Arama:

Etiket Bulutu







‘trabzon’

Ersun Kazançel

18.11.2010

ersun_kazancel11

11 Eylül 1936 Trabzon ‘da doğan, tiyatro, sinema ve dizi oyuncumuz Ersun Kazançel, 1957 yılında Dormen Tiyatrosuna girdi. Şehir Tiyatroları sanatçısı olan oyuncumuz tiyatronun dışında, 1958 yılından itibaren sinema ve dizi filmlerde de rol almış, iyi bir karakter oyuncusu olarak sinema sanatına emek vermiştir. 1958-1988 yılları arasında 100 ü aşkın filmde oynayan Ersun Kazançel, 1993 yılında vefat etmiştir.

 

 

 

ersun_kazancel3   ersun_kazancel2   ersun_kazancel4

Hayati Hamzaoğlu

18.11.2010

hayati_hamzaoglu4

Türk sinemasının ‘kötü adamlar kulübü’nün seçkin bir üyesi olan Hamzaoğlu, 1933 yılında Trabzon’da doğdu. İlkokul öğreniminden sonra hayata atılarak, bir süre kuyumculuk yaptı.
Sinemaya 1954’te ‘Köy Çocuğu’ filminde küçük bir rolde oynayarak girdi. Daha sonra kötü adam tiplemelerinin ve karakter rollerinin değişmez oyuncusu oldu. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, 1970’te ‘Bir Çirkin Adam’ ve 1991’de Abdurrahman Çavuş rolünü oynadığı ‘Tatar Ramazan Sürgün’de filmleri ile iki kez En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Kocaman artisleri kocaman yapan, doruğa taşıyan, merdiven insanlardan biriydi diğer kötü adamlar gibi. Yine onlar gibi, hak ettiği yerde olamadı; aç, bitap, hasta ve parasız bir hayat sürdü.
42 yıl önce tesadüfen sinemayla tanışan Hamzaoğlu bir söyleşide hayatını şöyle anlatmış:
Benim sinemayla tanışmam tesadüf. 1954 yılının Cumhuriyet bayramıydı. Arkadaşlarla dolaşıyorduk. Sadri Karan vardı, o zamanın kötü adamlarından. Filmlerden tanıyordum. Ona rastladık. ‘Fiziğin çok uygun, filmde oynar mısın?’ dedi. Ben Kuyumcuda çalışıyordum. Sinemayla ilgim yok, bu çevrelerden hiçbir tanıdığım yok. Gittim sete oynadım. 5 tane 50 kuruş verdiler yövmiye olarak. Parayı kabul etmedim. Bıçkın delikanlıyız. Galata’da büyüdüm ben. Onur meselesi yaptım, ben bu işi öğreneceğim dedim ve 3 yıl takip ettim. Bir gün bu sokaklara adımı yazdıracağım dedim, 3 tane ödül kazandım. Para da kazandım. Kazandık da tutamadık. Bu meslek alıp götürdü. Sokağa girdiğinde bir de abi diyorlarsa sana, o abiliği taşımak zorundasın. Bizim günahımız hem abi olduk, hem baba olduk. Kazandığımızı yedik içtik. Cepten yedik, sattık yedik. Hayatımızı da, gençliğimizi de yedik. Hastalığımız bu meslekten. Şöhret ateşten gömlek. Onu giymek çok zor. Yakıyor adamı. İşte bizi yaktı. Ciğerlerimizi yaktı, beynimizi yaktı. 42 yıl oldu, 7 yıl öncesine kadar iyi kötü birşeyler yaptık. Şimdi hastayım çalışamıyorum.”
En son Tatar Ramazan’da Abdurahman Çavuş rolünde izledik Hamzaoğlu’nu. Filmin çekildiği günlerde yakalanmıştı akciğer kanserine. 200’e yakın filmde rol almış olmasına karşın, yalnız, parasız ve bakıma muhtaç bir şekilde yaşamını yitirdi.
Yakalandığı akciğer kanserinden kurtulamayarak 15 Nisan 2000’de 67 yaşında vefat etti.

hayati_hamzaoglu2   hayati_hamzaoglu8   hayati_hamzaoglu5hayati_hamzaoglu7   hayati_hamzaoglu12   hayatihamzaoglu1

Tanju Gürsu

16.11.2010

tanju_gursu1

Hayati ve Mediha Gürsu’nun 3’ü kız, 2’si erkek çocuklarından biri olarak 1938’de Trabzon’un İskenderpaşa Mahallesi’nde doğdu. Türk sinemasına kazandırdıkları ile beyaz perdenin önemli mihenk taşı, yedi kuşak Trabzonlu olan Tanju Gürsu, beyaz perdeye sadece oyunculuğu ile değil, senaryosundan yapımcılığına kadar her alanda kalıcı katkılarda bulundu. Öğrencilik yıllarında memur olan babasının gönderdiği para, geçimini sağlamaya yetmediğinden, bir filmcilik şirketinin sahibi olan akrabasına gidip ondan harçlık alırmış. Yine böyle günlerden birinde kendisini çekim setinde bulmuş. Ücreti cazip geldiğinden hukuk fakültesini üçüncü sınıfta bırakmış. Bu kararla Türk sineması, 1961 yılında ‘Fosforlu Oyuna Gelmez’ adlı filmle, prensine kavuşmuş. İlk filminde oynadıktan sonra, bir derginin 1962’de açtığı ‘Sinema Oyuncuları’ yarışmasında Filiz Akın ile kapak birincisi seçilmiş. Böylelikle yıldızı parlamaya başlayan Gürsu, bugüne kadar 160′ ın üzerinde filmde oynamış ve hala dizilerde oynamaya devam ediyor.

Yılların sinemacısı, oyunculuğun yanı sıra 30 kadar senaryo üretmiş ve dört önemli belgesel çekmiş. Sinemanın genel sorunlarıyla da birebir ilgilenen Tanju Gürsu, bu konuyla ilgili ne kadar eylem varsa içinde yer almış. 1978’de Türk sinemasının sansüre karşı 5000 kişi ile Ankara’ya yürüyüşünü organize eden kişi yine Tanju Gürsu olmuş. Sinemacılıkla ilgili ne kadar dernek kurulmuşsa hepsinin içinde, ne kadar festival varsa hepsinin yönetiminde ve jürisinde bulunmuş. Sinemayı o kadar çok seviyor ki, bu konuda yanlış veya çirkin bir söze kesinlikle tahammül edemiyor. Ancak sıcakkanlı aktörün kimseye de bir dargınlığı yok. Babacan ve dost canlısı tavırları ile insanın gönlünü almasını çok iyi biliyor. Gençlere taş çıkartan yılların oyuncusu o kadar dinamik bir yaşam alışkanlığına sahip ki, dinlenmek için bile hareketli ve neşeli ortamları tercih ediyor.

İlk kez 1988 yılında Kurtar Beni filmiyle Altın Portakal kazanan Gürsu, 1997 yılında Köpekler Adası filmiyle En İyi Erkek Oyuncu dalında bir kez daha ödüle layık görüldü.

Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncularından birisi olan Tanju Gürsu 7 Haziran 2016’da aramızdan ayrılmıştır.

Kaynaklar;
Türk Sineması Veri Tabanı
Internet Movie Database
Kültür Bakanlığı Web Sitesi

tanju_gursu6   tanju_gursu2   tanju_gursu12tanju_gursu3   tanju_gursu4   tanju_gursu15