih sürekli beni sıkıştırıyor ve “Abi ne olur, 8 olur mu?” diye soruyordu. Ben de, “1-2 olur fazla olmaz” diyordum. O kadar çok sordu ki, bir gün darlandım, “Yeter be! 7 olur, 9 olur ama 8 olmaz. O bana has!” deyip sıyrıldım.

Maç 8 olunca, Fatih, “Abi be! Senin yapacağın tahmin bu kadar olur” dedi, gülüştük.

Kaleci Fatih ile Milli Takim’da oda arkadaşıydık. Ingilizler’den 3 maçta 21 gol yiyince (Bir 8 de Fatih yemisti) gazeteler:
“Fatih ile Yasar öyle iyi arkadaslar ki, yedikleri(!) içtikleri ayrı gitmez ” diye yazdı.

8-0’lik bir ingiltere maçında defans iyice bunalmıştı, sonunda 5. yada 6. golü yedikten sonra TRT spikerinin dedikleri:
“Evet sayın izleyiciler, ingilizlerin bir atağını daha gol yiyerek savusturduk…”

Maçın 90. dakikası, Ingilizler bir gol daha atıyorlar ve spiker yine patlatıyor:
” Evet sayın izleyiciler, mac bitti hala gol yiyoruz…”

Bir gün Fatih’le oteldeyken canımız çay çekti. İkimizde ingilizce bilmiyoruz resepsiyonu aradım ve dedimki “Tu Ti Ti Tiri Tu …Tu(two) Ti (tea) ,tu(two) tiri(three) tu(two). İki çay 232 ye

– göteborg maçında isveç’teki maçta yeniliyorduk, bizden 2 kişi kırmızı kartla atılmıştı, zaten mağluptuk, abdülkerim dellenmiş maçın hakemi yabancı, bizim apo dil falan bilmez bir yerden bir küfür duymuş yarım yamalak hakeme sallıyor, bir baktık apo hakemin karşısına geçmiş, ellerini kaldırmış ‘fuck me, fuck me’ diye bağırıyor, hakemin gözler faltaşı gibi açıldı, ‘ulan ne diyor bu manyak’ der gibi bakıyor apo’ya, apo ısrarla ‘fuck me’ diye bağırıyor. hakem neye uğradığını şaşırdı, rakip takım futbolcular gülüyor, biz de apo’yu çekiştiriyoruz ‘lan apo manyadın mı oğlum o küfür öyle değil’ diyoruz.

Bir Zafer Hikayesi…

22.05.2009

images1


Mart 1921, Inönü Ovasι insanιn iflahιnι kesen buz gibi bozkιr ayazιnda, Ethem Çavus’un sιrtι üsüyor, avuçlarι ise kιzgιn mermi kovanlarιna çιplak elle dokundugu için alev alev yanιyordu. Top atιsι on sekiz saattir durmaksιzιn sürüyordu.

Ethem Çavus, 75 mm’lik topu durmaksιzιn dolduruyor, her seferinde besmele çekip kesif kolundan bildirilen menzillere kιyamet yagdιrιyordu. Sandιkta kalan sondan üçüncü mermiyi aldιgιnda bir an duraksadι. Merminin üzerine bir çaput sarιlιydι. Çaputu sökerken avucuna kalem büyüklügünde demir bir çubuk düstü. Çaputun ve çubugun anlamιnι çözmeye çalιsιrken, mermi kovanιna kazιnarak yazιlmιs yazιya gözü ilisti. Okumaya vakti yoktu. Mermiyi topa sürüp atesledi. Demir çubugu cebine, bos kovanιnι ise bu sefer sandιga degil yere attι. Birkaç dakika sonra sogumus olan kovanι kaybolmamasι için yerden alιp mintanιnιn yakasιndan içeri attι.

Aksam ezanι vaktinde çarpιsma durulmus, mevzileri ileri, düsman hatlarιna dogru ilerletme emri gelmisti. Batarya komutanι, Ethem Çavus’a istirahat verdi. ilk is olarak bos kovanι çιkarιp üzerindeki yazιyι okudu.Kovanιn üzerinde

“Karahisarlι Seyfi Çavus. 4.Alay 2.Tabur 8.Batarya 26 Rebiyülahir 1339 inönü” yazιyordu. Birinci inönü savasιnιn en kιzgιn günlerinden birinde düsülmüs not ve mermiyle gelen demir çubuk, imalat-ι Harbiye atölyelerinde çalιsanlarιn bir mesaj istedigini gösteriyordu. Bosalan kovanlar Ankara’daki atölyelere yollanιr, oradan tekrar doldurulup cepheye dönerdi.

Üç saat sonra gecenin iyice çökmesiyle savas tamamen durulmus, birlikler yeni mevzilerine yerlesmisti. Ethem Çavus, cebindeki demir çubugu çιkarιp bir köseye oturdu. Ucu sivriltilmis çubuk, bakιr ustalarιnιn “kalem” dedikleri, üzerine desen oymaya yarayan keskin bir aletti. Eline yumruk büyüklügünde bir tas alarak hafif tιklamalarla kendi mesajιnι kovana kazιdι.

(more…)